Yazar: cemalumit

Bin Yıldız Gibi – Ali Mafakheri

Küçük bir Yıldız Ay’ın kenarında uyurken, koyu bir bulut Ay’ı dürter, Yıldız düşer ve bir çiçeğin yaprağına konar. Çiçek uyanır, artık yıldız çiçeğidir. Küçük Yıldız sonra bir kelebeğin kanatlarına konar, kelebeğin kanatları yıldızlarla kaplanır. Sonunda, beyaz bir bulut, Küçük Yıldız’ı Ay’a geri götürür ve Küçük Yıldız orada tekrar uykuya dalar. Uyandıktan sonra, Dünya’da yeni edindiği

okumak için tıklayınız

Musluk ile Çiçekli Çini Tabak – Mohammad Reza Shams

Zavallı Musluk, Çiçekli Çini Tabak’a âşık olmuştu. Fakat aşkını açıklamaya utanıyordu. Tencerelerle tabaklar Musluk’la Çini Tabak’ı seviyordu ama Kepçe Musluk’u kıskanıyordu. Kepçe Musluk’a vurmak için zıpladı ama düştü. Düşerken de Çini Tabak’ı kırdı. Evin Hanımı kırılan tabağı attı. Musluk çok üzülüp ağladı. Arkadaşları onu teselli etmeye çalıştılar ama o sürekli ağlayarak gözyaşlarını lavaboya akıttı.

okumak için tıklayınız

Baharın Renkleri – Mohammad Reza Yousefi

İlkyaz, yani Bahar, sarayında uyumaktadır, fakat renkleri pek solgundur. Baharın uyanması için bir sürü renge ihtiyacı vardır. Rengârenk papağanlar elbirliği yapıp bahar için seferber olurlar. Gökyüzünden, güneşten, balıklardan tek tek renkleri alıp bahara getirirler. Bahar papağanlara teşekkür edip, onların yardımıyla topladığı tüm renkleri doğaya bırakır. Solgun tarlalar, çiçekler renklerine kavuşur. Sonunda ilkyaz türlü çeşitli renkleriyle

okumak için tıklayınız

Serüvenli Surat – Nahid Mahdavi Asl

Burun nezle olmuş. Koku alamadığı için çok rahatsızmış. Gözler yaşarıyor, ağız hapşırıyor, kaşlar çatılıyormuş. Vücudun bütün organları hastalanan burna yardım etmeye çalışmışlar. Bacaklar burnu doktora götürmüş. Ağız birkaç gün boyunca ilaçlarını yutmuş, böylece burun iyileşmiş ve yeniden koku almaya başlamış.

okumak için tıklayınız

Ayışığı Bebeği – Akram Ghasempour

Ay her gece gökyüzünden çocuklara masallar anlatırmış, hep mutlu olmalarını istermiş çocukların. Bir de, Oyuncak Bebek olsaymış çocukları daha çok mutlu edeceğini düşünürmüş. Yardım etmeleri için seslenmiş yıldızlara. Düşünmüşler taşınmışlar, sonunda el ele verip işe koyulmuşlar. Çocuklar gökyüzüne bakakalmış. Ay, yıldızların yanında daha önceki gecelerde göründüğü gibi değilmiş. Ay, çocuklara sormuş: “Ben kimim bakalım?” Çocuklar

okumak için tıklayınız

Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler – Serdar Dinçer

Serdar Dinçer, Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler’de bugüne kadar az bilinen ya da hiç bilinmeyen tarihi gerçeklere ışık tutuyor. Alman militarizminin Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşı’na nasıl sürüklediğini, Ermeni tehciri ve soykırımındaki büyük rolünü, emperyal planlarını; Osmanlı’nın bunlara yaklaşımını ve çapsız politikalarını Alman belgeleri üzerinden çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Dinçer, Alman Dışişleri Bakanlığı Politik

okumak için tıklayınız

Suikastçı (Hitler’i Tek Başına Öldürmek İsteyen Adam – Georg Elser) – Helmut Ortner

Georg Elser, fanatik veya deliden başka her şeydi. O, normal bir hayat süren, geride duran bir bireyciydi. Siyaset, günlük hayatının sınırlarının dışına çıktığında veya ideolojik palavralara dönüştüğünde onu hiç ilgilendirmiyordu. Hiçbir zaman siyaseti soyut bir düzeyde anlamamıştı. Fakat Almanya’daki şartların, ‘sadece mevcut önderlerin değişmesiyle mümkün olabileceği’ni hissediyor ve bununla Hitler, Göring ve Goebbels’i kastediyordu. İşte

okumak için tıklayınız

Selahaddin ve Kürtler (Haçlılar Döneminde Bir Topluluğun Kavranması) – Boris James

Boris James’in “Selahaddin ve Kürtler, Haçlılar döneminde bir topluluğun kavranması” adlı kitabı Avesta yayınları arasında çıktı. 1169 yılında, fethedilen Mısır’da, Suriye ordusunun bir Kürt emiri, Selahaddin, amcasının ardından vezirliğe yükselir. Kudüs’ün Franklardan geri alınmasıyla İslam dünyasının en ünlü sultanı haline gelen Selahaddin artık, Yemen’den Mısır’a ve Suriye’den yukarı Mezopotamya’ya kadar yayılmış bir hanedanlığın sürekliliğini sağlayacaktır.

okumak için tıklayınız

Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi (Estetik – Modernizmin Tasfiyesi) – Ali Artun

1990?lardan başlayarak sanat dünyasını bir ?çağdaş sanat? humması sardı. Birbiri ardına faaliyete geçen çağdaş sanat müzeleri, çağdaş sanat galerileri, çağdaş sanat müzayedeleri vb. aracılığıyla dev bir küresel sanat piyasası inşa edildi. Küresel metropoller arası yarışta hamle yapmaya çabalayan İstanbul da bu piyasanın merkezlerinden biri haline geldi. Çağdaş sanatın alabildiğine örgütlü olduğu ortadadır, ama onun ne

okumak için tıklayınız

Post-modernist Şiir(!)deki Sefaletin Çözümlenmesi – Serkan Engin

Günümüzde yazılan şiirin en büyük sorunsalı, anlam?la olan ilişkisinde gizlidir. Şiir?in, daha doğrusu şairin, anlam karşısında aldığı tavır, bunda etkili olmaktadır. Şiir ile anlam ilişkisini çözümleyebilmek için önce Şiir?i tanımlamakla işe başlamamız gerekir. Şiir, imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, Şiir?in temel birimi

okumak için tıklayınız

Marx’ı Okuma – Emmanuel Renault, Gerard Dumenil, Michael Löwy

Elinizde tutuğunuz kitap bir Marksizm el kitabı değil! Bu konuda da haklı gerekçelerimiz var: Marx’ın düşüncesini tanımanın en iyi yolunun, düşüncelerini ifade ediş ve argümanlarını düzenleyiş, problemleri ortaya koyuş ve çözümlerini oluşturma tarzına dikkat göstererek yazılarını okumak olduğu kanısındayız. Bizim yapmaya çalıştığımız şey, basitçe, bir metin seçmesinden yola çıkmak ve bunların her birinin de önüne

okumak için tıklayınız

Bahar İsyancıdır – Onat Kutlar

Bahar İsyancıdır, Onat Kutlar’ın unutulmaz yapıtlarından: Şiirle öyküden mürekkep denemeler… Ve işte yine Eylül. Geleceğin duvarı önünde duruyorum, kaygılı, sabırsız. Üstümden küçük kuşku tohumları karışmış altın renkli polenler uçuşuyor. Bir türlü bastıramıyorum yüreğimdeki ozanın sesini: “Bahar isyancıdır…” Yaşadığımız şu karabasan, bir gerçeğin yansımasından başka bir şey değilse,

okumak için tıklayınız

Ağaçlar Ülkesine Yolculuk – Jean-Marie Gustave Le Clezio

1994 yılında, “Yaşayan En Büyük Fransız Yazar” seçilen Le Clézio’dan çocuklar için küçük ama çok anlamlı bir kitap: Ağaçlar Ülkesine Yolculuk. Yedi sekiz yaşından beri sürekli yazan ve hayatı yolculuklarla geçen Le Clézio’nun 23 yaşındayken yayımlanan ilk kitabı ödül aldı. Diğer ödüller bunu izledi. 2008 yılında Nobel Edebiyat Ödülü sahibi oldu. 1963 -1975 yılları arasındaki

okumak için tıklayınız

Bir Öykü Yazalım mı? Cemil Kavukçu

Sözcüklerle resim yapılır mı? Fatoş, en sevdiği yazarın okuluna geleceğini duyunca sevincinden yerinde duramaz. Öykü yazmaya çok hevesli olduğu için yazarla karşılaşmaya can atar. Peki, onca arkadaşının arasından sıyrılmayı başarabilecek mi dersiniz? (Tanıtım Bülteninden) Kapıyı çalan öykü – Tülin Sadıkoğlu (07/10/2011 tarihli Radikal Kitap Eki) Öyküleriyle, romanlarıyla, şimdiye kadar yayımlanan yirminin üstünde kitabıyla edebiyatımızın

okumak için tıklayınız

Sanat: Hayat, İnsan ve Devrim[1] – Temel Demirer

?Eğer sanat yararsızsa, hayat da öyledir.?[2] ?Sanat hayata değil, izleyiciye ayna tutar.?[3] ?Hayat bir oyundur, hayat sanattır.?[4] Net bir formülle ifade edersek: ?Sanat = Hayat + İnsan + Devrim? ya da bunların toplamının ötesindeki sonsuzluktur? * * * * * Oysa, bugünde? Özcan Yaman?ın, ?Sanat, bir yatırım aracı hâline geldi,? dediği bir dünyada? Sanat, egemen yalanın bir paçasıdır;

okumak için tıklayınız

Osmanlı Kadın Hareketi – Serpil Çakır

“Son zamanlarda Osmanlı kadınlığı can sahibi olduğunu, var olduğunu gösterdi. Onun her an iniltiler içinde kopup gelen sadasını işitiyoruz. ‘Biz varız, uyanıyoruz, kalkacağız, kalkınız, yol gösteriniz’ diyor. Bu hareketi kadınlığın bütün tabakalarında müşahade ediyoruz. Düşünenler eski hayattan bıktı, düşünemeyenler de bıktı. Artık başka bir hayata girmek ihtiyacı, hemen kadınlığın her tarafında his olundu… Artık şimdi

okumak için tıklayınız

Anna Karenina – Lev Nikolayeviç Tolstoy. Aristokrasi Gerçekliğinin Tablosu.

Anna Karenina, Rusların kendi ülkelerini ve dönemin aristokratlarını en doğru yanlarıyla yansıtan bir romandır. Nabokov’un aktardığına göre Tolstoy’un, yaşlılık yıllarında canı hiçbir şey okumak çekmez, artık yorulmuş, bıkmıştır. Sadece tek bir romanın kendisini heyecanlandırdığını söyler, kitabın adı, Anna Karenina’dır. Anna Karanina, bir yönüyle de bir kadının aşkından dolayı içine düştüğü tragedyadır. Aşkı eksene oturtan büyük

okumak için tıklayınız

Gazetecilikte ve Fotoğrafta Birinci – M. Şehmus Güzel

Özgeçmişini yazmak için Gökşin Sipahioğlu ile yıllardan beri belli günlerde biraraya geliyorduk. Saatlerce konuşuyorduk. Konuştuklarımızı kasetlere alıyor, bir süre sonra yazıyordum. Yazdıklarımdan ve okuduklarımdan hareketle yeniden ve yeniden hazırladığım sorularla tekrar biraraya geliyorduk ve Gökşin?le yeniden ve yeniden sürdürüyorduk sohbetimizi. Görüşme günümüzden bir veya iki gün önce ona on, yirmi belki daha fazla sorudan oluşan

okumak için tıklayınız