Kategori: Biyografiler

Diyojen’den Birbirinden İlginç, Şaşırtıcı, Kısa Hikayeler

Bir gün Platon’un zengin bir şölende sadece zeytin aldığını görünce, “Nasıl oluyor da, böyle sofralar uğruna Sicilya’ya giden senin gibi bir filozof şimdi önündekilerin tadını çıkarmıyor?” diye sorması üzerine, Platon “Tanrılar hakkı için, Diogenes, orada da çoğunlukla zeytin ve benzeri şeyler yiyordum” diye karşılık verdi. Diogenes üsteledi: “Peki Syrakusai’a neden gittin öyleyse? Attike’de zeytin yok

okumak için tıklayınız

Çağdaş kimyanın babası: Antoine Laurent Lavoisier

Lavoisier kimyasal bileşiklerdeki kütle miktarlarının değişmezliği konusunda şunları söylemiştir: “Hiçbir şey ne yapay ne de doğal işlemlerle yeniden yaratılmaz. Şu temel yasa ortaya atılabilir ki, her bir işlemde madde niceliği işlemden önce ve sonra aynı büyüklüktedir ve temel maddelerin niteliği aynıdır; yalnızca dönüşümler ve değişen biçimler vardır.” Bu bilgi modern nicel kimyanın temeli olmuş ve

okumak için tıklayınız

Toynbee Üstüne – Cemal Süreya

Toynbee Üstüne Bir süre önce Melih Cevdet Anday’ın Cumhuriyet gazetesinde “Sosyalist Bir Dünya” başlıklı bir yazısı çıktı. Arnold Toynbee’nin Türkçede yeni yayımlanan Tarih Bilinci adlı yapıtından söz ediyor. Toynbee’nin insanlık tarihini bütünüyle kavramaya çalıştığı bu kitabı bütün okurlara salık veriyor; sonra da Toynbee’nin görüşünü ve yöntemini destek alarak, günümüzde oluşan tarih bilincinin artık sosyalist bir

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: İbn Rüşd; İslam felsefesi için bir sondu, Hristiyan felsefesi içinse bir başlangıç

İbnu Rüşd (Avrupalılar Averroes derler) (1126-1198) İslâm dünyasının öbür ucunda yaşamıştır. Cordoba’da doğan İbnu Rüşd’ün babası ve büyük babası kadıydı, kendisi de önce Sevilla’da, sonra Cordoba’da kadılık yapan İbnu Rüşd, önce teoloji, fıkıh, sonra tıp, matematik ve felsefe tahsil etmiş, halife Abu Yakub Yusuf’a Aristoteles’in eserlerini şerhetmeye yetenekli bir kişi olarak tavsiye edilmişti. (Bununla birlikte

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’a Aşık Olmak

1950’li yıllar şiirde bir milattır: “İkinci Yeni”nin şairleri, edebiyata, “Garip” ve “1940 Toplumcu Gercekçi Kuşağı”dan faklı olarak, şiirin yanında yaşam tarzlarına da değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla özgün bir bakış açısı getirdiler. Aklın, mantıksal işleyişine sırt çevirmelerinden kaynaklı olarak, gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler. Şiirde, “anlamın” dışında imgeyi ön plana çıkarmaları, konuşma dilinden uzak, alternatif bir

okumak için tıklayınız

Oyun yazarı olarak Maksim Gorki, Ataol Behramoğlu

Yaratıcılığıyla Sovyet Rus edebiyatını başlattığı kabul edilen, sosyalist gerçekçilik akımının kurucusu sayılan Maksim Gorki, yapıtlarını iki çağın (19.Yüzyıl-20.Yüzyıl) kesiştiği noktada verdi. Marangoz bir babanın ve köylü kökenli bir ananın çocuğu olarak dünyaya gelen Maksim Gorki’nin, yapıtlarında, devrim öncesi, devrim yılları ve devrim sonrası Rusya’sının sorunları bütün genişliğiyle yansıdı. Ona dünya çapında ün getiren ilk hikâyeleri

okumak için tıklayınız

Schopenhauer’ın son günleri ve ölümü

İstenç Yok, Tasarım Yok, Dünya Yok Schopenhauer’ın son yıllarında nispeten sağlığı iyiydi, devamlı hareket ediyor ve temiz hava alıyordu. Hasta olan DoB’a nasihat üstüne nasihat veriyordu: “Her gün iki saat hızla yürü, bu sana bütün banyolardan daha iyi gelecek, üstelik de bedava. Bu gezintilerim olmasa yetmiş iki yaşımda, her zaman olduğum ve olacağım kadar sağlıklı,

okumak için tıklayınız

İlk kürtçe-latin alfabesini hazırlayan araştırmacı İsahak Marogûlov

Kürtçe için ilk Latin alfabeyi hazırlayan İsahak Marogûlov’un 140. doğum yılı. Hazırladığı Kürtçe Latin alfabesinin kabulünün ise 80. yılı. Kürtçe’nin gelişimi için büyük sarfeden Marogûlov 1933 yılında hayatını kaybetti. Kürtçe-Latin alfabesini hazırlayan İsahak Marogûlov, hayatı boyunca alfabe, dilbilgisiyle birlikte, Kürtçe öğretmenliği yaptı, akedemik yazılar kaleme aldı Aslen Asuri olan İsahak Marogûlov 1868 yılında dünyaya geldi.

okumak için tıklayınız

Fırtınayla çarpışıp bize limanı gösteren şair, Pierre – Jean de Beranger

Fransız şair Pierre-Jean de Beranger, sansüre ve her türlü baskıya karşı çıktı; toplumun üst tabakalarının asalaklığını, din tüccarlarını, politikacıların kişiliksizliğini yerdi; insan özgürlüğünü ve yaşam sevgisini övdü. Yapıtlarının yarattığı etki işinden kovulmasına ve birkaç kez hapse atılmasına neden oldu. Fransız Akademisi üyeliğini kendisine sunulan bütün resmi ödülleri ve unvanları reddetti. İsteği dışında milletvekili seçildi ama

okumak için tıklayınız

İşliklerden Edebiyata Celal İlhan…

Babasının, Karabalam diye sevdiği bir çocuktan, sendikacılığa ve yazarlığa uzanan bir yaşam… Anadolu’da Bir Nokta, Ateşle Dans, Dokunan, Grevden Dönenin, Dili Yüreğinde, kitaplarıyla tanıdığımız yazar Celal İlhan’ın, Ocak 2020’de Kanguru Yayınlarından çıkan son kitabı “Türkü Yarası”dır. Celal İlhan, ilkokulu köyündeki ahırdan bozma bir okulda okur. Ardından, Yozgat Erkek Sanat Enstitüsünü bitirir. Bu dönemler, birden çok öyküyle yer alır

okumak için tıklayınız

Ernest Hemingway’in okuma listesi

Ernest Hemingway 1930’lu yıllarda Esquier dergisinde “Key West Letters” adını verdiği makaleler kaleme alıyordu. Ünlü yazar Şubat 1935 tarihli yazısında keyifle okuduğu bazı kitapları anarken şöyle diyordu: “Yılda bir milyon dolar kazanmaktansa bu kitapları ilk kez okuma keyfine yeniden erişebilmeyi tercih ederdim.” Peki Ernest Hemingway için bunca değerli olan, onu bu denli heyecanlandıran kitaplar hangileriydi

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin, halkın %60’ına neden aptal dedi? Kendisi sözleriyle yanıtı.

Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin Zübük, Gol Kralı, Vatan Sağolsun, Toros Canavarı… Yazdığı her öykü, her roman sanki Türkiye’nin bir fotoğrafı. Evet Aziz Nesin’den bahsediyoruz. Bugün Aziz Nesin olmadan geçen 20. yılı geride bıraktık. Peki Aziz Nesin’in son günleri, vasiyeti ve toplumumuz için gerçek tespitleri neydi? İşte size Yüzde kaçımızın ne

okumak için tıklayınız

İmlaya gelmeyen yazar: Aziz Nesin

Aziz Nesin, imla kurallarına uymamasının gerekçesini şu sözlerle anlatıyor; ‘Balığın baştan koktuğu işlerin baştan kara gittiği memleketimizde, işe yeni baştan başlarken, imlâya gelmiyeceğimizi anlatmak için, bile bile böyle yapıyoruz.’ Yazar Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivi, doğumunun 100. yılı etkinlikleri kapsamında “Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin” sergisiyle izlenime sunuldu. Türkiye tarihinde ismi sayılan insanlardan olan

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin özeleştirisini yapıyor

İçtenlikle özeleştiri yapmanın, biri kendimize, biri de başkalarına dönük, iki zorluğu var. Kendimize dönük nedenden ötürü özeleştirinin zorluğu, kendimizi beğenmişliğimizden geliyor. Bir zorlama olmayınca, insan umarsız ve bir dar yerde kalmayınca özeleştirisini içtenlikle yapabilir mi? Sanmıyorum. Kendimizden memnun değilsek, bu, kendi yüzümüzden değil, başkalarının yüzündendir. Olsa olsa, ancak çok acı başarısızlıklara uğradığımız zaman bir özeleştiriyi

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “İnsan kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?

”İnsan kendi kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?… Heine öz yaşam öyküsü yazmanın hemen hemen olanaksız olduğunu, insanın kendisinden söz ederken birtakım yalanlar katabileceğini söyler. Heine’ye göre Rousseau ‘İtiraflar’ adlı kitabında mutlaka yalan üstüne yalan kıvırmış, üstelik bunları gururu sebebiyle bilerek, isteyerek yapmıştır. Ben de Heine’nin haklı olduğuna inanıyorum. İnsan gerçekten de bazen yalnızca gururu

okumak için tıklayınız

“Suç ve Ceza”nın yazıldığı dönem bakımından bir Raskolnikov analizi

“Raskolnikov” Adının Kökeni Üzerine Suç ve Ceza”nın dünyaca ünlü kahramanı Raskolnikov’un adı rastgele konulmuş bir ad olamaz. Rusça “raskolot” fiili, günlük konuşma dilinde, parçalara ayırmak, birliği bozmak, bir çevrede görüş ayrılıkları yaratmak gibi anlamlara geliyor. Bu fiilden türetilmiş olması gereken “raskol” sözcüğü 11 yüzyıl Rusya’sında resmî kiliseye karşı çıkan ayrılıkçı bir dilimi hareketin adıdır. Bu

okumak için tıklayınız

Dostoyevski Sibirya’da Hegel’i okur ve gözyaşlarına boğulur

Dostoyevski 1854 yılının baharında, dört yıllık kürek cezasının ardından er olarak Asya kıtasının büyük “Kuzey yamacı”nda, güney Sibirya’daki Semey şehrine yerleştirilmişti. Bir köyden biraz daha büyük olan bu şehrin yaklaşık beş bin olan nüfusunun yarısı, çoğu “yurt” denen çadırlarda yaşayan göçer Kırgızlardı. Yerliler kendilerini “anavatandan gelenler” dedikleri Avrupalı Ruslarla bir görmüyor, onlara şüpheyle bakıyorlardı. Ne

okumak için tıklayınız

‘Beni ölünce onun yanaklarındaki gamzelere gömsünler’ Oğuz Atay

Adı Oğuz Atay. 12 Ekim 1934’te İnebolu’da doğdu. O, 13 Aralık 1977’de 43 yaşında, beynindeki ur yüzünden öldü. (Banyoda öldüğü, ölmeden 15 dakika kadar önce kendine seslenen arkadaşına “Henüz ölmedim” diye yanıt verdiği söylenir) Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademi Harita Kadastro Bölümü Ölçme Bilgisi Kürsüsünde öğretim görevlisiydi. Öldüğünde iki yıllık doçentti. Topografya adlı bir ders

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung: Psikoloji ve Edebiyat

Psişik süreçlerin incelenmesinden başka bir şey olmayan psikoloji, edebiyatın incelenmesi konusuna da el atabilir; çünkü insan ruhu (psyche) bütün bilimlerin ve sanatların kaynağıdır Bir yandan, belli bir sanat eserinin oluşumunu açıklamasını, öte yandan bir kimseyi sanat bakımından yaratıcı kılan faktörleri ortaya çıkarmasını, psikolojik araştırmadan bekleyebiliriz. Sanat eserini incelemek sözkonusu olunca, karmaşık psişik faaliyetlerin ortaya çıkardığı

okumak için tıklayınız