Etiket: Mektuplar

Platon: Anlattıklarım cahil insanların eline geçmesin. Çünkü onlara göre bunlar saçmalıktan ibarettir.

İKİNCİ MEKTUP Platon’dan Dionysios’a iyilikler. Arkhedemos’un söylediklerine bakılırsa, senin hakkında hiçbir şey söylemememi istiyormuşsun. Ayrıca dostlarım da senin beğenmeyeceğin bir şeyler söylememeli ve yapmamalıymış. Bu konuda sadece Dion’a izin verirmişsin. Öte yandan “Dion’dan başka” şeklinde ifade ettiğin sözler, benim dostlarım üzerinde hiçbir etkimin olmadığını gösterir. Hem Dion, sen ve başka insanlar üzerinde bir etkim olsaydı,

okumak için tıklayınız

Platon: Yönetimdekiler adalet ve eşitliği temel alan bir yönetim şeklinin ismine bile katlanamazlar.

“Platon’un Mektuplar’ında özellikle Yedinci Mektup’ta cunta idaresi sırasında Atina’nın yaşadığı tarihsel olayları anlatan Platon, cunta üyelerinin başlangıçta beyan etmiş oldukları niyetlere sadık kalacaklarını ve devleti adalet yoluna sokacaklarını düşündüğünü, fakat diktatörlüğün sonuçlarına ve tiranların “eski dostlarından birine, gelmiş geçmiş en adil insana” reva gördükleri muameleye tanık olunca, ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını ifade

okumak için tıklayınız

Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

“Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olan Malina’nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama çok yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Sen Nehri’nin karanlık sularında ve Roma’da bir evde çıkan yangının cehenneminde

okumak için tıklayınız

İnsanın şiiri aşk

“Mesafelerin ayırdığı ama duyguların birleştirdiği iki şairin” hem edebi hem insancıl mektuplarından oluşuyor Kalp Zamanı… Ne kalır bu mektuplardaki aşkı aradan çıkarsak, geriye tam olarak ne kalır? Belki tam olarak, Celan’ın Bachmann için kurduğu şu son cümle kalır; “İyilikler diliyorum! İçtenlikle.” Böylesine siner dil ve böylesine kuraklaşıp soğur. Oysa o değil midir daha önceden; “Sana

okumak için tıklayınız

Ve Spinoza’nın Mektuplar’ı Türkçede

Spinoza’nın mektupları, duygu ve düşüncenin dile getirilmesinden çok, tamamlanmış bir felsefi bilgi dizgesinin, kendi dizgesi dışındaki sorular bağlamında dile getirilmesini içeriyor. Spinoza’nın Mektuplar’ı nihayet yayımlandı. Bu ifade, bir duygu biçimi olarak değil, bir okuma güzergâhının belirginleşmesi olarak görülmeli. Spinoza’nın mektuplarından bir kısmı, Willem van Blyenberg’le karşılıklı dört yazışmadan ibaret olan sekiz metin, daha önce [Deleuze’un

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’den aşk mektupları: “Yalnız Seni Arıyorum”

Henüz otuz altı yaşında yaşamını yitiren Orhan Veli’nin, 1947 ve 1950 arasında, Nahit Hanım ile yaşadığı aşkın belgesi niteliğindeki mektuplar okuyucu karşısında. “Yalnız Seni Arıyorum” adı altında kitaplaşan mektuplarda, Orhan Veli’nin şiirlerinde gördüğümüz karakterinin farklı bir yansımasını görüyoruz. Mektuplarda kalmış bir aşkın belgeleri Ahlaki yönü her zaman tartışılır topluma ve koskoca bir edebiyata mal olmuş

okumak için tıklayınız

Yalnız Seni Arıyorum (Nahit Hanım’a Mektuplar) – Orhan Veli

Bir de sevgilim vardır, pek muteber; İsmini söyleyemem, Edebiyat tarihçisi bulsun. O zamanlar ismini söyleyemediği sevgilisi “Nahit Hanım”dı Orhan Veli’nin. Hayatta iki varlığı oldu: Şiiri ve sevdası. Şiirleri okurlarının ezberinde… Sevgisine gelince, onu, tek büyük aşkı “Nahit Hanım”a vermişti: Bu kitap onun belgesi.Şiirimizde çığır açmış ustanın aslında nasıl bir gönül ustası olduğunu

okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz – Sabahattin Ali

Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali’yi yakından tanımamızı sağlıyor. “Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız,

okumak için tıklayınız

Leylâ, Zalım Leylâ! – Sennur Sezer

Ne zaman mektuplardan söz edilse, bir koruluk hatırlıyorum. Ağaçların gölgesindeki banklardan birinde bir kadın oturuyor. Yanında bir tahta kutu, elinde bir mektup, dalıp gitmiş. Almanya?da sık görülen bir öykü. Savaştan dönmemiş bir nişanlı. Mektupların kutusu bombalanan evinden kurtarabildiği tek eşyasıymış. Mektuplar hep bir tanık olarak yaşarlar. Özellikle şairlerin mektupları onların şiirlerinin de şifre anahtarıdır.İki şairin,

okumak için tıklayınız

Piraye’ye Mektuplar – Nazım Hikmet Ran

Yapı Kredi Yayınları?ndan çıkan Nâzım Hikmet?ten Piraye?ye Mektuplar kitabı, Nazım Hikmet?in eşi Piraye Hanım?a gönderdiği 581 mektuptan oluşuyor. Bu kitabın yanında ayrıca hepsi tıpkıbasım olan ve kitapla birlikte sadece 1000 adet basılan 26 mektubun bulunduğu bir kutu da bulunuyor. Mehmet Fuat?ın hazırladığı Nazım Hikmet?ten Piraye?ye Mektuplar, Yapı Kredi Yayınları tarafından özel bir baskıyla basılan bir

okumak için tıklayınız

Dersim 1938 ve Zorunlu İskan / Telgraflar, Dilekçeler, Mektuplar – Hüseyin Aygün

(*) Dersim harekâtının ardından başlatılan zorunlu iskân uygulamasının üzerinden 70 yılı aşkın bir zaman geçti. Zorunlu iskân, bir devletin herhangi bir topluluğu dini, milli ya da olmadı etnik sebeplerle doğal yerleşim alanından uzaklaştırarak başka bir yere nakletmesinden ibarettir. Ve yaşadığımız ülkenin insanları, ister sürgün edilenlerden isterse onları evlerinde ağırlayanlardan olsun bu türden devlet politikalarına hiç

okumak için tıklayınız