Cinler, şeytanlar ve melekler – Mehmet Söğüt

Doksan yıllık bir eziyetin ve direnişin hikayesini yazmak zor olsa gerek. İçinde çıkıp geldiğimiz coğrafya acılara, direnişlere ve ihanete gark etmiştir. İbni Haldun, ??Coğrafya kaderdir,?? der. İşte insanlarımızın kaderi o coğrafyanın içinde bulunduğu durumla ilintilidir. Ve içinde geçilen zaman da önemlidir. Eğer baskı altındaysa o topraklar, payımıza bazı şeyler düşecektir elbette.
Yanında yer alanların, rüzgarın ters esmesiyle saf değiştirdiklerini, kalleşlikleri, işkenceleri, sürgünleri ve ölümleri göreceklerdir. Yaşanılan tüm olumsuz durumlar karşısında kahrolacaklardır. Buraya kadar yazdıklarım, içinde dünyaya geldiğimiz coğrafya nedeniyle olması gereken şeylerdi. Çünkü insanın olduğu her yerde ak ile kara çatışık halde olacaktır; ihanet ile bağlılık gibi. Hele bir ülke işgal altındaysa…

Tüm yaşanılanların anlaşılır bir açıklaması vardır muhakak. Kısaca şairin diliyle özetlersek; ??Tarih öncesi köpeklerin havladığı,?? bir süreçteyiz… Yani ülkem doksan yıldır olağanüstü bir süreçten geçmekte.

Direniş hep oldu. İhanette. Aşağılanmalar da oldu. İnsanın kendisini bir böcek gibi hissettiği anlar da. Çünkü bir böcek gibi görülüyordu coğrafyamdaki insanlar. Ve öyle muamele görüyorlardı. Hala da gözle görülür bir değişim olmadı. Direndiler ve direndikçe güzelleştiler. O ölü toprağını üstlerinden attılar. Filizlenip boy verdiler. Yaşama durmuştu ezici çoğunluk.
Tabii bugünlere de kolay gelinmedi.

Harun Ahmet?in Sınırsız Kitap ve Yayıncılık?tan çıkan, ??İsyanın Cinleri?? adlı romanını okurken yukarıda anlattığım tüm şeylere tanık oluyorsunuz. Mir Mansur ihaneti temsil ediyor. Sevgisizdir. Ve kendi sevgisizliğinde yanar. Çevresine zulüm saçar. Direnişçi bir babanın oğlu olmasına rağmen, devletten yana tavır koyar. Zulmün kalesi onu da rehin almıştır. Haps olmuştur kendi zulmüne. Çünkü gölgesinde bile korkar hale gelmiştir.

Gure vardır, Şehy Sait isyanı?ndan kalma. Onuru temsil eder. Ütopyasına ölümüne bağlıdır. Böcekleşmeye doğru evrilen halkı görür ve üzülür. Tercih etmez şatafatlı yaşamları. Umutludur her şeye rağmen.

Mansur acımasızdır. Karısı Xece?yi kör edecek kadar kara kalplidir. Ermeni kızını uçurumdan atar. Ermenilerin başvuracağı hiçbir makamın olmayışından dolayı yakayı sıyırır. Zaten devletin gözü ve kulağıdır Gel kasabasında. Arazilere konmuştur. Hükmetme hastalığına kapılmıştır. O hükmetme hastalığıdır ki günümüze kadar milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. İnsanlık sınırının aşındığı andır hükmetme tutkusu.

Dersim Direnişi?yle tekrardan baskılar başlar. Mansur?dan korkar devlet. Babasının bir şaki olduğunu hatırlatır karakoldaki komutan. Büzülüp kalır koltuğunda. Devletin gözünde hafif bir düşüş yaşar. Onun yerine müftü yükselişe geçer.

İbrahim Haki vardır romanın kahramanlarından. İçinde cinler taşıyan… Mansur gibi şeytanlaşmamıştır. Zaman zaman kafa tutar zulmün cenderesine. Onun için ölümle burun buruna yaşar kimi zaman. Sert esen zulüm rüzgarından yana gibi görünür. Sır vermez. Ama biliriz ki ruhunun derinliklerinde bir insanı taşımakta.

Günler bu minval üzeri, değişik olay örgüleriye devam eder. Mansur?un çocukları büyümüştür. Mirhan ve kambur kızı babasından farklı bir kişilik geliştirirler. Mirhan üniversitede gördüğü ayrımcılık nedeniyle ülkede beliren isyancılara katılır. Mansur çılgına dönüp, isyancılara karşı silahlanır. Gel?de Xece bir çatışmaya tanıklık eder. Korkar oğlu can verebileceği için. İsyancılardan biri yaralı olarak çatışma alanında kalır. Xece hüzünle gider bakar ve oğlu olmadığını görür. Yine de oğluymuş gibi üzülür yaralı isyancıya. İsyancı ölmemek için direnir. Askerler dipçiklerle yaralıya saldırırlar. Sonra da yerden sürüklerler. İbrahim Haki?nin içindeki insan dirilir ve karşı çıkar. Öldürülür İbrahim Haki.
Mansur, içindeki şeytanla öldürülür Gure tarafından. Çünkü Gure yetmişinden sonra katılmıştır meleklerin ordusuna.

Ve Harun Ahmet?in ??İsyanın Cinleri?? adlı romanı, yazamadığım değişik olay ve durumlarla son bulur. Kitabı bitirdikten sonra, bu umut vaadeden yazarımızın romanını tanıtma gereğı duydum.

Mehmet Söğüt

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar, Yazarlarımızın son çalışmaları
Adnan Yücel Şiiri Üzerine Bir Deneme – Ender Özbay

Paul Eluard?a göre ?ozan esinlenenden çok esinleyendir.? Ve ?şiirin temel niteliği ..... yakarıp yardımcı aramak değil, esinlemektir?. ?..... bir süs...

Kapat