Kategori: Makaleler

?Beyaz Benek? ve Zeliha Bulut – Adil Okay

1973 doğumlu Zeliha Bulut, hapishane kapılarında büyüyen bir kadın. Yıllar yıllar boyunca, karda kışta, yazın kavurucu sıcaklarda ziyaret kuyruklarında beklemiş. İtilmiş kakılmış ama o vazgeçmemiş politik mahpuslara ışık taşımaktan. Sonra büyümüş ve ?özgürlük eşitlik? diyerek çıkmış sokaklara. Yüksek sesle haykırmış. Ve bu kez o düşmüş mahpus damına. 2013 ortalarında mahkemesi sonuçlanmış ve müebbet hapse mahkum

okumak için tıklayınız

Borges?in Ötesinde? – Dağhan Dönmez

Körlük görmemek değil, görmediğini bilmemektir. Zweıg?ın ?Satranç?ı, Gestapo faşizminin izlerini taşıdığı kadar; psikolojik öğeler de ihtiva eden, kusursuz bir gerilim öyküsüdür. Ancak bana kalırsa kitabın en göz alıcı özelliği, hikayenin ana karakteri Dr.B?nin, aylarca hücre hapsine kapatılmışken; bir sorgulama öncesi bekletildiği odada, askıdaki montun cebinden satranç kitabı çalmasıyla hayata tutunmasıdır. Zaman kavramını yitiren, delirmenin eşiğindeki

okumak için tıklayınız

Noel yemekleri – Faiz Cebiroğlu

Danimarka?da, Kasım ve Aralık ayı demek, Noel yemekleri demektir. Yalnız Danimarka?da değil, tüm İskandinavya ülkelerinde, Kasım, Aralık ayı, Noel yemekleri ayıdır. Noel yemekleri bu ülkelerde gelenektir, partidir, eğlencedir?Noel yemekleri, bu ülkelerde, kalplerin partisi ve bayramıdır? Noel yemekleri bu ülkelerde, aynı zamanda, birbirini aldatmanın da eğlencesi ve partisidir.

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna Üzerine – Arş. Gör. Oğuzhan Karaburgu

Türk edebiyatında ismini daha çok hikâyeci olarak duyuran Sabahattin Ali, roman sahasında da üç eser vermiştir. Bunlar Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna?dır. Bizim incelememize konu olan Kürk Mantolu Madonna[1], önce 18 Aralık 1940 ? 8 Şubat 1941 tarihleri arasında Hakikat gazetesinde ?Büyük Hikâye? başlığı ile tefrika edilir sonra da 1943 yılında Remzi

okumak için tıklayınız

Mert Fırat: “Palahniuk, Sabahattin Ali okumuş mudur?”

Bursa Nilüfer Belediyesi, 2013 yılını Sabahattin Ali’ye adadıktan sonra Ali’nin eserlerini derinlemesine incelemek için yıl boyunca söyleşiler, kitap okumaları, film ve tiyatro gösterimleri, sergiler, atölyeler ve bir de tasarım yarışması düzenledi. Bu etkinliklerin esas amacı yazarın her yaştan okur tarafından daha yaygın biçimde tanınmasını sağlamaktı. Gülşah Çırak’ın (Hüseyin Özdilek Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi),

okumak için tıklayınız

Faili meçhul hikâyeler – Ayça Örer

Gökçer Tahincioğlu, 70?li yıllarla başlayıp bugüne uzanan derin tarihi, dönemin korku verici öğelerinden birini hatırlatarak anlatıyor: ?Beyaz Toros.? Kitapta, on iki faili meçhul hikâye var. Sınırın az ötesinde, Yunanistan?da örneğin, beyaz bir otomobil yanınıza yanaştığında korkar mısınız? Hayır. Ama o araba size İzmir?de, Ankara?da, Elazığ?da, Diyarbakır?da yanaşsa aklınıza olmadık akıbetler gelir. Söz konusu korkuysa, eşitiz.

okumak için tıklayınız

Hayvana da saygı – Cihan Erken

Gezi Parkı direnişi, bizlere insan dışındaki türlerin de savunulması ve korunması gereken hakları olduğunu bir kez daha hatırlattı. ?Bizim? bu dünyada hemen yanı başımızdaki, ancak bir yandan da o ontolojik ?biz?in dışındaki hayvanların ve bitkilerin de birtakım hakları olduğu, ?en temel hak olan yaşam hakkı gibi? bu süreçte, başta hayvan hakları koruyucuları olmak üzere, çeşitli

okumak için tıklayınız

Herman Hesse’nin “Narziss ve Goldmund” romanı için bir inceleme – Gürcan Çiçek

“Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insan arasındaki sıradışı dostluk eksesinde, yaşam, ölüm, sanat, us, aşk, tutku ve cinselliğin izini sürüyor. Bir yanda bilge Narziss, öte yanda sanatçı Goldmund; ikisi de kendi yolunda, ?kendini gerçekleştirme? yolunda mükemmel?e ulaşmaya çabalasa da, mükemmel?e karşıt yönlerden yaklaşmayı başarabiliyorlar ancak. Karşıtlıkların iki insanı birbirinden koparmadığı,

okumak için tıklayınız

Çehov?un hüznü rahatlatıcıdır – Asuman Kafaoğlu-Büke

Anton Çehov, Rus toplumundaki çöküşü yansıtır. En önemlisi, Tolstoy ya da Dostoyevski?nin dini inançları ve spiritüel duyguları kalmamıştır onda. Anton Çehov, 1892 yılında yayımcısı Tikhonov?a yazdığı mektupta kendinden Düello romanının yazarı diye söz eder, oysa bugün onun en az bilinen eseridir bu roman. Düello ve bir de Sibirya?nın kuzeyine yaptığı gezi sonrasında yazdığı seyahatname, artık

okumak için tıklayınız

William Faulkner’in Nobel konuşması: Her şey korkmakla başlar

Bayanlar ve baylar, Bu ödülün şahsıma değil, çalışmalarıma verildiğini düşünüyorum – ızdırap ve terle yoğrulmuş gayesi, zafer kazanmak, hele ki kâr etmek asla olmayan; tek gayesi, insan ruhunun daha önce yaratmadığı metinler yaratmak olan çalışmalarıma. Aslında bu ödül bana emanet edildi. Ödülle beraber gelen parayı amacına ve anlamına uygun şekilde bağışlayacak bir yer bulmak zor

okumak için tıklayınız

Philip Roth’un ilk öyküleri – Ali Bulunmaz

Philip Roth?un bir yazar olarak tanınmasını sağlayan öyküler toplamı ?Hoşça Kal Columbus ve Beş Öykü?, hem yazıldığı döneme yazarın gözünden bir bakış hem de onun gelecekte işleyeceği konu ve temaların ipuçları. Roth, bu öykülerde o zamanın çarpıklıklarını, anlatım biçimi sayesinde evrensel bir dile dönüştürüyor. İçimizden biri veya birkaçı Philip Roth, Amerikan edebiyatının en üretken yazarlarından.

okumak için tıklayınız

Bir parça huzur… – Melisa Ceren Hasmaden

Jay Parini?nin kaleme aldığı Son İstasyon, Lev Nikolayeviç Tolstoy?un yaşamının son yılını anlatıyor. Sanatçı, yapıtların ardındaki o gizemli yaratıcı, alımlayıcı tarafından iştahla merak edilir. Sanatçıların ölümünün ardından günlüklerinin, mektuplarının, kişisel notlarının yayımlanması, biyografi ya da otobiyografilerin okur tarafından büyük ilgi görmesi, yapıtlarda ısrarla sanatçının izinin sürülmesi hep bu merakın sonucu. Sanatçıların yapıtlarında, özellikle yazarların metinlerinde,

okumak için tıklayınız

Gezi’ye objektifin ardından bakmak – Beste Sezen Ateşpare

Direniş günlerini ölümsüzleştiren 21 foto muhabirin vizöründen özel kareler, fotoğrafın ustalarından Coşkun Aral?ın seçkisiyle yarın Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alacak. ?Türkiye?de bir dönem tarih sayfalarına işlenirken dünya fotoğrafın gücüne bir kez daha tanıklık ediyordu? Yüz binlerce insan sokaktaydı: Gençler, ebeveynler, sanatçılar, işçiler, eşcinseller? İnananlar ve ateistler? Ve elbette polisler? Duvarlara, yollara yazılan yazılar,

okumak için tıklayınız

?Döner kebap dönmez olsun yaşasın beşlik simit? – M.Utku Şentürk

?Can kurtaran halkası Susamdandır markası, Kimseye karşı yoktur Gösterişi, cakası…? Yanıtı ?simit? olan bu eski İstanbul bilmecesi, simidin günlük yaşamımıza ne denli girmiş olduğunu yansıtmıyor mu? Öyle ya, tıpkı kazara denize düştüğünüzde yılana sarılmayın diye size fırlatılan ve boğulmanızı önleyen sadık kurtarıcınız ?can simidi? gibi, ucuz ve her yerde bulunan bir yiyecektir simit.

okumak için tıklayınız

Ermeni edebiyatını yakın kılan külliyat – Karin Karakaşlı

Dünya kültür tarihi açısından kıymetli bir eser olan Modern Ermeni Edebiyatı, tarihsel ve toplumsal dinamikler arasındaki incelikli dengeleri gözeterek her dönem için ayrıntılı bir çerçeve çiziyor. Edebiyatı yazarın hayal gücü kadar gayri resmi insanlık tarihi olarak bildim. Hakkı verildiğinde imkânla mümkün anlamlardır her ikisi de edebiyatın. Yazar hayal gücüyle bu dünyaya alternatif bir paralel evren

okumak için tıklayınız

Paha Biçilemez – A. Şule Süzük Toker

?Altın mı? Sarı, parlak, değerli altın mı? Hayır, Tanrılar, Kendimi aylaklığa adamadım ben! Onun şuncası karayı ak, çirkini güzel, yanlışı doğru, Alçağı soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit eder. ?. Neden bu?? (Atinalı Timon, Shakespeare) Bir sanat yapıtını değerli kılan nedir? Bir resmin, bir heykelin, bir müzik parçasının ya da bir romanın ?değer?inden söz edebilir miyiz?

okumak için tıklayınız

“Fethiye Çetin Tarihi” – Yıldırım Türker

Fethiye Çetin?in ?Anneannem? adlı kitabı, çığır açan ilklerdendir. Sadece anneannesi Seher?in hikayesiyle bu toprakların hiç deşilmemiş, hiç dile dökülmemiş ortak günahlarından birini usulca önümüze bıraktığı için değil. O günahın izlerini kendi hayatı peşinde sürerken hepimize çırılçıplak bir dil önerdiği için.

okumak için tıklayınız

Çocukluğunu bir gecede yitirmiş Surmelian?dan yüreğe dokunan sesleniş – Fırat Güllü

Geride bıraktığımız yüzyılın en önemli sinema şaheserlerinden birisi olan ?Yurttaş Kane?in açılış sahnesinde basın tröstü patronu Charles Foster Kane, ölüm döşeğindedir; son sözü ?rosebud? olur. Tüm film, bu garip adamın son sözünün ne anlama geldiğini anlamaya çalışan bir gazetecinin araştırması üzerine kurulacak ve her şey elindeki tüm o ekonomik ve politik güce rağmen hayatı boyunca

okumak için tıklayınız

Bedenimiz tehdit altında! – Aysel Sağır

?Algı bedenin dünyayla kurduğu bir salınım ilişkisidir. Beden önce bir durumun içinde oluşuyla dünyayı algılar sonra dünyanın algısı bedene eklemlenir, dolayısıyla bu ilişki dünyayı ve bedeni aynı anda var eder.? Başkalarının bakışları Toplumla ilişkimizi bedenimizle kuruyor, dolayısıyla da dünyayı bedenimizle algılıyoruz. Yani bedenimiz de tıpkı belleğimiz gibi biriktiriyor, bilinçaltı oluşturuyor; hatta başkalarının karşısında acil durum

okumak için tıklayınız