Cesaret Ana ve Çocukları – Bertolt Brecht

Cesaret Ana, kazanıyorum derken kaybedenlerin simgesi mi? 1938-39 yıllarında yazılan “Cesaret Ana ve Çocukları” (Mutter Courage und Ihre Kinder) oyununda, Cesaret Ana kimdir? Brecht, bu oyununda otuzyıl savaşlarında seyyar tüccarlık yapan ve askerler tarafından cesaret ana lakabı takılan biri kız, üç çocuk sahibi bir kadının heyecan dolu maceralarından yararlanır. Anne’yi çocuklarını ve öykünün arka planındaki … Devamını oku

Çağdaş Alman Öykü Antolojisi – 2 Cilt (Almanya – Avusturya – İsviçre) – Kâmuran Şipal

“Çağdaş Alman Öyküsü” deyince, söz konusu olan Almanca yazılan öyküdür. Alman öyküleri kapsamına Almanya’da, Avusturya’da, İsviçre’de ve bunların dışındaki ülkelerde Almanca yazan yazarların öyküleri giriyor. Bu öyküleri ülkelere göre ayrı ayrı derlemek de olanaklı ama böyle bir ayrım, Almanca yazılan çağdaş öykücülüğe bütünsel bakışı önler, eksik bırakır.
Heinrich Böll, Herta Müller, Hermann Hesse, Elias Canetti, Günter Grass gibi

Devamını oku

Galileo Galilei – Bertolt Brecht

Dünya tiyatro literatüründe Galile’nin hayatıyla ilgili tek oyun, ünlü Alman tiyatro yazarı Bertolt Brecht’in 1938/39 yıllarında yazdığı “Leben des Galile” (Galile’nin Yaşamı) adlı oyundur.İlk defa ABD?de sahnelenen oyun, Amerikan karşıtı bulunup Bertolt Brecht’in sınır dışı edilmesine de neden olmuştur. 1938’de Danimarka’da yazdığı ‘Galileo Galilei’ adlı oyununda Brecht, Galilei’yi örnek alarak, bilim adamının, kendisine uygulanan baskılar … Devamını oku

Bu kütüphanede kayıt değil niyet esas.

Almanya’nın Köln kentindeki şehir parkında okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak amacıyla oluşturulan ve geçen yıl ”Fikir Ülkesi” ödülüne değer görülen kütüphanede her şey iyi niyet ve gönüllülük esasına dayanıyor.
Almanya’nın Köln kentindeki şehir parkında okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak amacıyla oluşturulan ve geçen yıl ”Fikir Ülkesi” ödülüne değer görülen kütüphanede ne kitapların, ne de okuyucuların kaydı tutuluyor. Her şey iyi niyet ve gönüllülük esasına dayanıyor.

Devamını oku

Faşizmin Etkisinde Türkiye’de Sinema (1939-1945) – Ali Özuyar

Türkiye’de sinemalarda ırkçı-milliyetçi ve faşizan filmler gösterildiğinde ilk bilinçli tepkileri Orhan Selim ve Mümtaz Osman takma adları ile yazılar yazan Nazım Hikmet vermiştir.

1930-50 yıllarında Cemil Filmer’in bir anısı, Türkiye sinemasında faşizmin etkisini anlamak açısından öğreticidir.

Alman konsolosluğundan gelen rütbeli kişiler faşizmi eleştiren filmleri gösterdiği için Cemil Beyi ofisinde tehdit etmişler. “Tanklarımızla geldiğimizde seni caddenin ortasında ibretlik diye asarız” demişlerdir.

“Almanlar tanklarıyla Türkiye’ye geldiğinde,

Devamını oku

Kafkas Tebeşir Dairesi – Bertolt Brecht. Mülkiyet-emek ilişkisini sorgulayan oyun

Kafkas Tebeşir Dairesi, üretilen üretenindir, buğday onu yetiştirenindir düşüncesinden yola çıkarak, çocuk, doğurup da onu terkeden ananın mıdır, yoksa onu terkedildiği yerde bulup onu yetiştirip büyütenin midir? Çocuğun anası, ona can verenin midir, yoksa ona kan verenin midir? Brecht, oyunda bunun yanıtını bulmaya çalışır ve bulur. Grusche çocuk uğruna yaşamını ve sevgilisini tehlikeye sokarken, sahnenin … Devamını oku

Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler – Serdar Dinçer

Serdar Dinçer, Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler’de bugüne kadar az bilinen ya da hiç bilinmeyen tarihi gerçeklere ışık tutuyor. Alman militarizminin Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşı’na nasıl sürüklediğini, Ermeni tehciri ve soykırımındaki büyük rolünü, emperyal planlarını; Osmanlı’nın bunlara yaklaşımını ve çapsız politikalarını Alman belgeleri üzerinden çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

Dinçer, Alman Dışişleri Bakanlığı Politik Arşivi’nde (PAdAA) yaptığı kapsamlı çalışmada tehcirin, Türk-Alman ayrımı olmayan tek bir örgüt gibi hareket eden bir grup tarafından 1915’ten yıllar önce adım adım nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor.

Devamını oku

Büyülü Dağ – Thomas Mann. İnsanı, zamanın dışına çıkaran; hastalık, aşk ve ölüm’ü anlatan roman

Thomas Mann, roman sanatının bütün incelikleriyle yarattığı, ironik bir üslupla sunduğu, 12 yıl aralıksız çalışma ile tamamladığı “Büyülü Dağ” (Der Zauberberg), adlı yapıtında; zaman, karşıt kültürler, aşk, hastalık, ölüm gibi evrensel temaları işliyor.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde çağın dünya sorunlarını, bir uygarlığın çöküşünü inceleyen, burjuva geleneğini ve ahlâkını yer yer sertçe, ironik bir dille eleştiren “Büyülü Dağ” (Der Zauberberg), çağa tutulan bir ayna olma niteliği ile bir başyapıt.

Hastalık, aşk ve ölüm; insanı zamanın dışına çıkaran

Devamını oku

Kızıl Orkestra – Gilles Perrault

İnsanlık tarihinin gördüğü en müthiş casusluk örgütünün inanılmaz öyküsü Kızıl Orkestra, 1930’lu yıllarda yaklaşan faşizm tehlikesine karşı, başta Almanya, Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde her meslek ve sınıftan insanı örgütleyecek adeta İkinci Dünya Savaşı’nı beklemeye başlayan devrimci bir örgüttür. Savaşın başlamasıyla birlikte, hazırladıkları verici istasyonlarını harekete geçirip, müthiş bir haber alma ve ulaştırma şebekesi kurdular. Almanlar’ın dinleme istasyonlarını atlatarak, çözülmez şifrelerle Gestapo’yu şaşkına uğrattılar. Alman gizli servislerinin argosunda bir şebekenin patronuna orkestra şefi denir. Çalgıcıların müziğini düzenler, yönetir. Aralarında önemlilik açısından birincilik piyanistindir. Bu da anlaşılacağı gibi “Müzik Kutusu” denen vericisini piyano çalarcasına kullanan telsizcidir. Bu nedenle devrimci militanların oluşturduğu bu örgüte Naziler Kızıl Orkestra adını takmışlardı.

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme