Yazar: cemalumit

Çek Ordan Bir Kuantum Üstü Az Bilim Yanına Bol Laf Salatası – Kerem Kaynar

Shakespeare?in Caesar?ında Antonius şöyle seslenir Caesar?ın cenaze namazına gelenlere: ?Dostlar, Romalılar, vatandaşlar, beni dinleyin: Ben Sezar’ı gömmeye geldim, övmeye değil.? Benim bu yazıdaki niyetimse Türkiye?deki popüler bilim yayıncılığını ne övmek ne de gömmek. Bu yazının amacı bir fotoğraf çekmek ve popüler bilim yayıncılığının durumunu ve bizim gibi ülkeler için önemini ortaya koymak. Öncelikle Sezarın hakkını

okumak için tıklayınız

İnanılmaza İnanmak: İnanışların Evrimsel Kökenleri’ne dair – Aysu Uygur

Kabilenizle savanayı keşfe çıktınız (Doğru, her gün yaptığınız bir şey değil). Bir nehir kenarına geldiniz, karşıya geçmeniz lazım. Hep beraber nehre mi atlarsınız yoksa hep beraber bir sal mı yapmaya başlarız? Bundan yüzbinlerce yıl önce ilk insanlar sal yapmayı seçti ve muhtemelen bugün dünya üzerindeki konumumuzu bu tercihe borçluyuz. Sal yapmak, ateş yakmak, yemeklerin taşınabileceği

okumak için tıklayınız

Gerçeğin Büyüsü’ne dair – B. Duygu Özpolat

Gerçek nedir? Peki ya herhangi bir şeyin varolduğunu nasıl biliyoruz? Çok satan popüler bilim kitaplarının tanıdık ismi Richard Dawkins İngiltere?de Eylül 2011?de yayımladığı ?Magic of Reality? kitabıyla gerçeklik kavramını farklı yönlerden ele alıyor ve bilimin, doğada gözlemlediğimiz olayları nasıl bir yöntemle inceleyerek gerçeği açıkladığını anlatıyor. Kitap Türkiye?de Kuzey Yayınları?ndan 2012 yılının Ocak ayında ?Gerçeğin Büyüsü?

okumak için tıklayınız

Kuraklık ve Yakın Gelecekte Yaşayacağımız Zorluklar – Prof. Dr. İbrahim Ortaş

Yanlış yolda ilerliyorsan hızının hiçbir önemi yoktur. Ghandi Türkiye bugüne kadar hiç karşılaşmadığımız şekilde kurak bir dönem geçirmektedir. Yağışın beklenen normal seyrinde ilerlememesi sonucu son baharda ekilen buğday tohumları ya çimlenmedi, yâda çimlenenlerde toprak neminin yetersiz olması nedeniyle kurudu. Ocak ayının ortası halen Konya ovası, Güneydoğuda geniş miktarda çimlenmemiş buğday ekli alanların olması, var olanlarında

okumak için tıklayınız

Merhaba Tuncer Uçarol – Ayşe Kaygusuz

Çoktandır mektup yazmıyordum. Hiç de aklıma gelmezdi size bir gün mektup yazacağım. Sonsuz yolculuğa çıktığınızın haberini aldığımda bütün kafamın içindekiler boşalmış, sadece ölüm ve yaşamın arasında ince bir çizgide üşümüştüm! İnsan, ölümü yakından tanıyıp tadına bakınca, önce üşüyor sonra canı çok yanıyor… Şaşkındım, daha bir hafta olmamıştı evinizin telefonundan arayıp güzel eşiniz Aytül Hanımla konuşalı.

okumak için tıklayınız

Hay Bin Yakzan” İbn Tufeyl

İbn Tufeyl, “Hayy bin Yakzan” (Diri oğlu uyanık) diğer adıyla Esrarü?l-Hikmeti?l-Meşrikiye felsefi romanında, bir adada tek başına kalan bir adamın hakikati keşfini anlatır. Bu eseri önemli kılan noktalardan biri, İslam felsefesinde ve dönemin doğabilimcilerinde sıklıkla karşılaşılan evrim fikrini içermesidir. Tufeyl eserde kendi evrim kuramını da şekillendirmiştir. İbn-i Tufeyl bu eseri yazmasına sebep olarak ? İslam

okumak için tıklayınız

Çerkes Adil Paşa’nın Tahsildarlık Günleri, Mahmut Şenol

“Diyelim ki, bana gazetede bir görev verselerdi, ‘Git, bak! Şu Biga ovasında bir tahsildar peyda olmuş, kendisini paşa ilan edecek kadar ileri gitmiş, Robin Hood gibi halka adil davranıyor, Giyom Tell gibi birisi, peh peh Köroğlu olsa bu kadar olur diyorlar, Karagöz Hacivat türünden bir de yanına onbaşı almış, Don Kişot’la Sancho hâllerindeler, onları gören

okumak için tıklayınız

Uçurum / Orhan Kemal Soruyor – Işık Öğütçü, Orhan Kemal

İlk kez kitap halinde!.. Gizli kalan roman bulundu! Çağdaş Türk edebiyatının en önemli kurucularından olan Orhan Kemal’in 100. yaşında gizli kalmış romanı gün yüzüne çıktı. 25 Ocak 1961 yılında Büyük Gazete isimli dergide tefrika edilen Uçurum ilk kez kitap haline getirildi.

okumak için tıklayınız

Ne İdim Ne Oldum – Nubar Terziyan

Türk sinemasının unutulmaz yüzlerinden Nubar Terziyan?ın sinema dışı anıları. Eski İstanbul?da yaşanmış bir çocukluk, amatör tiyatro heyecanıyla ve bolca çapkınlıkla geçmiş gençlik yılları, derken evlilik, derken 6-7 Eylül olayları, dedelik, yalnızlıkla tahterevalliye binen mütevazi şöhret… ?Öylesine vatandaş? Nubar Terziyan, Ne İdim Ne Oldum?da dil ustalığıyla değil ama tatlı dille anlatıyor yaşadıklarını. ?Nubar Baba?nın hayat hikayesinden

okumak için tıklayınız

Yayın sektörü nasıl büyüyor? Bir muammanın çözülüşü?

Şöyle kısaca bir düşününce bile bütün rakamlar anlamsızlaşıyor. Çünkü hepimiz çok çok iyi biliyoruz ki, Türkiye?de kişi başına 7 kitap düşmüyor. Ve yayın sektörümüz gözle görülür bir hızla büyümüyor. “Türkiye Yayıncılar Birliği?nin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü?nden edindiği bilgiye göre, 2013’te Türkiye?de 47 bin 352 kitap yayınlandı.

okumak için tıklayınız

Hegel’in Türkiye’deki serüveni – Yücel Kayıran

Hegel?le ilgili temel klasik metinler, bu kitapla bir araya toplanmış oluyor. Ama burada asıl önemli olan, bu metinlerin Türkçeye çevrilmesi değil, bu çeviri metinler bağlamında, Hegel?in, Türkiye?deki felsefe kamuoyunda gündeme geliyor oluşudur. ?Ben Georg Wilhelm Hegel, 27 Ağustos 1770?te Stuttgart?ta doğdum. Anne ve babam, Georg Ludwig Hegel, gelir bağlama sevkıyat dairesi muşaviri ve Christine Louise,

okumak için tıklayınız

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü,

okumak için tıklayınız

Diren Suriye – Hüsnü Mahalli

Başlangıçta her şey Suriye’de yozlaşmış bir diktatörlüğe karşı haklı bir başkaldırı olarak görünüyordu. ABD destekli üç ülke; Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye savaşa müdahil olmaya karar verdi. Adım adım silahlı muhalefeti ele geçirdiler ve giderek daha fazla insana ihtiyaçları olduğundan cihatçıları ön cephede rol üstlenmeleri için cesaretlendirdiler. Artık dünyanın her yerinden eli kanlı profesyonel El

okumak için tıklayınız

Harami Mağarası’ndaki ceset – Ahmet Ümit

İri gövdesi mağaranın zeminine yayılmıştı. Yüzünün ön tarafı ezildiği için gözlerinin rengini kestirmek imkânsızdı. Bu türden vahşi manzaralarla defalarca karşılaşmış olmasına rağmen Ali bile yüzünü buruşturmadan bakamıyordu cesede. Ama Zeynep sanki ellerinin arasında cansız bir manken varmış gibi maktulün başını dikkatle incelemeyi sürdürüyordu. ?Çıpa benzeri sert bir cisimle vurmuşlar Başkomiserim,

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Bir İlk : Uluslararası Arapça Lehçeler Sempozyumunun Ardından? – Müslüm Kabadayı

Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından, Avrupa?nın önde gelen üniversitelerinden Heidelberg (Almanya) ve Bergen (Norveç) üniversitelerinin işbirliği ile 17-19 Mayıs 2013 tarihleri arasında ?1. Uluslararası Türkiye?de Konuşulan Arapça Lehçeler ve Sözlü Edebiyatları Sempozyumu? düzenlendi. Mardin Artuklu?nun ev sahipliği yaptığı sempozyuma yurtiçinden ve Almanya, Avustralya, Avusturya, Estonya, Filistin, Gürcistan, Irak, İsveç, İsrail, Hollanda, Lübnan, Mısır, Norveç, Polonya, Romanya

okumak için tıklayınız

Alice Harikalar Diyarında ve Aynadan İçeri: Masal mı Kara Mizah mı? – Zerrin Yılmaz

Masalların, inatçı çocukları, tatlı rüyalarına uğurlamaktan fazla bir şey olduğunu Alice ile yeniden tanışınca anladım. Aynı zamanda, nihayetinde bir yetişkin yaratıcılığı ürünü olan masal kitaplarının alt metinlerine dikkat edilmesi gerektiğini de. Yıllar sonra beni yeniden Alice?in Harikalar Diyarıyla tanıştıran, Kıymet Erzincan Kına?nın çevirisiyle İthaki Yayınlarından çıkan ?Alice Harikalar Diyarında ve Aynadan İçeri? kitapları oldu. Hafızamda

okumak için tıklayınız

Canetti?nin hayvanları – Ömer Erdem

Bir yazarın hayvanlarına da bakarım ben. Hayvandan geçmek, hayvandan yazmak, hayvandan süzülmek diye bir şey var sonuçta. Bir yandan hayvandan çıka çıka insana varmak, bir yandan da insandan döne döne hayvana çıkmak var. Hayvansız kalmışsa bir şair, bir öykücü, bir romancı bir tiyatro yazarı sadece soyutlama kuraklığına sıkışmaz, yaratıcılığının imkânlarını da yitirir gözümde. Nerdeyse hayvanların

okumak için tıklayınız

Roberto Bolaño’dan “Tılsım” – Ali Bulunmaz

Tuvalette on üç gün Meksika’nın tarihi, sömürgeleştirildiği günden bu yana hep kanla yazıldı: Savaşlar, cinayetler, hesaplaşmalar, iktidar mücadeleleri ve katliamlar sürekli ülkenin gündeminde kaldı. Avrupa’da 1968 hareketiyle yerinden kalkan gençliğin rüzgârı Meksika’ya ulaştığında öğrenciler de boş durmadı ve hep bir ağızdan protestolara, hak arayışlarına girişti. Ufak tefek eylemlerin doruk noktası ise Universidad Nacional Autónoma de

okumak için tıklayınız

Belalı Bir Yapboz – Yalçın Hafçı

Herkesin travmatik bir biçimde dünya ile tanıştığı bir nokta vardır. Ama her zaman yola devam etmekten söz edilir. Olabildiğince güçlü kalarak yola devam etmek, bütün soruların cevap anahtarıdır adeta. Sabah yatağımızda gözlerimizi açar açmaz omuzlarımızda ağırlığını hissettiğimiz hayat devam etmektedir zira. Ve güne başlamak için elbiselerimizi bize giydiren güç ise çoğunlukla unutkanlıktır. Böylece hayat yeniden

okumak için tıklayınız