Kategori: Romanlar

Hava Kurşun Gibi Ağır / Nazım Hikmet’in Romanı – Hıfzı Topuz

Nâzım Hikmet’i aşkları, acıları ve tutkularıyla anlatan bir roman… Nâzım Hikmet’i ve dostlarını yakından tanımış olan Hıfzı Topuz, bu romanda şairin bir yandan uğradığı haksızlıkları, çektiği acıları, yurt özlemini, halkına olan sevgisini, bir yandan da tutkularını, aşklarını, mutluluklarını anlatıyor. Hava Kurşun Gibi Ağır’ı okurken, 1940’lı yılların karanlığına yeniden tanık olacak, yıllar boyu cezaevlerinde yatan büyük

okumak için tıklayınız

Meraklılar – Richard Bach

Martı ve Hipnozcu’nun yazarından Türkçe’de daha önce yayınlanmamış bir başyapıt… Oz Krallığı’nı çocukken gezdim, on dört kitabın hepsini okudum. Karakterlere ve maceraların geçtiği efsunlu ülkelere âşık oldum. “Gerçek mi anne? Oz gerçek mi?” Bütün anneler gibi yanıtlardı, bazen o tek cümle bir ömür sürerdi: “Yazarın zihninde gerçekti, şimdi de senin zihninde gerçek.” O zamanlar zihnimdekileri

okumak için tıklayınız

Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl – Maksim Gorkiy ‘Devrim öncesi kırk yıl’

Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl, Gorkiy’nin son ve en önemli, aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan yapıtı. Kitap, 1870’li yılların ortalarından başlayarak 1917 Devrimi’ne kadar çelişkilerle, kavgalarla ve düşünsel çatışmalarla geçen dönemin, ruhsal ve entelektüel yaşamını ortaya koyuyor; zamanın barometresi sayılan, toplumdaki siyasal kamplaşmaları ve sınıf bilinci gelişimini çok kesin olarak yansıtan orta sınıf Rus

okumak için tıklayınız

Direnme Savaşı / Saygon Zindanlarında Mücadele – Nguyen Duc Thuan

Bu herhangi bir roman değildir. Vietnam zindanlarında Amerikan emperyalistlerine ve onların Saygon uşaklarına karşı verilen mücadelenin destanıdır. Faşizme karşı mücadelenin, zindanlarda da devam ettiğini göstermesi bakımından öğreticidir. Yazar Nguyen Duc Thuan, 1956’da Saygon polisi tarafından tutuklandı. 1964’e kadar Poulo-Condor zindanlarının «kaplan kafeslerinden» birine kapatıldı. Bu yapıtında, cezaevinde kendisi ve tutuklu yoldaşları tarafından sürdürülen mücadeleleri ve

okumak için tıklayınız

Peki Ya İnsanlar? – Özlem Pekcan

İnsanlarla dağ gelinciklerinin paylaştıkları bir dünyada, tastamam bizim dünyamızda, anlaşıldığı kadarıyla en az insanlar kadar ileri bir medeniyette yaşayan dokuz dağ gelinciğinin yaşam macerasının anlatıldığı bir kitap ?Meraklılar?. Shamrock; bir dedektif. İlk büyük gerçeği, dağ gelinciklerinin dünyamıza nereden geldiklerini bulacak kadar iyi bir dedektif. Budgeron ve Danielle, birbirini çok seven evli bir çift. Biri çocuk

okumak için tıklayınız

İlk Yılların Ekmeği – Heinrich Böll

İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman yazarlarının en ünlülerinden biri olan Heinrich Böll, bu ünlü romanında, savaştan hemen sonra baş gösteren zor yıllardaki ekmek kavgasından bir kesit veriyor. Savaşın yıkıcı bir güçle sarsmış olduğu değerler ne olursa olsun, romanın baş kişisi, insanca yaşamak için zor yılları deneme, zorlama, üstesinden gelme çabası içindedir. Savaş sonrası Almanyasının yoksulluk

okumak için tıklayınız

Melek Sustu – Heinrich Böll

Henirich Böll, “Melek Sustu” adlı kitabında, -öldürmek, yaralamak, yakmak, yıkmak dışında- savaşın insanlara neler yapabileceğini anlatıyor. Kendisi de İkinci Dünya Savaşı’na katılıp 1939’da esir düşen ve özgürlüğüne ancak 1945’te kavuşan Böll’ün kahramanları, cephede savaşan askerler değil. O durgun akan bir suyun derinliklerinde neler olup bittiğini alatıyor. Böll’ün kahramanları ordudan kaçmış bir asker, tek gecelik ilişkisinden

okumak için tıklayınız

Jar – Kemal Varol

Seksen darbesinden üç yıl sonra… Doğu’da bir kasaba… Günün birinde kimselerin tanımadığı iki yaşlı adam, kasabadaki iki ayrı meyhanenin bahçesine kurulup öfkeyle birbirlerine bakmaya başlar. Bu sabırsız, öfke dolu iki adamın hikâyesi giderek onları izleyenlerin hikâyesiyle buluşur. Kinle zehirlenmiş roman kahramanları öfkelerini yenmek için gücünü özellikle sözlü kültürden alan bir oyuna katılmaya karar verirler. Jar,

okumak için tıklayınız

Yarın Bizimdir Yoldaşlar – Manuel Tiago (Álvaro Cunhal)

Bazı romancılar eserlerine “Ben bu notları rastlantı sonucu, bir çekmecede buldum…” gibi sözlerle başlamayı sever. Ama, elinizdeki kitap gerçekten de böyle bulunmuş bir eser. Bu nedenle kapağında ünlü bir romancı adına rastlamıyoruz, oysa roman başlı başına, bir ismi dünyaya tanıtmaya yetecek güçte. Eserin bulunan tek kopyası üzerine iliştirilmiş bir pusulada, büyük olasılıkla takma olan Manuel

okumak için tıklayınız

Şairin Romanı – Murathan Mungan

Adı Yerküre olan bir gezegen. En büyük kara parçası sayılan Anakara’da farklı yerlerden farklı nedenlerle Odragend’e varmak üzere yola çıkan gezginler. Elli yıl sonra yurduna dönen bir bilge şair. Yıllarca evinden hiç çıkmadan yaşadıktan sonra, çıraklarıyla birlikte kendisini yollara vuran bir şiir filozofu. Yalnızca şairleri öldüren bir katilin izini süren atlı polis ve yardımcısı. Yol

okumak için tıklayınız

Dağlardan Sorun Beni / Son Apaçi Savaşçısı Geranimo’nun Romanı – Forrest Carter

Amerikalı Kızılderililerin kültürlerinin ve uygarlıklarının ortadan kaldırılması, çağımızın en büyük yüzkaralarından biridir. Kıtayı atalarından miras alan Kızılderililer, ne yazık ki bunu çocuklarına bırakmamışlardır. Kızılderili soykırımı ve onlarca kabilenin yeryüzünden silinmesi, ‘1860-1890 yılları Amerikası’nın korkunç bir trajedisidir. Dağlardan Sorun Beni bu trajediyi anlatmaktadır. Topraklarından atılan, çoluk çocuk katledilen, göçmen kamplarında açlıktan ve hastalıktan ölmeye terkedilen, ihanetlere

okumak için tıklayınız

Yüz Karası – Orhan Kemal

İlk defa 1960 yılında yazılıp, bugüne kadar tefrika edildiği gazetelerin sayfalarında kitaplaştırılmayı bekleyen bir roman Yüz Karası. Elli yıl sonra ortaya çıkan bu roman, Işık Öğütçü’nün önsözüyle hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adana’nın fakir bir mahallesinden başlayıp İstanbul’a uzanan bu öyküde fakirlik, büyük umutlar ve haysiyet konuları işleniyor. Birbirinden farklı karakterlerdeki iki kardeşin yaşam mücadelesini; açgözlülük, kısa

okumak için tıklayınız

Tatar Ramazan (700 Kasaba, 70 Vilayet ve 7 Düvelde Namı Söylendi) – Kerim Korcan

Kerim Korcan’ın en önemli eserlerinden biri olan Tatar Ramazan, 1990 yılında sinema filmine uyarlandı. Başrolde Kadir İnanır’ın oynadığı filmin müziklerini Ahmet Kaya yaptı. Tatar Ramazan, Türk öykücülüğünün en gerçekçi kahramanlarından biri olarak anılmaktadır. Mertliğin, cesaretin, onurun zulme başkaldırısını temsil eder. Cezaevi yaşantısı içindeki karşı konulmayan feodal yaşam biçimine tek başına isyan ettiğinde görmüştür ki arkasından

okumak için tıklayınız

Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin “İhanet karşısında dürüstlüğün ve cesaretin zaferini anlatan roman”

Yüzbaşının Kızı (??????????? ?????), Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in 1833-1836 yılları arasında yazdığı rus edebiyatında büyük öneme sahip bir romanıdır. Yüzbaşının Kızı, Pugaçov Ayaklanması sırasında Rus bir subayla görev yaptığı kale komutanı yüzbaşının kızı aralasındaki duygusal ilişkileri konu alır. 18. yüzyıl Rusya’sında geçen roman, rejimin çalkantılı ve belirsiz olduğu dönemde orduya katılan genç asilzade Pyotr Andreyiç Grinyov

okumak için tıklayınız

Ölü Canlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol

“Gogol’e ününü sağlayan “Müfettiş” ve “Palto” gibi, “Ölü Canlar” da Rus toplumsal hayatına yapılmış ağır, ama mizahi bir eleştiridir. Kahramanı Pavel Ivanovich Chichikov’la giderek palazlanan iş bitirici ve şarlatan bir insan tipine; onun “can” denilen serfler üzerine çevirdiği dolaplarla kazandığı güç üzerinden ise Rus kanunlarına ve sınıfsal ilişkilere saldırmıştır yazar. Chichikov’un izlediği yol basittir; amacı, toprak

okumak için tıklayınız

Yolgeçen Hanı – Pınar Selek

Yolgeçen Hanı, Pınar Selek’in darbe sonrası yılların acılarını, tüm renk ve sesleriyle hayatın ve insanların canlılığına sarmalayarak anlatmayı başardığı; gücünü, samimiyetinden ve doğallığından alan ilk romanı. Bir kaçışın hikâyesi ve 12 Eylül’ün ardından gelen şarkılar… Kimliklerinin peşine düşmüş dört genç: Devrime olan inancını asla yitirmeyen ve bu uğurda sevdiklerini terk etmeyi göze alan Elif, hayatının

okumak için tıklayınız

Hem Türk hem Ermeni ilk roman, Akabi Hikâyesi ? Hovsep Vartanyan / Vartan Paşa

Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze’nin Paris?teki bir kütüphanede bulduğu, Hovsep Vartanyan (Vartan Paşa) tarafından 1851 yılında Ermeni harfleriyle ama Türkçe olarak yazılmış Akabi Hikâyesi adlı romanı hem Ermeni edebiyatının hem de Türk edebiyatının ilk romanıdır. 1872?de Arap alfabesiyle yayımlanan Şemseddin Sami?nin ?Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat? adlı yapıtı Türk edebiyatının ilk romanı olarak anılır. Oysa bu tarihten

okumak için tıklayınız

Küller Arasında / Acının Terazisinde İki Halk: Türkler ve Ermeniler ? Halil İbrahim Özcan

(*) ‘Küller Arasında’ , 1915 Tehcir Kanunu’yla Haçin’den sürgüne gidenlerden bir kısmının 1918’de yeniden Haçin’e dönmelerini ve döndükten sonra yaşadıklarını, hüzünlü ve tarafsız bir dille anlatıyor. Hikâye, Ermeni ve Türk halklarının bin yıllık kardeşlik duygusuyla kaleme alınmış.. “Ben sana ne diyebilirim ki Aram? Şimdiye kadar yoktu böyle şeyler, gavurmuş, Müslüman?mış… Güneş hepimizin üstüne doğardı. Seher

okumak için tıklayınız

Tehcir Çocukları “Nenem bir Ermeni’ymiş…” – İrfan Palalı

İrfan Palalı’nın anneannesi Fatma’nın tehcir sırasında yaşadıklarını ve onun Ermeni olduğunu öğrendiğinde tepkisini anlattığı “Tehcir Çocukları”, 2005 yılında Su Yayınları tarafından yayımlandı. ?Anneannemin Ermeni olduğunu 40 yaşlarında öğrendiğim için özel bir duygu hissedeceğim yaşı geçmiştim ve korkularımı aşmıştım. Gençken öğrenseydim, herhalde ?Ermeni dölü? olmaktan hicap duyardım. Ama ailemden çok korktum, nitekim korktuğum kadarını yaptılar. Mesela

okumak için tıklayınız

Şimdiki Çocuklar Harika – Aziz Nesin

“Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.” Aziz Nesin Şimdiki Çocuklar Harika, Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir kitaptır. 55 kere basılmıştır. Bu kitapta Ahmet ve Zeynep ismlerinde iki çocuk ayrılıp mektuplaşma yoluyla birbirlerine yaşadıkları olayları anlatırlar. Ahmet ile Zeynep eskiden aynı okulda okumaktalardır, ancak Zeynep sonra Ankara’ya taşınır. Mektuplaşmaya söz vermişlerdir.

okumak için tıklayınız