Kategori: Aforizmalar
Kendimce Aforizmalar 10 – Nejdet Evren
1. On-bin-yıllık bir atlayış için çok iyi gerilmek ve zamanlamayı doğru yapmak gerekir…
okumak için tıklayınızNietzsche ‘den “mutluluk” üzerine 6 aforizma
Friedrich Wilhelm Nietzsche (15 Ekim 1844 – 25 Ağustos 1900) Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche ‘den “mutluluk” üzerine 6 aforizma:
okumak için tıklayınızVarolmanın Dayanılmaz Ağırlığı : Aforizmalar – Nikola Tesla
Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı, Nikola Tesla’nın eserlerinden özenle derlenmiş bir seçkidir. “Nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi.” “Bütün canlılar evrenin çarkında iç içe geçmiş dişlilerdir.” Bu eseri okudukça yazarının ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunu anlıyorsunuz. Çünkü hikayede anlatılanlarla günümüz toplumu karşılaştırıldığı zaman bire bir uyum sağlamaktadır. Mesela eserin içeriğinde geçen insanların nefretlerini elektriğe
okumak için tıklayınızKendimce / Aforizmalar 9 – Nejdet Evren
1. Silmek, ne kadar basit bir edim. Oysa, hiç de öyle değil…Dünyalı bir pedegog şunu öneriyor; ” tüm silgileri yok edilim” …haklı…silmek, bir açıdan yok saymaktır; süre- giden yanlışı hem de…hiç bir şey silinemez…silinmemeli ve yanlış teslim edilmeli…”tüm silgileri yok edelim”
okumak için tıklayınızZincirli Zincirsiz Emekçiler – Zafer Köse
“FLAŞ”, “ŞOK!” Keşke yıllardır her konuda böyle ünlemler kullanılmasaydı. Bu flaş “düzelti” bilgisini gerçekten de öyle dikkat çekecek biçimde paylaşmak isterdim. Marx ve Engels’in, bir türlü aklıma tam yatmayan, hem de Manifesto’da geçen bir sözü var(dı). İşçilerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını belirten o söz, meğer bir çeviri hatasıymış. Çok şaşırtıcı bir durum. Üstelik
okumak için tıklayınızKendimce / Aforizmalar 8 – Nejdet Evren
1. Değil midir ki; insan -utanabilen- tek canlı türüdür ve değil midir ki yine insan pişkin pişkin utanacağı yerde öykünür/özenir/özendirir ve kibirlenir; işte bu kibirdir ki insanı kendine yabancılaştıran; güç ve güçlünün yanında olmak, emeğini ortaya koymadan başkalarının sırtından geçinmek ve bunu da aşarak insana dair ne varsa ayaklar altına alıp sömürmek insanı toplumsal varlık olarak kendi olgusal gerçeğinden uzağa
okumak için tıklayınızBir Kitap!
20 yılda yazılmış bir kitap. Paltosunu, saatini tefeciye rehin veren bir yazarın kitabı. İlk yıllardaki telif geliriyle, yazıldığı süre boyunca içilen tütün parasını bile çıkarmayan bir yapıt. Kapital… Karl Marx… Umulmadık yerde, umulmadık zamanda patlayan devrimdir Kapital. Hâlâ, daima, ısrarla senin hikayeni anlatan kitap! İlhan Erdost’un değerli anısına saygıyla! (Videoyu izlemek için tıklayınız.)
okumak için tıklayınızBir Soru – Zafer Köse
Polisiye, tarihsel, inceleme, deneme… Hangi türde olduğu önemli değil; her kitabın temelde iki işlevi oluyor: 1- Sizi alıp başka dünyalara götürmek, eğlendirip geri getirmek ve “normal” hayatınıza devam etmenizi sağlamak. 2- İçinde yaşadığınız hayatı tanımanızı, ne yaşadığınızı anlamanızı sağlamak; bunun sonucunda da hayata müdahale etme istenci yaratmak. Daha çok birincideki işi gören kitaplar, en çok
okumak için tıklayınızYoldaki Bahtiyarlık – Zafer Köse
1 Toprağın çeşitli katmanlarından geçen su, o zenginliği ve tadı içerir; aynı şekilde, insanlık da evrim boyunca geçtiği aşamaların bilincini ve önceki kuşakların kültürel birikimini günlük hayata aktarır. Ne var ki, her katmanın etkisi eşit değildir. Geçmiş uzaklaştıkça belirginliği de azalır. Ve son katmanların suya geçen tadı, öncekilerden çok daha fazladır. Damağımızdaki burukluk bundandır. Hele
okumak için tıklayınızBaşkaldırdığı Kadardır İnsan – Zafer Köse
Bazıları sanıyor ki, insanlar bilinçsiz olduğu için başkaldırmıyor. “Cahil” diye yorum yapıyorlar. Oysa, gerçekleri görmek için bilgiden çok, cesaret gerekir. Görünce gereğini yapmayı kabul etmek, görmeyi göze almak gerekir. Vicdan gerekir. Yani, bilinçli varlığı yaratan, başkaldıran kişiliktir. Bu nedenle, başkaldırı, bilinçten önce gelir.
okumak için tıklayınızİnsanlar neden ölüyor? Hayal etmedikleri için… – Fernando Pessoa
Duygularımı ve düşüncelerimi aynı anda kuşatan bir deneyim yoluyla başlangıçta, düşsel yaşamın, her ne kadar marazî görünse de, benimki gibi yaradılışlara uygun olduğunu fark ettim. Hayal gücümün (daha sonra gelişti) kurguları beni bitkin düşürdü ama canımı yakmadı ya da küçük düşürmedi.
okumak için tıklayınızİstanbul Yağmalanırken – Zafer Köse
“Ne de olsa diplomat tabii. Türklerin, bu şehri kurmadıklarını, zapt ettiklerini sürekli olarak hatırlatmak ister gibi, fethin bilmem kaçıncı yıldönümünü kutlamaya çok meraklı olduklarını biliyor.” Livaneli’nin Konstantiniyye Oteli romanında, görkemli otelin açılış töreninde, yabancı bir diplomatın konuşma yaptığı bölümde geçen bir cümle bu.
okumak için tıklayınızHiçbir Şey İstememenin Mutluluğu – Fernando Pessoa
Anlaşılmayı her zaman reddettim. Anlaşılmak kendini satmaktır. Âşık olmak yalnızlıktan usanmaktır; bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir. Geçmişim, olamadığım her şeydir. Hep uyanmanın sınırındaymışım gibi hissediyorum. Japon çay fincanlarımdan birisi kırıldığında, gerçek nedenin bir hizmetçinin özensiz ellerinin değil o porselenin kıvrımlarına yerleşen desenlerin kaygıları olduğunu düşünürüm.
okumak için tıklayınızZamanımız Bizim Olsun – Zafer Köse
Sevdiğimiz kişilere ve sevdiğimiz işlere zaman ayıramıyor muyuz? Öyleyse yanlış yaşıyoruz. Zaman! Sevginin, gerçeğin, anlamın en şaşmaz ölçütü değil mi, zaman? Zamanınızı vermediğiniz bir kişiyi veya bir işi sevdiğinizi sanabilirsiniz. İnsan kendini kandırmaya pek eğilimlidir. Ara sıra bazı tercihlerimizi uygulayabilsek de, zamanımızı serbestçe kullanamadığımız bir hayatın bütünü, ömrün harcanmasından başka bir şey olabilir mi?
okumak için tıklayınızKendimce / Aforizmalar 7 – Nejdet Evren
1. Bir tabloyu kırdığınızda parçalar yanında kırıntılar olduğunu göreceksiniz; kırıntıları bir araya getirmeye kalktığınızda tablonun aynı olmadığını göreceksiniz; demek ki, kırıntıların toplamı ya da bir araya getirilmesi hiç bir zaman bir bütün tablonun kendisi değildir ve kırıntılardan bir tablo oluşturmak mümkün değildir. Öyle ise ne yapmalı? “başka bir dünya” mükünse, ki, mümkün, o zaman yeni
okumak için tıklayınızKendimce / Aforizmalar 5 – Nejdet Evren
1. İnsan, kendinden kaçan tek canlı türüdür. 2. Bireysel özgürlük, dünyadaki en son tutsağın özgürlüğü kadardır. 3. Ne olduğunu bilmek, ne olmadığını bilmektir; insanın ne olmadığı ne olduğu ile sıkı ilgilidir; hem olmak hem de olmamak, hem o hem öteki olunamaz; tercih yapan tür farklılaşan türdür; bu da düşüncedir.
okumak için tıklayınızAforizmalar – Franz Kafka
“Sorun şu: Yıllar önce bir gün, tabii oldukça üzgün bir halde, Laurenziberg yamaçlarında oturuyordum. Yaşamdan dilediklerimi gözden geçiriyordum. En önemli ya da bana en çekici geleni, bir yaşam görüşü kazanma dileğiydi (ve -bu tabii ki onun zorunlu bir kısmıydı- yazarak bu hayat görüşünün doğruluğuna başkalarını ikna etmekti); öyle ki yaşam yine kendi doğal, keskin iniş
okumak için tıklayınızKendimce / Aforizmalar 4 – Nejdet Evren
1. Cesaretle adım alamayanlar dünyayı bir tepsiye benzetirler; kenardan düşmemek için, hiç bir zaman bir adım ileriye gidemezler; kendi adımları etrafında döner-dururlar. 2. Cahilin cesareti acemilik, bilgeninki sınanmışlıktır; cahilde cesaret olmaz, bilge gereksinim duymaz. 3. İnsan öğrenirken yarattı, yaratırken öğrendi; yarattığının gölgesine
okumak için tıklayınızAforizmalar (Özdenekler) XV – Mehmet Ercan
dilin eğri olsa da yolun düz olsun. *** hukuksuz adalet, maya tutmamış yoğurda benzer.
okumak için tıklayınız