Etiket: Metis Yayınları

İkinci Yeni İçin Bahisleri Hatırlatmak – Nilüfer Altunkaya

Mehmet H. Doğan, İkinci Yeni Şiir adlı kitabında İkinci Yeni?nin başlangıcını şöyle anlatır: ?1950?lerin başlarında, birkaç şairin (Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan) birbirinden habersiz, bildirisiz, İstanbul ve Ankara?daki birkaç dergide (Yenilik, Yeditepe, Pazar Postası) yayımladıkları şiirlerle başlamış olan bu hareket, adından da anlaşılacağı gibi birinci yeni sayılan Garip?in sonunda şiiri

okumak için tıklayınız

“Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çoktan bitti (…) yolun çizilmiş bile. Roller hazır, etiketlerde…” Georges Perec

??Ne kimseyi görme, ne de konuşma, düşünme, dışarı çıkma, yerinden kımıldama isteği duyuyorsun. Yine böyle bir günde, biraz daha önce, biraz daha sonra, bir şeylerin yolunda gitmediğini, açık konuşacak olursak, yaşamayı bilmediğini, hiç bilmeyeceğini, şaşırmadan keşfediyorsun. İlerlemekten vazgeçtin, ama zaten ilerlemiyordun ki, yeniden yola çıkmıyorsun, vardın sen, daha uzağa gidip de ne yapacağını

okumak için tıklayınız

?Pek yaşadın denemez, oysa…” Georges Perec

?Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çoktan bitti. Topu topu yirmi beş yaşındasın, ama yolun çizilmiş bile. Roller hazır, etiketlerde, bebekliğindeki oturaktan yaşlılığındaki tekerlekli sandalyeye varana kadar oturulacak tüm yerler orada durmuş sıralarını bekliyorlar. Serüvenlerin öyle iyi betimlenmiş ki, en şiddetli isyan bile kimsenin kılını kıpırdatmayacaktır. Sen istediğin kadar sokağa çıkıp insanların şapkalarını

okumak için tıklayınız

Bir devrin savaş gösterisi – Halil Türkden

Sinema Savaşları, Hollywood yazısının durduğu Lee Dağı?nın yamacından Ebu Garib Cezaevi?ne önemli mesajlar gönderiyor. Bush-Cheney rejimi tarihin en çalkantılı ve tartışmalı dönemlerinden birinde iktidardaydı. Başkent ile Wall Street önemli derecede itibarını yitirmiş ve ekonomi Büyük Buhran?dan beri en korkunç pozisyona sahipti. ABD dünya sahnesinde itibar anlamında önemli bir düşüş yaşarken, Hollywood?un duruşu kendi içindeki çatlaklara

okumak için tıklayınız

Çağdaş bir kâğıt seyahatnamesi – Ömer Erdem

Kâğıda ne olarak bakıyorsanız odur. Üşümüş birisi için vücuda sarıldığında maliyetsiz bir ısıtıcı olabilir. Manav için kese kâğıdı, bir şair için güzel tasarlanmış ve yazma şevki veren defter de olabilir. Ya da bir kalpazan için daha ötesi. İhtiyaçlar da belirler onun değerini. Kültür de. Çocukluğumda en merak ettiğim konulardan birisi, büyüklerin neden duvarlara kâğıt sıkıştırdıklarıydı.

okumak için tıklayınız

İstanbul / Küresel ile Yerel Arasında – Çağlar Keyder

Dünyanın en eski ve en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul bağlamında küreselleşme sürecinin etkileri inceleniyor bu kitapta. Doğu ile Batı arasında, İslam ile Laiklik arasında bir köprüdür İstanbul, ya da bunlar arasındaki bir mücadelenin arenası olarak düşünülür sıklıkla. Bu kitapta bir araya gelen yazarlar, bu tür klişelerin ötesinde, kentin ruhu ve kentte yaşayanların kimlikleri üzerinden

okumak için tıklayınız

Ludwig Wittgenstein Düşüncenin Odağında Dil ve Bilinç – Mert Sarı

Erkut Sezgine… Ludwig Wittgenstein, 20. yüzyılın üzerinde en çok tartışılan düşünürlerinden biridir. Onun bu denli ilgi çekici bulunmasında, ürettiği felsefi kavrayışın yanı sıra, hayli sıra dışı kişiliğinin de payı var. Bu nedenle, genel çizgileriyle Wittgenstein’m felsefi kavrayışını anlatmadan önce yaşam öyküsünden bahsetmek istiyorum. Wittgenstein 1889’da Musevi kökenli bir fabrikatörün oğlu olarak Viyana da dünyaya geldi.

okumak için tıklayınız

Sayı: Bilimin Dili – Tobias Dantzig

Sayı kavramı tarih boyunca nasıl bir gelişim izledi? Einstein’ın “sayının evrimi üzerine okuduğum en ilginç kitap” diye nitelediği bu klasikleşmiş eserinde matematikçi Tobias Dantzig, bu sorudan yola çıkarak sayıyı mercek altına yatırıyor. Dantzig, matematik tarihini emin adımlarla ilerleyen bir süreç olarak değil, rastlantıların ve sezginin büyük rol oynadığı bir süreç olarak canlandırıyor. Üzerinde nadiren durduğumuz

okumak için tıklayınız

Brecht?i Benjamin ve Jameson Üzerinden Okumak – Onur Koçyiğit

Walter Benjamin, Nisan 1934?te Frankfurt Okulu?nda yaptığı, ?Üretici Olarak Yazar? başlıklı konuşmasını bitirirken, şöyle söylemişti: ?[?] devrimci mücadele, kapitalizmle akıl arasında değil, kapitalizmle ploretarya arasındadır.? Bu cümleyi hatırlatmak istedim zira bahsi geçen konuşmanın büyük bir bölümü Berthold Brecht?e ve onun sanatının nasıl bir mücadeleden beslendiği hakkındaydı. Benjamin ile Brecht, Moskova?da tanıştıklarında

okumak için tıklayınız

Yaşarken Yazılan Tarih / Gezi Direnişi ve Halk Hareketlerinin Geçmişi

Daha önce yapmadığımız, ya da yapmaya cesaret edemediğimiz bir şeyi o gün o saat yapmamızı sağlayan nedir? Tüm varlığımızı harekete geçiren, ayağa kalkıp inandıklarımızı kararlılıkla savunmamızı sağlayan şey… Bizi sokaklara döken, bütün gece ayakta tutan, pankart yaptıran, saatlerce bilgisayar ve telefon başında mesaj gönderten, erzak taşıttıran, mıknatısla çekilircesine tekrar tekrar meydanlara sokaklara, arkadaşlarımızın çocuklarımızın yanına

okumak için tıklayınız

Bu eylül ?Utanç Duyuyorum?

Her ayı bir yazara ithaf eden Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi, eylül ayının kitabı olarak Fethiye Çetin?in Utanç Duyuyorum?unu seçti. Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi, eylül ayını, Hrant Dink?in dava sürecini ele alan aynı zamanda bu süreçte Dink?in avukatlığını üstlenen Fethiye Çetin?in Utanç Duyuyorum adlı kitabına adadı. Metis Yayınları’nca yayımlanan eserde, Fethiye Çetin

okumak için tıklayınız

Ursula’dan Novesma Verba* – Başak Baysallı

Ursula K. Le Guin?in 1979?da kaleme aldığı Malafrena, Cemal Yardımcı tarafından Türkçeye ilk kez çevrilerek temmuz ayında Metis Yayınları tarafından yayımlandı. 1929?da Kaliforniya?da doğan Ursula K. Le Guin; Mülksüzler, Yerdeniz Büyücüsü, Antuan Mezarları, Tehanu ve Yerdeniz Öyküleri gibi eserlerinde yarı gerçekçi / yarı fantastik temaları işledi. Gerçeğin katılığını hayali dünyanın saydamlığında eriten yazar, toplumsal sorunları

okumak için tıklayınız

Siyasi cinayetlerin çözüm anahtarı – Demet Bilge

Fethiye Çetin: ?Devletin unutturma çabasına rağmen toplum bu cinayeti unutmuyor ve artık bu cinayetin suç ortağı olmayı reddediyor. Çünkü biliyoruz ki, bu cinayetin aydınlatılması, ülkenin aydınlatılması demek.? Türkiye?nin karanlık sayfalarından biri Hrant Dink cinayeti. Gelinen noktada yargının elinde tetiği çeken ve azmettiricilerden oluşan bir sanık grubu var. Dink?i yazılarından, sözlerinden dolayı hedef haline getirenler, cinayet

okumak için tıklayınız

Nasıl olan Edip Cansever – Nilay Özer

Devrim Dirlikyapan?ın, Ölümü Gömdüm, Geliyorum adlı çalışması, Edip Cansever?in (1928-1986) 17 şiir kitabından yedisi üzerine bir yakın okuma. Kitapta Umutsuzlar Parkı (1958), Nerde Antigone (1961), Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1969), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976), Bezik Oynayan Kadınlar (1982) ve Oteller Kenti (1985); uzun bir şiirden ya da uzun bir şiirin bölümlerinden oluşmaları, özgün kurmaca

okumak için tıklayınız

Kendine Yolculuk – Melike Uzun

Hollandalı yazar Gerbrand Bakker?a ait Dolambaç adlı yapıt Türkay Yalnız tarafından dilimize çevrildi, geçtiğimiz günlerde Metis tarafından yayınlandı. Dolambaç, gerçek adını romanın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir kadının kaçış öyküsü. Bu kaçış soyguncuların ya da casusların heyecan verici kovalamaca öykülerine benzemiyor elbette. Kendinden kendine yol alış, bazıları için bol hareketli

okumak için tıklayınız

Sırtımdaki Ev – Dieter Forte

(*) Tarih diye öğrendiğimiz bilgiler yalnızca savaşların, göçlerin, fetihlerin, buluşların ve krallarla şahların adlarını kaydeder. Savaşlarda ölenlerin ve onların yakınlarının duygularını tarih değil destanlar söyler. Bu destanların anlattıkları resmi tarih gibi saygın değildir. Bireylerin insan olduğu dolayısıyla acıları, hakları hanedanların egemenlerin rahatları için yitirdikleri, egemenlerin giyim kuşamlarının ayrıntıları kadar bile hatırlanmaz nedense. Çoğu zaman yasaklandığı

okumak için tıklayınız

Malafrena – Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le Guin’in 1979’da kaleme aldığı Malafrena, yazarın diğer bazı öykülerinden tanıdığımız hayali ülke Orsinya’da geçiyor. Fakat yazarın diğer romanlarında da olduğu gibi, mekân hayali olmasına rağmen resmedilen ortam ve ele alınan meseleler son derece gerçekçi. Sansürün insanları susturduğu, kısıtlamaların her türlü muhalefeti engellediği, iktidarın katı ve kati bir hal aldığı bir ülke Orsinya.

okumak için tıklayınız

Minör edebiyatın ustası: Bilge Karasu – Cansu Karagül

Bazı yazarlar vardır ki, onları okuyabilmek, onların dünyasına girebilmek, dilinden anlayabilmek, okurken yazdıklarında kendini kaybedebilmek, kısacası o yazarın okuru olabilmek için belli bir birikim ve hatta daha da ötesinde özel bir ?eğitim? gerekir. Bu dikenli yolda o yazarlar ve eserleri hakkında tezler yazılır, sempozyumlar, atölyeler düzenlenir, kitaplar derlenir. Bilge Karasu?yu Okumak bunun örneklerinden yalnızca biridir.

okumak için tıklayınız

Özgürleşen Seyirci – Jacques Rancière

“Gören, görmeyi bilmez”: Tuhaftır ama, Platon’un mağarasından bugünün gösteri toplumuna yöneltilen eleştirilere kadar bütün tarih boyunca benimsenen önkabul budur. Herkesin kendi yerini bilmesini isteyen filozofun da, ezilenleri bulundukları yere mahkûm eden yanılsamalardan kurtarmak isteyen devrimcilerin de benimsediği ilke budur. Bakar körlükle mücadele etmek için hâlâ iki strateji öne çıkıyor. Bunlardan biri körlere göremediklerini göstermek istiyor

okumak için tıklayınız

Ortadoğu’da Kadın Olmak – Selma Sayar

Edip Cansever ?Mendilimde kan sesleri? şiirinde söylediği gibi ? İnsan yaşadığı yere benzer.? Biz farkında olalım ya da olmayalım içinde yaşadığımız coğrafya, sosyal ve kültürel ortam hayatımızı önemli ölçüde etkiler. Adına Ortadoğu denilen ateşten bir çemberin içinde buluverdik kendimizi. Bu öyle bir ateş ki hiç sönmez; harlıdır her daim. Ortadoğu?da kadın olmak hayata yenik başlamaktır.

okumak için tıklayınız