Kategori: Söyleşi

Peter Weiss ile söyleşi – Tezer Özlü

1982 yılı Bremen Edebiyat Ödülü Peter Weiss?a verildi. Bu, Federal Almanya?da verilen en önemli edebiyat ödülü. Yirmi yıla yakın bir süredir okuduğum ve Alman yazının savaş sonrası yazarları içinde en sevdiğim bu büyük yazarı tanımak ve onunla Milliyet Sanat Dergisi okurları adına konuşmak için Berlin?den Bremen?e gitmek ne büyük bir olanak. Sabah saat altıda Berlin

okumak için tıklayınız

Reşat Nuri Güntekin’in ilk ses kaydı yayınlandı

1950’li yıllarda yapılan bir röportajı Radyo 1’de yayınlandı. Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in daha önce hiç yayınlanmamış ses kaydı TRT’de yayınlandı. Radyo 1’de gerçekleştirilen “Mazideki Ses” programında, ünlü şair Behçet Kemal Çağlar’ın 1950’li yıllarda Reşat Nuri’yle yaptığı 12 dakikalık ses kaydına yer verildi.

okumak için tıklayınız

Çocuklara düş çizen sihirli kalem

Çocuklar için yazdığı ?Sudanya Gezegeni? adlı kitabı hakkında söyleştik Halime Yıldız ile. Çocukluğunu ?ses, koku ve sözcükler? ekseninde paylaştı bizimle. Göçle birlikte değişen hayatı, eski zamanı hüzünle yad ettirse de kendisine, çocukluğunu tarif ettiği o kokuyu duyumsamasına engel olmamış hiç ve böylece biriktirebilmiş düşlerini çocuklar için heybesinde? Annesinin masallarıyla büyümüş ve şimdi kendisi masallar yazmakta,

okumak için tıklayınız

Arif Damar, 1951’de birçok şair ve yazar cezaevine girdi. Siz de onlardan birisiniz. Neler yaşandı o dönem?

Arif Damar, 1951’de birçok şair ve yazar cezaevine girdi. Siz de onlardan birisiniz. Neler yaşandı o dönem? Askerden geldikten sonra Türkiye Gizli Komünist Partisi’ne üye oldum. O sırada Mahmutpaşa’da işportacılık yapıyordum. Sonra TKP sanığı olarak 1951’de tutuklandım. “Dayanılmaz” diye bir şiir yazmıştım. 1. Şube Müdürü Ahmet Topaloğlu, gece yarısı geldi dedi ki “Seni Yeryüzü dergisinde

okumak için tıklayınız

“Yazınca Barışıyor İnsan” / Ayça Şen’le Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Daha çok radyocu kimliğiyle tanıdığımız ancak müzik, resim, edebiyat gibi farklı alanlarda da üretim yapan Ayça Şen, yeni bir romanla yola devam ediyor. Yazar, “Saatçi Bayırı”, “Hırs ve Ceza”nın ardından “Hayalet Ağrı”yla tekrar okurlarının karşısında. Beri yandan da bir internet radyosu olan Standart FM’de “Meraklısına Ayça Şen Başkan” adlı programıyla radyoculuk oynamayı sürdürüyor. Radyo, onun yazarlığını

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in okuduğu ilk roman neydi?

Okuduğunuz ilk roman neydi? İlk okuduğum roman Alphonse Daudet?nin Le Pe­tit Chose idi. Daudet?nin torununun Ceyhan?da bir çiftliği bir de küçük fabrikası vardı. Kitabı da Amasya?da bir öğretmen çevirmişti. Ondan sonra da Kerem ile Aslı?yı okudum. Beni ilk etkileyen kitap Don Kişot oldu. Onu okuduğum­da on yedi yaşındaydım. Daha önce Don Kişot?tan parçaları bi­zim ilkokul

okumak için tıklayınız

Metin Altıok ile Söyleşi – Enver Ercan

Enver Ercan’ın Kasım-Aralık 1990 tarihinde Sombahar Dergisi’nde yayınlanan Metin Altıok ile yapılan röportajını sunuyoruz. Metin Altıok, yeniden Ankaralı. Bingöl ve Karaman’da geçen 12 yılın ardından, eşi Nebahat Hanım’la Ankara’ya dönüp yerleşmişler.. Şu anda felsefe öğretmenliğinden emekli ve zamanının çoğunu şiire ayırıyor. Evlerine konuk olduğımda ona sormayı düşündüğüm soruları not etmiştim ama, içeriye adımımı atar atmaz

okumak için tıklayınız

Sayın Aziz Nesin, yazarların çağımızdaki işlevleri nedir, ne olmalıdır, sizi etkilemiş yazarlar kimlerdir?

Bana göre paradoks, orijinal (özgün) görünmek için orijinal olmaya özenmektir. Oysa özgünlüğün amacı özgün görünmek değil, önceden bilinen herhangi bişeyin bilinmeyen bir başka yüzünü bulup onu yeni bir biçimde göstermektir. Özgün olayım derken paradoksa düşen yazarlar çoktur. Ben hep yalından ve çok bilinenden yanayım. Örneğin benim için dünyanın hiç modası geçmeyen en güzel dizesi, şimdiye

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya, Tomris Uyar, Edip Cansever ve Turgut Uyar ile bir açıkoturum

Tomris Uyar: Konuya şöyle girelim isterseniz. Bir süre önce üçünüz de geniş yankılar uyandıran şiir yazıları yazıyordunuz. Aklıma ilk gelenler, Edip Cansever?in ?Mısra İşlevini Yitirdi?, Cemal Süreya?nın ?Folklor Şiire Düşman?, Turgut Uyar?ın ?Çıkmazın Güzelliği? başlıklı yazıları. Bunlar o kadar çok yankı yaptı ki, kendileri fikir üretmeyen birtakım eleştirmenler, bu yazılardaki sloganlarla uzun sire geçinebildi. Bugünse,

okumak için tıklayınız

Sevgili Aziz Nesin, kitaplarınızı nasıl yazarsınız?

? Kitaplarınızı nasıl yazarsınız, efendim? Kâğıtlara eski yazıyla yazarım. ?Yani daktilo kullanmaz mısınız? Kullanırım ama sonra kullanırım. Önce kâğıda el yazısıyla eski Türkçe olarak yazarım. Sonra onu gözden geçirip bir başka kâğıda yeniden eski Türkçe olarak yazarım. Ondan sonra daktiloyla yazarım. Sonra bunu da bikez daha daktiloda yazarım. Yani enaz dört kez yazıyorum. – Bir

okumak için tıklayınız

JALE SANCAK “Hepimiz sorumluyduk olup bitenlerden” – SÖYLEŞİ: Elif Şahin Hamidi

Öykücü Jale Sancak, bu kez bir romanla okurlarının karşısına çıktı. Fırtına Takvimi isimli bu ilk romanda Sancak’ın öykücülüğünün izlerini sürüyoruz. Sancak, üç farklı hikâyeyi, üç farklı yolculuğu ve yolları Yelnehir’de kesişen kahramanlarını yine öykü tekniğiyle bir araya getiriyor. Sancak ile Fırtına Takvimi ve bu ilk roman deneyimi üzerine konuştuk? Gazetede okuduğunuz üçüncü sayfa haberlerinden hareketle

okumak için tıklayınız

Hikmet Temel Akarsu, “Kaybolan bir devrin hikâyesidir anlatılan?” SÖYLEŞİ: Elif Şahin Hamidi

Hikmet Temel Akarsu, son kitabı “Şairlerin Barbar Sofraları’nda, kendini gerçek edebiyata adamış, kalbindeki edebiyatçı duygusunu her şeye rağmen korumayı bilmiş, son kuşak Don Kişot’ların hazin ve aynı zamanda ironik serüvenini anlatıyor. Akarsu, “Sonu getirilmek istenen ya da alelade bir iktidar aygıtı haline dönüştürülmek istenen edebiyata bir ağıt” olarak nitelediği öyküleriyle, kaybolan bir devri resmediyor?

okumak için tıklayınız

Siyah Bant ile söyleşi: “Her yer sansür, her yer sınır”

Siyah Bant, sanata sansür siyasetini gözlemliyor, araştırıyor ve raporluyor. Sanki elit bir azınlığı ilgilendirir gibi duran sanata sansür siyaseti, aslında ülkenin içinde bulunduğu siyasal baskı ortamının en görünür olduğu alanlardan biri olarak ortaya çıkıyor. Siyah Bant?la mevcut iktidarın sanata yaptığı müdahalelerin, daha önceki dönemlerle nasıl bir süreklilik içinde olduğunu, dahası buradan nereye gidildiğini konuştuk.

okumak için tıklayınız

Otoriterlik ve Totaliterlik Nedir Ne Değildir? (Filiz Zapcı ile Söyleşi – Kansu Yıldırım)

Son zamanlarda rejim sorunu ve rejimin nereye doğru gittiği sorusu üzerine çokça yazılıp çizildi. Bu tartışmalar esnasında ?otoriterlik?, ?totaliterlik?, ?diktatörlük? gibi pek çok kavram anıldı. Ne var ki her kavramın tarihsel ve toplumsal olarak farklı bir bağlamının bulunduğu ve belirli bir siyasi tercihe göre kullanıldığı da aşikâr. BirGün Kitap olarak bu kavramların ortaya çıkış sürecini,

okumak için tıklayınız

Kitap eklerini, editörleri anlattı

Okurlar ile yayın dünyası arasında bir köprü kuran kitap eklerini çıkarmanın zorlukları olmaz mı? Elbette var? İşte, bu zorlukları da, yayınladıkları ekin diğer kitap eklerinden farkını da, internet medyasının kitap eklerine etkisini de Türkiye?de yayınlanan bu eklerin editörlerine sorduk. Cevapları ise Vatan gazetesi adına Buket Aşcı?dan, BirGün gazetesi adına Doğuş Sarpkaya?dan ve Sol gazetesi adına

okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz adlı kitaba dair Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali ile söyleşi – Serhan Yedig

Yazar Sabahattin Ali?nin eşine evlilik öncesi, kızına ise ölümünden birkaç yıl önce hapisten ve İstanbul?dan yazdığı mektuplar ?Canım Aliye, Ruhum Filiz? adıyla YKY?den yayımlandı. Müzikolog, yazar Filiz Ali, babasının kişiliğinin tüm boyutlarıyla kavranabilmesi açısından mektuplarının önemli olduğunu söylüyor ?Son mektuplarında çaresizliği, kuşatılmışlığı belirgin şekilde görülüyor? diyor.

okumak için tıklayınız

Sevengül Sönmez ile söyleşi: Sabahattin Ali’den mektup var

Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk adlı öykü kitaplarının, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan adlı romanların, Dağlar ve Rüzgar adlı şiir kitabının yazarı olan Sabahattin Ali’yi Türkiye daha çok Kürk Mantolu Madonna’nın yazarı olarak tanıyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan Sevengül Sönmez editörlüğünde çıkan Canım Aliye, Ruhum Filiz ise Sabahattin Ali’yi Kürk Mantolu Madonna’nın ötesinde,

okumak için tıklayınız

Uçurum / Orhan Kemal Soruyor – Işık Öğütçü, Orhan Kemal

İlk kez kitap halinde!.. Gizli kalan roman bulundu! Çağdaş Türk edebiyatının en önemli kurucularından olan Orhan Kemal’in 100. yaşında gizli kalmış romanı gün yüzüne çıktı. 25 Ocak 1961 yılında Büyük Gazete isimli dergide tefrika edilen Uçurum ilk kez kitap haline getirildi.

okumak için tıklayınız

“Ve hayat ve hayata yansıyan yüzler beni çok ilgilendirmektedir. ” diyen şair, Aydanur Saraç ile söyleşi – Ayşe Kaygusuz

-Sevgili Aydanur uzun zamandan sonra ikinci şiir kitabın ?mesafaler? çıktı. Şiir emekçisi ve şiiri yaşam biçimi olarak benimseyen biri için on yıl çok uzun değil mi ? -Oldukça uzundu, ama imkânsız değildi. Bunun nedenleri vardı elbette, birincisi yayınlatma fobisi olan biriyim, ancak bu sürede konuya ilişkin daha rahat düşünmeyi öğrenirim diye umuyordum ancak eşim ve

okumak için tıklayınız

Ege’de sanat yeniden örgütlendi

İzmir başta olmak üzere, Ege Bölgesi’nde yaşayan ve değişik sanat dallarında eser veren sanatçılar ‘Ege Sanatçılar Girişimi’ imzasıyla bir araya geldi. Aralarında çeşitli sanat dallarından Devrim Demiral, Hüseyin Yurttaş, Mehmet Boztaş, Mustafa Yıldız, Rüçhan Gürel, Serap Telöz, Yunus Kırılmış gibi isimlerin bulunduğu grup, ?alnında ışığı ilk hisseden? insanlar olarak; iktidarın sanata uyguladığı baskı ve sansüre

okumak için tıklayınız