İmparatorluğun Kalbinde Selanik İstanbul İzmir (1905 – 1912) – Spiros Gogolos

XX. yüzyılın şafağında içten içe kaynayan ve sarsıcı dönüşümlerin eşiğindeki Osmanlı İmparatorluğu. İskenderiyeli Yunan bir tütün tüccarının oğlu olan Alkis, Batıda aldığı klasik eğitimin ardından ticareti değil, milliyetçi boğazlaşma ve savaşın eşiğindeki Balkanlar ve Anadolu’yu keşfedeceği macerayı seçer. Bir gazeteci olarak Atina’da başladığı yolculuğu Selanik, İstanbul ve İzmir’e, İmparatorluğun Kalbi’ne uzanacaktır.

okumak için tıklayınız

Edebiyatın İ-Hâli: Asırlık Bir Huzursuzluk Olarak İslamcı Edebiyat – Leyla Burcu Dündar

20. yüzyılın son çeyreğinden bugüne, Türkiye?nin toplumsal ve siyasal gündeminde en belirgin etmenlerden biri şüphesiz İslamcı harekettir. Bunun kültür alanındaki yansıması esasen memleketin tarihi kadar eski olmakla birlikte, çoğunlukla minör bir başkaldırı olarak algılanmış ve azımsanmıştır. 1970?lere gelindiğindeyse, bu sözü edilen ?bastırılmışın geri dönüşü? görünürlük kazanmış ve hatta yazınsal alanda yeni bir türün doğmasına yol

okumak için tıklayınız

Eski Harflerle Kalb Ağrısı Var mı? Var da Onlar Biraz Pahalı – Beliz Güçbilmez

Bankalar bize gelecekten haber veriyor. On yıllık ev kredileri, on yıl boyunca, her gün bir gün öncekinden daha bağımlı ve daha yoksul olacağımızı müjdeliyor. Kredi kartı ekstrelerinin taksit dökümü henüz gelmemiş günlerin utkulu vaatleriyle dolu. Sistem bugünümüzü harcamakla yetinmiyor, geleceğimizi de harcıyor, gelecek daha gelmeden zaten çoktan bitmiş oluyor. Yeni kapitalizm buradan okunduğunda basbayağı gelecekçi

okumak için tıklayınız

Bedri Rahmi ne demiş? – Ahmet Soner

Yazar, düşünür, şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1946 yılının Mart ayında Hasanoğlan Köy Enstitüsü?nde dört gece kalmış. İzlenimlerini Ülkü dergisine yazmış. ?Enstitülerde üç tane kardeşim var. Biri toprağın dilinden anlar (Mustafa), biri yapıdan (Mualla), biri de dilden ve halden (Sabahattin). Enstitülerin temeli atıldığı günden beri bu üç kardeş nöbetleşe bana, bu yuvalardan sıcağı sıcağına

okumak için tıklayınız

Meyan Kökü Hazırlayın Ben de Geliyorum – Süreyya Karacabey

Değerleri dile döktüğümüz yer onların ilksel anlamlarının barındırdıkları özgünlükten ve sahicilikten çok uzakta, pek çok düzlemde düşülen bir tuzak bu, klişelerin ve anlam cesetlerinin tuzağı. Muhafazakarlık karşı çıktığı ya da ufkuyla anlam kazandığı modernliğin negatif tamlayıcılarından biridir, dolayısıyla bir kaybın üzerine yazılmıştır. Kendini rasyonel aklın eşliğindeki hız, değişim vb. gibi yaylı sazlarla ifade etmeye çalışan

okumak için tıklayınız

İmlayla ilgili sorunlarımız – Zana Farqînî

Yazılı bir dil için üç temel sütuna ihtiyaç var. Bunlar alfabe, gramer ve sözlüktür. En büyük eksikliğimiz ise hiç kuşkusuz Kürtçe?nin bütün alan ve disiplinlerle ilgili gereksinimleri ihtiva eden geniş kapsamlı Kürtçe bir sözlüğün olmamasıdır. Bu üç unsurun dışında, yazı dili için gerekli olan ve herkesin üzerinde mutabık olduğu bir imla kılavuzundan da yoksunuz. Tabii

okumak için tıklayınız

Muhafazakar Eğilimli Sanata Etik bir Deyiş – Şükrü Keleş

Âlimane kelimelerden biri olan etik, iyinin ve kötünün tanımını ve ayrımını temellendirmeye çalışan bir alanın adı. Etiğin ana konusunu, insan aklının iyi ve kötü ayrımını hangi kavram ve yöntemler üzerinden yaptığı oluşturur. Bazı etik yaklaşımlarca bu ayrımda temel alınan değerlendirme nesnelerinden biri eylemdir. Eylemin içinde yapıldığı toplumsal koşullardan tutun da eylemin doğruluğu, yanlışlığı ve gerektiğinde

okumak için tıklayınız

En pahalı el yazısı Lenin’in

Rusya?da satış yapan bir site Amerikan ve Rus liderlerinin de içinde bulunduğu bir çok kişinin el yazmalarını satışa çıkardı. Sovyet devriminin lideri Vladimir Lenin?in el yazması diğer tüm liderleri geride bırakarak 110 bin dolardan satışa çıktı. Rusya?da satış yapan Avtografomaniya şirketi, eski devlet adamlarının el yazılarını satışa çıkardı. Şirketin açıkladığı listenin ilk sırasında Vladimir Lenin

okumak için tıklayınız

İstanbul’da kitaplı günler başlarken… – Gülsüm Cengiz

Bugün, Tüyap ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından düzenlenen 32. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı açıldı. Fuar merkezinin Beylikdüzü?de olması nedeniyle biraz zorlansak da kitaplı günlerin başlaması biz yazarları heyecanlandırıyor. Nasıl heyecanlandırmasın? İstanbul Kitap Fuarı küçük bir salonda başladığı günden bu yana; çok sayıda söyleşi, konferans, imza günleriyle okur yazar buluşmasının gerçekleştiği önemli bir olanak… Son yıllarda

okumak için tıklayınız

İskender Pala’nın Yüce Efendileri ve Mutlu Köleleri – Pelin Temur

Güncel sorunlarımıza idealleştirilmiş bir tarihten çözüm bulmaya çalışan kalem erbapları her dönem olmuş. En çok arz-ı endam ettikleri dönemlerse sistemin ideal insan-yurttaş tanımında değişiklik olduğu dönemler. ?Ümmetten millete? geçerken bastıran tarihi roman dalgası, şimdi ?milletten ümmete? geçerken yine oldukça popüler. Bu dalga, tarihle edebiyatın ilişkisinde her dem var olan problemleri de taşıyor, güncel problemleri de.

okumak için tıklayınız

Prof. Taner Timur ile Söyleşi: Asıl devrim Medeni Kanun ile oldu – Kansu Şarman

Kitap fuarının bu yılki Onur Yazarı tarihçi Prof. Taner Timur ile 90. yılında Cumhuriyet?i ve yakın tarihimizi değerlendirdik. 32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı?nın bu yılki onur yazarı Türkiye?nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Taner Timur. Fuar süresi boyunca Timur?un katıldığı söyleşi ve paneller yapılacak, ayrıca TÜYAP, Timur?un yaşamı ve çalışmalarını içeren bir de kitap hazırladı. 1958

okumak için tıklayınız

?Kardeşimin Hikayesi Bu Eleştiriyi Haketmedi!? – Mehmet Özçataloğlu

Zülfü Livaneli?nin ?Kardeşimin Hikâyesi? adlı romanını okuyup bitirdiğim gün (9 Ekim 2013), rastlantısal bir şekilde Sol Kitap?ta Erhan Pınarbaşı?nın ?Kardeşimin Hikâyesi?ne Eleştirel Bir Bakış? başlıklı yazısı yayımlandı. Yazının hemen başında belirtmem gerekirse bu yazdıklarımın amacı kitabı ya da yazarını savunmak değildir. Erhan Pınarbaşı kitabı beğenmemiş olabilir, çok doğaldır. Benim itirazım eleştirinin dozunun kaçmış olmasınadır. Gerekli

okumak için tıklayınız

‘Sınıf Mücadelesi’ turnuvasına var mısınız?

“Şehir ve Oyun” temalı İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin programında bu yıl “Sınıf Mücadelesi” masa oyunu turnuvası da yer alıyor. ABD’li Marksist akademisyen ve yazar Bertell Ollman tarafından hazırlanan oyunla ilgili panel ve turnuva 2 Kasım’da Aziz Kedi Kitabevi’nde. İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin bu yılki teması “Şehir ve Oyun”. Festival, 30 Ekim’de başlıyor. Bu yıl beşincisi

okumak için tıklayınız

Gezi Direnişi çizgi roman oldu

Karikatürist Kemal Gökhan Gürses, 7 yıl aradan sonra, Gezi Direnişi’ni konu ettiği yeni bir çizgi romanla okuruyla buluşuyor. Direnişler sırasında üretilen duvar yazılarından birisi olan ‘Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi’ sözü ‘Postacı Yayınları’ndan çıkacak olan çizgi romanın adı oldu. 120 sayfalık çizgi roman, Gezi Direnişleri ekseninde iç içe geçmiş ve birbiriyle ilintili birkaç hikâyeden oluşuyor. Kitabın

okumak için tıklayınız

Direniş Öyküleri – Derleyen: Melike Uzun

Notabene Yayınları olarak, pek çok yazarın Gezi/Haziran Direnişini çeşitli yönleriyle analiz eden eserler yayınladık. Ancak edebiyatın sözü bizim açımızdan söylenmemişti. Şimdi Gezi Direnişi üzerine yazılan öykülerin biraraya getirildiği bir seçki hazırladık. İstedik ki Direnişin içindeki yazarlar tanıklıklarını, hissettiklerini sıcağı sıcağına öyküleştirsinler ve bu öyküler çevresinde, bu öyküler vesilesiyle Gezi deneyimleri konuşulsun, aktarılsın.

okumak için tıklayınız

Gıda Düzeninin Krizini İzlerken – Prof. Dr. Mustafa Koç

Tarım sorunu ve gıda güvencesi konularında Türkiye?de mevcut bölük pörçük yazının fersah fersah ötesine geçen bu yapıt kuramsal zenginliği, ampirik veri çeşitliliği ve yazarının açık ve seçik anlatımı ile hem üniversitelerimizin sosyal bilimler bölümlerindeki tarım ve kırsal dönüşüm alanlarındaki derslerde öğrenci ve öğretim üyelerine iyi bir kaynak olarak hem de konuyla ilgilenen okurları küreselleşmiş çağdaş

okumak için tıklayınız

İkiz Kuleler’den Arap Baharı’na: Ortadoğu’da İmparatorluğun Sonbaharı – Ernesto Gómez Abascal

Güney sınırımızdan Suriye?ye karşı açılan örtük savaşın sonuçlarını yaşadıkça, Ortadoğu?ya karşı ilgisizliğimiz kırılmaya başladı. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz Gezi-Haziran Ayaklanması?nı doğuran sebeplerden biri oldu. Emperyalizmin ve ülkemizdeki ortaklarının sömüremedikleri ülkelerde ?rejim değişikliği? planı sürdükçe yaşadığımız acılar artacak. Soldan bir insanın gözüyle Ortadoğu?yu değerlendirme ihtiyacı duyan insanların sayısı artıyor.

okumak için tıklayınız

Pabucu Yarım / F Tipi Çizgiler – Hazırlayan: Sibel Öz

Pabucu Yarım, bir karikatür albümü. Ancak benzerlerinden farklı. Kitapta çalışmaları yer alan on iki çizer de çeşitli hapishanelerde siyasi hükümlü olarak kalmakta. Her biri on yılı aşkın sürelerle hapiste olan çizerler, çalışmalarında sadece yaşadıkları F tipi koşullarını eleştirmekle kalmamış, dışarıdaki güncel gelişmeleri de takip ettiklerini gösteren özgün ürünler koymuşlar ortaya. Hayal güçleri ve yaratıcılıklarıyla F

okumak için tıklayınız