Yazar: cemalumit

Çocuklar İnsandır – Yaşar Kemal

Dünyanın Ucundaki Çocuklar Yaşar Kemal’in “Çok iyi bir roman yazsaydım bu kadar sevmezdim” dediği kitap, şimdi Yapı Kredi Yayınları tarafından ‘Çocuklar İnsandır’ başlıklı özel bir baskıyla okurla buluşuyor… 1975’te, Cumhuriyet gazetesinde Ara Güler’in fotoğrafları ve Turhan Selçuk’un çizimleriyle yayımlanan ve 1978’de Allahın Askerleri adıyla kitaplaşan bu röportaj dizisi, şimdi gazetedeki özgün sunumuyla basılıyor.

okumak için tıklayınız

Kuşatılan şehirler ve Gezi ruhu – Murathan Muradoğlu

Mehmet Eroğlu?nun 16 Haziran günü Gezi parkı saldırısından sonra attığı tweet çok anlamlıydı: ?Bakan Bağış?a öneri: Geziyi teröristlerden(!) korumanın en sağlam yolu, Taksim?i İsrail?in Batı Şeria?da inşa ettiği duvarlarla çevrelemek.? Böylece Stephen Graham?in Kuşatılan Şehirler?in ruhunu aktarmış oluyordu Eroğlu. Günlerce süren Gezi Parkı eylemi ile ilgili olarak lehte ve aleyhte atılan tweet ve haberler, elimdeki

okumak için tıklayınız

Sürgün acısının gölgesi – Sennur Sezer

William Saroyan, ?Bu içinde nefret olmayan bir hikâyedir, çünkü nefret ve ölüm birbirinin eşidir; oysa bu, yaşamın hikâyesidir? diyor Surmelian?ın kitabı için. Leon Zaven Surmelian 1905?te Trabzon?da doğmuş, 1995?te Los Angeles?te ölmüş. Yazdığı roman, Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler kendi yaşamının edebiyata yansıması. Bu yaşamın içinde ?tehcir?, sürgün, savaş, işgal, açlık var.

okumak için tıklayınız

Yaşamak ve yazmak sevinci – A. Ömer Türkeş

Portekiz ve dünya edebiyatının büyük ustası, 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago?yu 2010 yılında kaybetmiştik. Filin Yolculuğu?nun yayımlanma tarihi ise 2008… 85 yaşındaymış Saramago. Hastalığı nedeniyle zorluk çekmesine rağmen -eşi Pilar sayesinde- yazmayı sürdürmüş, romanı tamamlamış. Büyük bir yazarın ölümü beklerken kaleme aldığı bir romanda geçip giden hayatın muhasebesini yapan kasvetli

okumak için tıklayınız

12 Eylül ve Darbe Anlatısı Olarak İki Roman: Mine Söğüt ?Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979″ ve Bilge Karasu ?Gece? – Erinç Büyükaşık

Türk edebiyatında darbe kavramsal olarak politik sonuçları kadar politik olanın bireyin iç dünyasında yarattığı gel gitlerle karşımıza çıkagelmiştir. Yazımızın belirleyeni olarak gösterebileceğimiz iki metin (Mine Söğüt’ün Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979 ve Bilge Karasu’nun Gece’si) her ne kadar darbe öncesi ve sonrasının toplumsal şiddet olgusunu yansıtıyor olmakla birlikte ne derece darbe romanları sayılabilir kuşkuludur. Öncelikle iki

okumak için tıklayınız

Kürt dilinin son 10 yılı – Özkan Öztaş

Kürt dilini ve Kürtçenin durumunu konuşmak için söze başladığınızda son 10 yılı tüm tarihlendirmelerden farklı bir yere koymakla bu tarihe haksızlık yapmış olmayız sanırım. Yaşanan trajikomik olayları anımsak ve tekrar hatırlatmakta fayda var. Bir de gözden kaçan kimi ayrıntılıların üzerine gitmek niyetindeyim. Çünkü yapılanlar, ikiyüzlülüğü ve gericiliği kadar güldüren cinsten bir yanıyla.

okumak için tıklayınız

Elif Şafak’ın yeni kitabı “Ustam ve Ben” ile ilgili intihal iddiası

Elif Şafak’ın kitabı “Ustam ve Ben” daha önceki kitaplarında olduğu gibi piyasaya çıktığı gün intihal tartışmasını başlattı. Şafak’ın kitabının konusunu yazar Nobelli yazar Jose Saramago’nun “Filin Yolculuğu” kitabından aldığı iddia ediliyor. KONU BENZERLİĞİ HERKESİ ŞAŞIRTTI Şafak’ın piyasaya yeni çıkan kitabı Ustam ve Ben, “Tarihimizin en önemli ve çalkantılı dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda İstanbul… Hindistan’dan

okumak için tıklayınız

Sosyalizmin Osmanlıcası – Halil Türkden

Paul Dumont?un ?Osmanlı İmparatorluğu’nda Yaşamak: Toplumsallık Biçimleri ve Cemaatlerarası İlişkiler? başlıklı çalışması Osmanlı İmparatorluğu?nda toplumsallaşmanın nerede, nasıl ve kimlerle gerçekleştiğini; bu toplumsallaşma çerçevesinde nelerin konuşulduğunu; Osmanlı?daki yaşamın Batı?dan ve Batı merkezli milliyetçilik akımlarından nasıl etkilendiğini; Doğu Anadolu?da Ermeni çocuklarının hangi oyunları oynadığını; Fransızların ve Rumların belli şehirlerde hangi dili konuştuğunu; döneme dair siyasi analizlerden

okumak için tıklayınız

Che ve Ulrike Ne Konuşuyorsunuz Öyle? (Tiyatro Oyunu)

Öldürülen Che Guevara (1967) ve Ulrike Meinhof (1976) yıllar sonra dünyaya yeniden gelirler… Bir mesaj mı getirmişlerdir?.. Ne fısıldaşırlar öyle?.. Bizim Tiyatro Zafer Diper’in yazıp yönettiği “Che Ve Ulrıke ne konuşuyorsunuz öyle” adlı oyunu sahneleyecek. Öldürülen Che Guevara(1967) ve Ulrike Meinhof(1976 ) yıllar sonra başka bir yerde bir araya gelirler. Çeşitli yazılardan, belgesellerden,

okumak için tıklayınız

Türk-Kürt ilişkilerinin bugününü anlamak için anahtar – Ümit Kurt

Geç dönem Osmanlı tarihi çalışanların üzerinde durduğu en önemli konulardan bir tanesi, II. Abdülhamid döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kurulmuş ve aşiretlerden mürekkep Hamidiye Hafif Süvari Alaylarıdır. Yoğun bir biçimde tartışılmasına karşın Hamidiye Alayları üzerine tafsilatlı, çeşitli arşiv kaynaklarına ve belgelerine dayalı dört başı mamur çalışmaların sayısı maalesef oldukça düşük. Halbuki Hamidiye Alayları etrafında

okumak için tıklayınız

Çizgilerle hayatın ve ölümün anlamı – Bürkem Cevher

Birkaç yıl önce ?Güngezgini?ni okuduğumda, bu çizgi romanın tez zamanda Türkçe?ye çevrilmesini dilemiştim, dileğim sonunda gerçek oldu. Çizgi roman tabiri genellikle ileri yaştaki yetişkinlerin suratlarında bir ekşimeye sebep oluyor, çizgi romanlar çok ciddiye alınmıyor. Oysa ki çizgi roman okuyarak başlanılan okuma yolculuğunu iyi bir edebiyat okuru olarak sürdürenler hiç de azımsanacak sayıda değil. Ayrıca iyi

okumak için tıklayınız

?Beyaz Benek? ve Zeliha Bulut – Adil Okay

1973 doğumlu Zeliha Bulut, hapishane kapılarında büyüyen bir kadın. Yıllar yıllar boyunca, karda kışta, yazın kavurucu sıcaklarda ziyaret kuyruklarında beklemiş. İtilmiş kakılmış ama o vazgeçmemiş politik mahpuslara ışık taşımaktan. Sonra büyümüş ve ?özgürlük eşitlik? diyerek çıkmış sokaklara. Yüksek sesle haykırmış. Ve bu kez o düşmüş mahpus damına. 2013 ortalarında mahkemesi sonuçlanmış ve müebbet hapse mahkum

okumak için tıklayınız

Borges?in Ötesinde? – Dağhan Dönmez

Körlük görmemek değil, görmediğini bilmemektir. Zweıg?ın ?Satranç?ı, Gestapo faşizminin izlerini taşıdığı kadar; psikolojik öğeler de ihtiva eden, kusursuz bir gerilim öyküsüdür. Ancak bana kalırsa kitabın en göz alıcı özelliği, hikayenin ana karakteri Dr.B?nin, aylarca hücre hapsine kapatılmışken; bir sorgulama öncesi bekletildiği odada, askıdaki montun cebinden satranç kitabı çalmasıyla hayata tutunmasıdır. Zaman kavramını yitiren, delirmenin eşiğindeki

okumak için tıklayınız

Noel yemekleri – Faiz Cebiroğlu

Danimarka?da, Kasım ve Aralık ayı demek, Noel yemekleri demektir. Yalnız Danimarka?da değil, tüm İskandinavya ülkelerinde, Kasım, Aralık ayı, Noel yemekleri ayıdır. Noel yemekleri bu ülkelerde gelenektir, partidir, eğlencedir?Noel yemekleri, bu ülkelerde, kalplerin partisi ve bayramıdır? Noel yemekleri bu ülkelerde, aynı zamanda, birbirini aldatmanın da eğlencesi ve partisidir.

okumak için tıklayınız

Bir çınarın gölgesinde – Görkem Yeltan

Beyoğlu pek çok çınar taşıdı bugüne kadar. Onların büyümeleri, kök salıp yerin altlarından şehre, ülkeye, dünyaya ulaşmaları için uğraştı. Kimler gelip kimler geçerken ne izler bıraktı Beyoğlu?na. O izler neler neler sunuyor, başka dünyalar açıyor şimdi biz bu çağda yaşayanlara. Çikolata ile birlikte bir oyuna gittik. İlk kez konservatuar yıllarımda izlediğim, sonrasında da kaç kez

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna Üzerine – Arş. Gör. Oğuzhan Karaburgu

Türk edebiyatında ismini daha çok hikâyeci olarak duyuran Sabahattin Ali, roman sahasında da üç eser vermiştir. Bunlar Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna?dır. Bizim incelememize konu olan Kürk Mantolu Madonna[1], önce 18 Aralık 1940 ? 8 Şubat 1941 tarihleri arasında Hakikat gazetesinde ?Büyük Hikâye? başlığı ile tefrika edilir sonra da 1943 yılında Remzi

okumak için tıklayınız

Mert Fırat: “Palahniuk, Sabahattin Ali okumuş mudur?”

Bursa Nilüfer Belediyesi, 2013 yılını Sabahattin Ali’ye adadıktan sonra Ali’nin eserlerini derinlemesine incelemek için yıl boyunca söyleşiler, kitap okumaları, film ve tiyatro gösterimleri, sergiler, atölyeler ve bir de tasarım yarışması düzenledi. Bu etkinliklerin esas amacı yazarın her yaştan okur tarafından daha yaygın biçimde tanınmasını sağlamaktı. Gülşah Çırak’ın (Hüseyin Özdilek Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi),

okumak için tıklayınız

Faili meçhul hikâyeler – Ayça Örer

Gökçer Tahincioğlu, 70?li yıllarla başlayıp bugüne uzanan derin tarihi, dönemin korku verici öğelerinden birini hatırlatarak anlatıyor: ?Beyaz Toros.? Kitapta, on iki faili meçhul hikâye var. Sınırın az ötesinde, Yunanistan?da örneğin, beyaz bir otomobil yanınıza yanaştığında korkar mısınız? Hayır. Ama o araba size İzmir?de, Ankara?da, Elazığ?da, Diyarbakır?da yanaşsa aklınıza olmadık akıbetler gelir. Söz konusu korkuysa, eşitiz.

okumak için tıklayınız

Ok, Balta ve Mancınık (Ortaçağda Savaş Sanatı 378 – 1515) – C.W.C Oman

“Mızraklı balta İsviçre askerlerinin en gözde silahıydı. 2.5 metre uzunluğundaki bu balta silahların en ağırı olmasının yanı sıra, en öldürücüsüydü. Silahın baş kısmı sivri bir uçla sonlanıyor, bu ucun ön kısmında keskin bir balta, arka kısmında güçlü bir kanca bulunuyordu. Alplerdeki çobanların güçlü kollarıyla savrulduğunda miğferleri, kalkanları ya da zırhlı ceketleri mukavva gibi yarıp geçiyordu.

okumak için tıklayınız

İki dil, bir yayınevi: Aras Yayınları, 20. yılını kutluyor?

?Ermeni edebiyatına açılan pencere? nitelemesine sahip Aras Yayınları, 20. yılını kutluyor. Akşam Kitap, Aras Yayınları?nın editörleri Nıvart Taşçı ve Ararat Şekeryan?la konuştu: Kuruluştan sonra yaşananları anlatır mısınız? Kimler destek oldu? Ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Ermeni edebiyatına yoğunlaşma kararı nasıl alındı?

okumak için tıklayınız