Kategori: Makaleler

Tozan Alkan’dan ‘açık kapı’lar ağıtı

Bilinçli şiir okuru bilir, şiir kitapları bir öykü ya da roman gibi okunmuyor. Anlam, çağrışım ve üst dil özellikleri bakımından metne yoğunlaşmak gerekiyor. Derin kazı ve söz yolculuğu, şiir okumalarında bir tutum, bir tarzdır. Okunur okunmaz kendini fark ettiren bir şiir, aynı zamanda estetik bilincin yaratımı duygu bölünmelerine de sürükler okuyucuyu. Uzak bir coğrafyada taş

okumak için tıklayınız

İnsana ‘Kendine gel!’ diyen kedi – Elif Kutlu

Avcı toplayıcılık, tarım ürünlerinin depolanmasıyla birlikte sona erecekken tahıl ambarlarını farelerden kurtaran kediler sayesinde tarım devrimi gerçekleşiyor. “Kediler sustuğu için” insanlık tarihi bunları çok farklı bir şekilde yansıtsa da kediler aracılığıyla tarım devrimi olmasaydı, Marx’ın artı değeri yazamayacağı hatta insanın aya ayak basamayacağı ihtimali de yok değil.

okumak için tıklayınız

İnsanı içe dönük ya da dışa dönük kılan nedir?

Neden bazı insanlar yanlarında başkalarını ister, macerayı severken bazıları da yalnız kalmaktan hoşlanır? Her şey beynimizin ödül algısıyla ilgili. Cumartesi gecesini kalabalık bir barda mı yoksa evinizde battaniyeye sarılmış, iyi bir kitaba gömülmüş olarak mı geçirmek istersiniz? Büyük bir arkadaş grubuyla maceralı bir spor tatilinden mi, yoksa bir-iki arkadaşınızla sakin bir tatilden mi zevk alırsınız?

okumak için tıklayınız

Peki nereye Bingo? – Zübeyde Duran

Yıllar önce üniversitede bir hocamızın, “iyi kitap kendinden öte olandır, yani okunduktan sonra başka kitaplar okunmasına vesile olan, hiç olmazsa kaynaklar taratan kitaptır” dediğini hatırlıyorum. İçinde anlamı bilinmeyen sözcük ve kavramlardan kaynaklanmıyor bu kuşkusuz. Daha önce üstüne ya hiç düşünmediğimiz ya da düşünsek bile bilince çıkarma eylemini gerçekleştirmediğimiz bir konuda bize kapı aramalıdır iyi kitap.

okumak için tıklayınız

Vedat Türkali’nin, Bitti Bitti Bitmedi ‘si sessiz ama öfkeli

Bitti Bitti Bitmedi, Diyarbakır Cezaevi’nden kalan anılarının kara karga gibi etrafında dolandığı bir adamı, Murat’ı merkeze alıyor. Vedat Türkali ne yazarsa yazsın, nasıl yazarsa yazsın içerisinde hem derin hem de kabası alınmış bir yara vardır. Aşkta, politikada, komşuyla içilen bir çayda, yoldaki yürüyüşte anlarsınız karakterin sızısını. Bazen kelimeler ya da cümleler gelişigüzel akıyormuş gibi görünse

okumak için tıklayınız

Nefesimizi ne kadar uzun tutabiliriz?

Bazı insanlar çok uzun süre nefeslerini tutabilir. Frank Swain bunun sınırlarını araştırdı. Geçen yıl Kasım ayında 32 yaşındaki Nicholas Mevoli okyanusun üstünde sırtüstü yatmış ciğerlerini havayla doldurmuş, sonra suya dalmıştı. Bahama adaları civarında 72 metre derinlikte bir sualtı mağarasına kadar o nefesle yüzdü. 3,5 dakika sonra su üstüne çıktığında bilincini yitirmiş, deney ölümle sonuçlanmıştı. İnsan

okumak için tıklayınız

50 bankanın varlığı 187 ülkeye bedel

İstihdam, bilanço ve ölçek değerleriyle, küresel piyasalardaki ağırlıklarıyla sistemi domine eden 50 büyük bankanın toplam varlıkları ülke ekonomileriyle yarışırken, bir dev bankanın varlıklarını yaratmak için 129 ülkenin toplam nüfusunun bir yıl boyunca çalışması gerekiyor.

okumak için tıklayınız

“Müthiş Kedi Komplosu” olayları çocukların çözdüğü bir dedektiflik hikayesi.

Çocukluğumda Enid Blyton’ın “Afacan Beşler” ve “Gizli Yediler” serileri vardı. Olayları çocukların çözdüğü bu dedektiflik kitaplarını çok severdim. Yeni baskılarını görünce şimdiki çocuklar adına da sevindim. Sadede dönersek, Çağla isimli kız çocuğunun anlatımıyla okuduğum “Müthiş Kedi Komplosu” olayları çocukların çözdüğü bir dedektiflik hikayesi.

okumak için tıklayınız

Beyaz Kedilerin Korkulu Rüyası: Sağırlık

Ankara Kedisi Derneği, Türkiye’ye özgü en meşhur hayvan çeşitlerinden biri olan Ankara Kedisi hakkında bilgiler veren, bu canlıların tanınırlığını arttırmak için çalışmalar yapan, sahipsiz kedilere yardım etmek için ellerinden geleni yapan; ancak diğer derneklerden farklı olarak, aynı zamanda Ankara/Anadolu Kedileri ve özellikleri hakkında akademik olmaya yakın kapsam ve derinlikte araştırmalar yapan ve popüler bilim yazıları

okumak için tıklayınız

Kürt sineması: Yurtsuzluk, sınır ve ölüm

Bir Kürt sineması fikri şimdi, Yılmaz Güney, Bahman Ghobadi, Hiner Saleem, Kazım Öz, Hüseyin Karabey gibi isimlerin dâhil olduğu (ama onlarla da sınırlı kalmayan) başarılı yönetmenlerin kolektif çalışmalarına dayanır. Keza adını andığım Kürt sinema yönetmenlerinin hepsine başka ulusal sinemalar da sahip çıkabilir ve çıkmıştır; üstelik böyle bir iddia çok da temelsiz değildir. Yılmaz Güney örneğin,

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare”

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare” raflardaki yerini aldı. Eroğlu bu yeni romanında, “Fay Kırığı” üçlemesinde resmettiği Türkiye’nin, bir adım sonrasındaki kırılmayı gündemine alıyor; Gezi Parkı Direnişi’ni. Diğer yandan ise kahramanı Ahmet’le Gabar Dağı’nın eteklerinde bıraktığı on dakikalık karanlığın peşinden bir yaşamı sürüklüyor.

okumak için tıklayınız

Soma ve Ermenek katliamlarının ardından sonra ‘Germinal’i yeniden okurken

“Germinal”de, 1860’lı yıllarda Fransa’nın kuzeyindeki maden ocaklarında yaşanmış acımasız, ilkel, dayanılmaz koşulların, günümüz Türkiye’sinde, Soma’da, Ermenek’te hemen hemen hiç değişikliğe uğramadan sürüyor olması, yüreğinize isyan duyguları salmıyor mu? Yüreğimde öfke ve isyan… Calvino’nun klasikleri değişik açılardan tanımlayan ünlü denemesindeki ölçütler, kuşkusuz, Zola’nın “Germinal”i için de geçerli. Tıpkı Shakespeare’in, Dostoyevski’nin, hayatın ve insan ruhunun evrensel derinliklerini

okumak için tıklayınız

Neden uyuruz?

Bazıları sekiz saate ihtiyaç duyarken bazılarına dört saat yetiyor. Ama herkesin nefes almak ve yemek gibi uykuya da ihtiyacı var. Fakat bilim insanları bunun nedenini hâlâ çözebilmiş değil. Bu konuda ilginç teoriler ve ipuçları var. İpuçlarından en belirgin olanı, yeterince uyuduğumuzda kendimizi iyi, mahrum kaldığımızda ise çok daha kötü hissetmemiz. Birkaç günlük mahrumiyetin ardından uyku

okumak için tıklayınız

Bazı şarkılar neden dilimize dolanır?

Bazı şarkılar bir kez dilimize dolandı mı zor kurtuluruz.Beynimizin bir bölümünün kontrolümüz dışında olduğunun göstergesidir bu aynı zamanda. Bazen günlerce, hatta aylarca sürer bu takıntı. Nedenini bilmeksizin o şarkıyı mırıldanıp dururuz. Psikologlar açısından bu durumun en ilginç yanı işte beynimizin bu kontrol dışı bölümüdür. Davetsiz gelir bu şarkılar ve bırakmak istediğimizde de gitmezler. Beynimizin ses

okumak için tıklayınız

Gerçek dünya haritası insanlarla neden paylaşılmaz?

Birazdan göreceğiniz resim Peter Projeksiyonlu Dünya Haritası’na ait. İlk kez Dr. Arno Peters tarafından 1974’te Almanya’daki Basın Konferası’nda tanıtılıp sonrasında ise epey tartışmaya konu olmuş. Tartışmanın esas konusu şu: Bu harita gerçeği yansıtıyorsa bizim bildiğimiz harita neyi yansıtıyor?

okumak için tıklayınız

Olgulardan şaşmamalıyız. Olgular bu hassas yapıda birbirlerine dişli çarkın dişleri gibi geçiyor: Biri diğerini harekete geçiriyor, yalanın tek bir zerresi, gıcırdayıp tümünün durmasına yeter!

Çağdaş Macar edebiyatının en önemli temsilcilerinden Péter Nádas, Bir Aile Masalının Sonu’nda düş dünyası büyükbabasının anlattığı savaş anılarıyla, masallar ve efsanelerle beslenen küçük bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. 1950’lerin Macaristan’ındayız. Olup bitenleri küçük bir çocuğun, Peter Simon’un bakış açısından izliyoruz. Anlamaya çalışıyoruz demek daha doğru olur. Çünkü Peter de etrafında gelişen olayları anlamakta ve değerlendirmekte zorlanan

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü ‘nün Franz Kafka ‘ya dair yazısı “Hiçbir Şeye Gücüm Yok, Acılar Dışında”

“Bütün evin gürültüsünün ana karargâhı olan odamda oturuyorum. Tüm kapıların vurulduğunu işitiyorum, böylece hiç değilse kapılar arasında dolaşanların ayak seslerini duymaktan kurtuluyorum, ama mutfakta açılıp kapanan fırın kapağının gürültüsünü işitiyorum. Babam odamın kapılarını sanki yararcasına gecelik elbisesini yerde sürükleyerek gelip geçiyor, bitişik odada sobanın külünü kazıyorlar, Valli ön odadan kelimesi kelimesine babamın şapkasının temizlenip temizlenmediğini

okumak için tıklayınız

Georg Lukacs ‘ın Goethe’nin Genç Werther’in Acıları’na dair değerlendirmesi

Genç Werther’in Acıları Werther’m yayınlandığı yıl olan 1774 yalnızca Alman edebiyatı açısından değil, dünya edebiyatı açısından da önemli bir tarihtir. Fransa’yı felsefe ve edebiyat alanındaki ideolojik önderliğinden geçici süreliğine mahrum bırakan Almanya’nın bu iki alandaki kısa süreli ama fevkalade önemli hegemonyası ilk kez werther’m dünya çapında elde ettiği başarıyla açıkça görünür hale gelmişti. Kuşkusuz Alman

okumak için tıklayınız

Neden güleriz?

Çok basit, ama yanıtı karmaşık bir soru… Gülmenin nedenini anladığımızda insan doğasına ilişkin temel sorunları da anlamışız demektir. Çoğu insan bir şeyi komik bulduğumuz için güldüğümüzü düşünür. Ama insanları gülerken izlediğinizde aslında öyle olmadığını görürsünüz. Gülme uzmanı Robert Provine alışveriş merkezi, okul, ofis, parti gibi farklı ortamlarda saatlerce gerçek konuşmaları kaydetmiş ve bunun sonucunda birçok

okumak için tıklayınız

Amerika’nın “kâşifi” neden Kolomb’dur?

Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta “Amerika’yı Kolomb’dan önce Müslümanlar keşfetti” diyerek yeni bir tartışma açtı. Bu tartışmanın bir cehalet (ısrar edilirse şarlatanlık) örneği olan “Küba’daki cami” bölümünü geçelim. Çeşitli toplumların Kolomb öncesi Amerika seyahatleri (örneğin Fenikeliler, Vikingler, Arap denizciler, Çinli Amiral Zheng He) hakkındaki söylence ve gerçekleri birkaç gün önce bu portalda yazdık. Bütün bu olgulardan

okumak için tıklayınız