31 Temmuz 2026

İktidar Tohumları / Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler – Onur İnal (Derleyen), Yavuz Köse (Derleyen)

Geniş topraklara yayılmış Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi araştırılırken ihmal edilen alanların belki de en başında çevre tarihi geliyor. Onur İnal ve Yavuz Köse’nin derledikleri İktidar Tohumları-Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler, alanında yetkin birçok ismin katkılarıyla değerli bir kaynak sağlamayı hedefliyor. Uzun süre hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun çevre tarihine birçok farklı açıdan, kapsayıcı bir anlayışla bakıyor. Osmanlıların

devamını oku

Eşyaların Patriyarkası / Dünya Kadınlara Neden Uymaz? – Rebekka Endler

“Tasarım, bizim fikirlerimize verdiğimiz biçimdir. İnsan yapımı olan her şey tasarlanmıştır. Hem maddi dünyanın eşyalarını -arabalar, seks oyuncakları, matkaplar, bisikletler, kıyafetler gibi- hem de sosyal tasarım gibi -kamusal alan, şehir planlaması, ayrıca dil, yasalar ve politika- maddi olmayan şeyleri içerir. […] Bu kitap, dünyanın neden şu anda olduğu gibi olduğu ve neden pek çok insana

devamını oku

Osmanlı‘dan Erken Cumhuriyet‘e / Hayvan Katliamları ve Himaye / Kediler, Köpekler, Kargalar – Ömer Obuz

Daha çok Ortaçağ Avrupası, kediler ve veba özelinde akla gelse de, tarihin belli dönemlerinde kedi ve köpekler başta olmak üzere birçok hayvan katliamı oldu ve bu katliamlar insan-hayvan ilişkisinin ne derece katılaşabileceğini gösterdi. Ömer Obuz, Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e Hayvan Katliamları ve Himaye: Kediler, Köpekler, Kargalar adlı kitabında, II. Mahmud döneminden erken Cumhuriyet dönemine kadar ele

devamını oku

Teorinin Cini / Edebiyat ve Sağduyu – Antoine Compagnon

Bir metni edebi metin yapan nedir? Eserin anlamı yazarın tekelinde midir? Kurmaca gerçekliği taklit mi eder? Okurun metinde yeri var mıdır? Üslubu meydana getiren nedir? Bir eseri anlamak için muhakkak yazıldığı bağlamı bilmek mi gerekir? Evrensel edebi değerler var mıdır? Teorinin Cini bu kilit sorular etrafına kurulmuş bir kitap. Amacı modern edebiyat teorisinin, özellikle de

devamını oku

Çalınan Dikkat / Neden Odaklanamıyoruz? Johann Hari

Gazeteci-yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış. Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan muzdarip olduğunu görmüş. Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş. Çalınan Dikkat’te Hari bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri

devamını oku

Friedrich Nietzsche: İnsanlar ülküsel bir dünya uydurdukları ölçüde gerçeğin değerini, anlamını, doğruluğunu harcadılar.

Önsöz 1 Bu yakında insanlığın karşısına, şimdiye dek ona yöneltilmiş en çetin istekle çıkacağımı göz önüne alarak, önce kim olduğumu söylemeyi gerekli buluyorum. Aslında bilinmeliydi bu: “Kimliğimi saklamış” değilim çünkü. Ama ödevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki oransızlık şuradan belli ki, beni işitmediler, görmediler bile. Ben kendime açtığım krediyle yaşıyorum; belki yaşadığım da bir önyargı

devamını oku

Sonsuz Döngü üzerine… (eternal recerrence)! – Zahit Atam

Ben Nietzsche konusunda çok basit bir şey söyleyeyim: Genellikle aptallar, tutunamamışlar ve elbette topluma kendini kabul ettirememiş zavallılar Nietzsche hayranıdır. Hatta daha ilginç bir şey söyleyeyim, giderek hayatlarında atlatamayacakları bir badireye saplanıp kalanlar, tıkananlar, işte o çaresizlik hallerinde bir tür büyüklük satmak ve kendilerine anti-depresan olarak Nietzsche’ye sarılırlar. Bu bir kere elimizde bulunsun, sosyal olgunun

devamını oku

Türkiye Sineması neden tıkandı? – Zahit Atam

Türkiye Sinema Tarihi yazımlarının bana çoğu tuhaf gelir, bunların içinde bu kadar az anekdot anlatılması da anlamsız gelir. Tarihin içinde çok önemli anekdotların anlaşılması onlara vakıf olmak için zorunludur. Sinemacılarımızın anılarını anlatmamaları, anlattıklarında da tuhaf şeyleri anlatmaları da bana tuhaf gelir. Bir de eleştiri meselesi var: bizim eleştirmenlerimizin özelliği, bir anda kendilerini Fransız Mutfağının en

devamını oku

Sinema dünyasındaki derin sessizlik üzerine…

Sinema dünyası denince akla belli başlı isimler geliyor. Bu isimler genelde medyatikler ve beyazperde üzerinde de adları büyük adlarla yazılır. Genelde de parsanın büyüğünü bunlar alırlar. Ama bir de perde arkasında olan, kimi çok yetenekli insanlar vardır. Bunlar gerçek emekçilerdir. Kriz denilince, aslında bu emekçiler, bu uzmanlar, bu nitelikli insanların adı hiç öne çıkmaz. Bu

devamını oku

Bayramlar: Riya sahnelerimiz! – Zahit Atam

Bizim sinemamızın esas zayıf yanı, sinemayla hiç alakası olmayacak, yeteneksizlikten çatlayan insanların büyük sanatçı olarak tarihimizde karşımıza çıkmasıdır. Bu insanların esas sorunu senaryo falan değildi. Daha büyük bir sorun var. O da bu insanların bu toplumu nasıl gördüklerinde, bu toplumu anlatmak için gördüklerini nasıl yorumladıklarında kilitleniyordu. Türkiye’de bilenler bilir, asıl sorun, senaryo değildir, asıl sorun

devamını oku

Hayal Satirem’in Türkçesi! – Zahit Atam

Nedense bizim sanatçılarımız ve aydınlarımız Türkiye’yi kurtarma, geliştirme, inkişaf ettirme ve hatta aydınlatma görevlerini tribündeyken yapmayı severler, tarihsel özelliğimizdir bu. Jön Türklerden itibaren, tribünden demokrasi, eğitim, bilim ve kültür sanatta ‘en büyük reformlar’ tribündeyken yapılmıştır, sahaya inince skor tabelasına bakmamak daha iyidir, çünkü maçı devam ettirmek için de moral gerekir. Türkiye’de kültür, sanat, en önemlisi

devamını oku

Barbarları Beklerken – Zahit Atam

Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazar yerine? Bugün barbarlar geliyormuş buraya. Neden hiç kıpırtı yok senatoda? Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar? Çünkü barbarlar geliyormuş bugün. Senatörler neden yasa yapsınlar? Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar. Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz, şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına, başında tacı, törene hazır? Çünkü barbarlar geliyormuş

devamını oku

Yılmaz Güney: Yıllar sonra gelen dersler – Zahit Atam

Yılmaz Güney’in tarihini ve sanatını incelediğimizde, günümüze bırakılan mirasa baktığımızda, gördüğümüz en acı ders nedir? Çok basit: Siyasi iktidar bu süreci takip etti, müdahil oldu, şekillendirdi ve direnişten dersler çıkardı, sonraki sanatçı-aydınlar için bu derslerin sonuçlarına göre hareket etti. Peki, muhalif, solcular, entelektüeller ne yaptılar? Birçoğu bu mirası anlamadığı gibi, çoğu kendini meşrulaştırmak için bu

devamını oku

Türkiye Sineması’nın sorunları: Arpalık bekleyen mazul olma korkusu – Zahit Atam

Bu iş öyle Kış Uykusu’ndaki gibi Türk Tiyatro Tarihi diye başlık atıp, kitap yazdım demeye benzemez. Gençlerin her birine, tümü hiçlikte biten, hiçbir ciddi sorunla uğraşmayan, hiçbir önemli toplumsal sorunla mücadele etmeyen, hiçbir ciddi muhalif kimlikle el ele vermeyen, çoğu anlamsız senaryolara dayanan filmleri kamu bütçesiyle çektiriyorlar. Sonrada ortalarına ‘baş ajan’ı oturtup ‘solculuk’ geyiği yaptırıyorlar.

devamını oku

Suçun gizliliği ve temiz hayat sürme mücadelesi – Zahit Atam

(YTS yazılarına niçin ara veriyorum?) İnsan hayatında bir şeylerin gizli kalacağı yanılsaması ya da insanın kendine söylediği en basit ve en iğrenç yalanlardan birisi olarak: Yaptığının hesabını vermeyeceği sanısı, pek çok kötülüğün arkasındaki ‘temel itici güç’tür. Zaten insanlık tarihinde nice korkunç olay, nice insanlık suçunun arkasındaki dürtü bu büyük ve alçakça yalana istinaden işlenmiştir. Bir

devamını oku

Kültürdeki hoşnutsuzluk: Meşruiyet bunalımı – Zahit Atam

Batı Doğuya pek meraklı ve istekli bakmadı. Oysa Doğulu sanatçılar için Batıda görünmek her zaman çok önemli oldu. Kültürel açıdan iyice kültürlerin birbirinin farkına varması bir açıdan İkinci Dünya Savaşının bir ürünüdür. Bu paradoks bugün de geçerlidir. Venedik’ten alınan bir ödülle “ben neymişim” sendromuna girip kendi yaptığının soyut ve somut anlamlarının hesabını vermekten kurtulduğunu sanmak

devamını oku

Avrupa uygarlığının krizi ve Avrupa Sineması – Zahit Atam

Bir uygarlığın anlatısal göstergesi aslında sanıldığından daha basittir: ister ünlü, ister saraylı, isterse sıradan bir insan olsun, o insanın başına sıra dışı veyahut da trajik bir durumun gelmesi ve kişinin bütün hayatını sarsacak ve evrensel olarak insan benliği üzerinde etkili olan anlatılar kurmak. Bu anlamda eğer 19. Yüzyıl Fransız gerçekçi romanı ile Rus Edebiyatını karşılaştırdığımızda,

devamını oku

Hollywood, Avrupa ve Türkiye – Zahit Atam

John Berger, Picasso’nun Başarı ve Başarısızlığı kitabında toplumsal siyasal ve uluslararası gelişmelerin sanat tarihi içindeki önemine inanmış birisi olarak, İkinci Dünya Savaşı öncesi dünya sanat piyasasının merkezinin Paris’ten New York’a kayışını anlatır. O dönemlerde, kuşkusuz John Berger olup bitenlerin tam ayırtında değildi, bu değişimin ve merkezin kaymasının sanat tarihinde ne kadar önemli olduğunu da tam

devamını oku

Çağımızın ruhu: Türkiye nerede? – Zahit Atam

1960’larda Fransa merkezli olarak sosyal teoriyi Saussure kökenli dilbilim sarmaya başladı. Aynı eğilim Metz aracılığıyla sinema teorilerini de kapladı. Metz, sinema teorisinin, çözümlemesinin ve kuramsallaştırma denemelerinin ‘kocadığını’ ve bunun yerine artık teorinin felsefeyi bırakıp, bilim olması gerektiğini anlatıyordu. Bugün geçmişe dönüp baktığımızda, göstergebilimsel çözümlemenin sinema tarihinde ne eleştiriyi ne de kuramı dönüştüremediğini net olarak görüyoruz.

devamını oku

Hamburg’da Yılmaz Güney’i anmak… – Zahit Atam

Türkiye’den Avrupa’ya giden insanların Türkiye ile ilişkilerini yakından görmeye başladığımda şaşırmış ve düşünmüştüm. Giderek işler daha da netleşiyor… İlginç dikotomiler var Almanya’da, Türkiye ile göçmenlerin kurdukları ilişkiler arasında. Hamburg’ta Mig-Zentrum 6 yıldır Yılmaz Güney adına etkinlikler düzenliyor. Filmler gösteriyor, tartışmalar düzenliyor. Ancak eksik olan bir şeyler var: bunların kökeni Türkiye’de. Türkiye’de eleştiri, gerçekleri ve tarihsel

devamını oku