Ya Farstan Sonra – Çöküş Çağında Sanat ve Eleştiri – Hal Foster

Eğer trajediden sonra fars geliyorsa, farstan sonra ne geliyor? Hakikat-sonrası siyaset, günümüz toplumlarının çok büyük bir sorunu; fakat utanç-sonrası siyaset de öyle. Bu çifte bela Sol’un sanatçı ve eleştirmenlerini nasıl bir konumda bırakıyor? Kendi çelişkilerini reddeden hegemonik bir düzenin foyası nasıl ortaya çıkarılabilir? Utanmak nedir bilmeyen bir siyasi seçkinler grubu nasıl küçük düşürülebilir veya absürt

okumak için tıklayınız

Uykusuzluk – Jim Horne

Günümüz toplumunun “uyku yoksunluğundan” şikâyet ettiği açık: yazarın tabiriyle “toplumsal bir insomni” hastalığı çektiğini belirten, bunu dijitalleşen alışkanlıklarımıza, çevrimiçi sosyal ortamlarımıza, çalışma tempomuza dayandıran; hepimizin modern yaşam içinde kronik bir uykusuzluk içinde yaşadığını iddia eden, hatta uykusuzlukla obeziteyi, kalp krizlerini, zihinsel ve fiziksel rahatsızlıkları ilişkilendiren yaygın bir kanı var. Elinizdeki bu kitap bu kanının ne

okumak için tıklayınız

Şehrazat – 17 Yaşında, Esmer, Kıvırcık Saçlı, Yeşil Gözlü – Leïla Sebbar

Leïla Sebbar, Paris’te yaşayıp Parisli olamayanların, devrimcilerin, dandy’lerin, motorcuların, uyuşturucu bağımlılarının bir işgal evinde kesişen ve evden kaçan Şehrazat’ın etrafında dönen hikâyesini anlatıyor. 1980’ler Parisi’ndeyiz ama ortada ne Eiffel var ne de geniş bulvarlar. İşgal evleriyle, yeraltı partileriyle, militan gazetecilik faaliyetleriyle steril kent manzarası yerle bir ediliyor; bu romanda lüks mağazalar yalnızca soyulmak, yağmalanmak için

okumak için tıklayınız

Marion de Lorme – Victor Hugo

Cemil Meriç’in edebiyat ve edebiyat dışı alanlardaki çevirileri, onun, “kültürle derinlemesine alışveriş kaygısı”nın, “düşünce mesaisi”nin izlerini taşır. Çevirilerinde Türkçeye olduğu kadar çeviri yaptığı dillere de hâkimiyetini gösteren Meriç, kendine has üslûbuyla bir yandan edebiyat ve düşünce dünyamıza katkıda bulunmaya devam ederken, zaman zaman da çevirdiği eserlerle ve yazarlarıyla ilgili kimi çalışmalarını okurlarla paylaşır. Marion de

okumak için tıklayınız

İroni – Vladimir Jankélévitch “Edebiyatta, sanatta nasıl kullanılmıştır?”

İroni nedir? Sadece bir söz, yani retorik olgusu mu? Peki Batı felsefesiyle kuruluşundan beri nasıl bir ilişkisi vardır? Sokrates’te ironinin işlevi nedir? Edebiyatta, sanatta nasıl kullanılmıştır? İroni yalan mıdır? Hakikatle ne tür bir bağı vardır? Riyakârlıkla, sinizmle, skandalla nasıl ilişkilenir? Tuzakları nelerdir? Yanılsamaların can düşmanı ironiye muhatap olan, karşısındakinin söylemek istediğini anlamakla ne yapmış olur?

okumak için tıklayınız

Narcissus’un Zencisi – Joseph Conrad

Joseph Conrad’ın Bombay’dan Londra’ya yaptığı bir deniz yolculuğundan esinlenerek yazdığı Narcissus’un Zencisi, fırtınanın çalkaladığı bir gemide yaşanan psikolojik dramı anlatıyor. Bombay rıhtımından Londra limanlarına seyahat eden görkemli bir geminin yaptığı uzun ve tehlikeli seyahati konu eden roman, kopan fırtınalara ve kabaran dalgalara göğüs geren geminin mürettebatının bilinmezliğe yolculuk ederken zihninde beliren duygulara da ışık tutuyor.

okumak için tıklayınız

Googol Sayısı Nasıl Google Arama Motoruna Dönüştü?

İnternet kullanıcıları tarafından kullanılan, dünyanın en büyük arama motorlarından biri olan Google’un adını her gün duyar ve kullanırız. Peki Google arama motorunun isminin nasıl ortaya çıktığını ve ne anlama geldiğini hiç düşündünüz mü? Hikayenin başlangıcı bilgisayarlardan önceye dayanıyor… Amerikalı matematikçi Edward Kasner (1878 – 1955) büyük sayılar için yeni sözcükler yaratmak istediğinde yeğeninden yardım istemişti.

okumak için tıklayınız

Altın Standardı Bitmeyen Akılsızlık – Suat Kamil Aksoy

Paranın ne olduğu hakkındaki bilgisizlik olanca hızıyla devam ediyor. Değerin ve rantın doğası adlı kitabımın basılmasının ardından bir yıla yakın zaman geçti. Açık istihbarat gizli servisler dünyayı yöneten yüksek akıllar ya da güçler uyumaya devam ediyorlar. Varlıkları şüpheli gibi görünüyor. Hatırlayalım. İnsanlık başka bir mekanizma olmadığında para olarak altın gibi değerli metalleri kullanma eğiliminde oluyordu.

okumak için tıklayınız

Haçlı Seferleri – Thomas Asbridge

Thomas Asbridge, Haçlı Seferleri (Say Yayınları) adlı kitabında ölümüne mücadelenin tarihini hem Hıristiyanlar hem Müslümanlar açısından bakarak sürükleyici bir anlatımla sunuyor. Selahaddin Eyyubi ve Aslan Yürekli Richard gibi hükümdarların yanı sıra Franklar, Abbasiler, Selçuklular, Memluklar gibi büyük güçlerin bu mücadeledeki rolü hakkında ayrıntılı bilgiler veriyor. Kitap, modern Ortadoğu sorununu iyi anlamak isteyenler için de temel

okumak için tıklayınız

Psikoterapide İnternet Bağımlılığı – Daria J. Kuss, Mark D. Griffiths

Dijital çağda her birimiz vaktimizin çok daha büyük bir kısmını sanal evrende geçirir hale geldik. Kimi zaman mesleki mecburiyetler, kimi zaman sanal ortamda sosyalleşmenin karşı konulmaz cazibesi, kimi zaman ise eğlence amaçlı popüler aktiviteler bizi internet dünyasının içine doğru çekiyor; her yaştan insana yeni imkânlar ve seçenekler sunuyor. Ancak madalyonun diğer yüzü bu denli ışıltılı

okumak için tıklayınız

Schopenhauer’in hiçliği ve mutlu sessizliği!

“Hayatımızı, hiçliğin mutlu sessizliğinde nafile yere rahatsız edilen bir dilim olarak addedebiliriz.” “Arzu edilen şeyi elde etmek, onun ne kadar nafile olduğunu keşfetmektir.” “Mutlu olmak için var olduğumuz, yaratılıştan hatalı olan tek kavramdır. Bu doğuştan gelen hatada ısrar ettiğimiz sürece, dünya çelişkilerle dolu görünür. Büyük ya da küçük olsun hiç fark etmez her adımda, dünya

okumak için tıklayınız

Sait Faik’in siroz tedavisi için gittiği Paris’te geçirdiği ilginç beş günü

Sait Faik’in siroz tedavisi için gittiği Paris’te geçirdiği ilginç beş gününü konu alan kitabı ‘Paris’te Beş Gün’ üstüne Adem Kocamaz ile konuştuk. Serkan Erden (19 Ekim 2020 cumhuriyet.com.tr) – En son ‘Veli’nin Oğlu Orhan’ adlı kitabınla edebiyatseverlerle buluşmuştun. Şimdi de Sait Faik’i konu alan ‘Paris’te Beş Gün’ adlı romanınla okurlarının karşısına çıktın. Orhan Veli ile

okumak için tıklayınız

‘Faust’, nasıl okunabilir?

‘Bir yazınsal izlek, bir tarihsel-toplumsal görüngüyü nasıl kalıcılaştırabilir?’ sorusunu, Johann Wolfgang von Goethe’nin, ‘Faust’ ile yanıtladığı söylenebilir. Bir yazınsal yapıtın yazımı ve alımlanımı bakımından önem taşıyan bu soru, Goethe’nin yazınsallaştırdığı Faust izleğinde açıklanabilir. Her yazınsal yapıt, her ülkede farklı okunabilir, yazınsallaştırılan izleğin o ülkeyle ilişkisi bakımından yorumlanabilir. Bu bağlamda ‘Faust’, Türk-Yunan gerilimlerinin tarihi bakımından ve

okumak için tıklayınız

Mihail Bulgakov seçkisi

20’inci yüzyıl Rus edebiyatının ustalarından Mihail Bulgakov’un başyapıtlarından bir seçme: Usta ile Margarita, Genç Bir Doktorun Anıları, Morfin, Kol Manşetinde Notlar, Kızıl Moskova, Teatral Bir Roman (Siyah Kar), Moliere Efendi, Köpek Kalbi, Ölümcül Yumurtalar, Şeytanname… USTA İLE MARGARITA Mihail Bulgakov’un yaşamının son günlerine dek üzerinde çalıştığı, uzun süre yasaklanmış ancak ölümünden yıllar sonra 1966’da o

okumak için tıklayınız

Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi (Arkaik Çağdan Arap Fetihlerine) – G.E.M. de Ste. Croix

Marksist İlkçağ tarihçisi Ste. Croix, bu anıtsal kitapta, Antik Yunan-Roma dünyasının Arkaik Çağ’dan Arap fetihlerine kadar olan yaklaşık 1000 yıllık tarihini sınıf mücadelelerine odaklanarak inceliyor. Ste. Croix, kendisine Isaac Deutscher Ödülü’nü de kazandıran kitabının ilk kısmında Marksist tarih çözümlemesinin temel kategorileri olan sınıf, sömürü ve sınıf mücadelesi üzerinde durarak Marksizmin İlkçağ tarihi açısından anlamını tartışıyor.

okumak için tıklayınız

Kurosawa’nın Raşomon’u – Paul Anderer

“Bir sanatçıyı işaret etmek için ‘dev’ tabiri çok sık kullanılır oldu. Ancak istisnai olarak Akira Kurosawa’nın durumunda bu tabir kesinlikle yerine oturuyor.” Martin Scorsese Dünya çapında bir ikon statüsüne erişmiş olmasına karşın Akira Kurosawa’nın hayat hikâyesi hâlâ bilinmezliğini korur. Bu açıdan bir tür Raşomon etkisiyle hayatın sanatı taklit ettiği söylenebilir. Bu kitap önce genç bir sosyalist

okumak için tıklayınız

Canavar – Stephen Crane “asıl canavar Henry mi, yoksa kendinden olmayanı nefretle dışlayan toplum mu?”

1898 yılında yayımlanan Canavar, Stephen Crane’in en bilinen novellalarından biridir. New York yakınlarında yer alan Whilomville adlı kurgusal bir kasabada; önyargıların, korkunun ve tecridin gölgesinde geçen bu hikâyede, beyaz ırktan bir çocuğu kurtarmak uğruna yangının ortasına dalarak feci şekilde yanan siyahi bir gencin toplumdan nasıl dışlandığına şahit oluruz. Köleliğin kaldırılmasıyla birlikte siyahilere duyulan nefretin ayyuka

okumak için tıklayınız

Anton Çehov’un tek romanı; ‘Avda Trajedi’

Anton Çehov’un henüz 24 yaşındayken yazmaya başlayıp “Antoşa Çehonte” takma adıyla yayımladığı Avda Trajedi yazarın tek romanı. On dokuzuncu yüzyılda Rusya taşrasında işlenen bir cinayetin iki anlatıcının ağzından aktarıldığı roman, polisiye türünün yenilikçi bir örneği. On dokuzuncu yüzyılda Rusya taşrasında işlenen bir cinayetin iki anlatıcının ağzından aktarıldığı roman, polisiye türünün yenilikçi bir örneği. Türkiye’de ilk

okumak için tıklayınız

Vadim O Kadar Yeşildi ki – Richard Llewellyn

İngiliz romancı Richard Llewellyn’in başyapıtı Vadim O Kadar Yeşildi ki, 20. yüzyılın başlarında Galler bölgesindeki bir madenci ailesinin yaşadıklarını tarihsel bir bakış açısıyla anlatır. İlk başta Morgan ailesinin en küçük üyesi Huw’un gözünden, madende çalışan, şarkı söyleyen, mutlu ve tok işçilerin anlatıldığı masalsı bir hikâyedir bu. Sonrasında, kapitalizmin yok ettiği neşe ve ışığın, hiçleşen emeğin,

okumak için tıklayınız

Müslüman Komünistler – Petrograd-Kazan (1917-1918) – Emel Akal

“Milliyetler hapishanesi Çarlık Rusya’sında ezilen ulus konumundaki Polonyalı, Ukraynalı, Gürcü, Ermeni ve benzerlerinin dışındakiler, genelde tarihçilerin ilgilendiği azınlıklardan olmayanlar, yani Tatarlar, Başkurtlar, Türkmenler, Azeriler ve benzerleri ne yaptı? Devrim onları nasıl etkiledi, onlar Devrim’e nasıl katıldılar? Söylendiği ve yazıldığı gibi onlar Türkçü ve İslâmcı mıydılar? Genelde Ekim Devrimi öncesi ve sonrasında Müslüman coğrafyaya ilişkin yapılan

okumak için tıklayınız