Kategori: İnceleme

Türkiye’nin Göç Tarihi (14. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Türkiye’ye Göçler)

Türkiye’nin Göç Tarihi, 14. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Türkiye’ye Göçler adlı bu eser, Anadolu topraklarının yüzlerce yılın ötesine uzanan son derece hareketli, zengin ve o ölçüde de çok yönlü, çok kültürlü sonuçlar yaratan göç tarihinin, dünden bugüne ulaşan hikayesini konu ediniyor. Aslında çalışma, Anadolu coğrafyasının kısa sayılabilecek bir tarihsel dilimi üzerinde yoğunlaşmakta ve genel olarak Osmanlı

okumak için tıklayınız

Kafka: Utanç ve Suçluluğun Şairi – Saul Friedlander

Kafkaesk deyişinin kaynağında sadece Franz Kafka’nın yüzlerce mektubu, onlarca öyküsü, üç romanı ve günlükleri yoktur, aynı zamanda yazarın yaşam öyküsü de gerçeküstü çarpıtmalarıyla bu deyimi hak eder. Belki bu yüzden çok sayıda araştırmacı ve biyografi yazarı bunaltan ve insana yönünü kaybettiren baskıcı dünyanın kökeninde Kafka’nın hayat öyküsünü aramıştır. Kafka’nın hayatıyla ilgili okuduğum bu kaçıncı kitap

okumak için tıklayınız

Zararlı Kitaplar – Zafer Köse

ÖRNEĞİN, BİR ÖNGÖRÜ Temmuz 2015’in bu son günlerinde birçok kişinin “olamaz” diyeceği bazı gelişmeler, kısa süre sonra çoğu kişinin tahmini haline gelebilir. Örneğin, AKP, Tayyip Erdoğan’ı dışlayarak yoluna devam etmeyi tercih edebilir. Geçtiğimiz yıllar boyunca liderle özdeşleşme yaşanan bu kesimde, böyle bir değişim akla yatkın bulunmayabilir. İyi de, lider hayranlığı ve özdeşleşme, iktidar çarkının dönmesi

okumak için tıklayınız

Başkaldırdığı Kadardır İnsan – Zafer Köse

Bazıları sanıyor ki, insanlar bilinçsiz olduğu için başkaldırmıyor. “Cahil” diye yorum yapıyorlar. Oysa, gerçekleri görmek için bilgiden çok, cesaret gerekir. Görünce gereğini yapmayı kabul etmek, görmeyi göze almak gerekir. Vicdan gerekir. Yani, bilinçli varlığı yaratan, başkaldıran kişiliktir. Bu nedenle, başkaldırı, bilinçten önce gelir.

okumak için tıklayınız

Marka, Takva, Tuğra (AKP Döneminde Kültür ve Politika)

Evrensel Basım Yayın’dan çıkan “Marka Takva Tuğra”; tek başına iktidarda kaldığı 13 yıl boyunca hakim kültürel referans sistemini değiştirmeyi başaran AKP hükümetinin bilançosunu çıkarmaya çalışıyor. Hazırlığı bir yıl önce başlayan kitabın, bu devrin kapandığının işaretlerinin alındığı 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra yayımlanabilmesi bilanço tespiti bakımından olduğu gibi, bakiyeyi belirleme bakımından da iyi bir zamanlama. Çünkü

okumak için tıklayınız

Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü – John J. Ross

Jack London’ın inişli çıkışlı hayatı, Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, Joyce’un sayısız göz ameliyatı… Büyük yazarların hastalıkları ve tedavi süreçleri yapıtlarına nasıl yansıdı? Shakespeare frengiden mi mustaripti? Peki antibiyotiğin bilinmediği bir çağda nasıl tedavi ediliyordu? Oyunlarında ve şiirlerinde cinselliğe göndermelerin bunca çok olması, üstelik yaşamının sonlarına doğru giderek artması nasıl açıklanabilir?

okumak için tıklayınız

Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı – Ümit Alan

Gezi günlerinde izlediğimiz penguen belgeselinin gerçek künyesi… O belgeselin yayınında ve yapımında emeği geçen kara tarih: Gazeteciliğin Osmanlı saltanatındaki ilk yıllarından cumhuriyet yıllarına; darbe dönemlerindeki pozisyonundan siyasi iktidarlarla ilişkilerine; 6-7 Eylül 1955’teki rolünden Maraş, Çorum, Sivas, “Hayata Dönüş” katliamlarındaki duruşuna; Ahmet Kaya lincinden Hrant Dink’in hedef haline getirilişine; 28 Şubat sürecinden Andıç olayına; 1990’larda sendikanın

okumak için tıklayınız

Shakespeare ve Hamlet – Mina Urgan

Shakespeare’e tutulan ayna? Geçenlerde, Mîna Urgan’ın “Shakespeare ve Hamlet” kitabının Yapı Kredi Yayınları’nca yeniden basıldığını görünce, aklım ve yüreğim, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuduğum yıllara uzandı. Hep söylemişimdir: Berna Moran’lı, Tatyana Moran’lı, Vahit Turhan’lı, Akşit Göktürk’lü, Cevat Çapan’lı, Murat Belge’li ve elbette Mîna Urgan’lı yıllar, kanımca, bu bölümün Altın Çağıydı.

okumak için tıklayınız

Siyah Deri Beyaz Maske – Frantz Fanon

1925’te Fransız sömürgelerinden biri olan, Karayipler’in Martinik adasında doğan ve 18 yaşında Nazilere karşı savaşmak üzere Fransız ordusuna katılan Fanon; yabancılaşma, sömürgecilik ve sömürgeciliğin psikolojisi üzerine yazılarıyla “ezilenlerin ve ötekileştirilenlerin sesi olmuş, Fransız ordusunda yer aldığı yıllar içinde “beyaz adam”ın ırkçılığıyla bire bir karşı karşıya kalmıştır. Cezayir’in Fransa’ya karşı verdiği bağımsızlık savaşında Cezayir Ulusal Bağımsızlık

okumak için tıklayınız

Ali İsmail – Emri Kim Verdi? – İsmail Saymaz

Örgütlü bir şiddet 2 Haziran 2013 günü, Eskişehir’deki Sanayi Sokak’ta yaşanan anlar, bilinmeyen yaşamların öyküsü olmaktan çıkıp, iyilik ve kötülük üzerine dünyaya büyük anlamlar bıraktı. İsmail Saymaz’ın Ali İsmail: Emri Kim Verdi? kitabı o anların yakın tanıklığı.

okumak için tıklayınız

Edebiyat Kuramı Giriş – Terry Eagleton

Terry Eagleton?ın Edebiyat Kuramı adlı yapıtı Türkçeye çevrilmeden önce Türkiye?de edebiyat kuramları konusunda birden fazla kuramı tartışan en önemli kaynak, Berna Moran?ın ilk kez 1972?de yayımlanan Edebiyat Kuramları ve Eleştiri adlı kitabıydı. Niall Lucy?nin belirttiği gibi, Terry Eagleton?ın Edebiyat Kuramı adlı yapıtı İngilizcede 1983 yılında yayımlandıktan sonra ?edebiyat ve diğer beşeri bilim lisans öğrencileri için

okumak için tıklayınız

Kurd Kitêb Çapxane – Mesud Serfiraz

Kürt, Kitap ve Matbaa: Osmanlı Döneminde Kürt Kitap Yayıncılığı (1844-1923) Mesûd Serfiraz tarafından yazılmış olan Kurd, Kitêb, Çapxane: Weşangeriya Kitêbên Kurdî Di Dewra Osmaniyan De (1844-1923) [Kürt, Kitap ve Matbaa: Osmanlı Döneminde Kürt Kitap Yayıncılığı (1844-1923)] başlıklı bu çalışma Kürt Çalışmaları alanında önemli bir boşluğu dolduracak niteliktedir.

okumak için tıklayınız

Dehanın soykütüğü üzerine

Dostoyevski, Suç ve Ceza’da insanları, sıradanlar ve dehalar olarak ikiye ayırırken, dehanın suçla olan ilişkisinin de altını çizip geçiyordu. Öyle ki topluma söyleyecek yeni şeyleri olanların, yeni bir düzen vaat eden bu yasa koyucu dehaların hepsinin, doğası gereği az ya da çok suçlu olduklarını savunuyordu. Dostoyevski’nin yürüttüğü bu tartışma bizi tam da dehanın etiği sorununa

okumak için tıklayınız

Yedi Kat Yerin Altından Uğultular Geliyor – Onur Bütün

Elinizdeki kitap, maden işçilerinin önemli deneyimlerinden biri olan Yeraltı Maden-İş Sendikası’nın tarihini kayıt altına alıp, maden işçilerinin komite-konsey örgütlenmeleri ile hayata geçirdiği özyönetim örneklerini inceliyor… Bu sözlü tarih çalışmasında Yeraltı Maden-İş’liler kendi tarihleri hakkında söz alıyorlar. Osmanlı döneminden Soma’ya kadar sendikal bürokrasinin hâkimiyetini kırma mücadelesi veren, kendilerini ancak kendilerinin temsil edebileceğine inanan maden işçileri kurdukları

okumak için tıklayınız

İşçi Filmleri, Öteki Sinemalar – Funda Başaran

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2006 yılında bir grup gönüllünün çabasıyla başladı. Her yıl 1 Mayıs tarihinde İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak açılan ve yıl boyunca Anadolu’da çok sayıda kenti dolaşan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2015’te 10. yılını tamamladı.

okumak için tıklayınız

Suriye Kürdistanı’nda Savaş ve Devrim – Thomas Schmidinger

Avusturyalı siyaset bilimci ve kültürel antropolog Thomas Schmidinger, “Mazlum Bagok Kürt Gazetecilik Ödülü”nü kazanan bu kitabında, Suriye Kürdistanı’nı anlatıyor. Özellikle de son dönemde sadece Kürt özgürlük mücadelesinin değil, başta Suriyeliler olmak üzere tüm dünya halklarının dehşet ve öfkeyle tanık olduğu IŞİD katliamlarına karşı mücadelenin de sembollerinden birine dönüşen Rojava’yı…

okumak için tıklayınız

Uzun 19. Yüzyılda Orta Avrupa – Oktar Türel

ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel, bu kitapta I. Dünya Savaşı’nın ardından çözülen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ana bileşenlerinin XIX. yüzyıldaki toplumsal tarihine eğiliyor. “‘Uzun’ XIX. Yüzyıl” deyimi ile XVIII. yüzyılın son çeyreğindeki ekonomik ve siyasal devrimlerle başlayan ve 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle sona eren çağ kastedilmektedir.

okumak için tıklayınız

Prekarya: İpin Ucunu Kaçırmadan – Denizcan Kutlu

Neo-liberal dönemde çalışma ilişkilerinin güvencesizleşme doğrultusundaki evrimi, kapitalizmin dönüşüm dinamikleri, özne tartışmaları ve bunun kuramsal ve pratik, nesnel ve öznel boyutları bakımından “prekarya”nın yeri nedir ve nasıl belirlenebilir? Bu yazı, şüphesiz bu soruları tüm ayrıntılarıyla yanıtlama hedefini taşımıyor. Bununla birlikte bu sorular etrafında Guy Standing’in Precariat The New Dangerous Class (Prekarya Yeni Tehlikeli Sınıf) kitabından

okumak için tıklayınız

Poulantzas ve Yeni Küçük Burjuvazi – Göksu Uğurlu

Sosyal Bilimler alanında tarihsel materyalist içerimiyle sınıfın analitik bir araç olarak bilimsel üretimden dışlanmasının Batı akademisinde olduğu gibi Türkiye’de de gözle görülebilen bir olgu olduğu aşikâr. Bununla birlikte “sınıf” kavramının dışlanması son dönemde yerini bu kavramın farklı içerikler ile yeniden akademik üretime dâhil edilerek içinin boşaltılmasına bırakıyor. Sınıfın Weberci içerimleri hâkimiyet kazanıyor; “prekarya” gibi kavramlar

okumak için tıklayınız

Kitapların yakıldığı yerde insanlar itaat eder.

Kalabalık caddelerden arka sokaklara Kayıp Kitaplar Kütüphanesi, yok edilmiş, doğaya yenilmiş, tekrar yazılmış ya da imhaya kurban gitmiş metinlerden oluşuyor. Kitaplarla belli bir zamandır iyi kötü haşır neşir olduktan sonra farklı ve şaşırtıcı şeyler aramaya başlıyorsunuz. Aslında bu garipsenecek bir durum değil. Çünkü bir şekilde ve belki istemsizce gelişiyor.

okumak için tıklayınız