Kategori: Öykü Kitapları

Bir isyan öyküsü: Tatar Ramazan ve Gezi Parkı – Selma Sayar

Tatar Ramazan edebiyatımızın gölgede kalmış yazarlarından Kerim Korcan?a ait bir öyküdür. Yazar, döneminin ?toplumsal gerçekçi? birçok edebiyatçısı gibi cezaevinin ağır koşullarını yaşadığı ve iyi bildiği için, eserlerinin çoğunda, cezaevi gerçeğini anlatır. Romanlarında ve öykülerinde ezilenler, başkaldıranlar, idamlıklar, kitaplarının kahramanı olmuştur. 1942 yılında bir tarla sorunu nedeniyle adam öldürüp hapse giren Tatar Ramazan, cezasını tamamladıktan sonra

okumak için tıklayınız

Mehmet Söğüt’ün “Mucizevi Hayatlar” adlı öykü kitabına dair – İsmail Güner

Mehmet Söğüt’ün Sınırsız Kitap ve Yayıncılıktan çıkan “Mucizevi Hayatlar” adlı kitabını bir solukta okudum? Sevgili Mehmet’i, belli bir süredir tanırım. Hayatın her hâlini yaşamış, hayatın zorlu yaşamından öğrenmiş bir insandır. Kitap’ta Avrupa’ya savrulan mülteci insanlarımızın yaşamını konu alan hikâyelerini okuyacaksınız. Aynı zamanda güneş ülkesinin çocuklarının direnişini içeren, acıları, kederleri ve mutlulukları okurken bir kez daha

okumak için tıklayınız

Salkım Sacak Keldağ?a dair – Ayşe Kaygusuz

Müslüm Kabadayı, Mart 2013?te çıkardığı ?Salkım Saçak Keldağ? ilk öykü kitabıyla, öykü dünyasına merhaba derken, yaşadığı çağın sorunlarını sorgulayarak ve tarih bilinciyle geçmişi bugüne, bu günü de yarına taşımanın sorumluluğuyla yazmış öykülerini. Müslüm Kabadayı, edebiyat öğretmeni ve eleştirmeni olmanın ustalığıyla kullandığı ?dil?i, bilgi ve yaşanmışlık deneyimiyle bütünleyerek, yerli yerine oturtmuş anlıtımını. Kullandığı yalın Türkçesini Antakya

okumak için tıklayınız

Cunda Öyküleri – Hazırlayan: Kadir Aydemir

27 yazarın kaleminden ?Cunda Öyküleri? Bu kitapta birbirinden farklı, ama oradan geçen, kimi zaman denize değen, kimi zaman adanın boş sokaklarında gezinen Cunda öykülerini bir arada bulacaksınız. Ada meraklıları ve deniz tutkunları için edebiyatta yepyeni bir yolculuk fırsatı… Pek çok yazarın kaleminden birbirinden farklı zamanlarıyla, farklı sularıyla düşlenmiş aynı ada: Cunda Adası…

okumak için tıklayınız

Köz’e dair – Nevzat Süer Sezgin

Değerli eleştirmen Bahri Karaduman?ın editörlüğüyle, Şenocak yayınevi tarafından okurla buluşturulan KÖZ çoktandır beklediğim bir kitap. Bekliyordum çünkü Nalan Yılmaz?ın çeşitli edebiyat dergilerinde okuduğum öyküleri, kurgu becerisi, konu seçimi, anlatımı ve diliyle çok farklı ve değerli bir öykücünün edebiyatımıza katıldığını muştuluyordu. Kitabın ismiyle, kapak tasarımı arasındaki uyumdan çok etkilendim. Barış Yılmaz KÖZ?e öyle bir kapak tasarlamış

okumak için tıklayınız

Hamburg’da Aşk Başkadır – Süleyman Deveci

Ekonomik, politik çıkmazlardan, can güvenliği kaygılarından ya da daha güzel bir yaşam sürme hevesleriyle Almanya’ya göç etmek zorunda kalan Anadolu insanının ”Dünyaya Açılan kapı” olarak adlandırılan Hamburg’da yaşadıkları birbirinden ilginç aşk hikâyeleri… Tertemiz duygularla ölümüne sevenler, kaşla göz arasında birbirlerini aldatanlar, çok eşliliğin ve ihanetin kitabını yazanlar, sevdikleri için her türlü fedakârlığa katlananlar,

okumak için tıklayınız

Öykü’nün Bir Tatil Günü – Alime Yalçın

Alime Yalçın?ın ilk çocuk öyküsü kitabı Öykü?nün Bir Tatil Günü, küçük Öykü?nün annesiyle birlikte bir cumartesi sabahı babaannesi ve dedesini ziyaret amacıyla evden çıkmasıyla başlayan, Öykü?nün bilinç penceresinden dünyaya ve yaşama bakan, rengarenk resimlerle dolu, sevimli bir kitap. Okul öncesi ve ilk okuma çağındaki miniklere seslenen Öykü?nün Bir Tatil Günü, odağında ?sevgi?nin yer aldığı bir

okumak için tıklayınız

Kırmızı Küpeler Babil Kulesi – Orhan Kemal

Orhan Kemal denilince akla ilk olarak romanlar gelir. Her okurun yaşamında silinmesi imkânsız izler bırakan, yaşamın kirlettiği dünyaya temiz, ferah bir nefes gibi dolan romanlardır bunlar. Bu nedenle okurlarda yarattığı hayranlık haklıdır ama, bu durumun Orhan Kemal’in öykücülüğüne haksızlık ettiği de bir gerçektir. Usta bir romancı olduğu gibi usta bir öykücüdür de o. Bu kitapta

okumak için tıklayınız

Thomas Mann?ın Aldanan Kadın?ı – Ali Yıldız

1875?te Almanya?da doğan Thomas Mann, ülkesinin olduğu kadar, dünya yazının da önemli isimlerinden. Yazın eleştirmenlerine göre, ilk öykü kitabı olan Küçük Friedemann?da; Schopenhauer, Nietzsche ve Wagner?den etkilendiği görülen yazar; toplumsal sorunları işlediği Bir Ailenin Çöküşü adlı romanıyla tanınmıştır asıl. Thomas Mann?ın 1875-1955 tarihleri arasında yaşadığı düşünülürse, toplumsal sorunlara duyarsız kalması pek olası değildir zaten, barışın

okumak için tıklayınız

Sahaf Mendel – Bir Kadının Yirmi Dört Saati – Stefan Zweig

Savaşların tarumar ettiği Avrupa’dan kaçarak ölüme sığınan Stefan Zweig, “Kitaplar, insanları ölümden sonra da birleştiren ve bizi, unutmaya, hayatın bu en büyük düşmanına karşı koruyan biricik araçtır”, diye yazmış. Bu kitapta onun iki başyapıtını bir arada bulacaksınız: “Sahaf Mendel” ve “Bir Kadının Yirmi Dört Saati”. Tüm hazinesi kitap sevgisi ve bilgisinden ibaret, eski sahaf neslinin

okumak için tıklayınız

Çağdaş Öykücülük ve Peter Nadas – Onur Koçyiğit

Ölümle Baş Başa, Peter Nadas?ın dilimize çevrilen ilk kitabı, başka bir deyişle yeni bir yazar daha kazandık. 1942, Budapeşte doğumlu olan Peter Nadas, Çağdaş Macar edebiyatının son dönemde öne çıkan isimlerinden birisi. Bir süre gazetecilik de yapan yazar, Philip Roth, Elfriede Jelinek, Harold Pinter gibi önemli yazarlara da verilen Franz Kafka Edebiyat Ödülü?nü 2003 yılında

okumak için tıklayınız

Yakan Sır – Alacakaranlık Öyküsü – Stefan Zweig

“Yakan Sır” ve Alacakaranlık Öyküsü”, dünya edebiyatında yetkin örneklerine az rastlanan, büyükler için yazılmış çocuk ve ergen psikolojisi öyküleri. Stefan Zweig, özgün yazarlık içgörüsü ve Freud ile kurduğu dostluk sayesinde bu zor işin üstünden başarıyla gelerek bizi yetişme çağındakilerin gizemli dünyalarına götürüyor. Yetişkinlerin arasına karışmak ve sırlarını öğrenmek için can atan bu kırılgan çocukların serüvenlerini

okumak için tıklayınız

Karışık Duygular – Stefan Zweig

Karışık Duygular, kalp ile zihin arasındaki ezelî çatışmanın yol açtığı kısa fakat karmaşık bir labirent. Stefan Zweig, dünyanın siyah ve beyazlardan oluşmadığını, o parlak biçemiyle bir kez daha hatırlatıyor okurlarına. Başında kavak yelleri esen ve aslında akademik ortama pek de fazla ilgi duymayan genç bir üniversite öğrencisi ile entelektüel açıdan yaratıcı olduğu günleri geride bırakmış

okumak için tıklayınız

Haymatlos’a dair – Selma Sayar

Dünyaya gelirken seçimlerinizde ne kadar özgürdünüz? Ailenize, yaşadığınız çevreye, dost-arkadaşlarınıza siz karar vermediniz. Dolayısıyla yüklenilen sorumlulukların size ağır geldiği, kaçmak istediğiniz bir başka dünyanız varsa, şimdiden gözünüz aydın! Varoluşla yokoluş, yersizlikle yurtsuzluk bir parçanız ise, birilerinin hatırına konmuş can sıkıcı kuralları kimi zaman çiğnemek isteği yatıyorsa yüreğinizde bir parça Haymatlosluk vardır ya da onun özlemini

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ – Müslüm Kabadayı

Kartal süzülüşüyle keskin gözleri dolaşıyordu, Keldağ’ın zirvesinden dört bir yana Helali Barış’ın. O dağ ki kıtalara adını vermiş güzelleri kapatmak isteyen Zeus’u, içinden fışkırttığı alevlere boğmuş bir eski volkanın Aşkdeniz’le öpüştüğü enginlere bakardı binlerce yıldır. İki yakayı birleştiren maviliklerinden esen barış rüzgarıyla toprağa kök salıp göğe dallarını uzatan zeytin ağaçları süslerdi, kıyı boyunca yükselen yamaçlarını. Hayat,

okumak için tıklayınız

Amok – Usta İşi – Stefan Zweig

Kendi halinde yaşayan bir köy doktorunun hayatı, yüzünü tülle gizleyen esrarengiz bir kadının yasadışı kürtaj için kapısını çalmasıyla çığırından çıkar. Kadın evine girdikten bir saat sonra, doktor geçmişini bir kenara fırlatarak boşluğa atılmış; sonunda her şeyini yitireceği o çılgın koşuya başlamıştır, tıpkı bir amok gibi… Amok, Malezya yerlilerinde görülen bir delilik hali… Buna yakalananlar, ileriye

okumak için tıklayınız

Bir kedinin ardından tüm insanlara – Seza Özdemir

?Çok satan?ların, reklam dünyasının ve romanın hâkimiyetinin arasında onun öykülerine kavuşmak, kısa süren ama susuzluğunuzu gideren bir seraba kavuşmak gibi. Usta yazar Ferit Edgü yine tam tadında bırakıyor! ?… her kişinin bir başka yolu, bir başka yöntemi olmak gerektir. Denizde de, karada da hep buna inandım. Ve öyle yaşadım. Benim burada sana sunduğum harita ve

okumak için tıklayınız

Karanlığa Mektuplar / Çağımızın Klasiği, Ölümle Baş Başa? – Dağhan Dönmez

Çehov, ?bakılan her şey yazmaya konu olabilir? der. Hayatın her anında bizimle beraber yürüyen, baktığımız her şeyde görebileceğimiz duyarlıkları, halleri, insani durumları yazıya konu ediyor Peter Nadas. Gel gelelim, görünenin ötesinde bir algı geliştirerek başarıyor bunu. Kimi zaman, ?Tanrı anlatıcı? kimliğiyle dışarıdan bir göz olmayı yeğliyor; kimi zaman yaşamın merkezine koyuyor kalem oynatıcıyı. Hikayenin karakterine

okumak için tıklayınız

Sırları kırmadan önce ne yapmalı? Seza Özdemir

Bir şairin, dili nesneleştirerek şiirini kurmasıyla okurda bıraktığı etki daha çok müziğin, resmin bıraktığına benzemez mi? Bir öykü ise asıl anlatmak istediğini dili bir araç gibi kullanarak oluşturmaz mı? Sır nedir? Gizemli, kendini var eden pek çok ayrıntıyla örtülü kalmış bir ?şey?e sır diyebilir miyiz? Tersten sorarsak, hiç bilinmeyen/tanınmayan bir gerçek, sır olabilir mi? Peki

okumak için tıklayınız

Korkularını bilmeyen adamı cesur saymam, cesareti de beş para etmez, ‘Korkudan korkmak’, Aziz Nesin

“Korku, en beşeri duygudur. Benim iktidarlara başkaldırışımı görenlerden kimi beni korkusuz insan sandılar. Oysa ben korkarım. Ne var ki, bende, başkalarına yararlı olacaksa, doğru bildiğimi, inandığımı söylemek, açıklamak duygusu, korku duygusuna her zaman üstün gelmiştir. Korkarım, yine söylerim. Korkmuyorum diyenler, ya başkalarına yalan söylüyorlar, ya kendilerine yalan söyleyip kendilerini kandırıyorlar yada bilmeyerek insan olmadıklarını söylüyorlar.

okumak için tıklayınız