Kategori: Felsefe

Aydınlanma Çağı ve Düşünceleri: “Gök ölçüsü yerini yer ölçüsüne bırakmak zorundadır.”

AYDINLIK, AMA KAÇ MUMLUK? Geniş bir kapıdan giriyoruz. Kapının ardı aydınlık. Bu kapı, XVIII. yüzyıl kapısıdır. Böylesine bir aydınlık, XVII. yüzyılın loşluğunu, XVI. yüzyılın karanlığını daha bir belirtiyor. Artık insan kendi aklını kullanarak kendi anlamını kavramak üzeredir. Evrendeki yerini bulacak, yaşama düzenini kuracaktır. Yeniden doğuş, üç yüzyıl sonra, ürünlerini vermeye başlamıştır. XVIII. yüzyıl göğü, parlak

okumak için tıklayınız

Cehalet Yoluyla Adalet JOHN RAWLS

Belki çok zenginsiniz. Belki Karun kadar zenginsiniz. Fakat birçoğumuz değil, hatta bazı insanlar çok fakir. O kadar ki, kısa hayatlarının çoğunu aç ve hasta olarak geçiriyorlar. Bu pek de adil ya da doğru görünmez, kesinlikle de değildir. Eğer dünyada gerçek adalet olsaydı, bir yanda elindeki çok fazla parayı nasıl harcayacaklarını bilmeyenler varken, bir yanda da

okumak için tıklayınız

Zaman içinde birini aynı kişi kılan şeyin ne olduğu, İngiliz filozofu John Locke’un aklını kurcalayan soruydu.

Bebekken neye benziyordunuz? Eğer varsa, o dönemde çekilen bir fotoğrafınıza bakın. Ne görüyorsunuz? O gerçekten siz misiniz? Şu an muhtemelen oldukça farklı görünüyorsunuz. Bebek olmak nasıl bir şeydi hatırlayabiliyor musunuz? Çoğumuz hatırlayamayız. Hepimiz zaman içinde değişiriz. Büyürüz, gelişiriz, olgunlaşır, yaşlanırız. Çoğumuzun yüzünde kırışıklıklar belirir, eninde sonunda saçlarımız beyazlar ya da dökülür, görüşlerimizi, arkadaşlarımızı, giyim tarzımızı

okumak için tıklayınız

Nietzsche, yaşamının bir anında, her şeyle ve herkesle ilişiğini tümüyle kesmiştir hemen hemen. Davranışları skandal yaratır: Yeni bir dünya için yeni bir insan ister: “Resmen” deli olmasının zamanı değil midir? Ona daha uzun süre kim katlanabilecektir?

NIETZSCHE’NİN DELİLİĞİ1717 Çeviren: Kenan SarıalioğluJean-Paul Escande1818 Cochin-Tarnier Hastanesi’nde cilt ve zührevi hastalıklar uzmanı olan Jean-Paul Escande’ın Hekimler (Grasset Yay., 1975) ve Hekim, Ayağa Kalk (Albin Nichel Yay., 1978) adlı yapıtları özellikle önemlidir.Nietzsche’nin deliliğinin farazi bir frengi hastalığıyla ilgili olduğu düşünülmüştür çoğu zaman. Bu delilik, kendini “maskelemek” isteyen bir düşüncenin uç bir belirtisi olmasın sakın? Yıl

okumak için tıklayınız

Nietzsche’ye göre hastalık bir sağlık dürtüsü, bir yaşam uyarıcısı olabilir: “İnsan böyle yıkımlarla, daha ince bir damak tadıyla gelişmiş bir zevk beğenisiyle yeniden doğmuş gibi olur.” “Beni öldürmeyen her şey beni daha da güçlü kılar.”

EN BÜYÜK SAĞLIK DAHA NEŞELİ BİR SAĞLIKTIR1515 Çeviren: Kenan SarıalioğluDidier Raymond16 16 Lyon-sud Hastaneleri öğretim ve araştırma görevlisi olan Didier Raymond, Nietzsche ya da En Büyük Sağlık (L’Harmattan Yay., 1999), Dişil Eril Nietzsche (Le Rocher Yay.) ve Mozart ya da Sevinç Çılgınlığı (Mercure de France Yay.) adlı yapıtları yayımladı. Nietzsche sağlam, sağlıklı değerleri hastalık görüngesinde;

okumak için tıklayınız

SPINOZA: her şey aklımıza uygun bir biçimde yönetilsin isteriz, ama…

İKİNCİ BÖLÜMVIII. — Sonuç olarak, her zaman aklını kullanmak ve insan özgürlüğünün doruğunda bulunmak gücü her insanda yoktur; bununla birlikte herkes, her zaman kendine sahip olduğu sürece varlığını korumaya çalışır, ve her kişinin hukuku gücüyle Ölçüldüğüne göre, insan, bilge olsun vurdumduymaz olsun, yapmaya çalıştığı ve yaptığı bütün şeyleri doğanın en yüce hukukuna dayanarak yapmaktadır. Bütün

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Özgürlük gerçekte bir erdemdir, yani bir yetkinliktir.

İKİNCİ BÖLÜMVII. — İnsan, öbür bireyler gibi, varlığını korumaya çalışır, bunu kimse yadsıyamaz. Bazı ayrılıklar görülebiliyorsa, bunlar insanın özgür bir isteme sahip olmasından gelmektedir. Ama insanı ne ölçüde özgür bir varlık diye ele alırsak, o ölçüde onun varlığını koruması ve kendine sahip olması gerektiği yargısını vermek zorunda kalırız; özgürlüğü olumsallıkla karıştırmayan herkes bana bu noktada

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Onu şeytan aldattı diyebilirler. İyi ama şeytanı kim aldattı?

İKİNCİ BÖLÜMVI. — Bununla birlikte, insanların çoğuna göre vurdumduymaz kişiler, doğanın düzenine uymaktan çok doğanın düzenini bozmaktadırlar, ve insanların çoğuna göre, insanlar doğada imparatorluk içinde imparatorlukturlar. Onlara kalırsa, doğal nedenlerin yarattığı bir şey olmaktan uzak olan insan ruhu, doğrudan doğruya Tanrı tarafından yaratılmıştır, kendi kendini belirlemekte ve doğrudan doğruya aklını kullanmakta sınırsız güce sahip olduğu

okumak için tıklayınız

SPINOZA: insanları akıldan çok kör arzu yönetir

İKİNCİ BÖLÜMV. — Demek ki insan doğası, insanların yalnızca aklın buyruklarına göre yaşamalarını gerektirecek biçimde düzenlenmiş olsaydı ve insanlar tüm güçlerini bu yöne yöneltselerdi, doğal hukuk, insan türüne özgü bir şey olarak kabul edildiği sürece, yalnızca aklın gücü tarafından belirlenecekti. Ama insanları akıldan çok kör arzu yönetir, ve dolayısıyla, insanların doğal gücü, yani doğal hukukları

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Esenliği birkaç kişinin dürüstlüğüne bağlı kalan ve işlerinin iyi yönetilmesi yönetenlerin adaletli davranmasını gerektiren bir devlet kalıcı değildir.

BİRİNCİ BÖLÜMVI. — Esenliği birkaç kişinin dürüstlüğüne bağlı kalan ve işlerinin iyi yönetilmesi yönetenlerin adaletli davranmasını gerektiren bir devlet kalıcı değildir. Devletin varlığını sürdürebilmesi için şeyleri öyle düzenlemek gerekir ki, devleti yönetenler, akla uygun davransalar da bir duygunun etkisinde kalsalar da, adaletsiz bir biçimde ya da kamu çıkarma aykırı bir biçimde davranamamalılar. Ve insanların işleri

okumak için tıklayınız

SPINOZA: insanlar, zorunlu olarak duygulara boyun eğerler, öyle yaratılmışlardır ki, mutsuzlara acırlar, mutlulara özenirler; acımadan çok öç almaya yatkındırlar

BİRİNCİ BÖLÜMV. — Kesin olan ve benim de Ethica’da belirttiğim bir şey var: insanlar, zorunlu olarak duygulara boyun eğerler, öyle yaratılmışlardır ki, mutsuzlara acırlar, mutlulara özenirler; acımadan çok öç almaya yatkındırlar; ayrıca herkes, başkalarının kendi yaradılışına uygun olarak yaşamasını, kendisinin benimsediği şeyi benimsemesini, ve kendisinin yadsıdığı şeyi yadsımasını ister. Herkesin birinci adam olmak istemesi, insanlar

okumak için tıklayınız

SPINOZA: aşk, kin, öfke, arzu, üstünlük, acıma gibi insani duyguları ve ruhun öbür devinimlerini, kötülükler olarak değil, insan doğasının özellikleri olarak ele aldım

BİRİNCİ BÖLÜMIV. — Siyasetle ilgilenirken ortaya yeni ya da bilinmedik bir şey koymak istemedim, ama yalnızca, kesin ve yadsınamaz nedenlerden giderek, uygulamayla en iyi uyuşan şeyi saptamak istedim. Başka bir deyişle, uygulamayla en iyi uyuşan şeyi insan doğasının incelenmesinden çıkarmak istedim, ve bu incelemeye, matematik araştırmalarında sürdürülen düşünce özgürlüğünü katmak için, insan davranışlarını aşağılamamaya, bu

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Siyasetçiler, insanları en iyi biçimde yönetmekle değil, daha çok onları oyuna getirmekle uğraşan kişiler olarak bilinirler

II. — Buna karşılık siyasetçiler, insanları en iyi biçimde yönetmekle değil, daha çok onları oyuna getirmekle uğraşan kişiler olarak bilinirler, ve genellikle, bilge kişiler olarak değil de usta kişiler olarak görülürler. Gerçekte, deneyin onlara öğrettiğine bakılırsa, insan durdukça kötülükler de duracaktır; demek ki siyasetçiler, insandaki kötülüğün gereğini yapmakla yükümlüdürler, ve bunu, etkinliği uzun bir deneyle

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Filozoflar, gerçekte, insanları oldukları gibi görmezler de olmasını istedikleri gibi görürler.

BİRİNCİ BÖLÜMI. — Filozoflar, içimizde çarpışan duyguları, insanların yanlışlarından ötürü düştüğü kötülükler sayarlar, bu yüzden de, duyguları hafife almak, aşağı görmek, kınamak, ya da daha ahlaklı gözükmek gerektiğinde, yadsımak alışkanlığındadırlar. Böyle yaptılar mı, sanki Tanrı gibi davranmış olurlar ve bilgeliğin doruğuna çıkarlar; bu durumda, dünyanın hiçbir yerinde varolmayan apayrı bir insana övgüler düzmektedirler ve gerçekten

okumak için tıklayınız

EDUARDO GALEANO: Sonsuza dek yaşamak isteyen kral

İlk başta bizim ebemiz olan zaman, gün gelecek celladımız olacak. Dün, zaman bizi emzirdi ama yarın yiyecek.Her şey bundan ibaret ve biz bunu iyi biliyoruz.Biliyor muyuz?Bu dünyada yazılan ilk kitap, ölmeyi reddeden Kral Gılgamış’ın maceralarını anlatır.Bu destan yaklaşık beş bin yıldır ağızdan ağza anlatıla geldi ve Sümerler, Akadlar, Babilliler, Asurlular tarafından yazıya aktarıldı.Fırat kıyılarının hükümdarı

okumak için tıklayınız

EDUARDO GALEANO: Karaciğer ruhun eviyken

Geçmiş zamanlarda, kardiyologların ve boleroların söz yazarlarının doğmasından çok önce, duygulara ev sahipliğini kalbin yerine pekâlâ karaciğer yapabilirdi.Karaciğer her şeyin merkeziydi.Çin geleneğine göre karaciğer ruhun uyuduğu ve düş gördüğü mekândı.Mısır’da karaciğerin korunup gözetilmesinden sorumlu olan Tanrı Horus’un oğlu Amset’ti. Roma’da bu işle ilgilenense tanrıların babası Jüpiter’den başkası değildi.Etrüskler kurban ettikleri hayvanların karaciğerinden geleceği okuyorlardı.Yunan söylencesine

okumak için tıklayınız

Hatalardan Ders Almak KARL POPPER VE THOMAS KUHN

1666 yılında genç bir bilim insanı bahçede otururken yere bir elma düştü. Elmanın hareketinin neden yukarıya ya da yana doğru değil de, doğrudan aşağıya doğru olduğunu merak eden bu bilim insanı Isaac Newton’dı. Bu olay ona kütle çekim teorisi için esin kaynağı oldu. Bu teori elmaların hareketini açıkladığı gibi gezegenlerin de hareketini açıklıyordu. Peki, daha

okumak için tıklayınız

Kontrolden Çıkan Tren ve İstenmeyen Kemancı PHILIPPA FOOT VE JUDITH JARVIS THOMSON

Bir gün yürüyüş için dışarı çıktınız ve kontrolden çıkan bir trenin beş işçiye doğru süratle ilerlediğini gördünüz. Makinist, muhtemelen kalp krizinden dolayı, bilincini yitirmiş durumda. Eğer bir şey yapılmazsa, işçilerin hepsi ölecek. Tren tüm işçileri ezip geçecek. Tren o kadar hızlı geliyor ki, kaçmak için zamanları yok. Ama bir umut var. Tren beş kişiye gelmeden

okumak için tıklayınız

Bilgisayarlar Düşünebilir mi? ALAN TURING VE JOHN SEARLE

Bir odada oturuyorsunuz. Odaya açılan bir kapı, kapıda da bir mektup yarığı var. Ara sıra, üzerine anlamsız çizgiler çizilmiş bir karton parçası kapıdan sokulup paspasınıza düşüyor. Sizin göreviniz, odadaki masanın üzerinde duran bir kitabın içinde o anlamsız çizgiyi arayıp bulmak. Her bir anlamsız çizgi, kitaptaki başka bir sembolle eşleşiyor. Kitapta o anlamsız çizgiyi bulmalı, onunla

okumak için tıklayınız

Modern Bir Atsineği PETER SINGER

Bir göletin bulunduğunu bildiğiniz bir bahçedesiniz. Bir anda bir şıpırtı ve çığlık duydunuz. Küçük bir çocuğun suya düşmüş ve boğulmak üzere olduğunu fark ettiniz. Ne yapardınız? Öylece yürüyüp gider miydiniz? Buluşmak için bir arkadaşınıza söz vermiş olsanız ve durmak sizi geciktirecek olsa bile, sizin için bir çocuğun hayatı vaktinde orada olmaktan daha önemli olacaktır. Gölet

okumak için tıklayınız