Yazar: cemalumit
Kuzey İskenderun Körfezi ve Bahtiyar Baba – Müslüm Kabadayı
Gezi, coğrafi ve halkbilimi bakımından gezginin ufkunu açtığı kadar, toplumların nitelikleri açısından da gezgini insan manzaralarıyla donatır. Gezilerim sırasında tanıştığım onlarca kişiden yaşamı, öyküleri, yetenekleri ve kazanımları bakımından ilgimi çekenleri okurla tanıştırmayı, meraklılarıyla buluşturmayı hep önemsedim. 27 Ağustos’ta Ceyhan’a bağlı İncirli köyündeyiz, eşim Sevda ve kızımız Evin’le. Burası, İskenderun Körfezi’nin kuzeyinde BOTAŞ tesislerinin bitişiğinde bir
okumak için tıklayınızBir Provokatör Üstünde Hiciv Denemeleri – Nazım Hikmet
BİR PROVOKATÖR ÜSTÜNDE HİCİV DENEMELERİ “Sen ölmedin, seni öldürdüler zavallı kadın.” T.F. Sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! Kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. Bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi Safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin : Sen bu kavgada bir nokta
okumak için tıklayınızNazım Hikmet – Peyami Safa kavgası
Peyami Safa’nın Nazım Hikmet’in bir şiirini yayınlayıp, ardından da işinden olmasıyla başlar dostlukları. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bu dostluk sayesinde yazılmıştır. Edebiyatın köşe başını tutmuş olanlara birlikte savaş açarlar. Sonrası, Nazım cephesinde “Sen bu kavgada / bir nokta bile değil / bir küçük, eğri virgül / bir zavallı vesilesin!..” Safa cephesinde ise “Bre kaltaban / bre
okumak için tıklayınızGogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (1832-1852) – Sergey Timofeyeviç Aksakov
Edebiyat eleştirileri, çevirileri ve doğa tasvirleriyle 19. yüzyıl Rus kültür hayatının önde gelen figürlerinden biri olan Sergey Aksakov’un Gogol’le yirmi yıllık dostluğunu anlattığı bu kitapta edebiyat tarihinde kalıcı izler bırakmış iki büyük yazarın sevinçleri ve üzüntüleri, ümitleri ve hayalkırıklıklarını okurken büyük yazar Nikolay Gogol’ün hem edebiyat ve hayatla ilgili görüşlerine hem de ruhsal dünyasına derinlemesine
okumak için tıklayınızTeşkilat-ı Mahsusa’yı nasıl bilirsiniz? – Ayşe Hür
Teşkilat-ı Mahsusa, bir yandan MİT’in yaptığı gibi iktidar bloku arasındaki güç mücadelesinde yer almaya çalışan, bir yandan da dış politikada boyundan büyük işlere kalkışan bir örgüttü… Teşkilat-ı Mahsusa’yı nasıl bilirsiniz? Bu haftanın esin konusu, bir süredir dış operasyonları bağlamında ulusal ve uluslararası basının radarında olan MİT. Ancak bu yazı, 8 Ocak 2012 günlü Taraf gazetesinde
okumak için tıklayınızKıbrıs’ı İngilizlere kim verdi – Ayşe Hür
“Bu hafta, Cumhuriyet tarihi meraklılarından özür dileyerek, bundan tam 36 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin askerî müdahalesi ile hukuki ve siyasi statüsü radikal bir biçimde değişen Kıbrıs’ın II. Abdülhamit tarafından İngilizlere verilmesinin hikâyesini anlatacağım. Abdülhamit’in bu işi hangi şartlar altında yaptığını anlamak için de, konuyu biraz genişçe ele alacağım. Umarım olayları birbirine karıştırmadan anlatmayı
okumak için tıklayınızMevlana hakkında yanlış bildiklerimiz – Ayşe Hür
Mevlana, İslam düşünürlerinin iddia ettiği gibi ne heterodoks mezheplere hoşgörülü, ne ‘ortodoks’ Sünni biri ne de ‘dehri’dir… Belki de zaman zaman hepsidir. Yıllardır 17 Aralık’ta yapılan Şeb-i Arus törenlerine rastlayan günlerde Mevlana hakkında bir yazı yayımlamaya niyetlenirim ama gündemi meşgul eden bir başka konu beni yolumdan döndürür. Bu yıl böyle olmayacağına dair kendime söz vermiştim
okumak için tıklayınız6-7 Eylül 1955 yağması ve 1964 sürgünleri – Ayşe Hür
6-7 Eylül olaylarında Türk basınına göre 11 kişi ölmüştü. Yaralı sayısı resmi rakamlara göre 30, gayriresmi kaynaklara göre 300’dü. Sadece Balıklı Hastanesi’nde 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi görmüştü. Resmi rakamlara göre 5.300’ü aşkın, gayriresmi kaynaklara göre 7 bine yakın bina saldırıya uğramıştı. En büyük tahribat Beyoğlu’nda yaşanmıştı. Bunu Eminönü, Fatih, Şişli, Beşiktaş, Sarıyer, Kadıköy, Adalar,
okumak için tıklayınız“Külüstür” Bir Tatil, Esaslı Bir Tanışma – Hüner Aydın
“Güneş, fırtınalar, yıldızlar… Her biri bir şey öğretir.”Çoğu zaman, büyükanneler ve büyükbabalarla gerçek anlamda tanışmak güçtür. İsimleri bile, ailedeki diğer herkese göre daha geç öğrenilir. Soy ağacındaki konumları, birçok hitaba ve misyona uygun bir biçimde şekillenmiştir. Ağacın dalları uzadıkça, biz onlardan uzaklaşırız. Zorlukları bir kenara bırakıp gerçekten kim olduklarını öğrenmenin yolu ise bir dizi karşılaşmadan
okumak için tıklayınızKan Çiçekleri – Ngũgĩ wa Thiong’o
Neden sömürgeci yerleşimciler ve onların polis gücü gençlerin peşine düşmüşlerdi? Tarlalarını ekip biçsin, ineklerine göz kulak olsunlar diye. Avrupa’dan gelen yabancı kurnazdı. Topraklarını, alınterlerini, ve servetlerini almış, onlara da, yanında getirdiği yenilip içilemeyen paranın gerçek servet olduğunu söylemişti! *** Kenya’da kavurucu sıcak ve kuraklığa terk edilmiş yoksul, geri kalmış bir köy: Ilmorog. Masumiyetin ve unutulmuşluğun
okumak için tıklayınızSaim Alpago Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay
SAİM ALPAGO / “SAİM İSTİRAÇOĞLU” 1334 ( 1919 ) Tokat / Reşadiye / Gedehor doğumlu Baba adı; Ali, Ana adı; Müzeyyen İlk soyadı İSTİRAÇOĞLU evli ( 05.08.1945 ) üç çocuk babası Hakan ALPAGO ( ölümü 1995 ), Erkan ALPAGO, Emre ALPAGO ( ölümü 2010 ) İlk ve Orta Okulu Tokatta okudu Liseyi Adana da bitirdi
okumak için tıklayınız‘Öteki’nin gözüyle Osmanlı ülkesi – Ayşe Hür
“Eskiden gaddar ve savaşçı olan Türkler, Asya halklarına özgü tatlı ve sakin bir yapılanma gösteriyorlar artık. Brahmanları, hayvanları öldürmekten alıkoyan barış düşüncesi, Boğaziçi’nde yaşayanları da etkilemiş gibi. İstanbul’da dolaşan kedilerin ve köpeklerin bakımından söz edildiğini duymuşsunuzdur. Ancak Türklerin özgürlük tanıdıkları hayvanlar sadece kediler ve köpekler değil. Çok sayıda kumru ve güvercin de var. Özgürce damlarda
okumak için tıklayınızAmerikan belgelerinde Türk basını – Ayşe Hür
WikiLeaks’in ifşa ettiği gizli belgelerle ilgili düşüncelerim, gazetemiz yazarlarından Nilüfer Kuyaş’ın 3 Aralık 2010 tarihli “Anarşistlerin bayramı” başlıklı yazısındakilerle neredeyse aynı. Tarihte benzeri olaylar olup olmadığı konusuna gelirsem; evet, var. Örneğin Osmanlı Devleti’ni Britanya ve Fransa arasında nüfuz bölgelerine ayıran 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması, 1917’de Rusya’da iktidarı ele geçiren Sovyet hükümeti, Çarlık idaresi tarafından yapılmış
okumak için tıklayınızSarıkamış’ta aslında ne oldu? Ayşe Hür
İttihat ve Terakki paşalarının 1914 yılının ekim-kasım aylarında bir oldubittiyle Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’na sokmalarının ardından Erzurum-Sarıkamış’ta Rus ordularıyla yaşanan kapışmanın acı bilançosu yıllardır çeşitli tartışmalara neden oluyor. Milliyetçi çevrelere göre Sarıkamış Harekâtı 90 bin şehitle sonuçlansa bile bir kahramanlık destanıdır. Ortaya çıkan acı bilançonun kusurlusu kış şartlarıdır, arazi koşullarıdır, Ruslara yardım eden Ermeni
okumak için tıklayınız1908 Devrimi’nin ilham kaynakları – Ayşe Hür
‘Devrim’ karşılığında Hint-Avrupa dillerinde kullanılan revolution, revolucion, rivoluzione gibi sözcükler Latince revolvere sözcüğünden türemiştir. ‘Revolvere’ ise, geriye dönmek, dönmek, kendi üzerine yansımak, bir aks üzerinde hareket etmek, bir gök cisminin yörüngesi etrafında dönmesi anlamına gelen bir astronomi terimidir. Copernicus’un İskenderiyeli astronom Ptolemaeus’un dünya merkezli güneş sistemine meydan okuyan ünlü eseri De revolutionibus orbium coelestium’dan (1543)
okumak için tıklayınızEdgar Kavga Ediyor! Pakita & Marygribouille
Pakita, Duygu Okulu dizisinde, çocukların okul hayatından yola çıkarak birlikte yaşamanın ipuçlarını veriyor. Soru sormanın ve iletişime geçmenin duyguları anlamak için nasıl basit ama etkili olduğunu gösteriyor. Örneğin Edgar Kavga Ediyor. Peki şiddet nedir? Vurmadan şiddet olur mu? İnsan başkalarına niçin vurur? Birisinin şiddeti karşısında ne yapmak gerekir? Başkalarına şiddet uygulamamak için ne yapmalıyız? Duygu
okumak için tıklayınızEmma Kıskançlık Yapıyor! Pakita & Marygribouille
Pakita, Duygu Okulu dizisinde, çocukların okul hayatından yola çıkarak birlikte yaşamanın ipuçlarını veriyor. Soru sormanın ve iletişime geçmenin duyguları anlamak için nasıl basit ama etkili olduğunu gösteriyor. Örneğin Emma Kıskançlık Yapıyor. Peki kıskançlık nedir? Kimleri kıskanırız? Kıskançlık insanı niçin öfkelendirir ya da üzer? Herkes birbirinin aynısı olsaydı, hayat güzel olur muydu? Eğer herkes farklıysa, başkalarını
okumak için tıklayınız