Yazar: cemalumit

İsyanın bestecisi Chopin

Fryderyk Chopin’in (1810-1849) ismi ve sanatsal mirasının Polonyalıların gözünde taşıdığı önemin büyüklüğünü anlamak belki mümkün, ama onu anlatabilmek o kadar kolay değil. Chopin, yurttaşlarının gözünde müziğinden ötede bir şeyleri temsil ediyor çünkü. Onun sanatı, aynı zamanda, bir ulusu temsil ve tarif edebilme gücüyle de öne çıkıyor. Chopin’in özellikle Polonya’nın otantik halk dansları üzerine inşa ettiği

okumak için tıklayınız

1915’e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım – Ayşe Hür

Bu konudaki kafa karışıklığının Batılı tarihçiler, gazeteciler, uzmanlar, siyaset adamlarında da olduğunu biliyoruz. Örneğin 24 Mayıs 1915’te Osmanlı Devleti’ne bir nota veren Fransa, Rusya ve Britanya hükümetleri “insanlık ve medeniyet aleyhine işlenen suçlar” terimini kullanmışlardı. Ermeniler 1894-1896?da başta Doğu Vilayetleri olmak üzere pek çok yerde ya da 1909?da Adana?da başlarına gelenleri tanımlamak için

okumak için tıklayınız

Sonunu önceden bilmek hikayeyi öldürmüyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma, bir kitabın sonunu önceden bilmenin hikayeyi öldürmediğine aksine, daha fazla zevk alınmasını sağladığına işaret ediyor. California San Diego Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bir grup gönüllüye aralarında Agatha Christie, John Updike ve Anton Çehov’un da bulunduğu yazarların 3 versiyon halinde 12 kısa hikayesini verdi.

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif’i hangi kitap sarhoş etti

Şair ve yazar Orhan Tüleylioğlu, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları (um:ag) etiketiyle ?Yalnız Kitap? adlı bir kitaba imza attı. Aynı zamanda vakfın genel yayın yönetmeni olan Tüleylioğlu, eserinde bir yandan dünden bugüne kitap düşmanlığına ışık tutarken; diğer yandan kitabın yaşamımızdaki yerine de dikkat çekiyor. Okumadan, düşünmeden, öğrenmeden geçen bir ömrün gerçekten yaşanmış sayılamayacağını söylüyor.

okumak için tıklayınız

Auschwitz?ten önce Auschwitz?ten sonra…

Primo Levi?nin bir kimyager olarak maddeye, bir insan olarak da mânâya erişmek için çıktığı arayışın hikâyeleri var Periyodik Tablo?da. Primo Levi, Periyodik Tablo?da kimyacılık eğitimi ve mesleki faaliyetleri ile ilgili anılarını yirmi bir hikâyede toplamış. Kendi aralarında -yazarın hayatı üzerinden- bir bütünlük sağlayan hikâyeler bir romanın bölümleri olarak da düşünülebilir… Levi?nin Türkçeye daha önce çevrilmiş

okumak için tıklayınız

Haşhaşiler ve Hasan Sabbah

Eşitlik ve kardeşlik temelli bir devlet kurmak isteyen İsmaililer, sürekli olarak Sünni İslam egemenliğinin tehdidi altındaydılar. Bu nedenle gizli örgütlenmeyi seçtiler. Resmi tarihin nasıl yazıldığını çok iyi ifade eden güzel bir Çin Atasözü vardır: ?Aslanlar kendi tarihlerini yazıncaya kadar, avcılık öyküleri hep avcıyı yüceltecektir.? Bu atasözünü neden andık? Neredeyse tamamen kurgusal metinler üzerinden tartışılan İsmaili

okumak için tıklayınız

Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?

Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik. 2007 yılında David Lassman adında bir İngiliz, yazdığı kitapların yayınevlerinden sürekli geri çevrilmesinin kabahatini kendi yazdıklarında değil yayınevlerinin sallapatiliğinde arar ve tuhaf bir oyunla bunu ispatlamaya girişir. Sadece İngiliz edebiyatının değil, dünya edebiyatının temel taşlarından sayılan Jane Austen’ın

okumak için tıklayınız

Politikaya Taşınan Zarafet – Öznur Özkaya

?Cepleri ölü kuş sesleriyle dolu / Bir bayram günü.? (s. 14) yaşanıyorken ülkemizde, ?yangında yitirdiği defterini? arayan, ?yüzünü içindeki çığlıkla yıkayan? bir kadın şiir yazıyor yana yakıla. Nehirlere sığmıyor yalnızlığı, ?çiçek bozuğu bir baharda? kelebeklere şarkılar söylüyor, ?akrebe gerili yelkovanı? kovalıyor. ?Bir kalemin yolunu kestiler dün / kırlangıçların evcilik oynadığı saatlerde. / Kenarlarından kedi merdivenleri

okumak için tıklayınız

“Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.” Gabriel Garcia Marquez

Birinin ölüm haberini aldığımızda gürültülü bir sessizlik çöker; birkaç asır saniyelik var?lık ile yok?luk arasında bir çıkmaza düşeriz ya, nedense Márquez için böyle bir endişeye kapılmadım. Kimse beni bir yazarın ölümüne inandıramaz. Hele ki Márquez gibi bir yazarın? Tüm insanların bu dünyaya, travmalarını sanat eserlerine

okumak için tıklayınız

Yazar ve coğrafya

Sanat felsefesi üzerine ilk kez düşünce üreten yazarlardan Hyppolite Taine?e göre, sanat olaylarıyla doğa olayları aynı niteliktedir. Yani, nedensellik ilişkisi taşımayan ne doğa olayı ne de sanat olayı vardır. Taine bununla da kalmaz, her sanatçının siyasal toplumsal koşulların yanısıra, ülkenin ikliminden ve doğasından etkilendiğini öne sürer. Güneşsiz, yağmurlu, sisli kuzey iklimi melankolik bir sanatın,

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre?ın eleştirmenler hakkındaki görüşleri

Şunu unutmamak gerekir ki eleştirmenlerin çoğu pek talihli olmayan ve tam umutsuzluğa düşecekleri anda küçük bir mezarlık bekçiliği bulmuş kimselerdir. Mezarlıkların ne sakin yer olduğunu Tanrı bilir; bunun en sevimli ör­neği de kitaplıklardır. Ölüler oradadır; bu ölüler yazmaktan başka bir iş yapmamıştır, uzun süredir yaşama günahından da kurtulmuşlardır ve zaten yaşamlarını ancak başka ölüle­rin onlar

okumak için tıklayınız

Dostoyevski?nin ?İkiz? adlı kitabına dair

??İşte şimdi gözlerinin önüne sonsuzca bir gece bağlıyorlar/ Ama şu anda,/ Damarlarında dolaşmakta olan kan daha da renkli/ Ve bu kandan/ Pırıltılı dalgalar halinde akan/ Bütün bir yaşam fışkırıyor./ Ve o/ Bu anda, şu ölüm anında/ Kaybedilmiş bütün bir geçmişi/ Ruhunda yeniden canlandırıyor;/ Bütün bir yaşam yeniden uyanıyor içinde??(İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig, çev.Kasım

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin “sere serpe” aşkı

Bella, odasında yatağına uzanmış ders çalışıyordu. Orhan Veli, kapıdan uzun uzun genç kızı seyrettikten sonra salonun köşesindeki küçük masaya oturur ve cebinden çıkardığı kâğıda bir şeyler karalayıp yeniden odaya yönelir. Kâğıdı Bella?ya uzatır ve ?Bu şiiri sana yazdım? der. Uzanıp yatıvermiş, sere serpe; Entarisi sıyrılmış, hafiften;

okumak için tıklayınız

Düş ve Gerçek Arasında – Öznur Özkaya

1933’te New Jersey’nin Newark kentinde doğan Philip Roth; şöhreti 1969?da ABD edebiyat çevresini karıştıran ?Portnoy?un Feryadı? ile yakalayan, çağdaş Amerikan edebiyatının en unutulmaz karakterlerini yaratan, her romanında değişik anlatım tekniklerini deneyerek farklı temaları işlese de Yahudi olmak, erkek olmak, bir kadının oğlu olmak, aydın olmak ve bütün bunlarla ilişkili her türlü sorunla baş eden bir

okumak için tıklayınız

Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği kapatılıyor

2002 yılında kurulan Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği, Kültür Bakanlığı?nın talimatıyla kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye Yazarlar Sendikası?nın öncülüğüyle kurulan Edebiyat Müze?sinde edebiyat tarihimizin en değerli belgeleri bulunuyor ve sergileniyor. Türkiye Yazarlar Sendikası?nın (TYS) 2002 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığıyla yaptığı protokolle açılan Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.

okumak için tıklayınız

Modern Zamanlar: Bir Yokmuş Bir Varmış (Fikret Başkaya’ya Saygı II)

İnsanın entelektüel varoluşunun, aslında onun özgürleşme mücadelesi ile çakıştığını yaşamları ve tercihleri ile bizlere gösteren nadir insanlardan biri Fikret Başkaya. Kapitalizme, Avrupa-merkezci modernleşmeye, Türkiye’deki uluslaşma sürecinin yarattığı resmi ideoloji ve resmi tarihe radikal bir itiraz olan eseri ve mücadelesi gerek kendi toplumunun gerekse uluslararası muhalefetin saygısını kazanmıştır. Hakikati dile getirmekte ısrar edişi, iktidar sahipleri tarafından

okumak için tıklayınız

Abdülhamid ve Sherlock Holmes: İlk siyasi polisiye – A. Ömer Türkeş

Yervant Odyan?ın 1911 yılında yazdığı Abdülhamid ve Sherlock Holmes, birçok açıdan ilkleri barındıran; mizah, heyecan ve serüven dolu bir roman. Odyan, Osmanlıca kaleme aldığı kitabıyla Sherlock Holmes ile II. Abdülhamid?i yan yana getirmekle kalmamış, aynı zamanda edebiyat tarihimize de ilk siyasi polisiyeyi kazandırmıştı. Yervant Odyan?ı, Ermeni dilinde yazdığı ve ilk kez sanıyorum 1980?lerde Türkçeye çevrilen

okumak için tıklayınız

En güzel fotoğraflarıyla bu dünyadan Marquez geçti

“Büyülü gerçekçilik” akımının en önemli isimlerinden “Büyük romancı” Gabriel Garcia Marquez?in ölümü tüm dünyayı yasa boğdu. “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”, “Kırmızı Pazartesi”, “Benim Hüzünlü Orospularım? gibi unutulmaz eserlere imza atan Nobel Ödüllü yazar Marquez?in hayatından kareler:

okumak için tıklayınız