Etiket: savaş

Gökyüzünde Direnenler, Yeryüzünde Bombalar: Savaşa Hayır! – Luna Madanoğlu

1970’ler… Dawson’s Field. Leila Khaled bir uçağın içinde, ellerinde cesaret ve öfke ile tarih yazıyordu. Bu sadece bir uçak kaçırma eylemi değildi; işgal altındaki Filistin halkının haklı direnişinin sembolü gökyüzüne fırlatılıyordu. PFLP, Marksist-Leninist ideolojisiyle hem İsrail işgaline hem de ABD ve Batı’nın politikalarına meydan okuyordu. George Habash gibi liderler, askeri direnişi stratejik bir etik çerçeveye

okumak için tıklayınız

Priamos’un Akhilleus’a Yakarışı: Düşmanlık ve İnsanlığın Ortak Zemini

Savaşın Gölgesinde Bir Baba: Priamos’un Cesaret ve Çaresizliği Priamos’un Akhilleus’un çadırına girişi, İlyada’nın 24. kitabında destanın en dokunaklı anlarından birini oluşturur. Troya’nın yaşlı kralı, oğlu Hektor’un cesedini geri almak için düşman kampına, Akhilleus’un huzuruna gider. Bu, yalnızca fiziksel bir yolculuk değil, aynı zamanda derin bir duygusal ve manevi sınavdır. Priamos, bir kral olarak statüsünü bir

okumak için tıklayınız

Goya’nın 3 Mayıs 1808 Tablosunda Savaşın Çıplak Gerçeği ve Romantik Duyarlılık

Francisco Goya’nın 3 Mayıs 1808 tablosu, savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkilerini ve bireyin bu kaos içindeki çaresizliğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren bir başyapıttır. Romantizm dönemi sanatçılarından biri olan Goya, bu eserde yalnızca tarihsel bir olayı belgelemekle kalmaz, aynı zamanda insan doğasının kırılganlığını, korkuyu ve direnişi romantik bir duyarlılıkla işler. 1808 yılında Napolyon’un İspanya’yı

okumak için tıklayınız

Savaşın Anlamsızlığına Karşı Paul Bäumer’in İsyanı

İnsanlığın Yitirilişi Erich Maria Remarque’ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı eserinde, Paul Bäumer’in savaşın anlamsızlığına isyanı, bireyin insanlığını yitirme sürecinde kristalleşir. Paul, genç bir Alman askeri olarak, Birinci Dünya Savaşı’nın siperlerinde hem fiziksel hem de manevi bir mücadele içindedir. Achilles arketipi, onun kahramanca bir figür olarak başlayıp savaşın acımasızlığı karşısında kırılgan bir insana

okumak için tıklayınız

Athena’nın Doğumu: Ataerkil Sistemde Kadının Güçlendirilmesi mi, Yoksa Kontrol Altına Alınması mı?

Antik Yunan’da Tanrıça Figürünün Kökeni Antik Yunan mitolojisinde Athena, bilgelik, savaş ve strateji tanrıçası olarak öne çıkar. Zeus’un kafasından, tam donanımlı bir zırhla doğması, sıradan bir doğum narratifinden ziyade derin bir sembolizm taşır. Bu anlatı, tanrısal bir erkek figürün, yani Zeus’un, yaratıcı bir güç olarak kadınsı doğurganlık rolünü üstlenmesini vurgular. Athena’nın annesiz doğuşu, Yunan toplumunun

okumak için tıklayınız

”Kutsallaştırılan savaş” ve “taraf olmaya zorlanan halklar”

“Kutsallaştırılan savaş” ve “taraf olmaya zorlanan halklar” meselesi, hem tarihsel hem de güncel politik bağlamda derin bir psikopolitik gerilimi işaret eder. 1. 🔥 Savaşı Kutsallaştırma Mekanizmaları 2. 🤝 “Taraf Ol” Baskısı ve Sosyal Mühendislik 3. 🕊️ Eleştirel Düşüncenin Gölgelemesi 4. 💔 Halkın Psikolojik ve Sosyal Tükenişi 5. 🌱 Alternatif Dayanışma ve Tarafsızlık Pratikleri ✨ Sonuç

okumak için tıklayınız

İsrail ve İran : Arketipler Üzerinden Bir Jungiyen Analiz Denemesi

İran ve İsrail’i Jungiyen arketipler açısından okumak, her iki ülkenin kolektif bilinçdışındaki “mit”lerini ve psiko-politik imgelerini deşifre etmeye yardımcı olur. Aşağıda iki ülkeyi, temel arketipsel figür ve hikâye kodlarıyla özetledim: 🇮🇷 İran’ın Arketipleri Arketip Özellikleri & Mitolojik Bağlam Kolektif Yansıma Bilge Kral (“Sage-King”) Zerdüşt’ten Şahname’ye uzanan bilgelik—hem koruyucu hem yıkıcı öğreti. Dinî liderlerin otoritesi, devleti

okumak için tıklayınız

İran, İsrail, Çin, ABD, Rusya ; Savaşın Kazananı Kim Olur ?

Yapay zekaya sorduk, bu ülkeler savaştıklarında burada savaşın kazananı kim olur ? Bize aşağıdaki karşılaştırmaları yaptı bize de incelenmesi gereken bir durum olarak sizle paylaşmak istedik. Günümüzde uluslararası arenada “savaş kazananı” kavramı, salt askerî başarıdan öte; ekonomik güç, jeopolitik nüfuz, teknolojik üstünlük ve yumuşak güç (kültürel, diplomatik etki) dengeleriyle belirleniyor. Aşağıda İran, İsrail, Çin, ABD

okumak için tıklayınız

Tolstoy, “Savaş ve barış” romanında, insanların kendi iç çatışmaları (aşk, nefret, kıskançlık, pişmanlık) ile dış dünyadaki büyük olaylar (savaş, toplumsal değişim) arasındaki ilişkiyi nasıl inceler? 

Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı eseri, bireyin içsel dünyası ile dışsal tarihî olaylar arasındaki gerilimi psikanalitik bir gözle okumaya son derece uygundur. Roman, yalnızca bir savaş anlatısı ya da tarihsel bir panorama sunmakla kalmaz, aynı zamanda bireyin ruhsal çatışmalarını, arzularını, korkularını ve savunma mekanizmalarını büyük ölçüde derinlemesine işler. 1. Ego, id ve süperego çatışmaları: Özellikle

okumak için tıklayınız

“Gösteri çağı savaşların kaybedeni kim ; İran, İsrail devlet televizyonu binasını vuracağını ilan etti. “

Bu tür bir açıklama — özellikle “devlet televizyonu binasını vurmak” gibi açık hedefler ilan etmek — artık sadece askeri bir tehdit değil, aynı zamanda gösteri çağının medya üzerinden yürütülen bir psikopolitik savaşıdır. Bu savaşın kazananı net değildir, ama kaybedeni çok açıktır: halk. 🎭 Gösteri Çağında Savaşlar Neye Benziyor? Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” adlı eserinde belirttiği

okumak için tıklayınız

Tolstoy: “Kötülüğü ve savaşı yok etmek için yurtseverliği yok etmek gerekiyor”

YURTSEVERLİK Mİ, BARIŞ MI? Sayın Ekselansları! Bana, Kuzey Amerika eyaletlerinin İngiltere ile “Hıristiyanlığın sürekliliği ve gerçek bir barış yararına” yaptıkları çalışmalar konusunda görüşlerimi dile getirmem için mektup yazarak, “halkların uluslararası barışı sağlamak için karşılarında bulunan tek çıkar yol konusunda yakında uyanacaklarına” dair umutlarınızı dile getirmiştiniz. Ben de aynı umudu besliyorum. Bu umudu beslememin nedeni, günümüzde

okumak için tıklayınız

Tepelere Doğru Didinmek… Elif Şahin Hamidi

Uzun ve yorucu bir günün sonunda, yine soğuk ve yağmurlu bir Eskişehir akşamında, otobüsün buğulu camına başımı dayamış, yurda doğru yol alıyorum. Sol tarafımda oturan iki küçük çocuk dikkatimi çekiyor. Yanılmıyorsam kardeş değiller; iki minik dost gibi görünüyorlar. Biraz daha ufak tefek olanı, koltukta şöyle bir doğrulup, buğulu camlara kocaman “BARIŞ” yazıyor. Küçük dostuyla birlikte

okumak için tıklayınız

Pablo Neruda: Gölge ile ışık arasındaki o çok eski öldürücü savaşımı bugün, bütün dehşeti ile görmekteyiz.

Cinayet Granada’da İşlendi Şu satırları yazdığım günlerde İspanya’da başarılı bir askeri darbenin bilmem kaçıncı yıl törenleri yapılmakta! Madrid’de, Franco maviler ve sırmalar içinde, etrafında koruyucuları, yanında Birleşik Amerika, İngiltere ve öteki ülkelerin büyükelçileri olduğu halde, askeri birliklerin geçit törenini izliyor. O günlerin savaşından habersiz gençlerden oluşmuş bu askeri birlikler.

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Herkes bayrak assın denmişti, asmadılar. Savaş, umursamazlık, bunaltı içinde bitti.

SAVAŞIN SONU Herkes bayrak assın denmişti, asmadılar. Savaş, umursamazlık, bunaltı İçinde bitti. Günlük yaşantıda hiçbir şey değişmemişti. Radyonun ağız kalabalığı, gazetelerin şişman puntoları bizi inandırmıyorlardı bir türlü. Barışın düpedüz gerçekleştiğine inanmak için bir mucize, göklerden bir belirti bekler gibiydik. Sıkıntılı bir yaz ikindisinde cılız bir top öksürüyordu. İnsanlar köprülerden, yollardan ölü bakışlarla, durmadan yenilenen açlıklarıyla,

okumak için tıklayınız

Açlıktan, Savaşlardan ve Vebadan Kırılıyoruz

Her türlü canlının amacı hayatta kalmaktır, ama biz insanlar hayatta kalmaktan daha fazlasını yaptık. Kitab-ı Mukaddes’e göre Tanrı’nın bize yapmamızı buyurduğu şeyi yaptık: “Zürriyetli olun, çoğalın ve yeryüzünü doldurun.” Ancak şunu açıklamama izin verin: Bu bölüm, geçmişte biz insanların sayısının neden çok yavaş arttığıyla ilgili. Daha sonra, On Altıncı Bölüm’de bu kez insanların hızla çoğalmasını

okumak için tıklayınız

Eduardo Galeano: Kimse itiraf etme dürüstlüğünü göstermez: “Ben çalmak için öldürüyorum.”

Savaşlar Yalan Söylüyor Savaşların saygın nedenlerle gerçekleştirildiği söylenir: uluslararası güvenlik, ulusal onur, demokrasi, özgürlük, düzen, Uygarlığın gereği ve Tanrı’nın isteği. Kimse itiraf etme dürüstlüğünü göstermez: “Ben çalmak için öldürüyorum.” •

okumak için tıklayınız

Beni okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun, insan sömürüsüne karşı çıksın – Yaşar Kemal

11 Kasım 2014 tarihinde Bilgi Üniversitesi’nin kendisine fahri doktora unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılmayan Yaşar Kemal’in gönderdiği mesaj, okurlarına bırakılmış bir vasiyet niteliğindeydi. Yaşar Kemal gönderdiği mesajda şöyle demişti: Usta yazar “Bizim çağımızda romancıların başları beladadır” ifadeleriyle başladığı mesajında romanın önemini ise şu sözlerle paylaştı; “İnsanları en çok yalana, zulme, bütün

okumak için tıklayınız