Düello – Behçet Aysan

“Behçet Aysan’ ın şiirlerini okuyorum. Biçimle gelişen, ama ondan sık sık taşan bir şiirsellik buldum bu arkadaşta.” CEMAL SÜREYA

“Behçet Aysan’ ın, şiiri doğrudan siyasal alanda tüketmek yerine, sorgulayıcı bir nitelik barındırdığını düşündüm.” HAYDAR ERGÜLEN

“Behçet Aysan’ ın şiiri, ‘biçim’e önem veren şairlerin karşı köşegeninde duruyor. Ama bu, biçimi göz ardı ettiği anlamına gelmemeli.”
REFİK DURBAŞ

“Toplumculuğu yüksek tonda konuşmak, bağırmak olarak anlayan ‘toplumcularımıza’ ve

Devamını oku

İstanbul’da Alınteri – Ara Güler “Ben yaşayan adamın fotoğrafını çekerim”

?Alınterini simgeleyen fotoğraflar kadar çok az yapıt evrensel nitelik taşır, çünkü alınterinin coğrafyası yoktur. İnsanoğlunun, karasının da, beyazının da yüze vuran izdüşümü aynıdır. Baktıklarında insanı etki altına alırlar, bakmadıklarında da başka türlü bir görünümleri vardır. Ara Güler?in fotoğraflarına baktıktan sonra belki de insanlığımızı, tarihimizi anımsayacağız.?
Doğan Hızlan

Ara Güler?in fotoğrafları ve Enis Batur?un ?İstanbul ve Alınteri? yazısının yer aldığı İstanbul?da Alınteri, İstanbul Ticaret Odası’nın işbirliğiyle Türkçe-İngilizce-Fransızca-Almanca olarak hazırlanmıştır.

( * ) Büyük fotoğraf ustası, fotoğraf emekçisi Ara Güler’in emek ve alınteri üzerine çektiği

Devamını oku

Elsa’nın Gözleri – Louis Aragon

(*) Louis Aragon (3 Ekim 1897-23 Aralık 1982) adını nasıl tanımlardınız; şair, romancı, gazeteci, komünist? Elbette doğru yanıt ?hepsi?, ancak bu yanıtta önemli bir ad eksik: Elsa. Aragon?un şiirlerinde silueti Fransa ile örtüşen Elsa Triolet, yazarlığından çok Aragon?un ona yazdığı sevda şiirleriyle anımsanır. Aragon?un Türkiye?de en iyi bilinen şiirleri kuşkusuz ?Mutlu Aşk Yoktur? ile ?Elsa?nın Gözleri?dir. (Şiiri sevmemiz onun yazıldığı koşulları düşünmemizden değil de sanki mazoşist/arabesk duygululuğumuzdan gibi geliyor bana).
Elsa?nın Gözleri, galiba: ilk kez Orhan Veli tarafından çevrilmişti Türkçeye:
Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de/ Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm/ Orda bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm/

Devamını oku

Joseph Conrad ‘ın Talih adlı romanına dair – Ceylan Koryürek

Dönme dolap dönüyor yüzyılda geçse aynı yere geliyoruz. Kuşbakışı ne kadar masumdur düşüncemizde süslediğimiz insanlar. Dönme dolaptan indiğimiz yerde gerçek dünya çağırıyor bizi korku tüneline. Gerçek orda yatıyor, saflığımızı öldüren, aşağılarken uzun sivri tırnaklarıyla yüreğimizi kanatan, acımasız adaletsiz yargıçlar gibi insanlarla karşılaşıyoruz her yerde.
Yukarıdaki kısa metni Joseph Conrad?ın Talih adlı kitabında ki zaman zaman okurken duygudaşlık duyduğum kahramanlarından Flora de Barral?a adamak istiyorum.
Joseph Conrad ruhumda köklendi. Romanda saflığın, tutkunun, aşkın, kuşkunun, kaygının, çelişkilerin, korkunun, acımasızlığın doruk noktalarına kadar gelip düşüşünü izledim. Talih sınırların zorlandığı, soluğumu kesen üslubuyla hayran olduğum,

Devamını oku

Örnek Alınacak Hikayeler – Miguel de Cervantes Saavedra

Özgün adı Novelas Ejemplares (Örnek Alıncak Hikayeler) olan bu eserler aslında birer kısa roman modelidir. Bilindiği üzere o yıllarda bir Avrupa sanatı olarak roman türü henüz tekamül etmemiştir. Anonim halk anlatıları bazı din adamları tarafından derlenip yazıya geçiriliyordu. Bunlar kahramanlık, gezginlik ve serserilik anlatılarıydı. Aşk anlatıları da vardı tabii ki.
Cervantes Örnek Alınacak Hikayeler’i yazarken Don Quijote’nin getireceği ün ve servetten uzaktı. Bu eserlerin elyazmaları 1612 yılında tamamlanmıştır. Yazar tarafından Kraliyet Konseyi’ne gönderilen elyazmaları aynı yılın temmuz ya da ağustos ayında onaylanır. Onaylanan eserler 1613 Ağustos’unda Aragon Krallığı’nın kütüphanesindeki saygın yerini alırlar. Cervantes’den önce kısa roman modelinin olmadığı da bilinmeli…

Devamını oku

Rumluk, Yaşlı Kadınlar ve Deniz – Yannis Ritsos

?Rumluk? ve ?Yaşlı Kadınlar ve Deniz?, Yannis Ritsos?un iki farklı döneminden şiirlerini bir araya getiriyor. Çevirmenlerden Özdemir İnce?nin ?gerçek sevginin şiirleri? dediği kitaplardan ilki ?Rumluk?, Ritsos?un 1945-1947 arasında kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. İç savaşa, solcu Ulusal Kurtuluş saflarında katılan şair, ?Rumluk?u, kavgaların ve hengamenin sürdüğü bu zamanda yazdı. ?Yaşlı Kadınlar ve Deniz? ise, şiirlerinde kadınlara çok özel bir yer ayırmış Ritsos?un, bu türdeki üretimlerinin güzel örneklerinden oluşuyor. Bir halk kadınından Helena?ya kadar neredeyse her kadın, bu şiirlerde kendine yer bulmuştur diyebiliriz.
Ritsos’un şiirinde kadınların çok özel bir yeri vardır. Yaşlı Kadınlar ve Deniz

Devamını oku

Ateş Hırsızları Söylencesi – Emirhan Oğuz ?Ülkesin sen, sonsuz ova ve halk? / ?bu kitapta sen varsın?

(*) Ateş Hırsızları Söylencesi, yirmi yıl önce bir ilk kitap olarak yayımlandığında edebiyat dünyamızda önemli yankılar yaratmış; önce Akademi Kitabevi, ardından Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görülmüştü. Yirmi yıl sonra yeni baskısı yapılan kitap, yazarın, yine aynı yayınevi tarafından basımı gerçekleştirilen Myndos Geçişi adlı yeni kitabıyla eşzamanlı olarak raflardaki yerini aldı… Anlatılan, uzun ölümlerin ortasında eşkalini unutmuş bir kuşağın hikâyesidir; her şafak saat beşte öldürülenlerin, güneş çiçeklerinin kökleri kurumasın diye yanardağ ağızlarında mağmanın alnına yürüyenlerin hikâyesi. Kitabın hemen başında yer alan, ?bu kitapta sen varsın? ithafı, hayatını devrime adamış bir kuşağın hafızasına yapılmış bir çağrıdır aynı zamanda; bir hatırlama, ?hatırlamayı unutma? çağrısı ki, kitabın en çarpıcı dizelerinden birinde ifadesini bulur: yenilmiş savaşçılara yaseminler verin.
Pablo Neruda?nın Canto General kitabından bir alıntıyla başlayan Ateş Hırsızları Söylencesi?nde Emirhan Oğuz, kendi ülke coğrafyasından yola çıkar. O özgürlük mücadelelerine sahne olmuş bütün bir ülkeler coğrafyasını dolaşır. Özenle, kıskançlıkla ?kollektif hafıza?nın

Devamını oku

Gaspard de la Nuit – Aloysius Bertrand

Aloysius Bertrand, Gaspard de la Nuit adlı yapıtını şöyle tanıtmaktadır:  “Bu elyazması saf ve anlamlı notayı veren çalgıyı buluncaya kadar dudaklarımın nice saz denemiş olduğunu, ışık ve gölge dağılımın alaca tanyerinin ortaya çıktığını görünceye kadar tual üzerinde nice fırça eskittiğini söyleyecektir size. Ahenk ve rengin değişik ve belki de yeni uygulamaları işte buraya yazılmıştır; didinmelerimin elde ettiği biricik sonuç ve biricik ödül. Okuyun onu.”

Aloysius Bertrand 1807 yılında doğdu ve modern şiirin muştucusu olan Gaspard de la Nuit?nin yayımlandığını göremeden 29 Nisan 1841 günü öldü. Aloysius Bertrand?ın düzyazı şiirinden etkilenen ve bu şiirin açtığı yeni şiir alanını gören Charles Baudelaire, 1862?de ?Aloysius Bertrand?ın Gaspard de la Nuit?sini belki yirminci kez karıştırırken buna benzer bir şey denemek geldi aklıma? diye yazar.
Düzyazı şiir, özgür koşuk, modern şiir Gaspard de la Nuit (1842) ile başlamıştır. Gaspard de la Nuit şiir tarihinde, yalnızca düzyazı şiirin ilk örneklerinin toplandığı bir kitap değil, aynı zamanda bir dönemin kapanıp yeni bir şiir çağının başladığı bir dönüm noktasıdır.
Şiirsel düşünceyi tutsaklık zincirlerinden kurtaran Gaspard de la Nuit, şiirin önünü bir daha kapanmayacak şekilde açmıştır. (Tanıtım Yazısı)

(*) Yeni buluşlar yeni denemeler her zaman cesaret ister. Her şeyden önce

Devamını oku

Köroğlu Destanı – Pertev Naili Boratav

(*) Köroğlu 16. yüzyılda yaşamış aşk ve yiğitliği anlatan bir halk destanının kahramanıdır. Türk Destanları içinde en geç oluşan destanı olduğu bilinmektedir. Destana adını veren Köroğlu?nun asıl adı Ruşen Ali?dir.
Köroğlu destanının günümüze kadar gelmesini sağlayan çeşitleri nakilleri bulunmaktadır. Pertev Naili Boratav?ın çalışmasına göre, bunlar Azeri, Özbek, Topol ve çeşitli Anadolu nakilleridir. Boratav?ın çalışması bu alanda yapılmış en kapsamlı, en titiz çalışmadır. Yazar, çeşitli nakilleri kitabında toparlar ve bu nakilleri karşılaştırarak okuyucuyu bilgilendirir. Eserde yer verilen, Tobol rivayeti altı sayfayla en kısa, Paris rivayetiyse altmış sayfayla en uzun olanıdır. Paris rivayeti Chodzko tercümesi Paris Milli Kütüphanesi?nde bulunuyor ve asıl nüshası da 156 sayfadan oluşuyor.
Pertev Naili Boratav?ın kitabına aldığı ve bu rivayetlerden en tam olduğunu belirttiği Azeri rivayetine göre Köroğlu destanının ana olayı şöyledir: Ruşen Ali küçük bir çocukken Bey, babasından kendisi için iki tay seçmesini ister. Seyis Yusuf?un seçtiği tayları Bey beğenmez ve Seyis?in gözlerine mil çektirerek kör eder. Yusuf gözleri kör olarak iki tayla döner. Bundan sonra taylar Yusuf?un istediği gibi büyütülür. Bunlardan bir tanesi Köroğlu?nun Kır At?ı olacaktır. Kır At eşi bulunmaz bir küheylan olunca,

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme