Berrin Taş Şiirinde ?Kavga? ? Mustafa Özmen

Ne zaman bir karamsarlık çökse içime, aklıma 40 kuşağı şairleri gelir. Rıfat Ilgaz, A. Kadir, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak? Bu güzel insanları düşündükçe karamsarlığım dağılır. Bu insanların yaşadığı topraklar karamsarlığa gebe olmasa gerek. Binbir yokluğa, baskıya karşın nasıl ayakta durulabileceğini gösterdiler. Hem yaşam kavgası, hem ekmek kavgası, hem sanat kavgasını bir arada verdiler. Tutuklandılar. Sürgün edildiler. Yok sayıldılar. Görmezden gelindiler. Onlar inatla yaşamayı sürdürdüler. Şöyle düşünüyorum; 40 kuşağı şiirleri, bu memleketin suyuna, havasına, toprağına karıştı bir kere.

Devamını oku

Estetik Kalkışma (Roman – Öykü Nasıl Yazılmalı, Nasıl Okunmalı) – Cengiz Gündoğdu

Bu yapıtta iki amaç güttüm. İlki, gerçeki bir roman gerçekçi bir öyküyü estetik konuma getiren öğeleri örneklerle göstermek. Ama şu bilinmeli. Gerçekçi öykü, gerçekçi roman yazmak için bunlar yeterli değildir. Yazarda gerçekliği derinden kavrama gücü, sağlıklı tür bilinci, bir de düş gücü olmalıdır.

İkinci amaç okurlar için. Türkiye’de okur, bir romanı, bir öyküyü değerlendirecek ölçütlerden yoksundur.

Devamını oku

Berrin Taş Şiirinde Aşk – Mustafa Özmen

Aşk eylemdir. Hemde insanlığın yarattığı en görkemli eylemdir. Bir yanıyla sevgidir, bir yanıyla kavga, bir yanıyla savaştır, bir yanıyla barış. Aşk doğası gereği birçok çelişkiyi içinde barındırır. Bundan ötürüdür ki, insanlık birçok tanım yapmıştır bu kavrama. Üzerine en çok düşünülen kavramlardan biri olmuş. Aşk, kimini insana, kimini tanrıya, kimini doğaya bağlamış. Herkes kendince aşka tanımlar bulmaya, aşk kavramının içeriğini doldurmaya çalışmış. Aşk, insanları nereye götürürse götürsün, gittiği yerlerin tozunu almış. Aşkın dokunduğu yerler canlanıvermiş.

Devamını oku

Berrin Taş Şiiri 6 – Mustafa Özmen

Soğuk bir kış günü İstanbul’da? Yollar kar, buz, trafik. Televizyonlar, radyolar, gazeteler söz birliği etmiş. ?Sokağa çıkmayın? diyorlar. Kar darbe mi yaptı acaba. ?Sokağa çıkmayın?, diyorlar yine. Hayır darbe filan yapılmadı. Uyarı verdi yine yollar, kaldırımlar, taşıtlar. Elbirliği yapmış, verdikleri açığı yamamaya çalışıyorlar. Neyin açığı bu? İnsana değer vermeyen bir sistemin açığı bu. Onu yamamaya çalışıyorlar.

Devamını oku

Kemal Bekir?in ?Sultan ile Kızları? – Berrin Taş

Eylül ayında Kemal Bekir?in toplu oyunlarının ilk kitabı yayınlandı. Kitapta iki oyun var. İkisini de okudum. ?Sultan ile Kızları? ve ?Tuhaf Bir Ölüm?. Sultan ile Kızları?nı yazmak istiyorum.
Oyun hem Shakespeare?in Kral Lear?ini anımsatıyor hem de çocukluğumdan aklımda kalan kimi masalları. Yine de oyunun izleği anımsattıklarının dışında gerçekleşiyor.
İlk sayfayı açıp okumaya başlayınca oyunun konusu sizi hemen içine alıveriyor. Şaklaban?ın konuşmasıyla bildik konuyu öğreniyoruz. ?Malı mülkü dünyayı tutmuş Sultanın? ülkesini

Devamını oku

Berrin Taş Şiiri 4 – Mustafa Özmen

Platon’un bilindik adalet tanımı şuydu; ?Adalet, güçlünün işine gelendir.? Günümüz adaletinin de uyguladığı budur. Bu adalet kavramı; soğuk mahkeme duvarlarını, yasaları, düzmece tutanakları, gözaltıları, hukuksuz dava süreçlerini çağrıştırır. Bu dava süreçleri ancak ?güçlünün? adalet anlayışıdır. Bu süreçler gelip geçicidir. Bir de insanlığın adalet süreçleri, adalet tanımları vardır. Bu sürecin en önemli yapıcıları sanatçılardır, şairlerdir, yazarlardır. Sanatçılar insanlığın adalet arayıcılarıdır. Bu arayış durmaksızın sürmektedir. Sanatçı, daha güzel bir dünya adına yargılar ?güçlüyü?. Şiiriyle yargılar, resmiyle, sinemasıyla, tiyatrosuyla, romanıyla…

Devamını oku

Berrin Taş Şiiri 5 – Mustafa Özmen

12 Eylül 1980 Türkiye tarihinin karanlık günlerinden biri. 12 Eylül toplumda büyük yaralar açtı. Bu yaraların bir kısmı kapandı. Bir kısmı kapanmadı. Zamana bırakıldı bu yaralar. Devrimci bir çok genç katledildi. İşkencelerden geçti. Aileler büyük acılar yaşadı. Yalnızlaştırıldı. Devrimcileri hedef alan bu darbe, hem devrimcileri hem de toplumu sindirdi. Toplumun bugün bu denli sessiz kalmasının temel nedeni 12 Eylül darbesidir.

12 Eylül darbesi ile soran, sorgulayan, eleştiren, politik gençlik susturuldu. Yerine ezbere eğitim ile yetişen,

Devamını oku

Danilov Manastırı’nın Çanları – Orhan İyiler

‘Lenin’in Ülkesinde Neler Oluyor?’u yazmaya başlamadan önce 1989-1993 yılları arasında çeşitli sol dergilerde yayınlanan yazılarımı yeniden özenle gözden geçirme gereğini duydum. Birden şunu gördüm; Yalnızca bugün Lenin ülkesinde neler olup bittiğini anlamak için değil, ama 21.Yüzyıldaki büyük değişimin nasıl gerçekleştiğini ya da gerçekleştirildiğini kavramak için de Danilov Manastırı’nın Çanları’nın okunması gerekiyor. Nedeni de şu: Çanlar’ın kapsadığı dönem 20. yüzyılın bitimine doğru gezegenimizdeki o müthiş politik depremin sosyalist sistemleri yerle bir ettiği dönemi kapsıyor.

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme