Hayatı ölümle ölçersin. Nasıl öldüğün, öldürüldüğün, senden sonra kalanların hayatı nasıl geçireceklerinin de ölçütüdür.

Antigone, çağlar öncesinde olayları bilmemezlikten gelen kızkardeşi İsmene’ye şöyle seslenmişti: “Kreon, yalnız birini gömüyor ağabeylerimizin, öbürünü gömütsüz bırakıyor aşağılamak için!.. Kardeşimizi böyle gömütsüz, gözyaşsız leş kargalarına, akbabalara peşkeş çekmiş, tatlı bir şölen niyetine. Ben gömmeye gidiyorum ağabeyimi. Bu uğurda ölsem ne gam? Yan yana yatarız kardeşimle iki sevgili gibi, suçsa kutsal bir suç benim ki. Şu kısacık yaşamda, dirilere yaranmaya değer mi? Öte yandan, sonrasızlık bekler beni. Ölmüşlerime adıyorum sevgimi, sen ama yüz çevirip kutsal yasalardan, gönlünce sürdür günlerini.”

Devamını oku

Cayır cayır bir yaşayışın öyküleri: Yetersiz Bakiye

Karin Karakaşlı, ‘Yetersiz Bakiye’yi kentin kaldırımlarında yazmış gibi, kalemle değil, adımlarla yazılmış gibi. Yaşamın, yaşama hakkının ve hatta birini herhangi bir sebepten ötürü sevebilme hakkının özüne ayakkabılarıyla giren bir kitap bu.

Devamını oku

“Kalakalan, artakalan birileri hep var” Yetersiz Bakiye – Karin Karakaşlı

Üst üste usta yazarların kitaplarının yayımlandığı bugünlerde uzun, dokunaklı, sarsıcı ve edebiyatın tüm lezzetleriyle dolu bir yolculuğa çıkmak isterseniz size Karin Karakaşlı’nın yeni öykü kitabı Yetersiz Bakiye’yi öneririm. İstanbul’dan başlayarak pek çok şehri ziyaret eden hikâyelerin yer aldığı kitapta Karakaşlı yetkin kalemiyle günümüz Türkiyesi’nin altı çizilmesi gereken her sorununa zarifçe değiniyor. Ermeni, Kürt halklarının yaşadıklarından Alevilerin bugünkü durumlarına, kadın cinayetlerinden umutsuz aşklara ve mutlu sonlara kadar hayatın ve siyasetin içinde ne varsa hepsi yer alıyor Yetersiz Bakiye’de. Ama en dokunaklı hikâye Karakaşlı’nın pazartesi günü ölümünün sekizinci yılını hatırlayacağınız Hrant Dink’le anıları, tanışmaları, yaşadıkları ve gidişini anlattığı satırlar.

Devamını oku

Karakaşlı’nın dört köstebeği – Fazilet Mıstıkoğlu

Şair, yazar, gazeteci Karin Karakaşlı “Dört Kozalak”ta, sınav kaygılarıyla boğuşan dört gencin bu süreçte kabuklarından çıkışını ve farklılıkları sevip benimseyişini anlatıyor.

Emre, Mari, Şerzan ve Kumru, hikayeye ismini veren dört kozalak. Üniversite sınavına hazırlanacakları yıl gelip çattığından, hepsi oldukça gergin ve endişeli. Aslında Osman Hoca onları bir araya getirmese, ayrı okullarda okudukları İstanbul’da yolları hiç kesişmezdi belki de. Ama neyse ki Osman Hoca, yeni dönemde arkadaşı ve meslektaşı Umut Hoca’yla vereceği özel dersler için birbirlerinden habersiz bu dörtlüyü seçerek onları bir araya getirir.

Devamını oku

Kutsal anne, murdar kadın

Kutsal annelik mitini kökünden sarsacak olan ?evlat katili anne? kabusunu bir dip dalga olarak sürekli duyuran metin; sürükleyici kurgusu, çağrışımlar üzerinden nehir misali akan yapısı ve günlük hayattan özenle toplanmış repliklerin ironi eşliğinde dönüştürüldüğü edebiyat dili ile en az konunun kendisi kadar etkileyici.

Kendini daha ilk satırdan okura dayatan, adeta ?Bak seni uyarıyorum, bana hazır mısın?? diyen kitaplar vardır. Okumanın bir nevi suç ortaklığına dönüştüğü, bir başlayınca içinde kaybolduğun, kendi hakikatini bulmak için derinlere düştüğün. Irmak Zileli?nin

Devamını oku

Gece Güneşi – Karin Karakaşlı

İki kardeşin sevgi dolu, baharat kokulu öyküsü!

Çağdaş edebiyatımızın genç kalemlerinden Karin Karakaşlı, sevilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca’nın ardından ilk kez küçükler için yazdı. İki kardeşin sıcacık sohbetlerine tanıklık eden öykü, anasınıfına giden ve sınırsız bir hayal gücüne sahip küçük Arda’nın, ablası Arya’nın sabrını sınarcasına sıraladığı bitmez sorularıyla renkleniyor. Okur, hem Arda’nın sorularına yetişmeye hem de oyunlarına zaman ayırmaya çalışan Arya’nın haline, aklından geçenlere ve

Devamını oku

Tez gelesin Tezer – Karin Karakaşlı

Ruhunu diri tutanlar hâlâ 1986’nın 18 Şubatı’nda ölen Tezer Özlü’nün, biatçı topluma had bildiren manifestosunu haykırır: “Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.”

Bir ölüm tarihin olunca ölüyorsun mecbur. Yani o gün öldüğün anımsanıyor oluyor. Ama bir 18 Şubat günüyle ölen Tezer Özlü?yse,

Devamını oku

Ermeni edebiyatını yakın kılan külliyat – Karin Karakaşlı

Dünya kültür tarihi açısından kıymetli bir eser olan Modern Ermeni Edebiyatı, tarihsel ve toplumsal dinamikler arasındaki incelikli dengeleri gözeterek her dönem için ayrıntılı bir çerçeve çiziyor.

Edebiyatı yazarın hayal gücü kadar gayri resmi insanlık tarihi olarak bildim. Hakkı verildiğinde imkânla mümkün anlamlardır her ikisi de edebiyatın. Yazar hayal gücüyle bu dünyaya alternatif bir paralel evren de yaratırken, kimi zaman koca ülkelerin

Devamını oku

Bu Köşedeki Adam – Hrant Dink

Bu Köşedeki Adam, Uluslararası Hrant Dink Vakfı Yayınları?nın ikinci kitabı. Bu Köşedeki Adam adıyla yayımlanan kitapta, Dink’in 1996-2007 arasında yazdığı, yayın yönetmeni olduğu haftalık Agos, Yeni Binyıl ve Birgün gazetelerinde yayımlanan köşe yazıları yer alıyor.
 Yıllarca Dink’le birlikte çalışmış olan gazeteci Karin Karakaşlı’nın yayıma hazırladığı “Bu Köşedeki Adam”da, Dink’in Türkiye’ye, dünyaya, sol siyasete, azınlıklara, Kürt sorununa, başörtüsü tartışmalarına, Türkiye Ermenilerine, Türk-Ermeni meselesine, Batı’ya, Diaspora’ya ve Ermeni kimliğine ilişkin ilişkin, gözlem,

Devamını oku

Gece Güneşi – Karin Karakaşlı

İki kardeşin sevgi dolu,
baharat kokulu öyküsü!

Çağdaş edebiyatımızın genç kalemlerinden Karin Karakaşlı, sevilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca’nın ardından ilk kez küçükler için yazdı. İki kardeşin sıcacık sohbetlerine tanıklık eden öykü, anasınıfına giden ve sınırsız bir hayal gücüne sahip küçük Arda’nın, ablası Arya’nın sabrını sınarcasına sıraladığı bitmez sorularıyla renkleniyor. Okur, hem Arda’nın sorularına yetişmeye hem de oyunlarına zaman ayırmaya çalışan Arya’nın haline, aklından geçenlere ve Arda’nın yaratıcı doğasına

Devamını oku

Başka Dillerin Şarkısı – Karin Karakaşlı

Karin Karakaşlı’nın 1998’de Yaşar Nabi Nayır Ödülü’nü alan ve Varlık Yayınları tarafından 1999’da yayımlanan ilk öykü kitabı bir kez daha bizimle.

“Karşı kıyının ışıkları gözümde birikir, taşar yaş olur. İstanbul’u ıslatırım, bir de seni. Olduğun yerde ve anda yağarım üstüne üstüne. Yaşlarım sesim olur hiç duymadığın kadar. Korunağımı yıktığımda arkasında olanı görmeye dayanabilir misin? Ancak sustuğunda dinerim. Bak işte bu benim. Sen beni böyle bilir misin? Başını eğer, susarsın. Sırılsıklam susarsınız İstanbul’la. Suskunluğun sesim olur.”

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme