Kategori: Stefan Zweig

Stefan Zweig’ın sizi daha çok düşünmeye itecek kitaplarından 17 alıntı

Stefan Zweig, (d. 28 Kasım 1881, Avusturya-Macaristan – ö. 22 Şubat 1942, Brezilya) Avusturyalı romancı, oyun yazarı, gazeteci ve biyografi yazarı. Üretken bir yazar olan Zweig, birçok konuda denemeler yaptı. Lirik şiirler yazdı, trajedi ve dram türünde sahne eserleri denedi, özellikle biyografi alanında önemli eserler ortaya koydu. Freud ve psikolojiye

OKUMAK İÇİN TIKLA

Amok Koşucuları ve İntihar

“İşte Amok… evet Amok, şöyle oluyor: Bir Malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor… Ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta… tıpkı benim odamda oturduğum gibi… sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor… dosdoğru koşuyor, dosdoğru… nereye gittiğini bilmeden…

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stefan Zweig: Montaigne, yeryüzünde en güç olan şeyi, yani yalnızca kendini yaşamayı ve özgürleşmeyi denemiştir.

Montaigne, yeryüzünde en güç olan şeyi, yani yalnızca kendini yaşamayı, özgür olmayı ve gittikçe daha özgürleşmeyi denemiştir. Elli yaşına vardığı için, artık kendini bu hedefe yakınlaşmış hisseder.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ölüm, her yerdedir ve Montaigne onu yatakta değil, at sırtında karşılamak ister

22 Haziran 1580’de, on yıl sürmüş gönüllü bir iç sürgünün ardından —zaten hayatı boyunca gönüllü yapmadığı hiçbir şey olmamıştır- kırk sekiz yaşındaki Montaigne, kendisini neredeyse iki yıl boyunca karısından, kulesinden, vatanından ve çalışmalarından, kısacası kendisinin dışında her şeyden uzaklaştıracak olan uzun bir yolculuğa çıkar.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Yüzü – Stefan Zweig

Yüzü ilk bakışta bir köylününkine benzer. Kerpiç renkli, neredeyse kirli, çökük yanakları kırışmış, yıllarca çekilen acılardan yol yol olmuş, çatlaklarla dolu cildi kurumuş ve içine gömülmüş; yirmi yıl peşini bırakmayan o hastalık bir vampir gibi kanını ve rengini emip tüketmiştir.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stefan Zweig: Kader, hep güçlülerden ve zorbalardan yanadır.

WATERLOO: DÜNYANIN YAZGISINI BELİRLEYEN AN Napoléon, 18 Haziran 1815 Yazgı hep güçlülerden ve zorbalardan yanadır. Tek bir kişiye yıllar boyu kul köle olur. Sezar, Büyük İskender ve Napolèon’lara olduğu gibi; çünkü o, kendisine benzeyen, kendisi gibi ele avuca sığmaz insanları sever.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy: “Ölümsüzlüğe inanmak için insanın burada, bu dünyada ölümsüz bir hayat yaşamış olması gerekir. “

KARAR VE DEĞİŞME -Ölümsüzlüğe inanmak için insanın burada, bu dünyada ölümsüz bir hayat yaşamış olması gerekir.- (Tolstoy, Günlük,6 Mart 1896) 1900. Leon Tolstoy, yetmiş iki yaşında, XX’inci yüzyılın eşiğinden adımını atmıştır. Düşüncesi her zaman uyanık olan, ama daha şimdiden bir efsane kahramanı haline gelen yiğit yaşlı adam, kusursuzluğa doğru giden

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy: “Felsefe üzerinde on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.”

FİKİRLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPTIĞI SAVAŞ -Felsefe üzerinde on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.- (Tolstoy, Günlüğünden, 1847) Tolstoy’un bu dönemde hiç durmadan gözden geçirdiği İncil’de, şu peygamberce cümleyi heyecan duymadan okuması mümkün değildi:

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stendhal, gerçeği keşfetmedeki ustalığını, tamamiyle kendini gizleme bilimine, yalan söyleme tekniğine borçludur.

YALAN SÖYLEME ZEVKİ VE GERÇEK SEVGİSİ -Yüzüme bir maske takacağım ve ismimi değiştireceğim ve bunu severek, isteyerek yapacağım.- (Bir mektuptan) Stendhal kadar yalan söyleyen ve herkesi aldatmaktan hoşlanan pek az yazar vardır; yine pek az yazar gerçeği ondan daha iyi ve daha derin bir şekilde dile getirebilmiştir.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stendhal: “1900’e doğru anlayacaklar beni.”

STENDHAL’IN GÜNÜMÜZ İÇİN ANLAM VE ÖNEMİ Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır.

OKUMAK İÇİN TIKLA

1914 Savaşının İlk Saatleri- Stefan Zweig

1914 yazı, Avrupa toprağımıza o felâketi getirmemiş olsaydı da unutulmazdı. Zira böylesıne cömert, biraz tuhaf gelecek bir deyimle, böyle tam yaz gibi bir yazı ben az gürdüm , ömrümce. Gökyüzü günlerce ipek mavisiydi Hava yumuşaktı, ama yapış yapış değildi. Çayırlar güzel kokulu ve sıcaktı. Ormanların taze yeşilinden bolluk taşıyordu.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Erasmus’un Misyonu ve Yaşamının Taşıdığı Anlam

inkara kalkışmayalım; bir zamanlar yüzyılının en parlak ve en büyük ününün taşıyıcısı olan Ratterdamlı Erasmus’un bugün neredeyse sadece adı var. Artık unutulmuş uluslarüstü bir dilde, hümanist Latince’de kaleme alınmış sayısız eserleri, el değmeksizin kitaplıklarda uyumakta; bir zamanlar ünü dünyayı tutan bu eserlerin içinden sesini zamanımızda da duyurabileni hemen hemen yok gibi. Erasmus’un kişiliği ise, güç anlaşılırlığı ve türlü

OKUMAK İÇİN TIKLA

Stendhal ‘ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

-1900’e doğru anlayacaklar beni.- (Stendhal) Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi -ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden

OKUMAK İÇİN TIKLA