Kategori: Söyleşi

Emmanuel Levinas ile Söyleşi (Yüz Fenomenolojisinden Kopuş Felsefesine 1983 -1994) – Michael de Saint Cheron

Michaël de Saint Cheron, ömrünün son demindeki Emmanuel Levinas’la söyleşiyor. Pus ve umut dolu, sevgi ve hayranlıkla süren bir söyleşi. Levinas’ın “başkalık aşkınlığı” yolunda dişiliğin yeri; Bergson’un, Paul Ricœur’ün felsefesinde zaman kavramı; “tarihin sonu” vizyonu…

okumak için tıklayınız

Ellinci sanat yılında Ataol Behramoğlu ile “şiir” dedik (söyleşi)

‘İç sesimin tınısı değişmedi’ Elli yılı devirmiş bir şair olarak gözünü açtığı, şiire başladığı, sürdürdüğü ve günümüzde vardığı dünyaları ortaya koyan bir toplam “Yarım Yüzyıldan Şiirler”. Duygusu, geçmişi, kültürü, motifi, coğrafyasından süzdükleriyle Türk Şiirinin ve direncin şiiri Behramoğlu’nunki. Bu bağlamda “Yarım Yüzyıldan Şiirler” kitabı; “1959’dan 1963’e…”, “1963’den 1965’e…”, “1965’den 1970’e…”, “1970’den 1974’e…”, “1974’den 80’e…”, “1980’den

okumak için tıklayınız

“Kalakalan, artakalan birileri hep var” Yetersiz Bakiye – Karin Karakaşlı

Üst üste usta yazarların kitaplarının yayımlandığı bugünlerde uzun, dokunaklı, sarsıcı ve edebiyatın tüm lezzetleriyle dolu bir yolculuğa çıkmak isterseniz size Karin Karakaşlı’nın yeni öykü kitabı Yetersiz Bakiye’yi öneririm. İstanbul’dan başlayarak pek çok şehri ziyaret eden hikâyelerin yer aldığı kitapta Karakaşlı yetkin kalemiyle günümüz Türkiyesi’nin altı çizilmesi gereken her sorununa zarifçe değiniyor. Ermeni, Kürt halklarının yaşadıklarından

okumak için tıklayınız

10 yıldır bekleyen yayınlanmamış bir Hrant Dink röportajı

Bu, yayınlanmamış bir Hrant Dink röportajı. Yaklaşık 10 yıldır ara ara hatırlanan bir röportaj ancak hiç unutulmayan bir ortak kedere dâhil… Gazeteci adayı bir üniversite öğrencisinin, o günlerde ülkenin en çok konuşulan isimlerinden biri olan bir gazeteciyle gerçekleştirdiği heyecanlı ve acemi söyleşinin kaydı. Bugüne kadar bir yerlerde saklanan, ses kaydı, ara ara açılan tozlu kutulardaki

okumak için tıklayınız

Aşırı dincilerin saldığı korku mizahı öldürmemeli

Zeitung muhabiri Michael Neubauer, Charlie Hebdo saldırısından çok önce derginin Genel Yayın Yönetmeni Stephane Charbonnier ile bir söyleşi yapmıştı. Paris saldırısında öldürülen Charlie Hebdo Genel Yayın Yönetmeni Stephane Charbonnier (Charb) ile Almanya’da yayınlanan günlük Badische Zeitung muhabiri Michael Neubauer çok önce konuşmuştu. Derginin, bu görüşmenin yapıldığı sırada ABD kaynaklı İslam eleştirisi yapan bir film nedeniyle

okumak için tıklayınız

Leman Dergisi’nin çizeri Mehmet Çağçağ, hazırladıkları “Charlie Hebdo” özel sayısını anlattı.

Leman Dergisi’nin ünlü çizeri Mehmet Çağçağ, hazırladıkları “Charlie Hebdo” özel sayısını Odatv’ye anlattı. Leman Dergisi’nin ünlü çizeri Mehmet Çağçağ, hazırladıkları “Charlie Hebdo” özel sayısını Odatv’ye anlattı. Derginin kapağı ve içinde yayınlanacak karikatürler için özel çalışma yapan Leman ekibi, daha önce İstanbul’da misafir ettikleri dostlarının katledilişine duyduğu derin üzüntüyü bu sayıda kaleme aldı. Çağçağ, kapakta kullandıkları

okumak için tıklayınız

Vedat Türkali: ‘Bitti Bitti Bitmedi’ ki kahramanım hayali ama tanıdık biri

1919 yılında başladığı yaşamına sığdırdıkları saymakla bitmez. Kırkı aşkın senaryo, iki film, kitaplar ve 95 senelik bir hayat. Usta yazar Vedat Türkali şimdilerde yepyeni verimiyle okurun karşısına çıktı. Ayrıntı Yayınları’nın bastığı kitabı ‘Bitti Bitti Bitmedi’yi yazarın kendisine sorduk.

okumak için tıklayınız

“Eleştirenler bu karikatürleri anlamadı” Stéphane Charbonnier

Charb’ın yorgun hali beni hüzünlendiriyor, diye not düşmüştü usta çizer Tuncay Akgün, Charlie Hebdo’nun Hz. Muhammed karikatürlerini yayımladığı sayının ardından, Yeni Harman için yaptığı söyleşinin girişinde. Stéphane Charbonnier’nin anısına, saygıyla.. Bir karikatür yüzünden ortalığın nasıl allak bullak olduğunu, gerilimin nasıl tavan yaptığını Paris’te yaşadım. Charlie Hebdo bir kez daha Hz. Muhammed karikatürleri yayımladı ve bu

okumak için tıklayınız

Öldürülen karikatürist Stéphane Charbonnier: ‘Boyun eğmektense ölmeyi yeğlerim’

Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki merkezine düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden derginin genel yayın yönetmeni Stéphane Charbonnier iki yıl önceki bir söyleşisinde ‘boyun eğmektense ölmeyi tercih edeceğini’ söylemiş. Fransa’nın saygın gazetelerinden Le Monde, Danimarka’da yayınlanan bir mizah dergisinin Muhammed peygamberi konu alan karikatürünü aynen yayınladıktan sonra tepkileri üzerine toplayan derginin genel yayın yönetmeni Charbonnier’yle yaptığı

okumak için tıklayınız

Öldürülen genel yayın yönetmeni karikatürist Stéphane Charbonnier: ‘Ben Kürdüm’

Charlie Hebdo’nun öldürülen genel yayın yönetmeni derginin 22 Ekim’de yayınlanan sayısında yazdığı yazıda Kobani’de PYD’nin IŞİD’e karşı direnişini desteklediğini açıklamıştı: ‘Ben Kürt değilim, Kürtçe tek kelime bilmiyorum, bir Kürt yazarın ismini bile söyleyemem. Kürt kültürü bana tamamen yabancıdır. Evet, arada Kürt yemekleri yemişliğim vardır. Geçelim bunları. Ama bugün Kürdüm, Kürtçe düşünüyorum, Kürtçe konuşuyorum, Kürtçe şarkı söylüyorum.

okumak için tıklayınız

“Bir karikatürcü için en vazgeçilmez koşul bağımsızlıktır” Öldürülen karikatürist Georges Wolinski

Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırıda, derginin Genel Yayın Yönetmeni Georges Wolinski de hayatını kaybetti. Fransızların ünlü çizeri Wolinski, 2005 yılında Radikal’e verdiği röportajda “Bir karikatürcü için en vazgeçilmez koşul bağımsızlıktır” demişti. İşte Mahmut Hamsici’nin sorularını yanıtlayan Wolinski’nin Radikal’de yayınlanan o röportajı…

okumak için tıklayınız

Direnişin Ötesi: Her Şey (Subcomandante Marcos ile Röportaj) – Subcomandante Marcos

İşte Öteki Mücadele bu. Nasıl biteceğini bilmeden bir taslak çıkarıyoruz. Dürüstlüğümüz ve alçak gönüllülüğümüzle neyi bilmediğimizi belirlemeye çalışıyoruz. Tek güvencemiz, seçtiğimiz ahlaki yolun gitgide daha iyi olacağı gerçeği. Seçtiğimiz bu ahlak, onlara hak ettikleri yeri vermek için en alttakilerin ahlakı. Bu, ileride daha iyi maaşlar veya daha iyi fiyatlar vs. olacağı anlamına gelmiyor. Hatta ileride

okumak için tıklayınız

Zümrüt Kelebeği’nin kısa öyküsü

“Kendini yakmayan bir öykü, okuyucusunun düşüncelerini aydınlatamayacağı gibi yüreğini de ısıtamaz…” Öyküleri kendini yakıp yok eden ve sonra özüne doğru bir arayış serüvenine giren genç bir kalem Orhan Veli Alıcı. Anadolu, öykülerinin kaynağını oluşturuyor ve “ötekilerin” hikayeleri toprakaltı edilmeden okura bir sır verirmiş gibi anlatıyor son kitabı “Zümrüt Kelebeği”nde. Yazarın bunun dışında yayımlanmış iki kitabının

okumak için tıklayınız

“Roboski Katliamını Hatırlamak ve Hatırlatmak: İstenmeyen Çocuklar”

Türkçe ve Kürtçe çift dilli hazırlanan kitap “İstenmeyen Çocuklar”, Roboski Katliamı’nı unutturmamak için Müge Tuzcuoğlu tarafından derlendi. Tuzcuoğlu ile kitabı, acıyı, insanı ve devleti Gamze Akdemir konuştu. Alev Karaduman da bu konuşmaya yazısıyla katıldı. ‘Roboski, yeni bir kırmızı çizgi gayreti’ 28 Aralık 2011’de, Türkiye’ye ait savaş uçakları, Şırnak/Uludere’de Roboski (Ortasu) ve Bejuh (Gülyazı) köylerinin sınıra

okumak için tıklayınız

Susan Sontag’la “Bilincin Kapısını Aralamak” – Şule Tüzül

“Kimileri kitap okumayı sadece bir kaçış olarak görür: ‘Gerçek’ dünyadan hayali bir dünyaya, kitapların dünyasına bir kaçış. Oysa kitaplar çok daha fazlasıdır. Onlar, tamamıyla insan olmamızın bir yoludur.” 1996 yılında yazdığı “Boges’e Mektup” başlıklı kısa metninde böyle demiş Susan Sontag. Aklınıza gelebilecek her konu ve her kavram üzerine yazıları, denemeleri, romanları, kitapları olan bir yazar,

okumak için tıklayınız

“Can Dündar’ın Abim Deniz kitabı hâlâ çok satanlar listesinde yer verilmiyor”

İleri Haber’e konuşan Can Yayınları’nın sahibi Can Öz, Abim Deniz kitabına hâlâ çok satanlar listesinde yer verilmediğini söyledi. Gezi’nin kırılma olduğunu ve artık bu ülkede değişim olacaksa bunu başkasının değil halkın kendisinin yapacağını söyleyen Öz, AKP’nin baskılarının edebiyattaki etkisi ve yayınevinin politika değişikliğini de anlattı.

okumak için tıklayınız

Özdemir İnce’nin Yannis Ritsos ile söyleşisi “bir ozan sadece yapmayı düşündüğünü yaparsa başarıya ulaşmış sayılmaz, yapmayı düşündüğünü aşmalıdır.”

1965 ya da 1966 yıllarından birindeydi, Kemal Özer’den bir mektup aldım. Paris’teydim. Attila Tokatlı ona bir yunan ozanından söz etmiş, adı Yannis Ritsos’muş. bu ozanın, Aragon’un yönettiği ‘lettres françaises’ dergisinde birkaç yıl önce uzun bir şiiri yayınlanmış. şiirin yayınlandığı sayıyı bulup kendisine göndermemi, şiiri çevirtip ‘şiir sanatı’ dergisinde yayınlayacağını yazıyordu.

okumak için tıklayınız

“Bu çocuklar Robin Hood’a benzer, bu çocuklar Che Guevera gibidir” diyorlar onlar için. Çünkü çArşı hep vicdanın yanında, özgürlüğün peşinde…

“çArşı kaçta yürüyüşe başlıyor?” Gezi’de en çok sorulan sorulardan biriydi bu. çArşı cadde boyu yürürken de üzerlerine balkonlardan çiçek atılıyordu. “Bu çocuklar Robin Hood’a benzer, bu çocuklar Che Guevera gibidir” diyorlar onlar için. Çünkü çArşı hep vicdanın yanında, özgürlüğün peşinde… Gazeteci yazar Erk Acarer “çArşı Ulan!’da bu serüveni anlatıyor.

okumak için tıklayınız