Yazar: cemalumit

Yaşar Kemal’in okuduğu ilk roman neydi?

Okuduğunuz ilk roman neydi? İlk okuduğum roman Alphonse Daudet?nin Le Pe­tit Chose idi. Daudet?nin torununun Ceyhan?da bir çiftliği bir de küçük fabrikası vardı. Kitabı da Amasya?da bir öğretmen çevirmişti. Ondan sonra da Kerem ile Aslı?yı okudum. Beni ilk etkileyen kitap Don Kişot oldu. Onu okuduğum­da on yedi yaşındaydım. Daha önce Don Kişot?tan parçaları bi­zim ilkokul

okumak için tıklayınız

Oktay Rifat?ın Önemi – Zafer Yalçınpınar

Oktay Rifat?ın poetikasındaki alan derinliğinin, Garip ve İkinci Yeni şiir akımları arasında hareketlenen bir bağlaç bölgesi oluşturduğunu -ki Cemal Süreya bunu bir tür ters ama yadsınamaz eklemler bütünü olarak görür- sezmemden sonra, Oktay Rifat?in önemi daha da belirginleşti. Zaten bugün, sıkışmış, hem kültürel, hem de imgesel açıdan ?hareket alanı daralmış?

okumak için tıklayınız

Devlet ve İhtilal notlarından – A.Kadir Şahin

Yıl 1917 tüm dünyanın kaderini değiştirecek devrim toplumsal- ekonomik açıdan Avrupa?nın çok gerisinde olan Rusya?da gerçekleşmek üzeredir. Çar devrilmiş, onun yerini dolduracak burjuva hükümetinin inşası başlamıştır. Kimsenin sosyalist bir devrimi düşündüğü yok. Bir kişi hariç Vladimir İ.LENİN. Geçici hükümetin baskıları sonucu Finlandiya?ya gitmek zorunda kalan Lenin devrimin patlak verdiği

okumak için tıklayınız

Gürültü / Sesin Beşeri Tarihi – David Hendy

SESİN VE DİNLEMENİN İZİNDE BİR İNSANLIK ÖYKÜSÜ Hem bireyler hem de toplumlar üzerinde büyük bir etkiye sahip olan ses, insanlık tarihi boyunca önemsendi, manipüle edilmeye veya bastırılmaya çalışıldı. Sınıf ayrımının belirleyicilerinden biri oldu. Yeri geldiğinde hem güçsüzlerin hem de güçlülerin en büyük silahına dönüştü. Gelgelelim, kısıtlanamaz ve ket vurulamaz olduğu için hiçbir zaman sadece bir

okumak için tıklayınız

Nereye dönse, hayat yetersizliğini yüzüne vurur

Emanet Şehir?de gözden düşen bir kent ile başarısız bir yazarın makûs talihi bir noktada kesişiyor. Levent Cantek ve Berat Pekmezci?nin imzasını taşıyan kitap, ?grafik roman?ın başarılı örneklerinden biri. Levent Cantek çizgi roman okurlarının ve çizgi romanla okur olmanın ötesinde akademik anlamda ilgilenenlerin iyi tanıdıkları bir isim. Araştırmacı-yazar, editör, akademisyen, senarist; bu unvanları yanında çizgi roman

okumak için tıklayınız

Marx?ın düşünce dünyasına bir seyahat

Hil Yayınları, 30. kuruluş yıldönümünde Karl Marx?ın Etnoloji Defterleri?ni yayımladı. Türkçede ilk kez yayımlanan kitabın ana gövdesini, Marx?ın, Lewis Henry Morgan?ın kitabından çıkardığı kapsamlı özet ile notlar oluşturuyor. On dokuzuncu. yüzyılda evrimci antropolojinin önde gelen temsilcilerinden ABD?li liberal hukukçu Lewis Henry Morgan, Ancient Society?sini, (Kitap, Ünsal Oskay tarafından Eski Toplum başlığı altında Türkçeleştirildi) evrimci antropoloji

okumak için tıklayınız

Aşık İhsani hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

( İHSAN SIRLIOĞLU ) 1930 Yılında Diyarbakır Akarbaşı Sokağında dünyaya geldi.Soyu İran Azerbaycan?ından göç eden bir Türk ailesindendir.Baba adı; Ferit, Ana adı; Sıdıka.Evli ( İki kez ),İki çocuk babası.Öğrenim durumu yok.Okuma yazmayı cezaevinde öğrendi.Şiir Yazmaya çocukken Karacaoğlan?dan etkilenerek başladı. 7 yaşında sağ gözüne perde indi.11 yaşında babasının ölümünden sonra gördüğü bir rüyada Güllüşah isimli bir

okumak için tıklayınız

?İstasyonda Vals? – Mehmet Özçataloğlu

?İstasyonda Vals? son dönemde okuduğum en saf, en duru kitaptır. Neden saf ve duru diyorum? Çünkü kitap dümdüz bir semt hikâyesi. Fantastik ögeler, çeşitli yaratıklar bu kitapta yok. Düşünceyi zorlayan, dolambaçlı bir anlatım da bu kitapta yok. Bu kitapta mahalle komşumuz Necip Amca var. Alt katımızda oturan Aliye Teyze var. Bakkal Metin Abi var. Sözün

okumak için tıklayınız

Kelliğe Övgü – Kyreneli Synesios

Eski çağ yazın dünyasının dikkate değer ürünlerinden biri de ?övgü? kitaplarıdır. ?Övgü? kitaplarında bugün biz ?yeniler?in yadırgayabileceği pek çok şeye methiyeler düzülmüştür. Övülen şey, çok kere, çoğumuzun övülmeye değer bulmayacağı, dahası, değil erdem ?zaaf? sayacağı insanlık halleridir. Kyreneli Synesios ?kellik? gibi, çoğu erkeğin korkulu rüyası olabilecek bir ?nasipsizliği? bir erdem olarak görüp yüceltmesiyle yerleşik inançları

okumak için tıklayınız

Chuck Palahniuk: “Yeraltı” edebiyatının “yerüstü” kralı

?Ne kadar dikkat etseniz de, bir şeyleri kaçırmışsınızdır, zihninizi meşgul eden o doyumsuzluk hissini. Bilinçli bir şekilde duyumsamadan içinden koşup geçtiğiniz anlardan geriye kalan o buruk tadı. Eh, bu duyguya alışmanız gerek. Bir gün gelecek tüm hayatınız için böyle hissedeceksiniz. Bu yalnızca bir deneme.? Yeraltı biz sıradan faniler için yolu sonu demektir. Gözlerini yeşil dolarlara

okumak için tıklayınız

Hrant Dink’ten Yeniden: 23,5 Nisan

Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir akgündür 23 Nisan. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün “yaşam” denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk Ulusu’nun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. “Gelecek” ve “çocuk” ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir değerlendirmedir

okumak için tıklayınız

Terry Eagleton: Büyüsü bozulmuş dünyada hayatın h?l? bir anlamı var mı? – Emek Erez

Hayatın anlamı nedir? İnsan yaşamının, felsefenin, edebiyatın ve sanatın en derin sorularından birini oluşturur belki de bu soru. Her şeyi anlamlandırma çabamız, anlam gerekliliğinin yaşamımızda hep yer etmesi ve de dönemler içinde bu sorunun ve cevaplarının değişik şekillerde kendisini var etmesi, hiç sonlanmayacak bir arayış durumu. Terry Eagleton?ın Ayrıntı Yayınları tarafından basılan ?Hayatın Anlamı? kitabı,

okumak için tıklayınız

Yorgo ve Sula Bozis’ten “Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar”

Yorgo Bozis ile Sula Bozis?in ?Paris?ten Pera?ya Sinema ve Rum Sinemacılar? (Yapı Kredi Yayınları) adlı kitabının yayımlanışı, hem sinemamızın yüzüncü yılına rastladı, hem de İstanbul Film Festivali günlerine. Sinema sanatının ?en azından tutkunları açısından? gündemde olması bakımından anlamlı bir rastlantı. Bozis?lerin kitabının ?sinemamızın yüzüncü yılına rastladığını? söyledim ama, Fuat Uzkınay?ın, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Ayastefanos?ta

okumak için tıklayınız

Modern Bireyciliğin Mitleri (Faust, Dan Quijote, Don Juan, Robinson Crusoe) – Ian Watt

Özgün hikâyelere bakıldığında, Faust, Don Quijote ve Don Juan karakterlerinin nihai kaderleri, kendi dönemlerinin bireycilik karşıtlığını yansıtmaktadır: Faust ve Don Juan, cehennem ateşinde kavrulmakla cezalandırılırken, Don Quijote elaleme maskara olacaktır. Bu üçü, bireyciliğin ilerici dürtüsünü temsil etmektedir; ki bu dürtü, toplumun onaylamayışı yüzünden, bireyciliği baskı altına sokmuştu. Aradan geçen yüzyılın ardından bu kez de Defoe’nun

okumak için tıklayınız

Mehmet Erdem hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

“MUSTAFA MEHMET ATAULLAH ERDEM” 27.08.1323 Tarihinde Yozgat’ta doğdu. Baba Adı; Mustafa ( Kayserilioğlu ) Ana Adı; Fatma. Evli, beş çocuk babası. İlk Okul mezunu. Mücellit, Matbaacı, Halk Şairi. Annesini ufak yaşta yitirmesinden sonra kendisini Emine Hatun isimli bir süt anne büyüttü. Babası ve annesi hakkında fazla bilgi yoktur. Babasının Lakabı nüfus kaydına göre KAYSERİLİOĞLU dur.

okumak için tıklayınız

23 Nisan’ın “çocuk” gelin oranı yüzde 50’den fazla…

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Remzi Oto, Türkiye ortalaması kabul edilen her 3 evlilikten birinin çocuk yaşta yapılan evlilik olduğunu belirterek, bunun bölgedeki oranının ise yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söyledi. Prof. Dr. Oto, ?Çocuk yaşta evlendirilenler, gelin olarak gittikleri evde

okumak için tıklayınız

23 Nisan’ın ‘çocuk’ işçileri

Türkiye’deki 22 milyon 761 bin çocuğun üçte birinden fazlası bir çocuk bayramını daha “işçi” olarak kutluyor. Türkiye nüfusunun yüzde 29.7’sini oluşturan çocukların yüzde 37.0’si “istihdam içinde ve dışında” çalışıyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Dairesi Müdürü Dr. Serkan Öngel’in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 5-17 yaş arası, ev işleri de dahil toplam çalışan çocukların sayısı

okumak için tıklayınız

Benim Dersim Manifestom – Haydar Karataş

1861?de Dersim?e giden Diyarbakır Britanya Başkonsolosu, bölgeyle ilgili uzun bir rapor yazar. O rapordan değil de, Taylor?un kendisiyle aynı dönemde Fransa?nın Diyarbakır Konsolosu Mösyö F. Anori?ye yazdığı bir mektup var. O mektupta: ?Ben onların Pagan olduğunu düşünüyorum, Mamikyanlar (Dersim Ermenileri) bizim Osip Efendi?nin dediği gibi değil; sanki onlar bu Pagan inancından sonra Hıristiyanlğa geçmişler.? Osip

okumak için tıklayınız

Ve Kürtçe ders kitapları hazırlandı

Türkiye?de özel okullarda anadilde eğitimin yolunu açan demokratikleşme paketi geçen ay yasalaştı. Uygulamanın nasıl olacağı henüz netleşmedi. Milli Eğitim Bakanlığı?nın yönetmeliği bekleniyor. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) tabanıysa yönetmeliği beklemeden hazırlıklarını önemli ölçüde tamamladı. Kürtçe ders kitaplarının numuneleri basıldı.

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan?da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı?nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni

okumak için tıklayınız