Kategori: Söyleşi

Suriyeli şair Adonis: ‘En kötüsü dini faşizm’

Arap dünyasının yaşayan en büyük şairlerinden Adonis, “Dini faşizm, bana göre faşizmlerin en kötüsü” diyor ve ekliyor: “Arap dünyasında Türkiye’nin imajı iyi değil. Türkiye’nin Suriye politikası da korkunç bir imaj yarattı. Türkiye Suriye’yi yok etmek isteyen barbarlara destek ve cesaret verdi.” Asıl adı Ali Ahmed Said Eşber olan fakat bu isimle şiirlerini yayımlamayan yayınevlerine isyan

okumak için tıklayınız

Faulkner ile söyleşi

William Faulkner, 1897 yılında New Albany, Mississippi’de doğdu. Babası, dedesi Albay William Falkner (evet, “u” yok) tarafından inşa edilen demiryolunda yönetici olarak çalışıyordu. Dede Falkner, The White Rose of Memphis’in de yazarıydı. William Faulkner’in doğumundan kısa bir süre sonra aile Oxford’a taşındı; genç Faulkner iyi bir okurdu fakat bu, liseyi bitirecek notları almasına yetmemişti. Mississippi

okumak için tıklayınız

Tanıl Bora: Linç cihazının idmanlı tutulmasına Uygur Türkleri vesile oldu

‘Türkiye’nin Linç Rejimi’ kitabının yazarı Tanıl Bora’yla, Çinlilere karşı yükselen bu yeni nefretin altında yatanları ve Türk milliyetçiliğinin linç rejiminden beslenen damarlarını konuştuk. Çinlilere yönelik, bazıları Turancı Hareket Birliği gibi adı sanı belli, bazıları anonim kalan bu saldırılar, Türkiye’nin linç rejimi haritasında nerede duruyor? Hangi saiklerle harekete geçiyor?

okumak için tıklayınız

Hasret Gültekin’in oğlu Roni: Onunla gurur duyuyorum

Madımak Oteli katliamının bugün 22’nci yılı… Tam 35 canın diri diri yakılarak öldürüldüğü Madımak’ta yitip giden canlardan biri de halk ozanı Hasret Gültekin’di. Geride gözü yaşlı bir eş ile ‘hiç görmediği’ bir oğul bıraktı; Roni’yi. Babasının ölümünden sadece birkaç ay sonra dünyaya gelen Roni, şimdi 22 yaşında, tam da babasının öldüğü yaşta, bir hukuk öğrencisi.

okumak için tıklayınız

Barbarlar Zamanı ‘nın yazarı Cem Uğur ile Söyleşi: Melike Uzun

Barbarlar Zamanı, Cem Uğur’un ilk romanı. Cem Uğur ilk romanında Dersim’i mekân tutmuş. Yazar, temel olay örgüsünü ölen /öldürülen arkadaşının izini süren kahramana dayandırsa da romanın dokusunu Dersim felaketi üzerine kurup barbarlığın uzun ve sonlanmayan tarihini anlatıyor. Cem Uğur’la ilk romanı Barbarlar Zamanı üzerine konuştuk.

okumak için tıklayınız

Yarım kalmışlık hissi, anlatılamamışlık…

Cemal Süreya Şiir Ödülü… M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü… Arif Damar Şiir Ödülü… Behçet Aysan Şiir Ödülü… Evet, bu ödüllerin sahibi Selahattin Yolgiden’in son kitabı ‘gittiğim en uzak yer sizdiniz’ Kırmızı Kedi Yayınevi’nden raflara çıktı. Kendisiyle son kitabını konuştum. Söyleşi: Ömer Turan

okumak için tıklayınız

Adil Okay ile yeni kitabı “Şair kapıları” hakkında söyleşi

“Elimdeki basit – kompakt makinelerle yapmaya çalıştığım, “Sembol ve Metafor”ları ‘anda durdurma’ya çalışmaktı. Bu nedenle okuyucuları – izleyicileri “Teknik gözden – Kuralcı bakıştan” geçici olarak uzak durmaya ve “kapılar ve şiirler”le birlikte Sınırlar, Sınıflar, Kimlikler, Kültürler ve Çağlar arasında yolculuğa çıkmaya davet ediyorum.” diyen Adil Okay, bana armağan ettiği yeni kitabı “Şair Kapıları”nı, “Tüm kapıların

okumak için tıklayınız

İlhan Berk’in 1986 tarihli BBC’deki söyleşisi

1986 yılında Londra’daki BBC stüdyolarına konuk olan Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden İlhan Berk’le yapılan söyleşi BBC Türkçe tarafından yeniden yayınlandı. Aralarında Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan gibi önemli şairlerin de bulunduğu İkinci Yeni akımının üyelerinden olan, Behçet Necatigil’in deyimiyle “şiirimizin uç beyi” İlhan Berk‘in 1986 yılında gerçekleştirdiği bir söyleşi BBC Türkçe

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell’ın bundan 1000 yıl sonra yaşayan insanlara mesajı

20. yüzyılın önemli isimlerinden ünlü İngiliz filozof ve toplumsal eleştirmen Bertrand Russell‘ın 1959 yılında katıldığı Face-to-Face (Yüz Yüze) adlı bir BBC programında kapanış sorusu olarak kendisine şöyle bir soru yöneltiliyor: “Bundan 1000 yıl sonrasında yaşayan nesillere yaşadığınız hayat ve bundan çıkardığınız dersler hakkında ne söylerdiniz?” Aynı zamanda bir mantıkçı ve matematikçi de olan filozofun cevabı

okumak için tıklayınız

“Soykırım” kelimesini bulan kişi Rafael Lemkin, “Ben bu kavramı Ermenilere yapılanlardan dolayı buldum”

Prof. Taner Akçam: 1915’te Ermeni ayaklanmaları olduğu iddiası yalan Ermeni katliamının üzerinden bir yüzyıl geçti. 24 Nisan yaklaşırken tartışmayı başlatan Papa Francis’in katliamı “genel olarak geçen yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen” ifadesi oldu. Papa Francis’in sözlerine Vatikan’dan “Alıntı bağlamında kullandı” düzeltmesi geldi ancak bu açıklama Francis’in bazı Türkiyeli siyasetçilerin hedefi haline gelmesine engel olmadı.

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy’ün öyküsü

Ortalığı portakal çiçeklerinin mis kokusu kaplamış. İki yanı yeşil bahçelerle kaplı yokuş bir yoldayım. Bir tarafta Kel Dağ, ucunda Akdeniz ve arkasından Suriye görünüyor. Diğer tarafta Musa Dağı’nın geniş etekleri yayılıyor. Burası “Türkiye’nin tek Ermeni köyü” Vakıflıköy. Hatay’a bağlı köy, Osmanlı İmparatorluğu öncesinden bugüne, kendilerine “Musa Dağı Ermenileri” diyen Kilikya Ermenilerine yüzlerce yıl boyunca ev

okumak için tıklayınız

Ahmet Ümit: ‘Bir tek adamın çıkarları için koca ülke yangına sürükleniyor’

O Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından birisi. Üstelik yalnızca Türkiye’de değil onlarca ülkede de fazlasıyla okuyucuya sahip. Usta yazarla, kısa süre önce aldığı ödülü vesile edip bir araya geldik. Sonbahar’da meraklısıyla buluşacak yeni romanını, dünyadaki yayıncılık anlayışını ama en önemlisi ülke gündemini masaya yatırdık. İşte Ahmet Ümit’ten çok konuşulacak açıklamalar.

okumak için tıklayınız

Alman Türk silah arkadaşlığı ve Ermeniler

Balkan Savaşlarından sonra iflas etmiş ve dağılma telaşına düşmüş Osmanlı topraklarında yaratılan savaş ve yok oluş psikolojisi Ermenilerin imhası için kullanılmıştır. Bunda Alman parası ve silahları önemli bir etkendir… Savaşta Alman kurmayların tavsiyesi “Hinterland”daki “düşmanların” yani Ermenilerin buralardan uzaklaştırılması olmuştur.

okumak için tıklayınız

Aşk meşru bir şey olamaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür. Cemal Süreya (Söyleşi, 1983)

Cemal Süreya “Babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi” Cemal Süreya ile “konuşa konuşa”ya başlamak güç. Nereden başlamalı? On küsur yıldır girip çıktığı, oturup konuştuğu, çay içtiği, sohbet ettiği, yazı verdiği, tartıştığı şu gazete odasında, yeryüzünün en utangaç, en içine kapalı inşam gibi görünen birine “Yoksuluz gecelerimiz çok kısa/Dört nala sevişmek lâzım” diyen şiirlerinden nasıl söz

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in kızı Elif: Babam özsuyundan kopmuş ağaç gibiydi

Yılmaz Güney’in doğum günü olan 1 Nisan Çarşamba günü Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde ‘Türkiye Sinema Tarihi ve Yılmaz Güney’ başlıklı bir panel düzenlendi. Panelin katılımcıları arasında Zeki Demirkubuz, Agah Aydın ve Zafer Diper bulunuyordu. Sinemanın usta ismi Yılmaz Güney’in doğum günü vesilesiyle Türkiye’ye gelen kızı Elif Güney Pütün’le sohbet etme imkânımız oldu.

okumak için tıklayınız

Ali Nesin: Matematik sınavlarını kaldırın, gençler enerji dolar

Matematik Köyü kurucusu Prof. Ali Nesin, hem çalışmalarını hem de eğitim sisteminin gidişatını anlattı. Vehbi Koç Vakfı’nın her yıl kültür, eğitim ve sağlık alanında verdiği 100 bin dolarlık ödülün son sahibi Prof. Dr. Ali Nesin ve Matematik Köyü oldu. Nesin, 1995’ten itibaren öğrencilerini önce evinde, sonraları Nesin Vakfı’nda çalıştırmış. 2007’den beri ise “olaylar” Şirince yakınlarındaki

okumak için tıklayınız

Zafer Köse’yle ‘Kuş Sesleriyle Direnenler’ üzerine

“Yıllarca”, “Fabrika Yolu” ve “Sarsılmak” adlı kitapları Siyah-Beyaz Yayınları, “Söz İstiyorum”, “Evin Yolu” ve “Son Ozan Livaneli” kitapları Mevsimsiz Yayınları’ndan çıkan sitemiz yazarlarından Zafer Köse’nin yeni romanı yayımlandı: “Kuş Sesleriyle Direnenler”. Yine Siyah-Beyaz Yayınları’ndan çıkan, Haziran Direnişi ve Fatsa deneyimini birleştirerek kurgusallaştırdığı bu kitabı üzerine konuştuk.

okumak için tıklayınız

Kobane İzmir’in neresine düşer? Öznur Özkaya

Ercüment Akdeniz’in Reyhanlı’dan Antep’e, İzmir’den Çağlayan’a kayıt dışı çalışan pek çok Suriyeli işçiyle yapılan röportajları derleyerek oluşturduğu “Suriye Savaşı’nın Gölgesinde Mülteci İşçiler” adlı çalışması; bize işçi sınıfının vatanının olmadığını, kapitalist ülkelerde mültecilerin ucuz iş gücü olarak görüldüğünü, bunun üzerinden ırkçı bir dalga yaratıldığını, Türk, Arap, Kürt, Sünni, Şii fark etmeden bütün emekçilerin tek yumruk olması

okumak için tıklayınız

‘İnce Memed’i biliyorsun da Yaşar Kemal’i niye bilmiyorsun, ben onun yazarıyım işte!’

‘Peki, Kerimoğulları nerede?’ dedim. ‘Şu aşağıdaki köy benim köyüm, Hemite köyü. Onlar gelirler, yanımızda konaklardı,’ dedim. ‘Haa,’ dedi, ‘biliyorum o Kerimoğlları’nı, ama görmedim. İnce Memed romanında var onlar,’ dedi. ‘Peki,’ dedim, ‘İnce Memed’i biliyorsun da Yaşar Kemal’i niye bilmiyorsun, ben onun yazarıyım işte!’ ‘Ne bileyim ben onun yazarı olduğunu, Köroğlu gibi bir şey zannediyorum,’ dedi…”

okumak için tıklayınız