Devrimci Burjuva Yazarlarının Konaklarda Gördükleri – B.Sadık Albayrak

Geçen yazıda Nahit Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken romanına eğilmiştik ve romanın günümüze taşıdığı devrim sahnelerine bakmıştık. Gerçekçi yazar, devrimin gerekliliğini, hayatı asalaklık üzerine kurulu ve çürümüş egemen sınıfın tasvirinde, Nimet’in halka bakışında, rüşvetle elde edilen konak ve yalılardaki doymaz servet ve iktidar hırslarıyla, genç ve saf devrimciye pençesini geçirip onu bir karşıdevrimciye dönüştürme sürecinde

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif: Şiire yeni başlamış bir delikanlının karşısına Nâzım’ı dikerseniz…

“Şiire yeni başlamış devrimci bir delikanlının karşısına Nâzım’ı dikerseniz, çocuk ya paniğe kapılır ve ters akımların uydusu olur, yahut ezilir, kötü bir kopyacı kesilir. -Hidrojen bombasına karşı Kürt hançeri ne yapabilir?- Üniversitede ve mahpusanede bazı arkadaşlarım, ‘Nâ­zım’dan sonra şiir yazmak, boşuna bir gayret, hatta saygısızlık,’ diyordu.

okumak için tıklayınız

Sinema ve Çizgi Film İlişkisi* – Özgür Özer

Siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik çok büyük değişimlerin yaşandığı çağımızda; geleceğin ve geçmişin iç içe yansıtıldığı önemli sanat dallarından biri olarak sinema ortaya çıktığı zamandan beri bütün insanları etkileyen, sanatsal olanı açığa çıkartan, eğlendirme işlevine sahip, kültür içinde ve kültürler arasında bilgi taşıyan, kendimiz, toplum ve toplumsal rollerimiz hakkında bilgilendiren, yönlendiren en etkili araçlardan biridir.

okumak için tıklayınız

Benim Babam Bir Pilot (Hayallerini Meslek Seçenler) – Gönül Öztopuz

Gökyüzünde kuşlar gibi özgürce uçmak genç, yaşlı, erkek ya da kadın hemen her insanın hayalidir. Üstelik bu hayal yalnızca çağımıza özgü de değil; medeniyetin gün yüzüne çıktığı ilk çağlardan bu yana uçmanın hayali her daim zihinlerdedir. İşte bu yüzden de dünya tarihi, henüz teknolojik olanakların elvermediği dönemlerde dahi sırtına bir çift kanat takarak veya bir

okumak için tıklayınız

Kafka’da yaşamın anlamı – insanın gücü

Bu parçalar Kafka’dan alınmıştır. Kafka’nın, içindeki “sarsılmaz” inancı sürdürerek, Kierkegaard’ın dünyaötesi gizemciliğinin karşısına nasıl ayağı yerde bir gizemcilik koymaya çalıştığı görülecektir. VI, s. 214 — Çok zayıf da olsa, geçiciliğimizin sonsuz ve tarihsel doğrulamasına inancımız, günah işleyen bir varlık oluşumuza inanmaktan çok daha boğucu. İnancın ölçüsü, bütün arılığıyla, birinci inancı da kapsayan ikinci inanca dayanma gücüyle belirleniyor.

okumak için tıklayınız

Saramago Okurları Yaşıyor – Zafer Köse

Olay örgüsü gelişirken Saramago ölüyor; bir roman kahramanı değil, bu kez yazar ölüyor. Kurgunun bir parçasına dönüşüyor bu ölüm. Toplantıda, yolculukta, komşulukta… Türlü ortamlardaki türlü işlerde sahtekarlara rastlayabilirsiniz. Bencillere, zamanınızı harcayanlara, zorbalara. Kötülere. Kötülükten kaçmak imkansızdır bazen. Ama kötü insan olmamak her zaman mümkün! İyiliğin, umudun, bütün olumsuz koşullara rağmen sevginin mümkün olduğunu biliyoruz biz.

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Gözüyle Kierkegaard

“Kierkegaard benim gözümde, hemen hemen kimsenin giremediği bir ülkenin üstünde parlayan yıldızdır. Onu okumaya başladığını öğrenmek beni sevindirdi. Ben yalnız Korku ve Titreme’yi biliyorum.” (Oskar Baum’a mektup, c. VI, s. 270.) “Ancak bugün göz atabildim Yargıç’ın Kitabı’na. Tam sezdiğim gibi, birtakım köklü ayrımlara karşın, durumu benimkine benziyor. En azından, dünyanın aynı köşesine yerleşiyor… Bir dost gibi,

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Kierkegaard yorumu

Aşağıda, Kafka’nın yapıtlarından alınmış, Kierkegaard ‘ın kimi düşünleriyle ilgili sözleri bulacaksınız. Bu inceleme, ilk kez 1942 ‘de, L’ Arbalete dergisinde yayımlanmıştır. I — Çelişkinin paylaşılmazlığı gerçek olabilir, ama böyle çıkmıyor ortaya, İbrahim bile anlamıyor onun bu özelliğini. Belki, anlama gereksinmesi duymuyor; ya da anlaması gerekmiyor; dahası, kendisi söz konusu olduğu sürece, bu gerçeği göstermek zorunda değil;

okumak için tıklayınız

Zerdüştlük nedir?

Kimdir bu Zerdüştler? Dahası Zerdüşti Dini ile İslam dini arasında benzerlikler var mıdır? Ve en önemlisi Zerdüşti Dini aşağılanmayı hak edecek bir öğreti ve değere sahip midir? Gelin şimdi bu soruların ışığında Zerdüşti Tarihine doğru kısa bir yolculuk yapalım. Lakin bu yolculuğa çıkmadan şunu ifade edelim ki; Zerdüşti Dini’nin tarihi, öğretileri ve iddiaları bir yazının

okumak için tıklayınız

Eski İstanbul (30 Eylül 1922) – Ernest Hemingway

(30 eylül 1922, The Toronto Daily Star) Sabah uyanıp da Haliç üzerine çökmüş sisten incecik ve tertemiz başlarını uzatan minareleri görüp bir Rus operasındaki aryayı hatırlatan müezzinin, dokunaklı sesiyle müminleri yalvarırcasına duaya çağırdığını duyduğunuzda Doğu’nun sihrine eriyorsunuz. Pencere camında yansıyan görüntünüze bakınca, sizi dün gece keşfeden sineklerin ısırıp kızarttığı yerleri görüyor ve kendinizi tam tamına Doğu’da buluyorsunuz.

okumak için tıklayınız

Eduardo Galeano: Kimse itiraf etme dürüstlüğünü göstermez: “Ben çalmak için öldürüyorum.”

Savaşlar Yalan Söylüyor Savaşların saygın nedenlerle gerçekleştirildiği söylenir: uluslararası güvenlik, ulusal onur, demokrasi, özgürlük, düzen, Uygarlığın gereği ve Tanrı’nın isteği. Kimse itiraf etme dürüstlüğünü göstermez: “Ben çalmak için öldürüyorum.” •

okumak için tıklayınız

Anthony Giddens: Toplumsal davranışın önemsiz görünen yönleriyle neden ilgilenmeliyiz?

Gündelik Yaşamın İncelenmesi Toplumsal davranışın böylesine önemsiz görünen yönleriyle neden ilgilenmeliyiz? Sokakta birisiyle karşılaşmak ya da bir arkadaşla birkaç söz etmek önemsiz ve ilginç olmayan etkinlikler, bir gün boyunca sayısız kez üzerinde düşünmeden yaptığımız şeyler gibi görünebilir. Gerçekte, böylesine önemsiz görünen toplumsal etkileşim biçimlerinin incelenmesi, sosyolojide büyük önem taşır. Bu ilginç olmamak bir yana, sosyolojik

okumak için tıklayınız

Sigmund Freud: Tabu ve Karşıt Duygular

Tabu sözcüğü Polinezyaca bir sözcüktür, tam çevirisi güçtür; çünkü karşıladığı anlam bugün bizde kalmamıştır. Eski Romalılar zamanında böyle bir sözcük vardı: sacer sözcüğü Polinezyalıların tabusuna karşılıktı. Yunanlıların ägoV sözcüğü, İbranîlerin kodaush sözcüğü, Polinezyalıların ve Afrika’daki (Madagaskar), Kuzey ve Orta Asya’daki birçok budunun benzer sözcüklerle tabu deyimiyle karşıladıkları anlamda bir sözcük olsa gerektir. Bizim için tabunun

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Halk gerçekten sırtını çevirdi ve düşüncelerinin büyük bir kısmından silip attı sizleri (hiç olmazsa karşı konulmaz bir çoğunluk bunu yaptı.)

MOSKOVALI BiR ÖĞRENCİ TOPLULUĞUNA, Petersburg, 18 Nisan 1878 (Not: 3 Nisan 1878’de Moskovalı öğrenciler, Kiev’de tevkif edilen arkadaşları hakkında alınan karara karşı olduklarını belirtmek için bir gösteri yaparlarken sokakta, kasaplar tarafından saldırıya uğrayarak (Moskova’daki et pazarı, Üniversitenin yakınındadır) fena halde dövülmüşler ve içlerinden bir grup bir protesto mektubu ile Dostoyevski’ye başvurmuştur.)

okumak için tıklayınız

İlhan Berk: “Çocukluğum olmadı benim. Nedir çocuklukta anımsanan?”

Mehmet Seyda’nın yazarların çocukluk anılarını derlediği Çocukluk Yılları’nda (TDK, 1980) kısaca anlatır çocukluğunu, sonradan Uzun Bir Adam’da (1982) açarak işleyecektir. Manisa’da (kimi kaynakta “Dervişane” yazılıdır ama düzeltilmeli:) Dervişali Mahallesi’nde doğmuştur. “Tarih kavramı diye bişey yok”tur onda: Rumi 1334 olan doğum tarihini Hicri 1334 sanıyor, uzun süre yanılmış ve herkesi de yanıltmıştır bu yüzden. Papirüs söyleşisinin

okumak için tıklayınız

Ece Ayhan: “Bazen yemek yiyecek param olmuyor, bir ekmek satın alıp onu yiyorum”.

Hastalığın yanı sıra yoksulluk. Bir gün Beyoğlu’nun bir ara sokağında rastladım, elinde bir ekmek vardı, yarısını yemişti. Sonra bana ekmeği aldığı fırını gösterdi. Bana da verdi. Dedi ki (kolay kolay böyle konuşmazdı): “Bazen yemek yiyecek param olmuyor; böyle yapıyorum; bir ekmek satın alıp onu yiyorum”. Bir anı daha: Bir gün, çok fazla tanımadığı kız kardeşime rastlamış, konuşuyorlarmış, birden Ece Ayhan

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: TV’de, sekiz haberlerinde, birden, Edip Cansever’in ölüm haberi verildi. Bu haber inanılmaz ölçüde sarstı beni.

Cemal Süreya 198o’li yıllarda dergilerde yayımlanan günlüklerini topladığı 999. Gün/ Üstü Kalsın (1991) adlı kitabında hem İkinci Yeni şairi, hem yakın arkadaşı Cansever’in ölümü karşısındaki ruh halinden söz eder. Bir iki sayfa içinde (ya da bir iki günlük’te) Cansever’in şiir dünyasının da kuşbakışı görünümünü çiziverir.

okumak için tıklayınız

Yeni Dünya – Sabahattin Ali

1930’lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının büyük yazarından, içinde sinemaya da aktarılan Hasanboğuldu’nun olduğu 13 düşünen öykü…

okumak için tıklayınız