Yazar: cemalumit

“Okuduktan sonra” gidilecek yerler

Kısıtlı tatil günlerinde ziyaret edilecek yerlerin rotası birçok farklı kritere göre çizilebilir; yol şartları, coğrafi özellikler, ekonomik uygunluk… Aşağıdaki liste ise, yolu bir şekilde yurt dışına düşecek ve tatil rotası çiziminde kitaplara düşkünlüğü, edebiyata olan ilgiyi de göz önünde bulunduracaklara hitap ediyor daha çok. “Ölmeden önce yapmamız gereken şeyler”e ekleyebiliriz bu mekan ziyaretlerini de ama

okumak için tıklayınız

Behçet Necatigil özeleştirisini yapıyor: Kendi kendimizi eleştirmek, Ben’i aşağılamaktır; kolay alınamaz göze.

Kendi kendimizi eleştirmek, Ben’i aşağılamaktır; kolay alınamaz göze. Kuzgun ve yavrusu. Can gibi, onur da tatlı. Sonra zaten bu yolda her konuşma dolaylı, kaçamak bir kendini – savunmadır. Bir yandan elleri kollayacaksınız. Kendimizi alaya alırken bile, bir bağışlanma isteğinin, ümidinin yerçekimindeyiz. Neyi değiştir özeleştiri? Bildiğimizden şaşacak, bilinçaltımızdaki şaşmaz doğrultumuzdan sapacak mıyız? Evet her seçme, seçmediğimize

okumak için tıklayınız

Etnografik Hikâyeler / Türkiye’de Alan Araştırması Deneyimleri

Antropologlar, alan çalışması sırasında yaşadıkları çeşitli kişisel deneyimleri arkadaş sohbetlerinde sık sık dillendirirler. Ama nitel çalışmalar kâğıda dökülürken “önemsiz detaylar”, “terslikler”, hatta “başarısızlıklar” olarak görülen bu deneyimler genellikle yansıtılmaz. Oysa araştırmacının sahada karşılaştığı ya da dahil olduğu kimi durumlar (kimlik çatışmaları, bürokratik ve ideolojik engeller gibi), araştırmanın ilerleyişini etkilediği gibi, yönünü dahi değiştirebilir.

okumak için tıklayınız

M. Şehmus Güzel ile Türkiye İşçi Hareketi Tarihi üzerine söyleşi (1)

Boyun Eğme dergisinin Perşembe 21 Nisan 2016 tarihli 29. Sayısında Korhan Ege ve Osman Çutsay’ın sitemiz yazarlarından M. Şehmus Güzel ile yaptığı « Türkiye İşçi Hareketi Tarihi üzerine söyleşi »nin birinci bölümü « Dipten gelen dalga kesilemiyor… » başlığıyla yayınlandı. İkinci bölümü önümüzdeki hafta sunulacak söyleşi M. Şehmus Güzel’in şubat ve mart 2016’da yayınlanan “Türkiye’de

okumak için tıklayınız

Çoraklaştırılan dünyaya gönderilen mektuplar: Stefan Zweig – Frederike Zweig Mektuplaşmaları

Stefan Zweıg ve Frederike Zweıg (1912-1942) arasında gidip gelen mektuplar, yaşadığımız çağa kalan bir zenginlik niteliğinde. Mektuplaşma ihtiyacı, insanlığın kaybettiği değerli eylemlerden biri olarak bugün artık toprağa gömülmüş bulunuyor. Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında iyice can çekişen mektuplaşmanın, içinde bulunduğumuz çağın ilk on beş yılında nostalji haline gelmesi hazin bir durum sergiliyor. Zira kağıt ve kalemi gereksinen

okumak için tıklayınız

Hitler’e doğum günü armağanı

Hitler’e doğum günü armağanı – I Tarih 20 Nisan 1943. Dünyayı kana bulamış bir diktatörün, Hitler’in 55. doğum günüdür. Hitler’in en sadık adamı, ünlü SS lideri Heinrich Himmler führerine, eşsiz bir doğum günü armağanı hazırlamakla meşguldür. Hitler’i son derece memnun edecek olan bu armağan Polonyalı 56.000 Yahudi’nin ölüsünden başka bir şey olmayacaktır.

okumak için tıklayınız

Garbis Cancikyan: Bize insanlığımızı hatırlatan şair

Orhan Veli’nin Garip’inin yayımlanmasının üzerinden tam bir yıl geçmişti ki Samatyalı Garbis Cancikyan ve Gedikpaşalı Haygazun Kalustyan’ın Balkıs isimli kitabı ortaya çıkıverdi. Romantikliğin hülyalı hallerinden uzak durup realist şiire yönelen bu iki isim, deyim yerindeyse Garip akımının ikinci perdesinin baş aktörleriydi.

okumak için tıklayınız

Game of Thrones karakterleri ve ünlü roman kahramanları

Hepimizi ekrana kilitleyen, kurgusuyla, karakterleriyle, çatışma ve diyaloglarıyla aklımızı başımızdan alan, belki de son yılların en sağlam dizisi Game Of Thrones’un ünlü romanlara saygı duruşu niteliğinde kahramanlar yarattığını hiç fark ettiniz mi? Gelin bakalım hangi kahramanlara gönderme yapılmış.

okumak için tıklayınız

Murathan Mungan’dan Solak Defterler – Aynur Kulak

Bir şiir kitabıyla girdim eve. Çantamı bıraktım, pardesümü çıkardım şiir kitabı hala elimde. Sol elime uzağım. Halbuki şiirler sol elimde. Sol ile Sağ elimin arasında Solak Defterler. Aradan zaman geçti… Nasıl başlasam diye düşünüyorum hala. Bir şiir kitabıyla girince eve niye böyle oluyorum? Sol tarafıma koyuyorum Solak Defterler’i, ilk sayfayı açıyorum. Sahi, yalnızlık da olmasa

okumak için tıklayınız

Gulliver’in Gezileri: Homeros’un Odessa destanından sonra yazılan ilk büyük fantastik seyahat metni

Homeros’un Odessa destanından sonra yazılan ilk büyük fantastik seyahat metni olan “Gulliver’in Gezileri” çok neşelidir; mizahi öğelerle zenginleştirilmiş ve çok sayıda tuhaf canlılarla modern bir masala dönüşmüştür. Ama bütün bu cümbüşün arkasında, insan ilişkilerine ve kurulu düzene karşı büyük bir güvensizlik, geleceğe ilişkin karamsar bir bakış vardır.

okumak için tıklayınız

Tarihinden Direnişine Taksim Meydanı’nın Öyküsü

Taksim Meydanı, şehrin en kalabalık yeri, İstanbul’un en renkli fotoğrafı.Taksim Meydanı son zamanlarda en çok 27 Mayıs 2013’te başlayan Gezi Direnişi ile hafızamıza kazınsa da, geçmişte de elbette pek çok siyasi ve toplumsal olayın ev sahibiydi. Biz de hafızamızı tazeleyelim, meydanın mimari, toplumsal ve siyasal geçmişine şöyle bir bakalım istedik.

okumak için tıklayınız

13 Madde ile Kayıp Ütopik Efsane: Yugoslavya

Eskiden dünyanın en prestijli ülkelerinden biri hâline gelen bir Yugoslavya vardı. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan ülke, disiplinli ve sistematik bir biçimde gelişme göstererek çok hızlı bir şekilde bölgedeki en önemli güç hâline geldi. İnanması güç olsa da, bugün kanlı bıçaklı düşman olan birçok milletten insan, bir zamanlar bu ülkenin barış içinde yaşamış vatandaşlarıydı. Bu

okumak için tıklayınız

Yüzyıldır Üç İstanbul – Zafer Köse

Üç İstanbul’un sayfalarında hızla ilerlerken, birden duruyorsunuz. Bir şey hatırlamaya çalışır gibi belleğinizi zorladığınız duygusuna kapılıyorsunuz. Sanki bir şey söyleyeceksiniz de o sözcük bir türlü aklınıza gelmiyor. Neydi ki? Tekrar kitaba dönüyorsunuz. Adnan’ın üzerinde çalıştığı romanı için aldığı notları bir kez daha okuyorsunuz: “Sonra bu minareler: Gökyüzünü madalyon bir ayna parçası gibi tutan, birer kız

okumak için tıklayınız

Leonardo DiCaprio’nun ‘Diriliş’inde Yılmaz Güney izleri

Meksikalı yönetmen Alejandro González Iñárritu tarafından çekilen The Revenant’ (Diriliş) adlı filmde sinemaseverlerin dikkatinden kaçmayan bir sahne vardı. O da Hugh Glass karakterine hayat veren Leonardo DiCaprio’nun, soğuk havadan korunmak için ölen atın karnına girmesiydi. Di Caprio filmde donmaktan böyle kurtuluyordu. Bu sahne, yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun Yılmaz Güney’e hayranlığını akıllara getirdi.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Yaşamında İz Bırakan Kadınlar

Nazım Hikmet; şair, oyun yazarı, romancı, senarist, yönetmen, komünist, tutkulu aşık, yurtsever ve yurduna hasret ölen bir sürgün… Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Celile’si, Nüzhet’i, Piraye’si, Münevver’i, Galina’sı ve son eşi Vera’sıyla Nazım Hikmet’in yaşamına yön veren,

okumak için tıklayınız

Ergani Tarihinin Saklı Sayfası Ermeniler – Müslüm Üzülmez

Ergani Tarihinin Saklı Sayfası ERMENİLER isimli kitap İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları tarafından Nisan 2016’da okuyucuların beğenisine sunuldu. Kitapta, eski Ergani/Osmaniye (Diyarbekir) kasabasında 1915 öncesinde Ermenilerin durumu, 1915’te yapılan Ermeni katliamı ve eski kasabasının harabeye dönüşü anlatılmakta.

okumak için tıklayınız

Gözdeki Kıymık : Yeni Türkiye Sinemasında Madun ve Maduniyet İmgeleri

Kadınlar ve genç kızlar, azınlıklar, Kürtler, kent yoksulu genç erkekler, yerlerinden yurtlarından edilip büyük kentlere tıkıştırılanlar, Afrikalı göçmenler, eşcinseller, deliler, travma mağdurları, yaşlılar, ailesini katliamlarda kaybetmiş olanlar, kötü bir eğitimin içinde yönünü kaybeden genç insanlar, engelliler… –– yani başarılı, “normal” erkek dışında kalan büyük çoğunluk. Bütün bu madunlar Türkiye sinemasının son dönem filmlerinde kendilerine daha

okumak için tıklayınız