Kategori: Söyleşi

Özen Aşut’la “Boyun Eğmeyenler” Romanı Üzerine Söyleşi

“İnsanları iyi ve kötü olarak kategorize etmemek gerektiğine inanırım. Sonuçta bireyler bu toplumun ürünleridir.” SÖYLEŞİ: ÖMER TURAN Ömer Turan: “Boyun Eğmeyenler”i okuyup son yaprağı da çevirdikten sonra aklıma gelen ilk soruyla başlamak istiyorum söyleşimize. Romanın sonunda, “Sevgi, öleli çok oldu. Ne 1980’leri, ne 1990’ları görebildi” diyorsunuz. Bu sözü aslında Sevgi Soysal’ın çok genç yaşta aramızdan

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin ile yapılan söyleşi ilk kez yayımlandı

Aziz Nesin’le ilgili yayımlanmamış bir kitap kaldığına inanmam zordu. Onun yüz yaşının eşiğinde Yüksel Pazarkaya’nın yaptığı nehir söyleşi yayımlanınca umutlandım. Belki, başka kitaplar da vardır arşivlerde. Pazarkaya’nın yirmi beş yıl önce yapılmış söyleşi kitabının gecikmesi ses aygıtlarından kasetlerden konuşmaları yazıya geçirmenin zorluğu yüzünden. Eski bir radyocu olan Pazarkaya anlaşılan bu konuda epey titiz davranmış.Konuşma çeşitli

okumak için tıklayınız

Karikatürist Carlos Latuff: Erdoğan başlıbaşına bir karikatür

Karikatürist Carlos Latuff: Erdoğan benim ilham perim Brezilyalı ünlü çizer Latuff, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘başlıbaşına bir karikatür’ olduğunu söyledi… Dünyanın tamamında olan bitene hâkim görünüyorsun. Gündemini nasıl seçiyorsun? – Değişiyor. Bazen haberleri okuyarak, bazen okurların tavsiyeleriyle, bazen kişisel olarak ilgi alanıma giren bir şeye denk gelmemle.

okumak için tıklayınız

“Biz patronlar gibi Allah’ın cezası herifler değiliz.” Ara Güler

“PAMUK TARLALARINDA IRGATLIK YAPTIM, GAZETECİLİK BUDUR!” – Cumhuriyet’te yazı dizisi olarak yayımlanan “Can Pazarı” röportajı film gibi. – Fikret Otyam yaptı röportajı, fotoğrafları da ben çekeceğim ama başıma gelmeyen kalmadı. Pişmiş tavuk daha mutlu yani. Pamuk tarlalarında ırgatlık yaptım. Geliyorlar böyle adamları seçip topluyorlar, bindiriyorlar kamyonlara, yallah! Fikret bir kamyona ben başka bir kamyona düştüm.

okumak için tıklayınız

“6 – 7 Eylül Olayları’na Orhan Kemal ve Mehmet Cemal’le tanık olduk” Ara Güler

– 6-7 Eylül Olayları’nı nasıl çektiniz? – Orhan Kemal’le Harbiye’ye kadar yürümüştük. Sonra Taksim Sineması’nın karşısında Eftalupos kahvesini yıkmaya başladılar. Orada da Mehmet Cemal’le gördük olanları. Babamın eczanesi de orada, bir şey olmadı ona. Ama bir baktım elini kesen babamın dükkanına gelip tedavi oluyor. Dacat Güler Ecza Deposu’ydu adı. Anlamamışlar bizim Ermeni olduğumuzu.

okumak için tıklayınız

“Yalan bile doğru’nun hizmetindedir” Franz Kafka

Savaş sonrasında toplanan o çok sayıdaki uluslararası konferanslardan konuşuyorduk. Kafka şöyle dedi: «Bu büyük siyasal toplantılar, pek bayağı kafeterya toplantıları düzeyinde. Konferansa katılanlar elden geldiğince az şey söylemek için pek çok şey konuşuyor ve avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Gürültülü patırtılı bir suskunluk adeta. Gerçekten doğru ve ilginç olan şey ise, tek bir sözcükle değinilmeyen arka

okumak için tıklayınız

Ahmet Kaya sesli mülakatı (BBC, 1996)

Ahmet Kaya’nın ilk albümlerindeki şarkılarından seçme bir albüm yaptığı günlere denk gelen söyleşide, müziğin Ahmet Kaya için anlamından hayatındaki diğer ilgi alanlarına, Türkiye’de sanatçı olmaktan kendi yaşamındaki değişimlere kadar Ahmet Kaya ile ilgili bilinen, bilinmeyen birçok konuya değiniliyor.

okumak için tıklayınız

Ursula K. Le Guin: Zor zamanlar geliyor. Özgürlüğü anımsayabilen yazarlara ihtiyacımız olacak.

Yazar Ursula K. Le Guin, ABD Ulusal Kitap Ödülleri’nin (1) 2014 “Amerikan Edebiyatı’na Seçkin Katkı Madalyası”nı 19 Kasım’da aldı. Aşağıdaki metin, 1929 doğumlu Le Guin’in ödül töreninde yaptığı konuşma:

okumak için tıklayınız

Hâlâ Gılgamış’ın içindeyiz – Selim Temo ile söyleşi

Selim Temo ile iki dilli yazın sürecini, kitaplarını, Kürt edebiyatını, Macar edebiyatını konuştuk. Edebiyatın evrenselliği, birleştirici gücü hakkında görüşlerini aldığımız yazar, ana dili ve edebiyat dili arasındaki bağı aktarırken yitirilmiş çocukluğunu bulmanın, evine dönmenin coşkusunu seziyoruz. Yeni çıkan kitabınız Ruhun Bedeni, sizi takip eden okurlarınızın beklediği bir kitaptı. Radikal’de yer alan yazılarınızı kıyıda köşede yalnızlaştırmamak

okumak için tıklayınız

Mehmet Atlı ile ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabına dair söyleşi

Bugüne kadar şarkılarından ve güzel sesinden tanıdığımız Mehmet Atlı’nın ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabı geçen ay İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, şehrin çeşitli bölgelerinin mimari tarihine farklı açılardan bakışı merkeze alan makalelerden oluşuyor. Atlı’yla kitabını ve kitabından yola çıkarak Diyarbakır’ın tarihini ve bugününü konuştuk. Bu kitap nasıl ortaya çıktı? Bundan sonra ne

okumak için tıklayınız

David Harvey: Zeytin ağaçlarını savunmak gerek

Ege’nin küçük bir kasabası son bir kaç haftadır zeytin ağaçlarını korumak için eylemde. İzmir’e bir kaç saat uzaktaki Soma’ya bağlı Yırca köyü yakınlarında 500’e yakın zeytin ağacı kesildi, ağaçların termik santral inşaası için kesildiği söyleniyor. Bölge hakkında kamulaştırma kararı çıktı. Yerel halk ise, kararın iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açtı. Enerji Bakanı Taner Yıldız, ağaçların

okumak için tıklayınız

Faruk Duman’ın yeni romanı “Köpekler İçin Gece Müziği”

‘Köpekler ve doğanın kaderi insanımızla aynı’ Yeni kitabı “Köpekler İçin Gece Müziği”nde, başlı başına bir roman kişisi kıldığı doğayı, naifleşmeyen net bir dille kaleme alıyor Faruk Duman. Ne doğanın yönlendirdiği, öykülerini biçimlediği karakterler öyle çizili ne de doğanın kadim ve çetin alametleriyle, elementleri. Doğayı güzel ve şirin yönlerinden asgari; dev ve hükmedici yönleriyle ise öne

okumak için tıklayınız

Kafka, «sinemayı sevmiyor musunuz?» (söyleşi)

Ne zaman sinemaya gittiğimi söylesem, Kafka’nın yüzünde pek şaşırmış bir ifadenin belirdiğini görüyordum. Yine aynı durumla karşılaştığım bir defasında kendisine sordum: «Siz sinemayı sevmiyor musunuz?» Kafka, kısaca düşündükten sonra şöyle dedi: «Doğrusu hiç düşünmedim bunu. Orası öyle, harikulade bir oyuncaktır sinema, ama ben katlanamıyorum. Belki fazlasıyla optik yaradılışta biriyim de ondan. Bir göz insanıyım ben.

okumak için tıklayınız

Susan Sontag: Derinlikli ve sade

Sontag’ın ölümünün üzerinden on yıl geçti. Ama söyleyip yazdıkları hiç eskimedi; Cott’un yaptığı röportaj da bunu gösteriyor. Susan Sontag, bilmem ne dergisinin düzenlediği ankette “dünyanın en etkili bilmem kaçıncı kadını” gibisinden bir nitelemeye hiçbir zaman sahip olmadı. Kitaplar yazdı, eylemlere katıldı, dünyanın dört bir yanında konferanslar verdi. Bu melankolik, ciddi, lafını esirgemeyen, cesur ve esprili

okumak için tıklayınız

Kayıp Toprak evine dönüyor

Yayımlandığı ülkelerde heyecanla karşılanan, Hollanda ve Belçika’dan en iyi ilk roman ödülü Bronz Baykuş alan Kayıp Toprak, nihayet Türkçeye çevrilerek ait olduğu coğrafyaya, evine döndü. Yazar Murat Işık, bitmek bilmeyen bir göç sonunda evvela İzmir’e, derken Almanya’ya ve nihayet Hollanda’ya yerleşen Vartolu bir ailenin oğlu. Amsterdam’da büyüyen Işık, belki de dengbej dedesinin genetik mirasından ötürü,

okumak için tıklayınız

“Haklı Çıkarsam Çok Eğleneceğiz” Aylin Balboa ile Söyleşi

Edebiyat dünyası yeni bir yazarla tanışıyor şu günlerde: Aylin Balboa. Sıkı blog takipçileri ve nitelikli edebiyat avcıları uzun zamandır tanıyordu zaten kendisini. Oyuncul, komik ama aynı zamanda okuyucuyu ters köşeye yatıran üslubuyla kendi okuyucu kitlesini yaratmayı başarmıştı Balboa. Hayatı, acıları ya da gündelik olanın içine yerleşmiş klişeleri makaraya alırken, okuyucuyu kendi içine bakması için kışkırtan

okumak için tıklayınız

Yumruk gibi öyküler!

Gazeteci Oğuz Güven’in, acı acı gülümseten, yumruk gibi, hepsi gerçek yeni öykülerle genişletilmiş “Zordur Zorda Gülmek” adlı kitabı raflarda. Güven’le kitabını konuştuk. -Yaşayanlar unutmadı elbet ama kuşaklara unutturuldu/unutturuluyor… Yumruk gibi öyküler, yumruk gibi bir kitap “Zordur Zorda Gülmek”. Cuntanın halkla “yakın teması”nın, yakan yakın tarihin, yakılan, canına itinayla kastedilen insanlığın güncesi… Bu noktada “yaşayazan” bir

okumak için tıklayınız

Freud edebiyat ilişkisi

1999’dan bu yana Bilgi Üniversitesi’nde “Psikanaliz ve Edebiyat”, “Psikanaliz ve Popüler Edebiyat” ve “Kültürel İncelemelerde Psikanalitik Yöntem” dersleri veren Bülent Somay ile Freud-edebiyat ilişkisini konuştuk…. “Psikanaliz ve edebiyat” adlı derste neler anlatıyorsunuz öğrencilerinize? Bu derste psikanalizi bir tedavi yöntemi olarak değil de bir düşünme, çalışma yöntemi olarak anlatmaya çalışıyorum. Sonra da bu yöntemin çeşitli uygulamalarını

okumak için tıklayınız

Edebiyat Freud’un müttefikiydi

İstanbul Psikanaliz Derneği ve Paris Psikanaliz Kurumu üyesi, psikiyatr-psikanalist Dr. Talat Parman, sorularımızı yanıtladı. Bir psikanalist olarak Freud ve edebiyat ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un “Sizin ustalarınız kimlerdir?” sorusuna kütüphanesini dolduran önemli edebiyat yapıtlarını göstererek yanıt verdiği sıklıkla söylenir. Öte yandan, Freud’un yaşamı boyunca tek bir ödül aldığını, onun da Goethe Ödülü olduğunu

okumak için tıklayınız