Kategori: Makaleler

“HES yapma boşuna, yıkacağız başına!”

Bu slogan, 9 Kasım’da Derelerin Kardeşliği Platformu tarafından Trabzon’da düzenlenen “Karadeniz Kararmasın, Geleceğimiz Solmasın” mitinginde kitlerin dilinde sürekli yinelendi. Sloganlar, kalabalıkları coşturmak ve alanlardaki diriliği yüksek tutmak için etkilidir. Topluluğu “gaza getirmek” gibi de bir işlevi vardır. Bazı sloganlar haykırıldığı alanlarda kalır, herkes işine gücüne döndüğünde ise unutulur gider. Ama…

okumak için tıklayınız

Nerelisin? Zafer Köse

“Zafir’in ve Halime’nin yaşadıkları hayat nasıl “döküntü” kelimesinin anlamını değiştirebiliyorsa, bu hikaye de okurun kafasındaki “Nerelisin?” sorusunun anlamını değiştiriyor. Bu sorunun, bu memleketteki anlamını netleştiriyor.” Zafir, hep örnek aldığı on beş yaşındaki ablasının ardından düşe kalka koşuyor. Ama yetişmekte zorlanıyor. Ablası, elinden tuttuğu en küçük kardeşini peşinden sürüklediği halde, çok hızlı ilerliyor.

okumak için tıklayınız

Arkadaşını söyle, üniversiteye girip giremeyeceğini söyleyeyim…

Akıllı bir takım arkadaşına sahip olmak, lise öğrencilerinin üniversiteye gitme şansını iki katına çıkarıyor. Yeni bir çalışma, ders dışındaki etkinliklere katılmanın büyük bir yarar sağlamadığını, girilen takım ya da kulübün içeriğinin ne olduğunun da fazla önemi olmadığını gösterdi. Ama başarılı öğrencilerin olduğu takımlara girenler daha başarılı oluyor. İyi notlara sahip üyeleri olan ders dışı kulüp

okumak için tıklayınız

Bakteriler kanser hücrelerine “dur” diyebilir

Günümüzde en yaygın hastalıklardan biri olan kanser, kaynaklandığı bölgeden vücudun başka bölgelerine sıçramasıyla insan hayatı için daha da tehlikeli hale geliyor. Sadece yayılmasını engellemek bile kansere karşı verilen savaşta büyük bir adım olacaktır. Missouri Üniversitesi’nde yapılan araştırmaların sonucunda, bakterilerin birbirleri arasındaki haberleşme sisteminin kanserli hücrelerin yayılmasını engellemede kullanılabileceği fark edildi. Bu haberleşme sistemi kanserli hücrelere

okumak için tıklayınız

İnsanın genetik tarihinde kadınlar baskın!

Investigative Genetics dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, insanlık tarihinde kadın popülasyonu erkeklerden daha fazla. Araştırma, dünya popülasyonundaki kadın ve erkeklerin demografik tarihini analiz etmek için daha iyi kalitede atasal genetik bilgilerin elde edilebileceği yeni bir yöntem kullandı. Çalışma 51 farklı kökenden 623 erkeğin babadan gelen Y kromozomunu (NRY) ve anneden gelen mitokondrial DNA’sını (mtDNA) karşılaştırdı. Analiz

okumak için tıklayınız

İnsanüstü görme yeteneği olan kadınlar

Nasıl oluyor da bazı insanlar başka kimsenin algılayamadığı “görünmez” renkleri görebiliyor? Concretta Antico, öğrencilerini resim dersi için parka götürdüğünde onlara gördükleri renklerin tonları ve parıltılar konusunda bilgi veriyor, “Suyun üstündeki ışığa bakın; o kayanın üstündeki pembemsi parıltıyı, yaprağın kenarındaki kızıllığı görüyor musunuz?” gibi sorular soruyormuş. Öğrencilerin hepsi de kafa sallıyormuş. Antico ancak yıllar sonra anlamış

okumak için tıklayınız

Sizi Hep Şaşırtacak Bir Roman – Sadık Güvenç

Bugünü yaşayan yazarın sizi iki yüz yıl öncesine yolculuğa çıkardığını düşünün. 19. yüzyıl İngiltere’sine şöyle bir uzanmak ilginç olmaz mıydı? Kasnaklar üzerine geçirilmiş kadın elbiselerinin giyildiği yıllar… Manastırların, günahkar kadınlara sığınak (!) olduğu yıllar… Nedense hep kadınlar günahkar sayılır. Günümüz yazarı John Fowles, 19. yüzyıl atmosferini başarıyla kuruyor romanında. Sanki kendisi de o yıllarda yaşamış

okumak için tıklayınız

Bir Balıkla Sahtekârca İlgilenmek – Mesut Lizor

Bir Balıkla Sahtekârca İlgilenmek biçimsel açıdan Tutunamayanlar’ın ötesine geçen yeni bir roman. Romanın giriş bölümü “Özgeçmiş” başlıklı bir olayla başlıyor. Şantiyede bekçilik yapan bir adamın, Faulkner’in Abşolom’unu hatırlatan güçlü bir üslupla tasvir edildiği bir sahnedir bu. Akşam mesaiden dönen şoförlere “o adi demir kapıyı” açan gece bekçisi kendi kendiyle konuşurken roman sanatı üzerine olayla ilişkisi

okumak için tıklayınız

Filmlerin Politik Okuması

Türkiye’de pek çok konuda olduğu gibi sinema kuramı konusunda da yayınların yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Hala çevrilmemiş bir sürü temel eserin varlığı hepimizin malumu. Yine de özellikle 1990’lı yılların sonu, 2000’li yılların başında bu konuda önemli bir atılım gerçekleşti. Bugün pek çok yayınevi önemli sinema kuramı kitabını dilimize kazandırıyor. Bu atılımın ilk işaret fişeği sayılabilecek kitaplardan

okumak için tıklayınız

Kendi Dünyasını Yaratan Sanat

Daniel Frampton’un 2006’da “sinemayı yepyeni bir tarzda anlamak için manifesto niteliğinde yazdığı, Filmozofi adlı kitabı 2013 tarihinde Cem Soydemir’in çevirisi ile Metis yayınları tarafından basılmıştır. Sinema izleme deneyim ve pratiklerinin giderek değişime uğramakta olduğu günümüzde, Frampton kitabında “sinema ile gerçeklik arasındaki kavramsal bağı” sorgulamayı dener ve “sinemanın istediği her sahne ve nesneyi bilinçli olarak öne

okumak için tıklayınız

Konuşmak Hayattır Oysa…

Andrey Platonov, yalınlığın ve duruluğun anlamını birkaç çizgide yoğunlaştırarak anlatan, kısa öykülerinde bile sayısız etkiler üreten bir söz büyücüsü. Yaşadığı dönemin ruhunu, doğayı ve içindeki nesneleri, nesnelerin kurduğu düzeni, düzenin kararlı bir çizgide ilerlerken saptığı noktaları, insanın doğayla birlikte kat ettiği devinimi, devinimi gören gözün yanılma payını rastlantılara izin vermeden estetik kalıba döken, kendisiyle birlikte

okumak için tıklayınız

Üs-Tü Kal-Sın

Cemil Kavukçu’nun yeni öykü kitabı Üstü Kalsın’ın senfonik bir yapısı var. Elbette yazarın kurduğu dil atmosferinden, öykülerin sıralanışından kaynaklanıyor bu. Anlatım biçimiyle dilin temposu her metni kendi yapısı içinde derinleştirirken usulca birbirine ilmek atan dokuz öykü dingin akan hüzünle neşeyi kamçılayan coşkunun iç içe geçtiği çok sesli uzun bir müziği duyumsatıyor.

okumak için tıklayınız

Ziya Yılmaz: TiP’ten THKP-C’ye Fatsa’dan Türkiye’ye

Geçtiğimiz hafta NotaBene yayınlarından bir kitap dağıtılmaya başlandı. Günümüzde ismi çok anılmayan, kimilerinin hafızasında zar zor geri çağrılan bir devrimciden bahsediyor; Ziya Yılmaz Kitabı. 2011 yılında hayata gözlerini yummuş, genç devrimcilerin, sosyalistlerin pek bilmediği bir isim olan Ziya Yılmaz, Barış Mutluay tarafından çeşitli mülakatların derlenmesiyle ve türdeşlerinde pek rastlanılmayacak ölçüde yapılmış bir araştırmayla günümüze ulaştırılmış

okumak için tıklayınız

Bu hikaye, bir çocuk… babası ve bir savaş hakkında – Güzella Bayındır

İlkokul tarih kitaplarında öğretildiği gibi bir veliahtın bir milliyetçi tarafından öldürülmesiyle başlatılmadı ilk dünya savaşı. Yalnız çocukları inandırabilirsiniz bunun için başladığına. Hiçbir savaş öyle başlamaz ki… Yaşadığımız coğrafya kimini sabah akşam duyduğumuz, kimini arada bir duyduğumuz, kimineyse hiç vakıf olmadığımız savaşlar yaşıyor. 1914’te başlayıp 1918’de biten dünya savaşı bazıları için hiç bitmedi. Görünür olmaktan çıktı

okumak için tıklayınız

Yankesiciler bizi nasıl oyuna getiriyor? İşte bilimsel gerçekler…

Yankesiciler el çabukluğu gibi becerilere sahip olmanın yanı sıra beynimizin zayıflıklarını kullanmayı da iyi biliyor. İşte birkaç örnek… Nörologlar, dikkat ve algı sistemimizdeki aşırı duyarlılık nedeniyle beynimizin kandırılmaya karşı donanımlı olduğunu söylüyor. Aslında başarılı yankesiciliğin sırrı da marifetli parmaklardan çok beynimizdeki zayıflıklardan yararlanmayı bilmekten geçiyor. Bazıları bu konuda o kadar iyi ki araştırmacılar zihnimizin ne

okumak için tıklayınız

100 yıllık sinemayı okumak

Her ne kadar tartışmalı olsa da sinemamızın 100. yılını kutluyoruz. Kitap Fuarı’nın bu yılki teması da Sinemamızın 100 Yılı, onur yazarı ise Atillâ Dorsay. Biz de, bu vesileyle Türkiye sinemasını tanımayı kolaylaştıracak 20 kitaplık bir seçki hazırladık. Kitap Fuarı’nın bu yılki teması, Türkiye sinemasının bir asırlık birikimine saygıyla ‘Sinemamızın 100 Yılı’ bildiğiniz gibi. Sinema yazarlığının

okumak için tıklayınız

Geçmişin ve geleceğin Rönesansı üzerine – Ulaş Koç

Kitap, bilimsel düşünme yönteminin kullanılması ve hayal kurulması için bir platform kurmuş. Gözünüz, zihniniz ve hayal gücünüzle sohbeti takip etmeye çalışmanız ilham verici bir deneyim oluyor. Tartışmayı yürüten kişilerden biri belki şu an idolünüz ya da okuyup ilham aldıktan sonra olacak, kim bilir… Kimimiz rüyalarında, kimimiz de fantastik filmlerde/dizilerde şöyle bir sahneye tanık olmuşuzdur: Bir

okumak için tıklayınız

Kadının yeniden doğuşu – Ezgi Berk

‘Bir Annenin Doğuşu’, kadınların doğal ve son derece olağan tepkilerinin anormalleştirildiği ve baskılandığı, isyan bayrağını açmasın diye anneliğinin kutsandığı, fedakârlık yapmanın onandığı bir toplumda yanlış giden bir şeyler olduğunu düşünen bütün kadın ve erkeklerin okuyup üzerine tartışabilecekleri bir eser. Bebek bekleyen kadınlar, piyasada çok sayıda bebek bakımı üzerine kitap bulabilir. Peki, ya kadını anneliğin zihin

okumak için tıklayınız

Rus Biçimcileri ve Devrim – Mesut Lizor

Yirminci yüzyılın başında gerek Avrupa’da gerekse Kuzey Asya ve Yakın Doğu’da önemli düşünsel ve siyasal-toplumsal olaylar olmaktadır. Kökleri İngiliz deneyciliğine dayanan pozitif bilgi kuramı Viyana’da spekülatif felsefenin o muğlak, sınır tanımaz diline bayrak açar. Hareketin en ünlü isimlerinden Wittgenstein Tractatus’u (1921) kesinlik ihtiyacının bir gereği olarak adım adım, numaralandırılmış yalın önermeler biçiminde yazar. Alman İmparatorluğu’nun

okumak için tıklayınız

Zihnin sınırlarını yıkmak

Kapitalizm, küreselleşmenin de etkisiyle yer yurt ayırt etmeksizin var olan değerleri, düşünceyi, gelenekleri, doğayı yakıp yıkarak ilerlemeye devam ediyor. En ücra noktalara, köylere, uzak kentlere, dağlara, ormanlara boşluk bulduğu tüm alanlara, çatlaklara sızarak parçalıyor. Kendi hâkimiyetini inşa ediyor. Ömer Faruk, Yarabıçak’ta Deleuze ve Guattari’nin “göçebe düşüncesi” üzerinden aynılaşmayı, düzene bağlılığı, düzenin varlığını ve hayatımızdaki “kodları”

okumak için tıklayınız