Kategori: Romanlar

Budala – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

“1868 yılında yazılan Dostoyevski’nin Budala adlı eseri, Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler’in arasında yazılmış bir romandır. 1867’de, kırk altı yaşında Snitkina’yla evlenen Dostoyevski, hem alacaklılardan, hem de yardım isteyen akrabalardan kurtulmak için karısıyla birlikte yeniden yurtdışına çıkmıştır. Rusya’dan dört yıl uzak kalacaktır. Alçaltıcı bir yoksulluk içinde geçen bu dönem boyunca ülkeden ülkeye dolaşacak; tüm

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

1866 yılı Rusya’sını yansıtan ‘Suç ve Ceza” (Prestupleniye i nakazaniye), Dostoyevski?nin en büyük eserlerinden birisidir. Dostoyevski’nin ölümüne 15 yıl kala açlık ve sefalet içinde kaleme aldığı bu eser dönemin Rusya’sının sosyo-ekonomik yanlarını tümüyle ortaya koymakla beraber Dostoyevski’nin yaşam kavgasını da çeşitli yönlerden anlatmaktadır. Eserin başkarakteri Raskolnikov’un Petersburg’ta oturduğu semtin, Dostoyevski’nin semtiyle aynı olması ve hatta

okumak için tıklayınız

Kavganın Şafağı – Ivan Popov. Yenilginin küllerinden yeniden dirilişin romanı

Rusya’da 1905 Devrimi yenilmiş, ağır gericilik ve suskunluk yılları başlamıştır. Ülke, çarlık çizmeleri altında karanlık bir hapishane görünümündedir. İşçi hareketi bastırılmış, devrimci örgütler büyük ölçüde dağıtılmış, aydınlar kitle halinde devrimden uzaklaşmıştır. Siyasal baskıların yanı sıra büyük tasfiyeci dalgaya göğüs germeye çalışan Bolşevikler de iç sorunlarıyla kan kaybetmektedirler. Ama işçi kitleleri için için kaynamaktadır. Ve onların

okumak için tıklayınız

Fikrimin İnce Gülü – Adalat Ağaoğlu. İşçi Bayram’ın ‘Bayram Bey’ olma yolculuğu

“Fikrimin İnce Gülü” Adalet Ağaoğlu’nun 1976 yılında yazdığı ikinci romanı. Yazar, insanlardaki yabancılaşma ve içe yolculuğu etkileyici bir biçimde anlatıyor. Eser, işçi Bayram’ın bir gününün hikayesini konu alır. Adalat Ağaoğlu bu yol romanında, sınıfının ve konumunun bilincinde olmayan Bayram’ın “Bayram Bey” olma çabasının biricik öznesi bal rengi Mercedes’i ile ilişkisini, Kapıkule’den başlayıp köyünde hazin bir

okumak için tıklayınız

Azap Yolları 1- 2- 3 / Aleksey Tolstoy

Rus yazar Lev Tolstoy’un uzaktan akrabası olan Aleksey Tolstoy ‘Azap Yolları’ eseri, “İki Kız Kardeş”, “Yıl 1918”, “Kederli Sabah” ciltlerinden oluşan bir nehir romandır. Birinci Dünya Savaşı, Büyük Sovyet Devrimi, uzun ve zorlu iç savaş yıllarının zengin bir panoramasını sunan eser, tüm derinliği ve karmaşıklığı ile insan doğasını, olaylar içindeki insanların ıstırap ve sevinçlerini büyük

okumak için tıklayınız

Makar Çudra – Maksim Gorki. Bilim aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir.

Rusça’da “acı” anlamına gelen Gorki takma adını kullanan Aleksey Maksimoviç Peşkov, edebiyata ilk adımını 1892 yılında ‘Makar Çudra’ öyküsü ile attı. Daha ilk öykülerinden başlayarak eserlerinde bir iyimserlik, insanın yaratıcı gücüne duyulan sonsuz güven ve aktif bir hümanizma göze çarpar. Rusya’nın geçirdiği çalkantıları, kapitalizmin gelişme sürecini, emekçilerin mücadelesini konu alan eserleri Rusya’da ve Dünya’da büyük yankı

okumak için tıklayınız

Fontamara – Ignazio Silone. Köylülerin acılı ve umutsuz hayatını anlatan roman

Fontamara, İtalyan yazarı Ignazio Silone?nin 1930?da yayımlanan romanı. Yazar bu eserinde, yoksul İtalyan köylülerinin (Cafoni?nin) acılı ve umutsuz hayatını büyük bir ustalıkla dile getirir. Fontamara, eski bir yerleşme yeridir; burada yoksul köylüler ve küçük toprak sahipleri yaşar. Hayat, sanki hiçbir değişikliğe uğramıyormuş gibi yoksulluklar, felaketler, doğumlar, evlenmeler ve ölümler içinde geçip gider. Yoksul köylü her

okumak için tıklayınız

Moll Flanders – Daniel Defoe

18. yüzyılın en popüler romancılarından biri olan Daniel Defoe (1660-1731) 1719?da yayımlanan ve bugün modern bireyciliğin ve ekonomik adamın arketipi kabul edilen Robinson Crusoe?dan sonra, 1722?de Moll Flanders?ı yayımladı. Bu kitap da bir varolma serüveniydi. Robinson Crusoe?nun ıssız bir adada yaşayabilmek için o adanın kaynaklarını ve orada bulduğu tek yerliyi sonuna dek sömürmesine karşın, bu

okumak için tıklayınız

Sefiller – Victor Hugo ‘Yeryüzünde yoksulluk ve bilgisizliğin egemenliği sürdükçe, böylesi kitaplar gereksiz sayılmayabilir.’

Victor Hugo, yurdunun ve halkının çıkarlarını savunması nedeniyle tam yirmi yıl sürgünde kaldı. Bu sürgün yılları, gerek şiir, gerek roman açısından onun en verimli dönemi oldu. 1862 yılında yazdığı Sefiller de (Les Misarebles) bu yılların ürünüdür. Bu romanda bir toplumun çöküş yıllarını yaşarken, o toplumun içindeki diriliş tohumlarının yeşerdiğini de görürüz. Victor Hugo yüzlerce sayfayı

okumak için tıklayınız

Robinson Crusoe – Daniel Defoe

Robinson Crusoe, 1719 yılındaki ilk basımının ardından sadece kendisinden sonraki “ada” edebiyatını etkilemekle kalmamış, 18. yüzyılın başına kadar uzanagelen benzer konudaki edebiyatı da “robinsonadlar” başlığı altında sonrakilere bağlamıştır. Onlarca taklidi çıkan, her dönemde kahramanı yeniden yorumlanan Robinson Crusoe, kimi edebiyat tarihçilerine göre modern romanın da babası sayılmaktadır. Oyunlara, operalara, çizgi romanlara, filmlere, günümüzdeki bilgisayar oyunlarına

okumak için tıklayınız

Demir Ökçe – Jack London

Jack London’nun Demir Ökçe (The Iron Heel) adlı yapıtı, ilk yayınlandığı 1906 yılından bu yana elden düşmeyen bir edebiyat başyapıtıdır. Ezilenlerin sömürenlere yani “Demir Ökçe’ye” karşı verdiği mücadeleyi büyük bir başarıyla işleyen bu öncü eser, yüz yıl boyunca ilerici kuşaklar için bir eğitim kitabı olmuş, ezilenleri konu alan yazarlara esin vermiştir. Demir Ökçe, ?demokrasi? gibi

okumak için tıklayınız

Gelecekten Anılar – William Morris

Gelecekten Anılar öncelikle bir memnuniyetsizliğin ifadesidir. İkinci olarak da, dünyanın ne kadar farklı bir yer olabileceğini düşünen tek bir insanın tutkularından ve tasalarından doğan kişisel bir hülyadır. Hikaye, daha iyi bir dünyanın mümkün olduğunu vurgular. Bizlerden beklenen Morris’in hayalini yalayıp yutmamız değildir. Tersine; kendi hayalimizi kurmamız için bu hikaye bize gereken cesareti verir. Clive Wilmer

okumak için tıklayınız

Kaygılarımızın Kışı – John Steinbeck

John Steinbeck ?Kaygılarımızın Kışı?nda, para, açgözlülük, hırs ve ahlak düşüklüğünün toplum üzerindeki olumsuz etkilerini hikâye ediyor. Roman, baş kahramanı Ethan Allen Hawley?in yaşadıkları üzerinden, bu kirlenmenin bir insanın hayatını nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor. Bir zamanlar ailesine ait bir dükkanda artık tezgahtar olarak çalışmakta olan Hawley, üst üste yaşadığı başarısızlıklar nedeniyle daha karamsar ve mutsuz

okumak için tıklayınız

John Ball’un Rüyası – William Morris

Morris’in 1886 yılında kaleme aldığı John Ball’un Rüyası, modern fantezi romanlarının klasikleşmiş öncüsü sayılır. Morris’in sanat ve hayat arasında kurduğu bağlardan doğan bu fantastik metin her ne kadar Gotik sanat öğeleriyle yoğrulsa da, asıl olarak 1381 köylü isyanlarının sancılarını, gerilimlerini ve çatışkılarını ortaya koyar. Daldığı düşle kendisini on dördüncü yüzyılda bulan, “gelecekten gelen” roman kahramanı,

okumak için tıklayınız

Hiçbir Yerden Haberler – William Morris

Hiçbir Yerden Haberler, 1890’da ilk olarak Commonweal adlı Sosyalist bir dergide bölümler halinde yayımlandı. Morris bu kitabında doğayla bütünleşik, eşitlikçi, devletsiz bir toplum tasavvur etmiştir. Her ne kadar kendisini sosyalist olarak görse de bu kitabıyla anarşizme daha yakındır. Yazar bu kitapta herkesin ulaşmak istediği, insanların özgürce hareket ettiği bir ütopya yaratır. Sanayileşmenin yerini toplumsal zanaat

okumak için tıklayınız

Sırrımsın Sırdaşımsın (Her an yıkılırız, her an yeniden yapılırız.) – Ümit Cingöz

Kamuran Şipal?in son kitabı Sırrımsın Sırdaşımsın, yekpare bir roman. Anlatı, hem anlatıcı-yazar-kahramanı hem de okuru bellekte, uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Anlatıcı-yazar-kahraman, kendi geçmişine, çocukluğuna, bilincine yolculuk ediyor ve bu yolculuğa çıkarken yanına okuru da ( sırdaşını) almayı ihmal etmiyor. Çocuk ve anneye dair anımsamalar, okuru da kendi çocukluğuna, kendi anılarına, anımsamalarına götürüyor. Okuyucu, romanı okumaya

okumak için tıklayınız

Bozkırkurdu – Hermann Hesse

Uçarı bir “yaşam” insanı olmaya kalkışan katıksız bir “düşün” insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu’nun hikâyesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat. “Bir başka akşam daha var ki, onu da unutmuş değilim. Evde yalnızdım, teyzem sokağa çıkmıştı. Birden

okumak için tıklayınız

Demirciler Çarşısı Cinayeti / Akçasazın Ağaları 1 – Yaşar Kemal

Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir. Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki ağanın ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir.

okumak için tıklayınız

Firmin / Hümanist Entel Serseri – Sam Savage

O bir hümanist! O bir entel! O bir filozof! O bir serseri! O bir mucize !!! O farelerin en kültürlüsü ve duyguları en gelişmiş olanıydı. Başka bir deyişle ?entel ama yalnız?dı? 60?lı yıllarda Boston?daki bir kitapçının bodrumunda doğmuştu. Alkolik bir anne ve anlayışsız kardeşleri yüzünden herkesten daha hassastı. Edebiyatı sevmeye en doğal şekilde başladı: onu

okumak için tıklayınız

Rahip Mouret’nin Günahı – Emile Zola

Büyük Fransız yazar Émile Zola?nın ?Rahip Mouret?nin Günahı? adlı romanı, doğa ve din arasındaki sonu gelmez mücadelenin yetkin bir hikâyesi. Roman, Serge Mouret adlı bir papazın, Albine Serge isimli genç bir kıza âşık oluşuna dayanır. Papazlık okulundaki eğitimle adeta insanlıktan çıkmış olan Mouret, Serge?ye duyduğu aşkla, yeniden insanlığa dönmüştür. Fakat bu ilişki, Mouret?yi her ne

okumak için tıklayınız