Kategori: Makaleler

Satürn yıldızının altında bir düşünür: Walter Benjamin – Emek Erez

Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi, eleştirmen ve estetik kuramcısı Walter Benjamin. Bu kısa tanım onunla ilgili her yerde geçiyor ama her bakımdan da eksik kalıyor. Başucu kitabı olarak değerlendirdiğim YKY tarafından basılan “Tek Yön”, 1928 yılında ilk kez yayımlanmış. Kitabın türü ile ilgili olarak deneme ya da aforizma olduğuna yönelik değerlendirmeler olsa da Adorno

okumak için tıklayınız

Uludere adın ulu olsun – Özkan Öztaş

“Yahudi’nin gözü yok mu; organları, boyu posu, duyuları duyguları, heyecanı yok mu? Aynı yiyecekle beslenmiyor mu, aynı silahlarla yaralanmıyor mu, aynı hastalıklara yakalanmıyor mu, aynı ilaçlarla iyileşmiyor mu, aynı kışın ve yazın üşüyüp ısınmıyor mu? Farkı ne Hıristiyan insandan? Etimizi kesince kanımız akmaz mı? Gıdıklanınca gülmez miyiz? Zehirlenirsek ölmez miyiz? Peki ya bize haksızlık ederseniz

okumak için tıklayınız

2 bin 500 yıllık barış çığlığı

Aristophanes’in barış temalı üçlemesinden ikisinin çizgiroman uyarlaması İstos Yayınları’dan çıktı. Günümüze ulaşan on bir Aristophanes komedyasının tamamı yayımlanacak. “Şu günlerde tam da Aristophanes okumanın zamanı. “ Bu cümleyi yaklaşık 2 bin 500 yıldır her dönem için her coğrafyada söylemek mümkün. İddia ediyorum hemen her seferinde de doğrudur.

okumak için tıklayınız

Susan Sontag’la “Bilincin Kapısını Aralamak” – Şule Tüzül

“Kimileri kitap okumayı sadece bir kaçış olarak görür: ‘Gerçek’ dünyadan hayali bir dünyaya, kitapların dünyasına bir kaçış. Oysa kitaplar çok daha fazlasıdır. Onlar, tamamıyla insan olmamızın bir yoludur.” 1996 yılında yazdığı “Boges’e Mektup” başlıklı kısa metninde böyle demiş Susan Sontag. Aklınıza gelebilecek her konu ve her kavram üzerine yazıları, denemeleri, romanları, kitapları olan bir yazar,

okumak için tıklayınız

Öyküsünü anlatan yaşlı adam sustu

Maupassant bana göre “başkasını yazmayı” en iyi becerebilmiş yazarlardan. Hem de kendiymiş gibi değil, hakikaten başkasıymış gibi. Maupassant’nın yazdıklarını anlatmaya Maupassant’dan başlamak gerek. Aslında, bir biçimde bu yazının okuruna Maupassant’ı ilk defa işitiyormuş gibi davranmanın, bu minvalde şeyler yazmanın anlamı yok. Yine de işitmek yetmiyor – Maupassant’ı yazmak ve okumak için onu iyi tanımak gerekiyor.

okumak için tıklayınız

Neler uğruna şiir yazmıyorum – Serkan Engin

Nobel Edebiyat Ödülü’nü almak için şiir yazmıyorum. Ola ki elli sene sonra beni bu ödüle aday göstermek gafletinde bulunanlar çıkarsa, şimdiden ödülü reddettiğimi, hatta birilerinin bana ödül vermeye kalkmasını hakaret saydığımı belirtmek isterim. Bunun politik-etik gerekçelerini daha iyi algılamak isteyenler “Ödül Düzleminde Şiir Erkini Yıkmanın Anatomisi” (Eliz Edebiyat/ Şubat 2011) adlı yazımda, yeterince veri bulacaklardır.

okumak için tıklayınız

Cevabı Dostum, Yeni Yılda Bunun – Zafer Köse

Beethoven’a, Nazım’a, Dostoyevski’ye o büyüleyici yapıtları üretme gücünü veren neydi? Gözlerinin içi gülerek insan sevgilisine neden çiçek verir? Bir anne, neden dünyaya çocuk getirir? Cevabı dostum, umutta bunun. İyi müziğin, nitelikli şiirin, katmanlı romanların değerinin anlaşılacağına duyulan güvende. Çiçeği uzatan yüreğin içtenliğinin hissedileceğine inanmakta. Doğan bebeğin dünyaya güzellik katmasında. Yeni başlangıçlar yaratan insanın umudunda.

okumak için tıklayınız

E-kitap okumak ‘uykuya ve sağlığa zararlı’ İşte bilimsel sonuçlar…

Yatma vakti geldiğinde, elinizde bir elektronik kitapla (e-kitap) battaniyenin altına kıvrılmış “bir şeyler okuyayım” diyorsanız aslında uykunuza ve sağlığınıza zarar veriyor olabilirsiniz. Uyarıyı, Harvard Tıp Fakültesi’ndeki Amerikalı doktorlar yapıyor. Araştırma ekibi, uyumadan önce ışık yayan e-kitap okuyanlarla, kâğıt baskı kitapları okuyanları kıyasladı.

okumak için tıklayınız

“Ben Ölü Canlar ‘dan nefret ediyorum. Ben kötü bir adamım.” Gogol

Bu yaşıma dek bu klasik romanı okuyamadığım için utanıyor ve bu ayıbı kimselere söyleyemiyordum. Üstelik Melih Cevdet’in çevirisi olduğuna göre, değerinin güvencesi vardı. Ama ne yazık ki ameliyatımdan sonra, görme alanım daraldıktan sonra kitap, mektup, gazete gibi şeyleri okuyamıyordum; bunları Vakıf çocuklarıma okutuyordum. Ölü Canları okul dönüşlerinde, akşam saatlerinde önce Kadriye ve Emine, sonraları Mahperi

okumak için tıklayınız

Uykuda öğrenmek mümkün mü? David Robson

Uyurken öğrenmek eskiden beri herkesin hayalinde olan bir şey. Uzmanlar bugün uykuda hafızayı geliştirmenin birtakım yollarını bulduklarını söylüyor. Uyurken yeni bir beceriyi sıfırdan öğrenmek mümkün değil; ama hafızayı güçlendirmek olanaklı. Uyku sırasında beynimiz önceki günün anılarını işleyip pekiştirir. İşte bu süreci daha etkili kılmak mümkündür.

okumak için tıklayınız

Don Kişot ve devrimci ruh

Mahmut Temizyürek. Devrimci ruhun da Don Kişot gibi başka motivasyon peşine düşmeden, hatta para, ün ve başarı gibi maddi getirilere sırtını dönerek yaşadığını gösteriyor İm Bilse Er Ölmes’de. Geçen hafta The Guardian gazetesinde yayımlanan bir yazısında John Berger, seksen yıllık yazma serüveninden, her şeyden önce anlam bulmasına yardım eden bir unsur olarak söz etmiş. Yazmak,

okumak için tıklayınız

Çocuk kitabı Fikri Rüyakaçıran dair – Güzella Bayındır

Ben bu hafta yeni bir yazarla ve ilk kitabıyla tanıştım. Lütfen siz de tanışın. “Fikri Rüyakaçıran”; Su Özdoğu’nun ilk kitabı. Kendini tanıttığı ilk cümlelerden itibaren Su Özdoğu’nun sözcüklerle kurduğu ilişkinin sıradan bir ilişki olmadığını anlıyorsunuz. Tıpkı hayatla kurduğu ilişki gibi…

okumak için tıklayınız

Yıldızlara Bakan, Altın Saçlı Küçük Bir Prens

Antoine De Saint-Exupéry’nin 1943 yılında okurlara kazandırdığı Küçük Prens 2015 yılında sinema ekranlarında karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Yazarın kendi sulu boya resimleriyle süslediği bu büyülü kitaptan bir film yaratmanın zorluğu, okurların merakı ve sabırsızlığıyla doğru orantılı olarak artar elbette. Öyle ki kitaba büyüsünü katan her detay yönetmenin omzuna daha ağır bir sorumluluk yükler.

okumak için tıklayınız

Bitmeyen bir şarkı: Bobby Sands “Evet, bizim de günümüz gelecek!”

Bobby Sands ve yoldaşları, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direnişin simgesidir artık: “Evet, bizim de günümüz gelecek!” Açlık grevi ve ölüm orucu denince dünyada akla ilk gelen isim Bobby Sands olacaktır. 5 Mayıs 1981 tarihinde ölüm orucunun 66. gününde yaşama gözlerini kapamasının ardından tüm dünya saygı duruşuna geçti. Hindistan ve Fransa

okumak için tıklayınız

Aşkın Suçları – Marquis de Sade “Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar.”

Marquis de Sade, ilk ve tek ahlaksızlık filozofudur. Ancak Sade’ın önemi bununla sınırlı değildir. Sade’ın eserleri bütün insan ilişkilerini öyle ya da böyle etkileyen cinsel içgüdülerle ilgili her şeyi dikkatle çözümler. Sade’ın eserlerinde felsefe önemli bir rol oynar. Eserlerinde sık sık şu türden ifadelerle karşılaşılır: “Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar.” -Iwan Bloch-

okumak için tıklayınız

*Belki de yaşamı yeterince sevmiyor muyuz? Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Albert Camus

“Belki de yaşamı yeterince sevmiyor muyuz? Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi?” ‘Düşüş’, varoluşçu yazar Albert Camus’nün 1956 yılında yayınladığı romanıdır. Yazarın 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmasında büyük etkisi olduğu iddia edilen roman, klasikleşmiş roman biçeminden farklı olarak, kahramanın monologları üzerine kuruludur.

okumak için tıklayınız

Amin Maalouf’un Gözünden Kültür, Kimlik ve Bugün Üzerine

Amin Maalouf metinleri kendini keşif ve Batı coğrafyasından Doğu’ya sorgulayıcı bir bakış çerçevesinde ele alınabilir. Çoğu noktada tarihsel romanın izinden giderek Doğu-Batı kültür çatışmasına dair seçenek arayışları gözüyle de irdelenmesi gereken bu metinlerde Beyrut ve Lübnan’ın çok kimlikli, parçalı ve bölünmüş bir coğrafya olarak yazınsal karşılığı okur tarafından fark edilebilir kolaylıkla.

okumak için tıklayınız