Kategori: Felsefe

Bilginler Neden Sanatçılardan Daha Soyludur? – Friedrich Nietzsche

Bilim, edebiyat sanatından daha soylu karakterler gerektirir: daha sade, daha az hırslı, daha azla yetinen, daha dingin olmalı, öldükten sonra adının anılmasını pek düşünmemeli ve birçoklarının gözünde, böyle bir kişilik kurbanının gözüne ender olarak uygun görünen konularda kendilerini hesaba katmamaları gerekir.

okumak için tıklayınız

William Lecky: Hükümetin akılsızların eline bırakılması, bu işin kötüye gideceğine işaret eder.

Yasama meclisinde tüm sınıfların çıkarlarının temsil edilmesi, siyasette zekânın yanında sayıların da söz sahibi olması gerektiği doğrudur; ancak hükümet etmenin diğer tüm insani girişim biçimlerinden farkı yokmuşçasına en akılsızların eline bırakılması, bu işin kötüye gideceğine işaret eder.

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Sanatçı kürek çekmek zorundadır, ölmeden dayanmalıdır buna; yani yaşamakta devam ederek, yaratarak.

Bu devirde sanatçı, sirkin ortasında değildi, seyirciler arasında oturuyordu. Şarkısını kendisi için söylüyordu; ya da kurbanı cesaretlendirmek, aslanın da iştihasını açmak için. Şimdi ise sanatçı sirktedir. Elbette sesi aynı kalmamıştır; daha az güvenle çıkmaktadır.

okumak için tıklayınız

Emile Zola: Bir tek tutkum var; Bunca acılar çeken ve mutluluğa hakkı olan insanlık adına duyduğum aydınlık tutkusu.

“İtham Ediyorum” adlı bu yazı 13 Ocak 1898’de L’Aurore Gazetesi’nde yayınlandı. Emile Zola’nın dönemin cumhurbaşkanı Felix Faure’a yazdığı ve “İtham Ediyorum” başlıklı bu açık mektup Fransız tarihinde önemli bir yere sahip.

okumak için tıklayınız

Robert Owen: Sanayi Toplumuna Eşlik Eden Kötülükler Nasıl Düzeltilebilir?

Sanayi Toplumuna Eşlik Eden Kötülükler Nasıl Düzeltilebilir? Bir topluluğa, hatta tüm dünyaya, doğru yöntemler uygulamak suretiyle, en iyisinden en kötüsüne, en cahilinden en bilgilisine kadar, şu veya bu genel nitelik kazandırılabilir ve bu demektir ki, söz konusu yöntemler, önemli ölçüde, insanların yaşamı üzerinde etkili olanların inisiyatifindedir.

okumak için tıklayınız

Bir Filozofun Bir Krala Söylevi – Denis Diderot

Önde gelen Fransız filozoflarından biri olan Denis Diderot, Langres’te 1713’te doğdu ve 1784’te öldü. Fırtınalı hayatının en büyük başarısı, 1751 ile 1772 arasında yayımlanan, teknik bilgilerle ve örtük politik ve dinsel hicivlerle dolu yirmi sekiz ciltlik dev Ansiklopedi’nin (L’Encyclopédie ) editörlüğüdür.

okumak için tıklayınız

Orta Sınıfın Ahlakının Kökünde Ne Yatar? Friedrich Nietzsche

Ahlakın Soykütüğü* – Orta Sınıfın Ahlakının Kökünde Ne Yatar? Kölelerin ahlaki değerlere isyanları tam olarak yaratıcı bir şekilde ve yeni değerleri ortaya çıkararak içerleme ilkesinde başlamaktadır ve bu, uygun eylem çıkışlarından yoksun oldukları için telafisini hayali bir intikamda bulmaya zorlanan yaratıkların yaşadığı bir içerlemedir.

okumak için tıklayınız

Murathan Mungan: Bizi biz yapan şey ‘Evet’lerimizden çok ‘Hayır’larımızdır.

1987 yılında ilk kitabını yayınladığı ‘Kırk Oda’ serisinin bu hafta çıkan dördüncü kitabı ‘Dokuz Anahtarlı Kırk Oda’yla ilgili Hürriyet’ten Çağlayan Çevik’in sorularını yanıtlayan Mungan, kitabının yanısıra tereddüt, karamsarlık ve umut üzerine konuştu.

okumak için tıklayınız

Psikolojik ve Ahlaki Bir Sorun Olarak İtaatsizlik – Erich Fromm

Asırlar boyu krallar, derebeyleri, endüstri patronları ve ana babalar itaat etmenin bir erdem, itaatsizliğin ise ahlaksızlık olduğu tanımında direndiler. Başka bir görüş açısı sunmak için bunun yerine şu tanı­mı da koyabiliriz: İnsanoğlunun tarihi itaatsizlikle baş­ladı ve ne yazık ki itaatle sona erecektir.

okumak için tıklayınız