Ne zaman bir karamsarlık çökse içime, aklıma 40 kuşağı şairleri gelir. Rıfat Ilgaz, A. Kadir, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak? Bu güzel insanları düşündükçe karamsarlığım dağılır. Bu insanların yaşadığı topraklar karamsarlığa gebe olmasa gerek. Binbir yokluğa, baskıya karşın nasıl ayakta durulabileceğini gösterdiler. Hem yaşam kavgası, hem ekmek kavgası, hem sanat kavgasını bir arada verdiler. Tutuklandılar. Sürgün edildiler. Yok sayıldılar. Görmezden gelindiler. Onlar inatla yaşamayı sürdürdüler. Şöyle düşünüyorum; 40 kuşağı şiirleri, bu memleketin suyuna, havasına, toprağına karıştı bir kere.
Mustafa Özmen
Berrin Taş Şiirinde Aşk – Mustafa Özmen
Aşk eylemdir. Hemde insanlığın yarattığı en görkemli eylemdir. Bir yanıyla sevgidir, bir yanıyla kavga, bir yanıyla savaştır, bir yanıyla barış. Aşk doğası gereği birçok çelişkiyi içinde barındırır. Bundan ötürüdür ki, insanlık birçok tanım yapmıştır bu kavrama. Üzerine en çok düşünülen kavramlardan biri olmuş. Aşk, kimini insana, kimini tanrıya, kimini doğaya bağlamış. Herkes kendince aşka tanımlar bulmaya, aşk kavramının içeriğini doldurmaya çalışmış. Aşk, insanları nereye götürürse götürsün, gittiği yerlerin tozunu almış. Aşkın dokunduğu yerler canlanıvermiş.
Şiir Geleceğe Bir Gülümsemedir – Mustafa Özmen
??bir sanat eserinin meziyetini nihai ve kesin olarak belirleyen şey, onun içeriğinin değeridir.? (1)
İnsanın yazılı tarihi insanın son beş bin yılını kapsıyor. Oysa yazılı olmayan tarih milyonlarca yıl önce başlıyor. İnsanın öbür türlere göre daha gelişkin olmasını Gordon Childe şöyle açıklıyor? ??eller ve beyin. Bedenlerimizi taşımak yükünden kurtulduktan sonra ön ayaklarımız, şaşılacak kadar çeşitli incelikte ve kesin hareketleri yapabilecek zarif araçlar olma yönünde geliştiler.
Berrin Taş Şiiri 6 – Mustafa Özmen
Soğuk bir kış günü İstanbul’da? Yollar kar, buz, trafik. Televizyonlar, radyolar, gazeteler söz birliği etmiş. ?Sokağa çıkmayın? diyorlar. Kar darbe mi yaptı acaba. ?Sokağa çıkmayın?, diyorlar yine. Hayır darbe filan yapılmadı. Uyarı verdi yine yollar, kaldırımlar, taşıtlar. Elbirliği yapmış, verdikleri açığı yamamaya çalışıyorlar. Neyin açığı bu? İnsana değer vermeyen bir sistemin açığı bu. Onu yamamaya çalışıyorlar.
Bir Eleştiri Yazısı: Hüzünlü Şair Hilmi Yavuz – Mustafa Özmen
Şairin görevi çağına tanıklık etmek “burjuva şairin görevi ise gerçekliği örtbas etmek” Hilmi Yavuz’un yaptığı gibi “yaşamı görmezden gelmek” oysa 1969-2005 yılları arasında neler oldu neler? yaşananlara tanıklık etmedi Hilmi Yavuz seyretti?
Belleğini Yitirmeyen Şair? Kemal Özer – Mustafa Özmen
?Dostluklar kurulsun insanlar gülsün / Son bulsun savaşlar kimse ölmesin? Nesimi Çimen
2 Temmuz sönmeyen yangın
Sivas? 2 Temmuz 1993? Madımak Oteli? 33 aydın, yobazlarca katledilir. Hem de güpe gündüz… bir şehrin orta yerinde? devletin valisinin, polisinin, askerinin gözleri önünde. Onlar yalnızca 33 insan değil 33 ayrı yaşamdı. Kiminin kitaplarını üst üste koyduğunda boyunu aşardı.
72. Koğuş* Okuması – Mustafa Özmen
Hapishaneleri herkes yazabilir? herkes anlatabilir. Ama önemli olan hapishaneye nasıl baktığındır. Dünyaya bakışın ne ise hapishane de odur. Orhan Kemal hapishaneye bütünün bir parçası olarak bakmış. Mahpusları dört duvarla sınırlamamış. Tipler yaratmıştır. Orhan Kemal?in tipleri yalnızca hapishane sakinleri olarak kalmamış, günlük yaşamda karşımıza çıkan tiplere dönüşmüştür. Orhan Kemal?in parçalı bir bakışı olsaydı biz onlara ya acıyacaktık, ya kızacaktık ya da oh olsun diyecektik. Mahpusları bir de biz yargılayacaktık.
Berrin Taş Şiiri 4 – Mustafa Özmen
Platon’un bilindik adalet tanımı şuydu; ?Adalet, güçlünün işine gelendir.? Günümüz adaletinin de uyguladığı budur. Bu adalet kavramı; soğuk mahkeme duvarlarını, yasaları, düzmece tutanakları, gözaltıları, hukuksuz dava süreçlerini çağrıştırır. Bu dava süreçleri ancak ?güçlünün? adalet anlayışıdır. Bu süreçler gelip geçicidir. Bir de insanlığın adalet süreçleri, adalet tanımları vardır. Bu sürecin en önemli yapıcıları sanatçılardır, şairlerdir, yazarlardır. Sanatçılar insanlığın adalet arayıcılarıdır. Bu arayış durmaksızın sürmektedir. Sanatçı, daha güzel bir dünya adına yargılar ?güçlüyü?. Şiiriyle yargılar, resmiyle, sinemasıyla, tiyatrosuyla, romanıyla…
Berrin Taş Şiiri 1 – 2 – Mustafa Özmen
?Sevmek, sonsuz özgürlüklere bir açılımdır.?*(Bilinç Gezgini)
Baharlar doğanın, insanın yeniden doğumudur. Doğum zorlu, sıkıntılı bir süreçtir. Bu bahar bizleri zorlu ve sıkıntılı bir süreç bekliyor.
Bir yandan Filistin?i düşünüyorum. Arafat?ın taş generallerini düşünüyorum. 40 yıldır savaşım veren taş generalleri. Her sabah yaşama, direnişe yeniden uyanmak. Umuda yeniden uyanmak.
Evet savaşlar devam ediyor. Irak, Afganistan dünyanın kanayan yaraları. Öte yandan emekçilerin, ezilen ulusların üzerine
Berrin Taş Şiiri 5 – Mustafa Özmen
12 Eylül 1980 Türkiye tarihinin karanlık günlerinden biri. 12 Eylül toplumda büyük yaralar açtı. Bu yaraların bir kısmı kapandı. Bir kısmı kapanmadı. Zamana bırakıldı bu yaralar. Devrimci bir çok genç katledildi. İşkencelerden geçti. Aileler büyük acılar yaşadı. Yalnızlaştırıldı. Devrimcileri hedef alan bu darbe, hem devrimcileri hem de toplumu sindirdi. Toplumun bugün bu denli sessiz kalmasının temel nedeni 12 Eylül darbesidir.
12 Eylül darbesi ile soran, sorgulayan, eleştiren, politik gençlik susturuldu. Yerine ezbere eğitim ile yetişen,