Etiket: Ocak 2016

Var olan düzeni kabullenip onunla mutlu yaşayan herkes “sosyal böcek”tir. – Albert Caraco

Savaş, erkeklerin iklimi Yeri geldikçe “bilgelerin sesini duymayı bıraktığımızdan beri dünya bambaşka bir hal aldı; pek çok şey kötüye gitti” deyip duruyorum. Onların karamsarlığı veya iyimserliği fark etmez; önemli olan, hayatımızla ve dünyayla ilgili hangi teşhisleri koydukları ve bunda doğruluk payı bulunup bulunmadığı. Şayet bir şekilde doğruluk payı varsa orada izlenmesi gereken bir şeyler var

okumak için tıklayınız

Ayvali – Ayvalık (Dört Yazar, Üç Kuşak, İki Yaka) – Soloup “İki memleketli grafik roman”

Yunanistan’da 2015 yılı En İyi Çizgiroman ve En İyi Senaryo ödüllü, Fransa’da yılın en iyi çıkış yapan yabancı çizgiromanı sayılan, çizgi ve karikatür üstadı Soloúp’un başyapıt niteliğindeki 448 sayfalık eseri Ayvali-Ayvalık Fransızcadan sonra ilk kez Türkçede yayımlanıyor.

okumak için tıklayınız

Mülteciler – Göçmenler – Ganime Gülmez

Kobane’li Aylan Kurdi’nin haberiyle hepimiz sarsılmıştık. Ondan öncesinde ve sonrasında da Akdeniz’de gittikçe artan mezarlık sayılarıyla. Hem de bunların yeni ve bitmeyecek kötü haberler olmadığını bile bile. Yaşamının neredeyse yarısından fazlasını önce Fransa’da, daha sonra Almanya’da sürgünde geçirmek zorunda kalan Yazar Engin Erkiner; sık sık unuttuğumuz, yeterince öğrenmekte ısrar etmediğimiz “Mülteciler-Göçmenler” tarihini, 160 sayfalık bir

okumak için tıklayınız

Negatif Diyalektik – Theodor W. Adorno

Yirminci yüzyıl felsefesinin zirve kitaplarından Negatif Diyalektik, kaleme alınışının 50. yıldönümünde Şeyda Öztürk’ün müthiş emek ürünü çevirisiyle nihayet Türkçede. Adorno kitabın amacını şöyle ifade ediyor: “‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve

okumak için tıklayınız

Çizgiyi Aşmak – D. H. Lawrence

“Dışarıdaki her şey gerçekdışıydı, bir gösteri gibi, küçük bir delikten izlenen bir gösteri… Sadece kendisi uymuyordu buraya. Omuzlarını ağrıyormuş gibi geriye iterek hırçın hırçın iç geçirdi. Kolları bir tahriş hissiyle sızlıyor, kafasından adeta bir tıslama geliyordu. Uzun bir müddet sadece kendini dizginlemeye çalışarak, dişleri sıkılı, oturdu… Onu memnun edebilecek ya da zihnini rahatlatacak hiçbir şey

okumak için tıklayınız

Krizalitler – John Wyndham “Bağnazlığı ustalıkla işleyen bir eser”

John Wyndham’ın “Krizalitler” romanı, bugünün pek çok distopyasının önüne geçmeyi başaran, hoşgörüsüzlüğü ve bağnazlığı ustalıkla işleyen bir eser. Bilimkurgunun altın çağından kült bir eser! “Bu, kimse için güzel ve rahat bir dünya değil, özellikle de farklı olanlar için.”

okumak için tıklayınız

Tersine Dünya – Rudolf Arnheim

“Bütün katli­amlardan ve yıkımlardan deliliğin, aptallığın, bencilliğin, kibrin ve dar kafalılığın, yani insan ruhunun zavallı bir karikatürünün sorumlu olduğunu kendime itiraf etmek zorunda kaldım… Nitekim yüzyıllardır Cervantes’in, Swift’in, Voltaire’in yazılarında yankı­lanan ve yakın zamanda Kafka’da korku dolu bir soru halin­de körelip kalan kahkahalar gözyaşları kadar acıdır… Bu yüzden, tekinsiz ve kötücül bir biçimde bizimkine benzeyen

okumak için tıklayınız

Komün’ün Asi Kadınları – Gay L. Gulickson

Gay L. Gullickson, canlı bir dille yazılmış ve resimlerle zenginleştirilmiş bu kitapta, Paris Komünü olarak bilinen başkaldırının bir parçası olan kadınların nasıl temsil edildiğini inceliyor. Bu isyanla ve onun Fransız ordusunca kanlı biçimde bastırılması ile ilgili hararetli tartışmalar bugün de modern tarihçiler arasında devam ediyor. Özellikle kadınların Paris Komünü’nde oynadığı rol hakkında birbirinden çok farklı

okumak için tıklayınız

Sosyalist Açıdan Jöntürk Hareketi – Yuriy Aşatoviç Petrosyan

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk örgütlü muhalif hareketi olan Jöntürkler kimlerdi? 1908 Devrimi’ne giden yolda nasıl bir rol oynadılar, siyasi hedefl eri nelerdi? Cumhuriyet’in ilanına ve sonrasındaki politik ve sınıfsal mücadelelere nasıl bir etkileri oldu? Yuriy Aşatoviç Petrosyan, bütün bu sorular ekseninde Jöntürk hareketi tarihinin temel dinamiklerine ışık tutuyor.

okumak için tıklayınız

Özne, Nesne, Biliş – Viktor A. Lektorski

Viktor A. Lektorski bu kitabında insana dair bir etkinlik olarak bilginin niteliği, yine felsefenin özel bir alanı olan epistemoloji tarafından bilginin tarihsel olarak nasıl yorumlandığı ve ortaya çıkan yaklaşımlar ekseninde de bilgi sorunsalı üzerine bir tartışma yürütüyor. Felsefe tarihinin ilk sorunlarından biri olan ve özellikle son yüzyıldaki bilimsel devrimin etkisiyle daha dinamik bir incelemeye konu

okumak için tıklayınız

Öteki Yunan Solu, Syriza’nın Solundaki Parti ve Örgütler – Derleyen: Kemal Ülker

Syriza ve Yunanistan Komünist Partisi’nden öte SoL… Yunanistan, muhtemelen Arjantin’in dışında, dünya üzerindeki en büyük ve en fazla çeşitlilik gösteren anti-kapitalist sola sahip olan ülkedir. Bu durum, uzun yıllar boyunca yaşanmış olan bölünmelerin ve varlığını sürdürmekte olan zengin anarşist ve komünist geleneklerin bir sonucudur. Hemen hemen her yerde anti-kapitalist sola egemen olan parçalanmışlık ve iç

okumak için tıklayınız

Gezi’den Sonra Sınıf : Neoliberal Sınıf Teorilerinin Eleştirisi – Selim Ergunalp

Sınıf fobisi Kapitalizmin bekası için her zaman daha çabuk, daha fazla tüketmenin erdem haline getirildiği, tüketim yoğunluğunun refah olarak anlaşıldığı günümüzde tüketim ahlâkı toplumsal bilimlere de sızmış görünüyor. Çağdaş, modern teorisyenler, sosyologlar “eski teorilerden sıkıldık, hepsini tükettik, bize yeni teoriler, yeni sınıflar gerekli,” diye haykırıyorlar.

okumak için tıklayınız

Saramago’nun son romanı Türkçede

José Saramago’nun tamamlama fırsatı bulamadan yaşama veda ettiği son romanı Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler ilk kez Türkçede. José Saramago’nun silah endüstrisini sorguladığı Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler romanı ilk kez Türkiyeli okurla buluştu. Yarım kalmış son romanında yazar, sonu gelmez savaşların silah endüstrisi ve silah fabrikalarıyla ilişkisini irdeliyor ve “Neden silah sanayiinde hiç grev olmaz?” sorusunun

okumak için tıklayınız

Dedektif Rino : Kırmızı Havuzun Gizemi

Dedektif Rino ve yardımcısı Paco gizemli vakaları şıp diye çözüyolar! Yani çoğu zaman… Fillerden biri kayıp mı olmuş? Aslanların yemeğini mi çalmışlar? Birileri kunduzları mı zehirlemiş? Pandanın üstüne bir kutu boya mı dökülmüş? Havuzda kan mı var? Sırtlana isimsiz mektuplar mı gönderiliyor? Devekuşuna tuzak kuran da kim? Ve geceleri ortaya çıkıp flamingoları korkutan bu gizemli

okumak için tıklayınız

Kan Revan İçinde : Tıbbın Kısa Tarihi – Roy Porter

“Hastalık ile hekimler arasında tenin savaş alanında süren savaşın başı ve ortası var ama sonu yok. Bir başka deyişle, tıp tarihi sonu zaferle biten basit bir hikâye olmaktan çok uzak.” Böyle diyor Britanyalı tarihçi Porter, tıbbın doğuşunu ve gelişimini ana hatlarıyla anlatan kitabının başında. Ve ardından, on binlerce yıl önce yaşamış avcı-toplayıcı topluluklarından başlayarak insanın

okumak için tıklayınız

Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim – Hovsep Hayreni

Yazar Hovsep Hayreni’nin uzun yıllara dayanan araştırmaları ve yoğun emeğinin ürünü olan Yukarı Fırat Ermenileri, 1915 ve Dersim kitabını tam da o karanlık ve kanlı geçmişin Abdülhamit ile Talat ve Enver Paşa taklitleri tarafından âdeta yeniden hortlatılmaya çalışıldığı bir zamanda elinizde tutuyorsunuz. Yazar Yukarı Fırat bölgesiyle sınırladığı bu çok ayrıntılı araştırmasında üç ana konu üzerinde

okumak için tıklayınız

Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek – Bronislaw Malinowski

Antropolojiyi “masabaşı”nda yapılan bir iş olmaktan çıkaran Bronislaw Malinowski, bugün hatasıyla sevabıyla bizzat bir düşünce klasiği haline gelmiş durumda. Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek de onun temel metinlerinden biri. Okur bu küçük kitapta, yapıtlarından birine Batı Pasifik Argonautları gibi şiirsel bir isim verebilmiş olan Malinowski’nin hâlâ birçok soru üretmeye elverişli düşünceleriyle ilk elden tanışma fırsatı

okumak için tıklayınız

Gönül Gibi – Suat Derviş

Toplumcu gerçekçi romanlarıyla daha yakından tanıdığımız Suat Derviş, bu kez gençlik dönemine ait melankolik bir aşk hikâyesiyle karşımızda. Yurtdışına kadar uzanan bu hikâyenin kahramanları, kendi önyargılarının, çaresizliklerinin, kendilerine dair bilgilerinin ve bilgisizliklerinin kurbanı olarak karanlık bir dünyada sürükleniyorlar.

okumak için tıklayınız