“Teatral” Bir İnadın Serüveni – Duygu Çelik

• Siz ne iş yapıyorsunuz? • Tiyatrocuyum. • Burda Kürtçe Hamlet oynuyor biliyor musunuz? Tabii ki biliyordum. Aralık 2012. Yolum Amed’e düşmüş. Havaalanından Dağkapı’ya giderken minibüs şoförünün “Kürtçe Hamlet” gururuna şahit oluyorum. Oyunu seyretmemiş daha; ama önemli buluyor Hamlet’in Kürtçe oynanmasını.

okumak için tıklayınız

Doğar Ölür, Yeniden Doğar… – Derya Karahan

Tiyatro nedir tartışmalarının üzerinden çok geçti. “İnsanı insana insanla” geyikleri, kendi düzeni içerisinde dokunulmaz olanın tartışılmaz zemininde ele alındı çoğu zaman. Mesele ‘toplumun çok ötesinde’ ile ‘toplumun aynası’ arasında bir ikilemde sıkışan tartışmalarda da boğuluyor arada. Zaman zaman da para mevzuu olduğunda, Devlet ve tiyatro ilişkisi devreye girerek var olan kutuplaşmada herkesin kendi mezhebince argümanlarını

okumak için tıklayınız

“Reklam Arası”ndan Sonra Tiyatro – Leyla Burcu Dündar

Augusto Boal, bir klasik hâlini almış olan yapıtı Ezilenlerin Tiyatrosu’nda, insanların bütün eylemlerinin politik olduğunu ve tiyatronun da bu eylemlerden biri olduğunu söyler. Aksi takdirde ne Namık Kemal’in Mağusa sürgünü ne de iktidarın TÜSAK Kanun Tasarısı gerçek olurdu sanırım. Sanatın muhalif tavrı üzerine bugüne dek çok söz söylenmiştir. Tabii bunun aksi bir denklemi kurma çabaları

okumak için tıklayınız

Başka Yolu Yok, Direneceğiz! – Şâmil Yılmaz

Tiyatro, daha ortaya çıktığı ilk yıllarda bile, iktidarın çocuğuydu. Tragedyanın doğuş serüveni, biraz da, kontrolsüz kır şenliklerinin site devletinin bünyesine dâhil edilip ehlileştirilmesi serüveniydi. Tragedyalardaki toplumsal enerjinin ve çatışmaların en çok tanrıların yasasıyla site devletinin yasaları arasındaki yarılmadan beslendiğini hatırlayalım.

okumak için tıklayınız

Patatesle dünyayı aydınlatmak

Patatesinizi nasıl seversiniz? Haşlanmış, kızarmış, ezme… Bazıları ise patatesin ışık saçanını tercih ediyor. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde araştırmacı Haim Rabinowitch ve arkadaşları birkaç yıldır patatesten elektrik üretme projesi üzerinde çalışıyor. Patatese basit bir metal düzenek ve ampul takarak elektrikten yoksun köyleri bu yolla aydınlatmayı hedefliyorlar. Rabinowitch, bir tek patatesin bir odayı 40 gün aydınlatacak kadar elektrik

okumak için tıklayınız

Hızlı dil öğrenmenin yolları

Yurtdışında hayalinizdeki bir işe başvurmak istiyorsunuz. Ama bir sorun var. Yabancı dil bilmeniz gerekiyor. Siz ise bilmiyorsunuz ve fazla zamanınız da yok. İmkansızmış gibi gelebilir ama dil uzmanlarına göre, birkaç hafta içinde bir dilde basit iletişim kurmayı, birkaç ayda ise o dili ayrıntılı bir şekilde öğrenmeyi başarabilirsiniz. O dilde edebiyat eserlerini okuyup anlayacak kadar öğrenmek

okumak için tıklayınız

Anlatılan işte onların hikayesidir

‘Toplayıcılar’ günümüzde edebiyattan gittikçe dışlanan yoksulların öykülerine yer veriyor. Mürüvet Yılmaz’ın yazdığı öykülerde çöplerden beslenen insanlardan, tersanelerde ölümle yüz yüze çalışmak zorunda kalan işçilere dek uzanan yoksullar gerçeğine bütün çıplaklığı ile okuruz

okumak için tıklayınız

Anadilin ‘sesini’ duymak…

Görme engelli yurttaşların yaşama dahil olmaları amacıyla oluşturulan “Sesli Okuma Kütüphanesi”, Amed’de açıldı. Kürtçe’nin Kurmanci, Kurmanckî ve Sorani lehçeleri ile Arapça ve Ermenice dillerinde kitapların seslendirilmesiyle oluşturulan kütüphanede, Kürt Edebiyatı’nın sözlü tarihi niteliğinde olan dengbêjlerden alınan sesli kayıtlar da mevcut.

okumak için tıklayınız

Ömer Leventoğlu ve “Dağ Medeniyeti” ya da “Anti- Tahakküm” – Adil Okay

Ömer Leventoğlu adını sinemacı olarak duymuşsunuzdur. En son “Mavi Ring” adlı sinema filmini izlemiş ve çok beğenmiştim. Tabi Leventoğlu’nun yalnız veya kolektif olarak yaptığı belgeseller de var. Ama onun “yazar” yönünü (Senaryo yazarlığı değil sadece kastettiğim) çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Doğrusu ara sıra dergilerde yazılarına rastladığım olsa da “Dağ Medeniyeti – Anti- Tahakküm” adlı kitabını okuyana kadar,

okumak için tıklayınız

Titanik batmadan bir ay önce

Gerhart Hauptmann’ın Atlantis’i yaklaşık yüz yıl sonra Türkçeye çevrildi. Hauptmann, Atlantik’i geçerken batan lüks bir gemide sınıflararası çelişkiyi anlatan Atlantis’i, Titanik batmadan bir ay önce tamamlamıştı. Atlantis, 1912 yılında yayımlanmış. Gerhart Hauptmann romanı bitirip yayıncısına teslim ettikten bir ay sonra Titanik batmış.

okumak için tıklayınız

“Körler Ülkesi’nde tek gözlü insan Kral’dır!”

H.G. Wells, görme “zenginliği”nden mecburen vazgeçmiş insanların bu yetiyi zamanla unutmak suretiyle hayatlarından tamamen çıkararak özgürleşme yoluna gittiğini anlatıyor. “Hepimizin kendi zaman makinesi var. Bizi geriye götüren anılarımız, ileriye götüren ise rüyalarımız” demiş H.G. Wells. Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en kıymetli zihinlerinden biri sayılabilecek bu İngiliz yazarın kitaplarıyla her birimize hediye ettiği zaman makinelerimizi, onun

okumak için tıklayınız

“Orkestra Şefi” – Onur Bayrakçeken

Yeni Zelandalı yazar ve şair Sarah Quigley’in Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Orkestra Şefi” adlı romanı, Şostakoviç’in en önemli eserlerinden biri olan 7. Senfoni’sini, yani “Leningrad Senfonisi”ni yazış sürecini anlatıyor. Faşist kurşunlara geçit vermeyen sevgili kentinin direniş senfonisini…

okumak için tıklayınız

Türkiye’de erkeklik ve iktidar – Cenk Özbay

Michael Kimmel, Erkekleri Yanlış Çerçevelemek (1) başlıklı kitabında, “Biz, Amerika’da erkeklik hakkında nasıl konuşacağımızı bilmiyoruz,” der. Türkiye’de bizim de halimizin pek farklı olmadığını, yıllardır akademi içinde ve dışında erkeklik(ler) meselesini tartışagelmiş bağlamlardan, örneğin ABD’den, pek de daha iyi durumda olmadığımızı söylemek mümkün.

okumak için tıklayınız

Raşomon ve Diğer Öyküler – Ryunosuke Akutagava

Raşomon ve Diğer Öyküler adlı kitap, Japon edebiyatının önemli isimlerinden Ryunose Akutagava’nın on dört öyküsünü bir araya getiriyor. Yazar, büyük bir ustalıkla yazdığı çeşitli biçim ve içerikteki öyküleriyle kendinden sonra gelen kuşaklara örnek olmuştur. Japon film yönetmeni Akira Kurosava, kitaba adını veren öyküyü “Çalılıklar Arasında” isimli öyküyle birleştirerek Raşomon ismiyle sinemaya uyarladı ve 1951 yılında

okumak için tıklayınız

Hitler’in lanetli kitabı: ‘Kavgam’ – Celâl Üster

Hitler’in “lanetli” kitabı “Kavgam” Almanya’da 75 yıl sonra yeniden yayımlanıyor Hiçbir kitap yasak olmamalı… “Almanya, 1945. Müttefik kuvvetleri ülkeye girerken, telaşa kapılan binlerce Alman ‘Mein Kampf’larını (Kavgam) bahçelerine gömüyor. Hitler’in ırkçı görüşlerini içeren ‘Kavgam’, bu öğreti yüzünden dünyaya savaş açan ve bozguna uğrayan ülkenin topraklarına gömülüyor. Bugün, aradan 56 yıl geçmesine karşın, Almanya’da alınıp satılması

okumak için tıklayınız

Ishiguro – Le Guin savaşları başladı

The Buried Giant ile fantastik kurgu türüne soyunan Ishiguro sert kayaya tosladı. Ursula K. Le Guin, yazarı “tür züppeliği” ile itham etti. Dokuz yıl aradan sonra yayımlanan “fantastik” romanı The Buried Giant ile mart başında okuruyla hasret gideren Kazuo Ishiguro’nun sevinci kısa sürdü. Japon asıllı İngiliz yazar, fantastik edebiyatın piri Ursula K. Le Guin’in eleştiri

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif (Ahmed Arif Önal) hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

21.04.1927 Diyarbakır doğumlu.Baba Adı;Arif Hikmet Ana Adı;Sare. Evli.(26.06.1967) bir çocuk babası.Siverek İlkokulu(1939),Urfa Orta Okulu (1942), Afyon Lisesi(1945), Dil Tarih Ve Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu(1947) yarım bıraktı.Şair,Yazar, Gazeteci, Siyaset adamı. Şiir yazmaya Orta Okulda başladı.TAŞPINAR Dergisi (GÖZLERİN 1942), MİLLET Dergisi (YOLLARDA 1942),Afyon Lisesi’nde okurken (SEÇME ŞİİRLER DEMETİ ‘Dergi’ 1943) şiirleri yayınlandı .Afyon Lisesi bitiminde Uşak

okumak için tıklayınız