Diyarbakırlı Bazı İslamcı Yazarların Tarih Anlayışı Üzerine – Müslüm Üzülmez

Elim boş, Ayağım pusu. Bir ben bileceğim oysa Ne afat sevdim. Bir de ağzı var dili yok Diyarbekir Kalesi… (Ahmed Arif) Yakın dönemde Diyarbakırlı bazı İslamcı akademisyen ve yazarların Diyarbakır’a dair hazırlamış oldukları kitaplardan bazılarını meraktan, bazılarını bir şeyler öğrenme isteğinden, birini de imzalanıp adıma gönderildiği için inceledim.

okumak için tıklayınız

Halkın arzuhalcisi Yaşar Kemal – Sadık Albayrak

Adını ilk kez dokuz on yaşlarında bir çocukken duymuştum. Doğuya açılan uzak bir İç Anadolu köyünün yaz sıcağında, öğlen saatlerinde radyonun başına toplanıyorduk. Bu günlerde boşa harcayacak beş dakikaları bile olmayan köylüler, tarlada orakla ekin biçmeyi bırakıyor, dağdaki çayırın kurumasına aldırmıyor, günün o saatlerinde radyonun başına koşuyorlardı. Yaşar Kemal’in İnce Memet romanından uyarlanan radyo tiyatrosunu

okumak için tıklayınız

‘pervane’yi okuma dersleri – Ömer Turan

‘pervane’yi okurken; zamanın havasını, köpüren gökyüzünü ve menekşe yazlarının sessiz sevinçlerini duyumsadım tepeden tırnağa. İnsanın kâğıtla arasındaki uzun yalnızlığını, ürperten kalabalıkları ve ölümün daha gizli bir şey olduğunu öğrendim. Merhamet; ağzımızın kenarında bekleyen bir dinamitmiş veyahut bir çocuğa gülümseyen melek, ‘o sonsuz beyazlığa’ doğru bakarken farkına vardım. Yanımızdan gürül gürül akıp giden günler, bir belleğin

okumak için tıklayınız

Milan Kundera’ya Bakış* – Hatice Balcı

1968 Prag Baharı, Çek kökenli yazar Milan Kundera’nın sürgünlüğünü hazırlayan koşulları beraberinde getirmiştir. Yazar, Sovyetlerin – o günkü adıyla – Çekoslavakya’yı işgali ile birlikte sadece işinden uzaklaştırılmakla kalmaz, vasıfsız çalışana dönüşür, ne iş bulursa onu yapar. Ancak hayatını sürdürebilmesi için ona yardımcı olan arkadaşlarının bile tehlike içinde yaşadıklarını anlaması, yazarın ülkeyi terk etme sürecini hızlandırmış,

okumak için tıklayınız

Dünya’nın iç çekirdeğinin gizemi aydınlatıldı

Illinois Üniversitesi’nden bir araştırma grubu, Çin’deki meslektaşları ile birlikte Dünya’nın çekirdeğinin, farklı yönlere sıralanmış kristallerden meydana gelen ayrı bir iç çekirdek içerdiğini buldu. Deprem okuma teknolojilerindeki yeni uygulamalar sayesinde, Illinois Üniversitesi’nden bir araştırma grubu Çin’deki Nanjing Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte, gezegenimizin çekirdeğinin kendine ait ayrı bir iç çekirdeğe sahip olduğunu buldu. Bu bulgu, şaşırtıcı içeriği

okumak için tıklayınız

Nasıl oldu da evrenimiz madde baskın hale geldi?

Yıldızlardan gezegenlere evrende görebildiğimiz her şey madde temellidir. Peki başlangıçtaki madde ve anti-maddenin eşit olduğu evrenden şimdiki madde baskın evren nasıl oluştu? Simetri kırılmasının ardında yatan mekanizma nedir? Bilimciler uzun yıllardır bu problem üzerinde uğraşmaktadır.

okumak için tıklayınız

Erken evren teorilerimizi sarsan devasa bir kara delik keşfedildi

Gökbilimciler eski bir kara delik tespit ettiler. Bu kara delik öylesine büyük ve aydınlık ki, erken evren anlayışımıza meydan okuyor. Bu süper kütleli kara deliğin oluşturduğu yıldızsı gökcismi evrenin doğumundan sadece 900 milyon yıl sonra oluşmasına rağmen Güneş’ten 420 trilyon kat daha fazla ışıklı. Bu da onu eski evrende karşılaşılan en parlak nesne yapıyor. O

okumak için tıklayınız

Yetişkin beyninde yeni doğan nöronlar, çevreye uyarlanmayı mı sağlıyor?

İnsan beyninin yetişkinlik döneminde de yeni sinir hücreleri üretmeye devam ettiğinin keşfedilmesi, sinirbilimi alanında büyük bir dogmayı değiştirdi. Ancak, bu sinir hücrelerinin davranışsal ve kavramsal açıdan rolü hâlâ tam bilinmemekte. Cell Press dergisinde yayımlanan makalede, Princeton Üniversitesi’nden uzmanlar bu kapsamda geniş bir araştırma yaparak, beynin “hipokampüs” adlı öğrenme ve hafızada rol oynayan kısmında oluşan yeni

okumak için tıklayınız

Öğretmenlerin önyargıları, cinsiyet ayrımını derinleştiriyor

Bu bir gerçek: Kadınlar bilgisayar bilimleri, mühendislik ve matematik alanlarında oldukça az temsil ediliyor. Fakat kadınları diğer alanlara yönelten nedenler muğlak. Yüksek öğretim kurumları, dünyanın pek çok ülkesinde kapılarını kadın ve azınlıklar için eşitlikçi fırsatlara açmış durumda. Peki, ortadaki eşitsizliğin temel noktası, kız öğrencileri doğa bilimleri ve matematiğe yönlendirmede orta öğretimin cesaret kırıcı etkisi olabilir

okumak için tıklayınız

Puslu Yıllar – Zafer Köse

Babasının tarlasında kızgın güneşin altında burçak yolan kadınlara bakıyor, delikanlı. Çalışmak zorunda olan insanları, çalışanlar sayesinde refah içinde yaşayanları, bu çarkın nasıl döndüğünü düşünmüyor. Henüz bu açıdan bakmıyor dünyaya. Ama akşama kadar burçak yolmanın karşılığı olarak 20 kuruşluk ücreti az buluyor. Afyon Ziraat Bankası müdürü olan babasının bu tarlayı kazanç elde etmekten çok, hafta sonu

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’den kalan şarkılar

Yaşar Kemal yalnızca romancı değildi. Türküler, ağıtlar derledi. Şiirler yazdı. Şiirlerinden besteler yapıldı. Kitaplarının etkisiyle türküler yakıldı. Yaşar Kemal öldü. En mutlu günlerimden birinde öldü. Can arkadaşım Sevda ile doğum günümü kutlamıştık, “gelecek güzel günler”den söz ederken önümüze düştü haber. Bekliyorduk, inanamadık. Böyle olur hep: Beklense de, ölüm çok koyar. O gece KadıköySahne’de Mabel Matiz

okumak için tıklayınız

Roboski – Gençler Öldü – Frederike Geerdink

Roboskî’de 28 Aralık 2011 akşamı daha çok gençlerden ve çocuklardan oluşan 34 kişi bombalanarak öldürüldü. Katliama yönelik eksiksiz ve adil bir soruşturma yürütüldüğüne dair ciddi şüpheler doğdu, siyasi ve askerî sorumlular bir türlü ortaya çıkarılamadı, olay âdeta unutulmaya bırakıldı. Yakınlarının mezarları başından ayrılmayan Roboskî halkı ise sadece “adalet” istiyor…

okumak için tıklayınız

Döşeğimde Ölürken – William Faulkner

20. yüzyılın büyük modernist romancılarından William Faulkner’ın yazım tekniğinde radikal bir yeniliği temsil eden, benzersiz bir yapıt. Ölüm döşeğinde olan Addie, kırk mil uzaklıktaki Jefferson mezarlığına, ailesinin yanına gömülmeyi vasiyet eder. Addie’nin tabutunu bir katır arabasına yükleyen Bundren ailesi, sıcakla ve sellerle boğuşacakları uzun bir yolculuğa çıkar. Döşeğimde Ölürken, on beş farklı anlatıcının ağzından anlatılan

okumak için tıklayınız

Demir Konsey – China Mieville

Britanya bilim kurgu ve fantastik edebiyatının genç ve başarılı ismi China Miéville’in, Perdido Sokağı İstasyonu ve Yara’nın ardından, Yeni Crobuzon üçlemesinin son kitabı olarak kurguladığı Demir Konsey; mevcut baskı rejimine karşı ayaklanan çeteler, örgütler ve direnişçilerin sahnede olduğu, mekân ve zamanın parçalandığı bir savaş ve isyan zamanına odaklanıyor. Roman, 2005 yılında Arthur C. Clarke ödülünü

okumak için tıklayınız

Somutun Diyalektiği – Karel Kosik

Somutun Diyalektiği, 1960’lı yılların başındaki ilk basımından bu yana başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada tartışmalara konu olmuş, eşsiz bir felsefi metindir. Kitap, temel Marksist kavramları; eleştirel bir varoluşçuluk, sistem kuramı, fenomenoloji, eleştirel kuram ve “ortodoks” Marksizm okumasıyla yeniden irdeliyor.

okumak için tıklayınız

Nükleerle imtihan

Gazeteci Filiz Yavuz, uzun bir uğraşın ardından Türkiye’de nükleer konusunda ender sayılabilecek bir kaynak oluşturdu. Beni Akkuyu’larda Merdivensiz Bıraktın, elli yıldan fazla süren nükleer serüveni özetliyor. Yüzlerce belge ve makaleyi analiz ediyor. Uzmanların görüşlerine yer veriyor. Neden nükleer santrale karşı olmamız gerektiğini gerekçeleriyle sıralıyor. İşte bazıları…

okumak için tıklayınız