Kategori: Makaleler

Günah Taşları – Zafer Köse

Kalabalık bir grup, recm cezasını uygulamak üzere toplanmıştır. Maria Magdalena, günahkar bir hayat yaşadığı için öldürülecektir. Taşlar hazırdır. Maria çaresizce beklemektedir. O anda, Nasıralı Marangoz Yusuf’un oğlu ufukta belirir. Herkes onun Maria’yı kurtaracağını bilir, ama bunu nasıl yapacağını merak ederler. O kitlenin elinden, böyle bir anda bir kadın nasıl kurtarılır?

okumak için tıklayınız

Rusya’dan selfie uyarısı: Bitlenirsiniz

Rusya’da halk sağlığı konusunda tavsiyelerde bulunan kurum, saç bitinin yaygınlaşmasının önlenmesi için gençlerin selfie çekmekten kaçınmasını tavsiye etti. Rospotrebnadzor adlı kurumun Kursk bölge temsilciliği, insanların grup halinde cep telefonuyla fotoğraf çektirmelerinin saç bitinin daha geniş bir kitleye yayılmasında başlıca etmen olduğunu kaydetti. Kurum birbirine kafalar değecek kadar yaklaşmanın saçtaki bitlerin diğer insanların saçlarına atlayabilmesine neden

okumak için tıklayınız

Yeni Bir Toplumcu Tıp kitabı – Akif Akalın

Toplumcu Tıp literatürümüz zenginleşiyor. Bu kez zenginliğimize Deniz Akgün, Notabene yayınlarından çıkan Kapitalizm Hasta Eder başlıklı kitabıyla katıldı. Kendisiyle yapılan bir söyleşide “toplumcu tıp Türkiye’de mümkün mü?” sorusunu, “bunun aksi mümkün mü?” sorusuyla yanıtlayan Akgün, “[y]aygınlaşan toplum sağlığı sorunlarına çözüm bulunabilmesi için toplumcu tıp uygulamalarına hareket alanı sağlanması zorunludur” diyor. Deniz Akgün genç bir halk

okumak için tıklayınız

Bir Teknik Olarak Üslup Değişikliği – Mesut Lizor

Bir Balıkla Sahtekârca İlgilenmek adlı romanın giriş bölümünde iki özgeçmiş vardır. Bunların kendi bağlamlarından kopuk bir şekilde orada yer alması havada kalmışlık hissi verir. Bunun bir hata olmadığını göstermek için Jameson’ın Tarihte Ulysses adlı makalesine başvurmak istiyorum. Ona göre Genelev bölümünün ana gövdeden (Ulysses) kopuk olması görsel açıdan şeyleşmenin bir sonucudur. Nitekim Flaubert’in eserlerinde de

okumak için tıklayınız

Zazalar – Haydar Karataş

Bu Zazalık meselesi aslında epeyce karışık ve de bulaşanın başını yakan bir şeydir. Onun için işin o tarafına girmek istemem. Türkologlar onları Türklük içinde görme eğilimindeydi. Yeni Kürt aydınlanması Zazalıkla duygusal bir bağ kurar. Bu nedenle bugün açısından söylenebilecek her cümle taraflı. Zaten benim bu “Aazalık” mevzuunda söyleyeceğim şeyi sakın içinizde ciddiye alan olmasın, eğlence

okumak için tıklayınız

Ermenistan’ın ‘Drakula’sı: Dakhanavar

Von Haxthausen’in 1854’te basılan ‘Transkafkasya’ kitabında Yerevan yakınlarında bir vampir hikâyesinden bahsediliyor. 1968’de Montague Summers’ın ABD’de basılan ‘Avrupa’da Vampir’ kitabında da referans verilen anlatıda yer alan ‘dakhanavar’ kelimesinin Farsça ‘canavar’a benzemesi tesadüf mü bilinmez ama Haxthausen’ın Ermenistan vampiri mitine neden olduğu kesin.

okumak için tıklayınız

Yokluğunun 30. Yılında Cigerxwin – Özkan Öztaş

Eserlerinde yoksulluğu, işçileri, köylüleri, ezilen Kürt halkını işleyen Marksist Kürt şairi Cigerxwin, 1903 yılında Mardin?in Gercüş (bugün Batman?a bağlı) ilçesinde dünyaya gelir. 1. Paylaşım Savaşının başladığı yıllarda Suriye?ye göç etmek zorunda kalan Cigerxwin?in asıl adı Şehmuz Hasan?dır. 1914 yılında Suriye?nin Amude şehrine göç eden Cigerxwin, 1921 yılında Suriye?de İlahiyat Fakültesini bitirerek din görevlisi olarak işe

okumak için tıklayınız

Yeni orta sınıfın Gezi’ye ilerleyişi – Zafer Köse

Son zamanlardaki önemli kitaplardan biri: Ali Şimşek’in “Yeni Orta Sınıf – ‘Sinik Stratejiler’”. Kitap Gezi’nin de bir analizi niteliğinde. Bu ayaklanmanın belki de en önemli bileşeni olan yeni orta sınıfı, ortaya çıkış koşullarıyla, evrilmesine neden olan gelişmelerle, eksik kalan yönleriyle ve en önemlisi, gelecek için verdiği umutla inceliyor. Şirketini kurduğunda sadece bir masası, bir sandalyesi

okumak için tıklayınız

Karakaşlı’nın dört köstebeği – Fazilet Mıstıkoğlu

Şair, yazar, gazeteci Karin Karakaşlı “Dört Kozalak”ta, sınav kaygılarıyla boğuşan dört gencin bu süreçte kabuklarından çıkışını ve farklılıkları sevip benimseyişini anlatıyor. Emre, Mari, Şerzan ve Kumru, hikayeye ismini veren dört kozalak. Üniversite sınavına hazırlanacakları yıl gelip çattığından, hepsi oldukça gergin ve endişeli. Aslında Osman Hoca onları bir araya getirmese, ayrı okullarda okudukları İstanbul’da yolları hiç

okumak için tıklayınız

Umberto Eco’dan insanoğlunun en önemli çağı – Çetin San

“Ortaçağ” üzerine “Barbarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar” isimli kitap yazan Umberto Eco, bu ikinci ciltte, çağın gündelik yaşamından müziğine, teknik gelişmelerinden Haçlı Seferleri’ne uzanan bin bir yüzünü uzmanlar tarafından yazılmış makalelerle aydınlatıyor. Şu anda düşünüyorum da, gerçekten insanoğlunun en önemli çağıdır ‘Ortaçağ’… Çünkü o çağ artık bir değişim yapmaya karar verdiği, hatta belki de gezegenin üstündeki hükümdarlığını

okumak için tıklayınız

Steinbeck’in hayaletleri – Ertuğrul Nehri

“C’est avec les beaux sentiments que l’on fait de la mauvaise littérature.” André Gide André Gide’in “İyi duygularla kötü edebiyat yapılır.” deyişini haklı çıkarır şekilde, hüzün ve dert ile örülmüş, belki de olabilecek en ‘kötü’ duygularla eserler vererek uygarlığın kültürel birikimine tarihi etkiler yapabilmiş pek çok yazar vardır. Bu yazarlar isimleriyle hissi bir kalıp koyarlar

okumak için tıklayınız

Öldürmenin dayanılmaz ağırlığı – Öznur Özkaya

Suat Ertüzün’ün dilimize kazandırdığı David Vann’ın “Keçi Dağı” adlı romanı küçük bir çocuğun bilinçli bir şekilde kaçak bir avcıyı, akabinde törelere göre erkek sayılabilmesi için bir geyiği öldürmesini ve çocukla beraber babası ve dedesi de dâhil yanındaki erkeklerin öldürme, töre, modernite, din gibi konularda düşüncelerini konu edinmiş. Okurken tüylerinizi ürperten, midenizi alt üst eden sahnelerle

okumak için tıklayınız

Bilimi bilim yapanlar: Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur, Mendeley, Marie Curie, Einstein, Freud…

Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur, Mendeley, Marie Curie, Einstein, Freud… Öncü 43 ismin çalışmalarıyla tematik bir bilim tarihi: Bilim İnsanları- Bir Keşif Destanı. Dorothy Crowfoot Hodgkin adını pek çok kişi duymamıştır. İtiraf edeyim Bilim İnsanları-Bir Keşif Destanı’nı okuyana kadar ben de bihaberdim kendisinden. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitap Andrew Robinson’un hazırladığı bir derleme. Fotoğraf ve

okumak için tıklayınız

Behiç Ak: Gülümseten Öykülerin Güzel Kalpli Yazarı

Bir çocuk ve iki yetişkinin resmedildiği bir çizim var karşımda. Adı “Geleceğe Borçlanmak”. Yetişkin birer kadın ve erkek, kafasını yukarıya kaldırmış ve yüzlerine adeta haykırırcasına bakan çocuğu dinlemekte. Çocuğun ağzından çıkan hiçbirimizin reddedemeyeceği bir gerçek: “Bana çok şey borçlusunuz!” Yaşantımızın her günü yüz yüze geldiğimiz bu gerçek Behiç Ak’ın Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan karikatür kitabındaki güzelim

okumak için tıklayınız

Roman, Film, Müzik ve Livaneli

* “SON OZAN” KİTABINDA (ZAFER KÖSE, MEVSİMSİZ YAYINLARI, 2007) YER DEMİR GÖK BAKIR FİLMİYLE İLGİLİ BÖLÜMDEN KISA PARÇALAR: * … (1986) Yıllarca hazırlandıktan sonra bir filme başlıyor. 1974 yılında İsviçre’de ‘Otobüs’ filminin müziğini yaptığından beri yüreğini kanırtan bir istekti bu. Otuzu aşkın film müziği vesilesiyle değişik uluslardan yönetmenlerle çalışmıştı. Çoğu zaman o sahnelere ayrı yorum getirmek

okumak için tıklayınız

Paul Lafargue’den “Tembellik Hakkı”: Çalışmak-Çalıştırılmak – Zafer Köse

Bazı kitaplar vardır ki hiç eskimez Paul Lafargue’ın “Tembellik Hakkı” kitabı da onlardan biri. Her daim yeni ve her daim gündemde tutulması gerekir. Çoğu marksistin bu kitabı okumuş olduğunu biliyorum; ama yine de üstüne yeniden konuşmak gerekir. Bu yazı bir tanıtım değil, bir eleştiri değil ama aynı zamanda da her ikisi ve kitap üzerinden oluşmuş

okumak için tıklayınız

Tolstoy’a ilişkin bir değerlendirme – Georgi Plehanov

I.  Büyük bir senyördü Tolstoy, ölünceye /değin de öyle kaldı. Önceleri, imtiyazlı durumunun sağladığı nimetlerden bol bol yararlandı. Ama, sonraları, -halkın kaderini ve mutluluğunu düşünen kimselerin et­kisiyle  şu kanıya vardı; Yararlandığı nimetlerin kaynağı halkın sömürülmesidir ve bu smürme ahlaka aykrıdır. Bunun üzerine, kendisine hayat ver­miş olan Tanrının halkı sömürmeğe izin vermeyeceğini düşündü. Gelgelelim, halkı sömürmekten

okumak için tıklayınız

Bir ilk kitap: Belki Bir Gün Uçarız

“Belki Bir Gün Uçarız”da, oldukça enerjik, alaycı ama aynı zamanda da mustarip bir anlatıcıyı dinliyoruz. Yaşadığı toplumu ve çağı sevdiği pek söylenemez, fakat inkar da etmiyor. Başka bir toplumsal yapıda yaşıyormuş gibi davranmıyor, yalnızca bu delilik çağında aklını muhafaza etmeye ve yaşamaya çalışıyor. Bir yakınınızın ölümünü beklediniz mi hiç? Beklediyseniz, Aylin Balboa’nın anlatıcısını çok iyi

okumak için tıklayınız

Enver Gökçe ‘nin Sanat, Edebiyat, Şiir Anlayışı

“Ben, sınıf edebiyatı yapıyorum.” Benim sanat görüşüme gelince. Ben, sınıf edebiyatı yapıyorum. Yani Türk halkının, hayatın her döneminde aktif olan, güzel olan, büyük olan bu halkın sanatını yapmaya çalışıyorum. Bence sanat, herşeyden önce bu sınıfın yaşam kavgasındaki gücünü, kudretini ortaya koymasındadır. 1940 yılına gelinen yıllarda Türkiye’de çeşitli sanat görüşleri var olmuştur. Bilhassa endüvalist sanat biçimine

okumak için tıklayınız