İlkgençlikten Hülya hikâyelerine Bakele

Öte dünyadan olağanüstüden yeraltı edebiyatına kadar giden bir çizgide ilerleyen bir yazarın eseri olarak Bakele, gerçekliğin salt ve yalın bir halde okura sunulduğu metinler toplamı. Karin Karakaşlı’nın Başka Dillerin Şarkısı ve Emrah Serbes’in Erken Kaybedenler adlı ilkgençlik çağına dair hikâyelerini okumuşken hemen ardından Sezgin Kaymaz’ın yeni kitabındaki hikâyelerle karşılaştım. Böylece hiç planlamamışken üç yazarın ardı

okumak için tıklayınız

Usain Bolt bize neyi gösterdi?

İnsan Sonrası bizi kim ve ne olma aşamasında olduğumuza dair düşünmeye davet ediyor. Baştan anlaşalım… Öyle Eğitim Sen boykotu nedeniyle okula göndermediğimiz çocuklarla evde oturup okunacak bir kitap değil sözünü ettiğimiz. Rosi Braidotti’nin imzasını taşıyor, arkasına da biyogenetikten antropolojiye, insan bedeninden piyasa ekonomisine, Deleuze’den Donna Haraway’e uzanan bir literatürü almış. Mesele çocuk değil diyenlere, çocuğum

okumak için tıklayınız

Adalet duygunuz yolunu şaşırdı

Ayşegül Devecioğlu yeni kitabı Ara Tonlar’da devrimci mücadele içinde “küçük burjuva” olmayı, devrimci mücadelenin kendisiyle birlikte ele alıyor. Ayşegül Devecioğlu’nun edebiyatı, politikayı edebiyattan kışkışlayan ya da araçsallaştıran karşı eylemlerle birlikte düşünülmeli. “Edebiyatın içinde” kalmak, hayatı kurgulamakla mümkünse ve kurmak politik bir eylemse, yazarın, zeminini bilen tutumu belirleyici. (Bu zemin konusu “bir meselesi olan ya da

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal, çünkü « Dino Okulu »ndan – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino ve Yaşar Kemal ilişkisi doğal olarak Güzin Dino ve Arif Dino ilişkisini de kapsar. Anca beraber kanca beraber : Güzin Dino, Yaşar Kemal’in « kafasının etini o kadar yemeseydi », Abidin o « bir deri bir kemik delikanlı »nın « sarı defter »lerine yeni renkler katmasaydı, Arif Dino iki de bir « Al

okumak için tıklayınız

İÇİMİZDE-ÖTE-Kİ – Nejdet Evren

İnsanlaşma süreci insanın bir yanıyla doğal güçlere egemen olmaya başladığı ve bunu başarırken de doğayla bir yönden yabancılaştığı sosyo-kültürel dokusuyla gerçekleşmiştir. Bir diğerinden farklılıklar taşısa da kültür, insan olgusunun ortak paydasıdır ve kuşaklar boyunca aktarılarak varlığını sürdürür. Kültür taşıyıcısı ve aktarıcılarının çoğu her dönemde ve çoğunlukla ötekileştirilmişlerdir; bu durum, onun ilerlemeci/devrimci ve dönüştürücü olmasını ve

okumak için tıklayınız

Zamanımız Bizim Olsun – Zafer Köse

Sevdiğimiz kişilere ve sevdiğimiz işlere zaman ayıramıyor muyuz? Öyleyse yanlış yaşıyoruz. Zaman! Sevginin, gerçeğin, anlamın en şaşmaz ölçütü değil mi, zaman? Zamanınızı vermediğiniz bir kişiyi veya bir işi sevdiğinizi sanabilirsiniz. İnsan kendini kandırmaya pek eğilimlidir. Ara sıra bazı tercihlerimizi uygulayabilsek de, zamanımızı serbestçe kullanamadığımız bir hayatın bütünü, ömrün harcanmasından başka bir şey olabilir mi?

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in yörük kilimindeki nakışlar – Pertev Naili Boratav

Yaşar Kemal’in roman ve hikâyelerinin büyük bir çoğunluğu, romanlarının sanırım bir tanesi Deniz Küstü dışında hepsi, Anadolu’nun göçebe, yarı göçebe ya da yerleşmiş köylü insanlarının yaşamlarını anlatır. Olaylar Çukurova’da, Toroslar’da geçer; Güneydoğu Anadolu sahnesinin değiştiği pek seyrek: Ağrı Dağı Efsanesi’nde Doğu, Çakırcalı’da Batı Anadolu.

okumak için tıklayınız

Fransız şehri sokak reklamını yasaklıyor: Panoların yerine ağaç dikilecek

Fransa’nın güneydoğusundaki Grenoble şehrinde açık alandaki tüm reklamların yasaklanması kararı alındı. Fransız şehri böylece Avrupa’da bir ilke imza atmış oldu. 2015’in ocak ayından nisan ayına kadar tamamlanması öngörülen uygulama sayesinde 64’ü billboard (reklam panosu) olmak üzere 326 reklam noktası kaldıralacak. Şehrin açık alandaki reklam kontratları da iptal edilecek.

okumak için tıklayınız

Ankara Çocuk Tiyatrosu ve Anılar 1971 – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Çağ Tiyatrosundan ayrıldıktan sonra İstanbul efendisi isimli oyunda beraber çalıştığım Yavuz KUMÇAY ile birlikte bir çocuk tiyatrosu kurmaya karar verdik. Arkadaşım Yavuz KUNÇAY ‘in karakteri çok sağlamdır çok faaldir ve tuttuğunu da koparır.Arkadaşlığı her zaman güven verir.Beraber Tiyatro kurmaya karar verdikten sonra her gün Kızılay da bulunan bir kahvede buluşup bu konuyu konuşuyoruz.

okumak için tıklayınız

“Göçtün gittin Yaşar Kemal / Kim taşıyacak şimdi seni? / İri ağır gövdeni değil / Bıraktığın gölgeni?”

Yaşar Kemal’in ardından: Ali Murad’a “Emmim” der Galiba 1964. Belki ’65. Beyazıt’taki Marmara Sineması’nda TİP gecesi var. Sahne balonlarla süslenmiş. Sıra onda, konuşma sırası, Yaşar Kemal’de. Sahneye çıktı, bir iki söz söyledikten sonra, eline yeşil bir balon geçirdi. “Bu işte kapitalizmin, burjuvazinin balonu! O balonu söndüreceğiz!” diyerek balonu çimdiklemeye başladı. Ne yapsa patlamıyor lanet balon.

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal ve Metin Göktepe’yi aynı fotoğraf karesinde buluşturan gerçek

İşte Türkiye’nin fotoğrafı bu. Metin Göktepelerin ölümden korkmadan muhabirlik yaptığı, Yaşar Kemallerin “İpe çekeceklerini bilsem yine yazmaya devam ederim” dediği bir toprak. “Bize Türkiye’yi anlat, derse bir gün birisi, bu fotoğrafı gösterin: Yaşar Kemal ve Metin Göktepe.”

okumak için tıklayınız

Sanatçı dostları Yaşar Kemal’i anlattı

Ferit Edgü’den Oya Baydar’a, Fazıl Say’dan Gülriz Sururi’ye sanatçı dostları Yaşar Kemal’i anlattı. Abidin’le “kaynatıyordur” FERİT EDGÜ Yaşar Kemal, eski yeni, bizim romancılarımız arasında, hem bu kadar yerel, hem bu kadar evrensel olmayı başarmış tek örnektir.

okumak için tıklayınız

Zülfü Livaneli Yaşar Kemal’i anlatıyor…

Hey Yaşar Abi! O güzel atlara binip gittin ha! Gidip de bizi bu dar-ı dünyada bir başımıza koydun ha! Ne demeli bilemiyorum; yıllarca “Arkam sensin, kal’am sensin dağlar hey” dedim, şimdi dağlarım devrildi, kalelerim yıkıldı, kolum kanadım kırıldı. Böyle bir günde senin üstüne inceleme yazamam, romanlarını anlatamam; ancak senin rüzgârlı kişiliğinden akılma gelen bölük pörçük

okumak için tıklayınız

Cumhuriyet gazetesi, Yaşar Kemal’in 1951 tarihli ilk yazısını yayımladı.

Cumhuriyet gazetesi, cumartesi günü tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Yaşar Kemal’in gazete 1951 tarihli ilk yazısını yayımladı. Yaşar Kemal’in 1951 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Diyarbakırdaki göçmen köylerini gezerken neler gördüm?” başlıklı yazısı şöyle:

okumak için tıklayınız

‘Selam olsun insanlık tükenmeden umudun tükenmeyeceğini gösterenlere’ Yaşar Kemal

Çağdaş Gazeteciler Derneği 2011 yılında Onur Ödülü’nü kabul eden Yaşar Kemal’in kendilerine yazdığı mektubu “Beni bu ödülle onurlandırdığınız için teşekkür ederim. Bugün sizinle birlikte olamadığım için üzülüyorum. Yine de, fırsat buldukça birçok yerde söylediğim, yazdığım düşüncelerle karşınızdayım.

okumak için tıklayınız

Bilinçaltı sandığımızdan daha mı zeki?

Beynimizi kullanarak bulmaca çözerken ya da okurken kontrolün bizde olduğunu sanırız; ama yeni bir deney birçok şeyin bilinçaltımızda olup bittiğini gösteriyor. Kendi aklımızı, zihnimizi, beynimizi tanıyormuşuz gibi bir yanlış algı var. Günlük hayatımızın basit işlerini yerine getirirken, yürürken, konuşurken aklımızdan geçen düşünceler vardır. “Bugün ne yesem?” diye sorarız kendimize örneğin. Ya da “Acaba bu kadın

okumak için tıklayınız