Kategori: Makaleler

Demokrasi ve Diktatörlük

Günümüzde kapitalist devletler gittikçe otoriter bir biçim almaktadır. Parlamentoların öneminin azalması ile yürütmenin gittikçe güç kazanması, biçimsel dahi olsa hukuki düzenlemelere riayet etmeyen hükümetler ve sosyal hakların kapsamının gittikçe daralması istisna olmaktan çıkan bu yeni devlet biçiminin bazı özellikleri. Elbette kapitalist devlet başından beri otoriter bir devlet biçimine meyilliydi ancak sınıf mücadeleleri ve dünya konjonktürü

okumak için tıklayınız

İmtiyaz, Güvenlik, Diktatörlük

“Hiçbir şey Schmitt’in ‘liberalizm olağanüstü durumları görmezden gelir; liberal devlet, meseleleri tartışmakla yetinen ve ‘istisnai durumlar’ hakkında ‘kararlar alma’ yeteneğinden yoksun olan ‘zayıf’ bir devlettir’ şeklindeki önermesi kadar gerçeklerden uzak olamaz. Hiçbir şey liberalizmin ve devletin doğru kavranmasına Schmitt’in bu önermesi kadar zarar veremez.” Mark Neocleous

okumak için tıklayınız

Arendt Totalitarizm ve İdeoloji

Siyaset bilimi literatürü açısından en temel ve yanıtlanması zor sorulardan birinin kitlelerin baskıcı rejimlere hangi koşularda, neden ve nasıl destek verdiğinin açıklanması olduğu söylenebilir. Bugün Türkiye’de de siyasi iktidarın niteliğindeki dönüşüme odaklanırken sürdürülen rejim tartışmalarında bu soruya verilen olası yanıtlar belirleyici olmaktadır. Bu soruya yanıt ararken, siyasetin pratikteki formunun teorideki gibi adalet ve erdem gibi

okumak için tıklayınız

Bilmece – Albert Camus “Bir şey, adı konduğu anda yitirilmiş değil midir?”

Göğün tepesinden düşen güneş dalgaları, çevremizdeki kırda sıçrayıp duruyor kıyasıya. Bu patırtı karşısında susuyor her şey. Karşıda Luberon Dağı soluk almadan dinlediğim bir donmuş sessizlik yığını sanki. Kulak kabartıyorum: Uzaktan gelenler var bana doğru; gözle göremediğim dostlar çağırıyor beni; sevincim büyüyor, eskisi gibi. İşte, yeni bir mutlu bilmece her şeyin gizini açıyor bana.

okumak için tıklayınız

Melih Pekdemir’in son kitabı – Zafer Köse

İnsanların refahına, yaşam biçimine, varoluşuna yönelik saldırılar kabul edilemez boyutta ve gittikçe artıyor. Ya onursuz kişilikler geliştirip kölelik ortamında yaşamayı kabul edeceğiz ya da direneceğiz. Kendimizden başka, bir araya gelmekten başka güvencemiz yok! Adres: Birleşik Haziran Meclisleri Evet, barbarların saldırıları arttıkça ve karşılığında halk direnişi geliştikçe, birileri buna “kardeş kavgası” diyecektir. Eskisi gibi. 70’li yıllarda

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü’nün Franz Kafka mezar ziyareti: “İşte ancak o zaman uzaklaştım yaşamın sonundan…”

“Yaşamın sonu hiçbir zaman bana ırak gözükmedi. Her yüzde, her solukta, her büyüyende, her yaşlananda, her sarılmada, her sabahta gördüm yaşamın sonunu. Çocukken bile, buğday tarlalarında, yaz gecesi mehtabında ve çocukluk gecelerinin derin karanlığında gördüm yaşamın sonunu, ama ben giderken, ben ya da tren görünümlerin içinden, kentlerden, köylerden, tarlalardan, dağ sıraları önünden, ardından, bir göl

okumak için tıklayınız

Uygarlaşma ve Şiddet – Nejdet Evren

“İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri” ni araştıran düşünür, filozof Erich Fromm’un üzerinde yaklaşık altı yıl gibi uzunca bir süre çalışıp, araştırmalar yaptığı ve kendi psikanaliz gözlemleriyle tespit ettiği değerlendirmelerle birlikte kaleme aldığı iş bu yapıtı ile genel kabul gören neredeyse hiçbir şekilde düşünülüp tartışılmadan üstün-körü olarak, yetersiz bilgiye dayalı ve çoğunlukla kulaktan doğma mevcut paradigmaları hem psikolojik

okumak için tıklayınız

Kürt Aydınlanma tarihinden portreler: Şêrko Bêkes

Modern Kürt şiirinin en önemli temsilcilerinden olan Şêrko Bêkes, 2 Mayıs 1940 yılında Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde doğdu. Henüz 8 yaşındayken yine kendisi gibi Güney’in bilinen önemli şairlerinden babasını, Faik Bêkes’i kaybetti. Babası aynı zamanda öğretmen olduğu için sık sık başka şehirlere göç etmişlerdir. Şêrko Bêkes çocukluğundan itibaren şiirin, edebiyatın, aydınlanmanın içinde bulmuştur kendini. ”Evimizde

okumak için tıklayınız

‘Acının tarihi yazılacaksa eğer…’

“Ya ölümüne tevekkül ya ölümüne başkaldırıdır işçinin seçeneği.” 1965 madenci direnişinin öyküsünü bir madencinin kaleminden okuyoruz, kitabın ismi “Kömür Tutuşunca”. Erol Çatma, Zonguldak Ereğli Kömür İşletmesinde yıllarca emek işçiliği yapmış biridir, aşinasıdır kömürün karasına. “1965 yılının Mart ayında, Zonguldak kömür havzasında büyük ve şiddetli bir madenci isyanı yaşanır.” Direnişin öyküsünü yazmak için çıktığı yol, direnişin

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin ile yapılan söyleşi ilk kez yayımlandı

Aziz Nesin’le ilgili yayımlanmamış bir kitap kaldığına inanmam zordu. Onun yüz yaşının eşiğinde Yüksel Pazarkaya’nın yaptığı nehir söyleşi yayımlanınca umutlandım. Belki, başka kitaplar da vardır arşivlerde. Pazarkaya’nın yirmi beş yıl önce yapılmış söyleşi kitabının gecikmesi ses aygıtlarından kasetlerden konuşmaları yazıya geçirmenin zorluğu yüzünden. Eski bir radyocu olan Pazarkaya anlaşılan bu konuda epey titiz davranmış.Konuşma çeşitli

okumak için tıklayınız

Dişil ütopya eril distopyaya karşı

İçinde yaşadığımız dünyanın keskin ve yalın bir analizini arıyorsanız, Kadınlar Ülkesi’ni de çoktan okuduysanız, Bizim Ülkemiz’i kaçırmayın. Ütopyalar insanlığa duyulan inancın bir ifadesidir çoğu zaman. Bir ütopya kaleme alan yazar öyle ya da böyle insanlığa dair, insanlığın daha iyisini gerçekleştirebileceğine dair bir inanç barındırıyordur içinde. Ve muhtemelen insanlığın neden daha iyisini gerçekleştirmeye bu derece hevessiz

okumak için tıklayınız

Soğuk hava vücudumuzu nasıl etkiliyor?

Aşırı soğuk hava vücudumuz üzerinde nasıl etkide bulunuyor? İnsan vücudunun yapısı aşırı soğuk iklim koşullarıyla baş etmeye uygun değildir. Çoğumuz, hava sıcaklığının sıfırın altına nadiren düştüğü ılık ve tropik iklimde yaşıyoruz. Kutuplardaki aşırı koşullara uyum sağlamış topluluklar da var: Kanada’nın Arktik bölgesindeki Eskimolar ya da Rusya’nın kuzeyindeki Nenetler gibi. İnsan zekâsı soğuğa dayanmasını sağlayacak giysiler

okumak için tıklayınız

Erkenci misiniz yoksa akşamcı mı?

İnsanların sabah erkenden kalkıp güne rahat başlamasını ya da yataktan sürüne sürüne çıkmasını belirleyen şey ne? Hayatım boyunca sabahları erken kalkmaktan nefret etmişimdir. Okula zamanında gideyim diye babam bacağımdan çekip çıkarırdı beni yatağımdan. Sabah zil sesini duyar duymaz midem bulanmaya başlar, ancak öğlene doğru bir şeyler yiyebilirdim. Geceleri ise durum farklı. Geç saatlere kadar kalıp

okumak için tıklayınız

Yapay zeka insanlığın sonu olacak korkusu gerçekçi mi?

Giderek artan sayıda bilim insanı, mühendis ve sanatçıların söylediklerine inanırsak ‘zavallı et ve kemik yığınlarına’ yani insanoğluna acımak gerekiyor. Profesör Stephen Hawking de insanoğlu tam anlamıyla zeki bir aygıt ya da yazılım geliştirdikten sonra neler olacağı konusunda endişelenen uzmanlar listesine katıldı. Hawking’in korkusu, yapay zekânın insanoğlunun sonu anlamına gelebileceği.

okumak için tıklayınız

Kalp acısı öldürür mü?

Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü? 1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi

okumak için tıklayınız

Diş ipi çürümeyi önler mi?

Diş ipi diş çürümesini önler mi? Claudia Hammond, bu soruya net yanıt vermemizi sağlayacak verilere sahip olmadığımızı söylüyor. Diş hekimine gittiğinizde size sorulan sorulardan biri “Dişlerinizi iple de temizliyor musunuz?” sorusudur. Dişlerimizi günde iki kere fırçalamanın yanı sıra diş ipiyle temizlememiz tavsiye edilir. Peki, bunun yararları konusunda elimizde net bilgi var mı?

okumak için tıklayınız

İmgeci sosyalist şiir ve artistik realite – Serkan Engin

İmgeci sosyalist şiire göre, şiir, poetik imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, imgeci sosyalist şiire göre, Şiir’in temel birimi poetik imge’dir. Çünkü Şiir, doğal dil (gidimli dil) içinde şair özne tarafından geliştirilen özerk bir üst dildir (metalanguage). Bu da poetik imgeler aracılığıyla, doğal

okumak için tıklayınız

Suyu kesilenlerin yardımına ‘Süper Mario’lar koşuyor

İtalya’nın başkenti Roma’da, faturalarını ödeyemedikleri için suyu kesilen ailelere yardım eden Süper Mario maskeli bir grup tesisatçı ortaya çıktı. Suya erişimin bir “hak” olduğunu savunan “Halkın Suyu Komitesi” üyeleri, yüzlerinde video oyunu karakteri Süper Mario’nun maskeleriyle suyu kesilen evleri yeniden şebekeye bağlıyor. Komite üyeleri, özellikle “karınlarını doyurmak ile faturalarını ödemek arasında seçim yapmak zorunda kalan”

okumak için tıklayınız