Dünya Dinleri ve İktidar – Paul Noah Siegel

Bu kitapta, Musevilik, Hristiyanlık, İslam, Budizm ve Hinduizm gibi yaygın dünya dinleri ele alınıyor, bu dinlerin doğuşu ve gelişimi etraflı olarak inceleniyor. Bir yandan, belli başlı tüm dinsel geleneklerin ortaya çıktığı tarihsel ve toplumsal koşullar, dönemin egemenlik ilişkileri çerçevesinde ele alınırken; öte yandan, dinsel düşünce ve inanç sistemleri ile modern ideolojiler ?en başta da Marksizm?

okumak için tıklayınız

Anahtar paspasın altında – Melisa Kesmez

“Örümcek Kapanı, okuyup rafa kaldıracağınız bir kitap değil. Bilakis dönüp dönüp bakacağınız, gözünüzün önünden çok da kaybolmasını istemeyeceğiniz bir kitap.” Yarattıkları kurmaca evrenden eve, gerçek dünyaya hiç dönmek istemediğimiz, yarattıkları karakterleri ?bazen biraz ileri gidip? kendi hayatımızdaki gerçek insanlara yeğlediğimiz yazarlar var. Bu saçma hayattan bir kapı aralansa, kendimi hikayelerinin içinde bulsam diyeceğim yazarlar bunlar.

okumak için tıklayınız

Halkın sağlığını korumanın bir bedeli var – Barış Yıldırım

Kocaeli?nin Dilovası ilçesinde 1995-2004 yılları arasında ölümlerin yüzde 32?sinin kanser nedenli. Burada on yıl ve daha uzun yaşayanların kanserden ölme riski kısa süre yaşayanlara göre 4,5 daha kat fazla. Weber, devletin ?şiddet tekeli?ni elinde tutan kurum olduğunu söylerken hayli iyimser davranmıştı. Suriye?de El Kaide çetelerine kaynak aktarımı ?teröre destek tekeli?nin, Gülsuyu?nda Hasan Ferit Gedik?in vurulmasına

okumak için tıklayınız

Absürt edebiyat: Kimin gerçekliği? – Melih Levi

Yaşamın absürtlüğü karşısında hayata farklı anlamlar yükler, kendimizi farklı gerçeklere inandırır, yarattığımız bu gerçekliğin içerisinde yüzüp dururuz. Bizimkisiyle çelişen bir gerçeklikle karşı karşıya kaldığımızda da aynı Poprişçev gibi üşür ve afalla. Franz Kafka, Nikolay Gogol, Daniil Kharms, Kurt Vonnegut, Patrick Süskind, Albert Camus, Samuel Beckett… Çoğumuzun en azından ismen tanıdığı bu yazarların ortak özelliği, absürt

okumak için tıklayınız

“Abi Bu Bizi Anlati!” – Müslüm Üzülmez

Gezmeyi sever, hele Diyarbakır ve Ergani‘ye gitmeye bayılırım. Bu yıl ilki Mayıs ayında, ikincisi de Eylül ve Ekim ayları arasında olmak üzere Diyarbakır ve Ergani‘ye iki gezim oldu. Bu gezilerimde genellikle akrabalarımı, arkadaşlarımı ziyaret ettim, onlarla buluşup sohbetler ettim, hatırlarını sorup dertleştim. Bol bol güzel yemekler yedim. Son gezimde bazı işlerim nedeniyle çoğunlukla Ergani’de kaldım.

okumak için tıklayınız

Sürpriz Okur – Semra Güney Eren

Yaz tatilinde bir arkadaş grubuyla, ülkenin belki de en sıcak yerine, serinlemeye gittik. Şu deniz tatili kadar saçma, kısır, anlamsız kaç eylem sayabilirsiniz bana? Öyle çok sevilir ki deniz tatili,sevmeyen de seviyor numarası yapmaya mahkum edilir. Sabah kahvaltı yapar, güneşin en dik geldiği saate kadar kar etmeye çalışırcasına yüzersin, öğle yemeğine gider, yorgun düşer uyursun,

okumak için tıklayınız

Liberal İdeolojinin Marksist Eleştirisi / Eleştirel Toplumsal Kuram Üzerine Denemeler – Richard Lichtman

“İdeoloji nedir? Başlıca biçimleri nelerdir? Nasıl işler ve toplumumuzda nasıl bir rol oynar? Sınıfsal çıkarlarla ilişkileri nelerdir? En çok kime yararı/zararı dokunur? Ne çelişkiler içerir? Sömürüye dayalı bir toplumda ne dereceye kadar yaşamın bir yansımasıdır, ne dereceye kadar egemen sınıf tarafından üretilir ve beslenir? Sınıf mücadelesinin hangi aşamalarında farklı ideoloji biçimleri ortaya çıkar? Toplumsal yaşamın

okumak için tıklayınız

Hayvanlar Ne İster? (Hayvan Bilinci, Hayvan Refahı ve İnsanın Esenliği) – Marian Stamp Dawkins

Bilinç nedir? Hayvanların bilinci var mı? Bilinci üreten beynimiz diğer hayvanlarla neredeyse aynı yapıya sahipken, aramızdaki bu fark nereden kaynaklanmakta? Günümüz bilimi bu soruya tam bir yanıt sunmaz. Dawkins bu zor problemleri tartışıyor ve hayvanlar için iyi olanın gerçekte ne anlama geldiği gibi konulardaki bilinç bulanıklığını ortaya koyuyor. İnce zekâsı ve duygudaşlık yeteneğiyle Dawkins, hayvan

okumak için tıklayınız

?Ya Yaşar Kemal Olmasaydı?? – Mehmet Özçataloğlu

Edebiyatımızda Yaşar Kemal?in olmadığını düşündünüz mü hiç? Nasıl olurdu acaba Yaşar Kemal?siz bir Türkiye edebiyatı? ?İnce Memed? hiç yazılmamış olsaydı! ?Bir Ada Hikâyesi? dörtlemesi, ?Ağrı Dağı? Efsanesi?, ?Yılanı Öldürseler? ve daha niceleri. Bu kitapları okuyamamış olsaydık yine aynı derecede keyif alır mıydık edebiyattan? Sanırım almazdık Yaşar Kemal ve onun gibi yazanlar olmasaydı. Batı romanına öykünen

okumak için tıklayınız

Bahçe(leri)miz – M. Şehmus Güzel

Temmuz?daydık, renkler karmaşası ve kuş sesleri içinde yitik bahçemiz bir şenlikti: Dün, birikmiş birkaç emaile yanıt verirken, uzun zamandır habersiz ve yazısız bıraktığım sizlere de yazmak içimden geçti ama « Yok yahu bu iş ciddi iş, öyle birkaç dakikada yazılmaz » deyip vazgeçtim. Zaten günlerdir böyle oluyor. Bugün de böyle olabilirdi ama araya çok zaman

okumak için tıklayınız

Hamidiye Alayları – İmparatorluğun Sınır Boyları ve Kürt Aşiretleri – Janet Klein

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde oluşturulan Hamidiye Alayları, hedefleri ve etkileri bakımından ilgi çekici bir tarihî vakadır. Somut etkileri 1890’dan Kurtuluş Savaşı’na kadar izlenebilirken, tarihî ve siyasi etkisi günümüze uzanan izler bırakmıştır. Janet Klein, ortaya koyduğu kapsamlı bir araştırma ve geniş bir tartışmayla Hamidiye Alayları’nı, bu alaylarla sınırlı olmayan bir perspektifle ele alıyor. Hamidiye Hafif Süvari

okumak için tıklayınız

“Türk Romanında Tarihin Gerçeklik Boyutu” ya da Türk Romanında Tarihselliğe Yaklaşım Türleri – Hikmet Temel Akarsu

Roman nedir; ne değildir? Roman sanatı nedir? Ne değildir? Böylesi bir sualin verilebilecek biricik, kapsayıcı ve net bir yanıtı olamaz. Fakat neyin roman olmadığını söyleyebilmek için her zaman sarih görüşlerimiz vardır. Roman sanatının başlangıç ve yükseliş yıllarındaki empresyonist anlatı onun, gerçeği gözler önüne tanrısal bir bilgelikle seren ?adaletli?(!) bir edebi form olarak algılanmasına yol açmış

okumak için tıklayınız

Yavru Sığırcık Kuşun Şiirleri (I) – Mehmet Ercan

SORU bir insan beni sevmeyebilir. ben de sevmeyebilirim bir insanı. ben bir kuşum babacığım; ya nasıl sevmez bir insan bir insanı? GÖKYÜZÜ biz kuşlar uçmayı severiz gökyüzünde; kimimiz yüzmeyi sever sularda. bizde de zalim olan kuşlar var. korkuyorum insanlardan yine de iyi ki bir sığırcığım. kıymıyoruz çıkar için birbirimize. paylaşmayı öğrenirsek eyer, gökyüzü hepimize yeter,

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in bilinmeyen iki şiiri yayınlandı…

Hakan Aksay’ın T24 sitesi için kaleme aldığı yazısında Nazım Hikmet’in biri ‘unutulmuş’ biri de Fransız komünist Henri Martin için yazılmış ve bilinmeyen iki şiirine yer verdi. Unutulmuş şiirin öyküsü Hakan Aksay’ın yazısında yer alan bilgilere göre, Melih Güneş, Nâzım Hikmet?in 1921-1961 yılları arasını kapsayan şiirlerinden seçerek oluşturduğu, 1961 yılında Rusça yayımlanmış kitabını incelerken Türkçe son

okumak için tıklayınız

Yaşarken Yazılan Tarih / Gezi Direnişi ve Halk Hareketlerinin Geçmişi

Daha önce yapmadığımız, ya da yapmaya cesaret edemediğimiz bir şeyi o gün o saat yapmamızı sağlayan nedir? Tüm varlığımızı harekete geçiren, ayağa kalkıp inandıklarımızı kararlılıkla savunmamızı sağlayan şey… Bizi sokaklara döken, bütün gece ayakta tutan, pankart yaptıran, saatlerce bilgisayar ve telefon başında mesaj gönderten, erzak taşıttıran, mıknatısla çekilircesine tekrar tekrar meydanlara sokaklara, arkadaşlarımızın çocuklarımızın yanına

okumak için tıklayınız

Adını Unutan Adam – Mehmet Eroğlu

Ölüdeniz, Şeria, Petra, kısa etek, esmer kız… Kimim ben? 18 yıl önce o sel yatağında kim geldi peşimden? İşkence… Kim gülüyor? Kim konuşuyor? “Sakın Freud, Marx ve Einstein deme” “Dişlerim nerede?”… Önde köpekler, arkada aydınlatma mermilerinin ışığı altındaki askerler… Uzak topraklarda devrime inanan üç arkadaş… Ölen, kalan ve direnen hayaller… Mehmet Eroğlu, belleğin, fedakârlığın ve

okumak için tıklayınız

İslamcılık ve Din Politikaları – Erdoğan Aydın

Bu kitap bir yandan İslamcılığın toplumu fethetme ve değişim sürecini, diğer yandan da 12 Eylül devletinin onu 80’lerde besleyip büyütmesini, 90’larda engelleyip bastırmasını, 2000’lerde ona yenilmesini irdeliyor. Bu süreç özgülünde İslamcılığın tarihsel ve yapısal özelliklerini, demokrasiyle ilişkisi ve reforma uğrama sürecini, Diyanet’i, 28 Şubat’ı ve AKP’yi ortaya çıkaran koşulları irdeliyor.

okumak için tıklayınız

Ekonomik Kriz Ve Sol – Greg Albo, Leo Panitch, Vivek Chibber

Socialist Register 2012, Bu Defaki Kriz başlıklı Socialist Register 2011’in devamı niteliğinde. Bu Defaki Kriz’de, ekonomik krizlerin, siyasi fırsatları da beraberinde getiren dönüm noktaları haline gelebileceği, ancak açılan siyasi alandan o ana dek solun değil egemen sınıfların faydalandığı tespitine yer verilmişti. Ekonomik Kriz ve Sol başlıklı 2012 sayısında, bu çözümleme, bir yandan Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya,

okumak için tıklayınız

Şair dediğin, yaramaz çocuk! – Dağhan Dönmez

Doğu kentlerinin kum rengi hükümranlığından, İstanbul?a dönmüştüm. Griyi özlemiştim; grinin o menevişli halini? İstiklal Caddesi; insan kalabalığı, tramvay çanları ve dükkanlardan yükselen melodileri ile bir yanardağ ağzı gibi içine almıştı beni. Köşe başında, kucak dolusu kitapla bağıran bir adam gördüm. ?Şiirlerimi okumak ister misiniz?? diye soruyordu. Oysa aynı kaldırımlara, henüz iki ay öncesinde kan sıçramıştı.

okumak için tıklayınız

Büyük senaristlere sinema dramaturjisi nasihatleri: malumunuz ödülün manevi değeri üzerine notlar, (dramatik çatışma: 4) – Zahit Atam

Yol filminde en kritik an nedir? Seyit Ali söyler zaten: ?benim aklım bana karşı.? Tepenin Ardı filminde adam o kavak fidanlarını parçalamasa, dedede bana bir şey olursa o kavaklar senin demese, dramatik çatışma eksik kalırdı, her birisi için benzeri şeyler söylenebilir, aynı adam gidip oğluna da ?çıkışınca?, ?sen kendine bak? yanıtını niye alıyor acaba? Cannes?da

okumak için tıklayınız