Sabahattin Ali: Siyasal iktidar baskısına taviz vermeyen yazar – Bahar Akpınar

“Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer. Bir gün Almanlar’ın pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizler”e takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik… Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık. Han, apartman sahibi olmak, sağdan

okumak için tıklayınız

Ken Loach: Eğer dünyanın bu haline öfke duymuyorsanız, ne biçim bir insansınız?

“Öfkeli? hımmmmm,” diyor Loach, konuşması zorlukla duyuluyor. Her zamanki senaryo yazarı Paul Laverty ile birlikte araştırma yaparken tanıştıkları insanlardan bahsediyor; buzdolabında yiyecek hiçbir şeyi kalmamış ve 3 gündür doğru dürüst bir şey yememiş olan genç bir adamdan, aşevinde yemek kuyruğuna girmekten utanan kadından, bir sonraki vardiya için 5.30’a kadar beklemesi söylenen, bir saat sonra da

okumak için tıklayınız

Aslı Erdoğan ‘ın Bir Delinin Güncesi adlı kitabından 32 alıntı

1. “Sonunda şövalye ruhlu biri çıkıp “Akla Karşı Manifesto”yu kaleme aldı. Türkiye’de tek bir gerçek deli bulunmadığını, Türk delilerinin sorununun delilik yoksunluğu olduğunu kanıtladı.” (s.9) 2. “Bugün, dev taşlar gibi yığılmış olguları, önemli şeylerle ilgilenenlere bırakıyorum. Beni çeken yalnızca aralarındaki fısıltı. Belli belirsiz, saplantılı…Kayalar dolusu olguyu eşeleyerek elde edilen bir avuç gerçeklik tozunun peşindeyim. Gerçeği

okumak için tıklayınız

Emma Goldman ‘ın “Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir” kitabından 23 alıntı

1. “Pek çok insan hayata bakar, ama onu yaşamaz. Onların gördükleri hayatın kendisi değil, sadece gölgesidir.” (s.1) 2. “On beşime geldiğimde karşılıksız bir aşka tutuldum ve bunun acısıyla bir ton sirke içerek romantik bir yoldan intihar etmeyi düşledim. Aşkımdan intihar etmenin beni mezarımda uçuk ve ilginç, solgun ve şiirsel göstereceğini düşünmüştüm. Ama onaltıma geldiğimde daha

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna ‘ya ilişkin – Sadık Güvenç

Okullarda doğru dürüst edebiyat dersi işleyemez olduk. Bir yazardan, bir eserden söz ettik mi öğrencinin sorusu : “Hocam bu konu LYS ile mi YGS ile mi ilgili?” biçiminde. “Elinin körü,” diyesim geliyor, diyemiyorum. “Bakın, bu konu insan olmakla ilgili, duygu ile ilgili, düşünce ile ilgili, sizin kafanızı rahatlatacak güzel şeylerle ilgili,” diyorum. “Ama hocam o

okumak için tıklayınız

Göç Yolları / Lori.. – Nejdet Evren

Göç yollarında her varlık ve değerlerimiz kırılan kanatlar gibi bir bir eksilir bizden; istemesek de o yolculuğa bir güç bizi zorlar ve kafilelerle çıkarız yollara,ufkun görünmez çizgisine doğru çıkınımızda sadece umut taşırız; ancak bunun gerçek olup olmadığını da asla bilmeyiz, buna rağmen o yükü sırtlamak zorundayız,

okumak için tıklayınız

Bir Anı – M.Şehmus Güzel

Yıllardan 1980. Mevsimlerden yaz. 12 Eylül 1980 askeri darbesi henüz yapılmamış, dünyamız henüz tamamiyle kararmamış, anamızdan emdiğimiz helal süt burnumuzdan henüz getirilmemişti. Epey dert görmüş, gösteri yapmış, avaz avaz özgürlük, adalet, eşitlik ve kardeşlik türküleri yırlamış, kimi kez gülmüş, pek sık da ağlamış, vurulan arkadaş, meslektaş, tanıdık, tanımadık ve can yoldaşlarımızın cenaze törenlerinden birini bitirirken,

okumak için tıklayınız

Toplumu parçalara ayıran, neoliberalizmin yarattığı yalnızlık – George Monbiot

Bir sistemin ruhsal bozukluk salgını yaratmasından daha büyük bir suçlama olabilir mi? Kaygı, stres, depresyon, sosyal fobi, yeme bozuklukları, kendine zarar verme davranışları ve yalnızlık, bütün dünyada insanları alaşağı ediyor. Son olarak, İngiltere’de çocuk ruh sağlığı alanındaki yıkıcı rakamlar, küresel bir krizi gösteriyor.

okumak için tıklayınız

“İnsan, yaşam ve ölüm içgüdüleri arasında bir çatışma mı?” Ölüm üzerine spekülatif düşünceler 2

Ölüm düşüncesini incelerken Freud’un görüşlerine değinmemek şüphesiz çok büyük bir eksiklik olur. Freud ‘un bu konudaki görüşleri spekülatif olmakla, bilimsel olmamakla en çok eleştirildiği görüşlerdir. Aynı zamanda “tarihi ileriye yönelik olarak yorumlamak” yanlısı yazarlarca eleştirilen görüşlerdir. Kısacası bu görüşler içinde “devrimci Freud”a rastlamak güçtür. Benim kanımca Freud, yapıtı bir bütün olarak ele alındığında muhafazakar bir

okumak için tıklayınız

“Ölüme yönelik varlık endişedir” (Heidegger). Ölüm üzerine spekülatif düşünceler 1

Hangi kökler kavrar, hangi dallar büyür Bu taş yığınından? Ey insanoğlu, Bilemez, kestiremezsin, çünkü bildiğin ancak Bir kırık suratlar yığınıdır güneşin kavurduğu Ne ölü ağacın gölge, ne cırcır böceğinin huzur, Ne de kuru taşın su sesi verdiği. .. (T.S. Eliot-Çorak Ülke)

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Kimse onlardan iyimser olmalarını isteyemez.

Albert Camus’un Nobel ödülü aldığı 1957 yılında yaptığı konuşma: Özgür akademinizin, bu cömert ve onur verici ilgisi karşısında, özellikle de bu ödülün kişisel liyakatlarıma baskın çıktığını dikkate alınca, yoğun bir şükran duygusu hissediyorum. Her insan, ya da daha güçlü nedenlerden dolayı, her sanatçı fark edilmek ister. Ben de istiyorum.

okumak için tıklayınız

Kadının Kurtuluşunun Trajedisi – Emma Goldman

Bir kabulle başlıyorum: İnsan soyu içinde yer alan çeşitli gruplar arasındaki temel ayrımları inceleyen bütün politik ve ekonomik teorilere rağmen, sınıf ve ırk ayrımlarına rağmen, kadın hakları ve erkek hakları arasına çekilen bütün suni sınır çizgilerine rağmen, buarklılıkların buluşabileceği ve uyumlu bir bütünlük oluşturabileceği bir nokta olduğuna inanıyorum.

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık Bir Barış Haykırışı: 1902 Doğumlular

20. yüzyılda tarihinin akışında belirleyici öneme sahip büyük olaylar yaşandı. Egemenliğini kökleştiren kapitalizm ve onun üst aşaması olan emperyalizm, varlığını sürdürmek için elbette daha fazla üretmek, dolayısıyla pazarı yaygınlaştırmak zorundaydı. Bu da ancak, daha fazla insanın “piyasa”ya katılmasını zorlayarak gerçekleşebilirdi. Dünya halkları kendi başlarına bırakılamazdı; hepsi, küresel ekonomik sistemin bir parçası haline getirilmeliydi. Dünya iktidarları

okumak için tıklayınız

İkinci El Zaman: Kızıl İnsanın Sonu – Svetlana Aleksiyeviç

“Svetlana Aleksiyeviç ismini ilk duyduğumuzda, hemen Türkçeye çevrilen kitaplarına (Bir Nükleer Felaketin Sözlü Tarihi: Çernobil’den Sesler ve Nazi İşgalinde Sovyet Kadınları) bakarak, henüz “kurgu” kitapları çevrilmemiş bir isim olduğu yanılgısına düştük. Oysa, ödülün gerekçesinde de özellikle belirtilmişti: İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’in “yeni bir edebi tür” yarattığını söylüyordu.

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali şiiri olduğunu bilmediğiniz 11 bilinen şarkı

Türk Edebiyatı’nın önemli yazar ve şairlerinden olan Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna olmak üzere, birçok kitabı yeni nesil tarafından tanınmaya ve ilgiyle okunmaya başlandı. Sabahattin Ali, aynı zamanda severek dinlenilen şarkıların da sözlerini yazdı. İşte o şarkılar:

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Yabancı (Albert Camus) açıklayan bir kitap değil: saçma insan açıklamaz, betimler; bir şeyler kanıtlayan bir kitap değil bu

Yabancı’nın açıklanması Bay Camus’nün Yabancı’sı, daha baskıdan çıkar çıkmaz büyük ilgi gördü. Herkes bunu «ateşkesten beri yazılmış en iyi kitap» olduğunu yineliyordu. O günün yazınsal üretimi içinde, bu roman da bir yabancı’ydı. Sınırın, denizin öte yakasından geliyordu; o kömürsüz keskin ilkbaharda, ildışı bir harika gibi değil, ondan gereğinden çok yararlanmış kişilerin bıkkın içli dışlılığıyla bize güneşten sözediyordu; 

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı romanındaki Kürk Mantolu kadın kim?

Kürk Mantolu Madonna’nın kim olduğu konusunda pek çok şey söylenmiştir. Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarından Muvaffak Şeref, Taksim Camlı Köşk Gazinosu’ndaki kadın orkestrasında çalan kadınlardan biri olduğunu söylerken Sevgi Sanlı, Kürk Mantolu Madonna’nın Sabahattin Ali’nin henüz çok gençken âşık olduğu bir genç kız olduğunu dile getirmektedir.

okumak için tıklayınız