Kategori: Öykü Kitapları

Aynadaki Zaman – Cemil Kavukçu

Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti. Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir

okumak için tıklayınız

Kızak – Yusuf Nazım

Doğa-insan ilişkisi, Yusuf Nazım’ın öykülerini canlı ve çarpıcı kılan en önemli özelliklerinden biri. Çünkü onun öykülerindeki gidilmedik, bilinmedik uzaklıktaki doğa, bütün çekilen, çektirilen acıları, baskıları, işkenceleri görüp duyandır. Bilene, bilmeyene de yayacak olan odur. Rüzgârlarıyla, fırtınalarıyla, tipileriyle yapacaktır bunu. Görene, görmeyene, duyana, duymayana Yusuf Nazım’ın öykülerinin eşliğinde ulaştıracaktır.  Adnan Özyalçıner

okumak için tıklayınız

Kıyıya Vuran Dalgalar / F Tipi Öyküler – Sibel Öz

Dışarıda Deli Dalgalar” ülkemiz hapishanelerindeki siyasi tutuklularla dayanışmak amacıyla 2008 yılında oluşturulmuş bir vatandaş inisiyatifi. İçimizden herhangi bir “deli”nin fikri olarak doğmuş bir gönüllü çalışması. Biz “Dışarıdaki Deli Dalgalar”, dışarıdan “içeriye” gönderdiğimiz kitaplarla, mektuplarla deliler buluşmasını çoğaltıp, duvarlarda çatlaklar oluşturmaya başlayınca, “içeriden” de o çatlaklar içinden sızan su damlacıkları, çoğala çoğala “kıyıya vuran dalgalar” olmaya

okumak için tıklayınız

Ben Bir Taşım – Müge Tuzcuoğlu

“Kimliğimdeki doğum yılım 1983; 12 Eylül askerî darbesi ailem ve memleketimdeki derin izlerini, 80′ doğumlu bütün gençlerde olduğu gibi, bugün bile üzerimde barındırır. Ankara’da geçen bütün okul hayatımı, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki Antropoloji eğitimi ile bitirdim. Hayatımı etkileyen dönemlerden biri, 2002-2007 arasında Evrensel gazetesinde gazeteci olarak çalışmamdır. Bir diğer dönüm noktası ise Ankara’yı, okulu ve

okumak için tıklayınız

Yalnız Adamın Hayalleri – Jean-Jacques Rousseau

Karlı bir kış günüydü. Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç, yalnız yaşayan bir adamın evinin penceresinin dışına gelip gagasıyla camı tıklatmış, adeta adamın onun içeri girmesine müsade etmesini istemiş. Yalnız adam bu isteği görmüş, “olmaz alamam, git başımdan” der gibi kuşu kovalamış, sonra da kendi kendine söylenmiş; “Hıh, camı tıklatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba…?”

okumak için tıklayınız

?Ten ve Tül?ü Sarınarak? – Duran Aydın

Yenilerde, yüz yüze değilse de yazışarak, telefonda konuşarak tanıştığımız benim bir ?kekom? oldu: Fesih Vural? 1970?te, Van?ın Muradiye?sinde doğmuş. Orada da öğretmen? Lise çağlarında tutulmuş şiir ve öyküye. Bir antoloji niteliğindeki ?Solan Gülümün Matemi Var? ve ?Askıya Alınan Sözcükler? adlı iki şiir, diğeri bir öyküler toplamı olan ?50birinci Öykü?den sonra, 2012?nin Ocak ayında da son

okumak için tıklayınız

Tuhaf Öyküler – Honore De Balzac

Honoré de Balzac, Contes Drolatiques adını verdiği bu eseri 1832-1837 yılları arasında yazarak, onar öykülük üç kitap halinde, ayrı ayrı yayımlamıştır.  Balzac bu eserde, memleketi olan Touraine’e, onun inatçı ve sert insanlarına veda etmektedir sanki. Sönmüş Hayaller kitabındaki Rupembre gibi, ruhu henüz Paris kraterinin ateşiyle yanmadan, son bir kez, tanıdığı ve sevdiği yerleri öyküleriyle gezer.

okumak için tıklayınız

Kıtlık Deresi – Doğan Soydan

(Gözleri Kardeşim İbrahimin Gözlerine Benziyordu; Sıkamadım) Sarız?ın güneyindeki son köyler de geçildi mi, dümdüz ova başlar. Oradan ilçeye; ilçeden de ta Berut Dağı?nın eteklerine dek uzanır. Yalnız, ilçenin hemen tepesinde bir dağ daha yükselir ki, koca ovayı ortadan ikiye böler. Bu dağa Toroslar?ın bir kolu derler ya, ben inanmam buna? şehrin bir ucundan başlar, öte

okumak için tıklayınız

Beyaz Mendil – Nevzat Güngör

Nevzat Güngör, Beyaz Mendil’de insanların ellerinden zorla alınan hak ve özgürlüklerini, ayrımcılığın yarattığı çelişkileri, yaşama hakkının vazgeçilmezliğini anlatıyor. Özellikle de bütün bu demokratik haklardan yoksun bırakılan Kürt coğrafyasındaki Kürt insanının hallerini öyküleştirmiş. Bu insanların yaşadıklarını yer yer gerçeküstü gibi görünen aslında gerçeğin ta kendisi, gerçeğin de gerçeği olan bir anlatımla aktarıyor.

okumak için tıklayınız

Andib Tertıs – Zareh Yaldızcıyan

Andib Tertıs (yayınlanmamış sayfalarım) adlı bu Ermenice eser Zahrad?ın basılmamış ve kitaplarının dışında kalan, birçoğu gençlik dönemi şiirlerinden oluşmaktadır. Andib Tertıs ayrıca Zahrad?ın gizli kalan yönlerini, çevirmenliğini ve düzyazı ustalığını da gün yüzüne çıkarmakta. Kitapta Zahrad?ın 278 şiirinin yanı sıra başka dillerden çevirdiği 11 şiir ve kendi kaleminden 13 düzyazısı yer almakta.(Tanıtım Yazısı)

okumak için tıklayınız

Kızıl Süvariler – İzak Babel

İzak Babel yirmi altı yaşında, insanlık tarihinin en önemli çarpışmalarından birine, Ekim Devrimi’nin kaderini belirleyen Polonya-Sovyetler savaşına, gazeteci ve asker olarak katıldı. Ve yaşadıklarından, edebiyat tarihinin en etkileyici savaş karşıtı öykülerini çıkardı; savaşın insan üzerindeki etkisini, her koşulda insan olmanın destanını yazdı. Parlak bir hayalgücünün duru ve sakin bir anlatımla iç içe geçtiği öyküler, yaşanan

okumak için tıklayınız

Hoşgör Köftecisi – Orhan Veli Kanık

Orhan Veli’nin hikâyeleri, 1947-50 yılları arasında Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yazarın sağlığında, William Saroyan’dan “serbest” olarak çevirdiği hikâyesi ise ölümünden sonra Vatan gazetesinde (1952) yayımlanmıştı. Hikâyeler ilk kez ayrı bir kitapta toplanmış ve kitaba yazarın edebiyat hakkındaki küçük ama ilginç bir konuşması da eklenmiştir.

okumak için tıklayınız

Kuçaya Hunerî – Abdullah Esen

Nivîskarêkî û pirtûkêke nû : Kuçaya Hunerî Yekemîn pirtûka çîrokan a Abdullah Esen ” Kuçaya Hunerî ” di nava weşanên Avesta de derket . Çîroka ; ” Şewe meseleyan goştarena ” de nivîskar wisa dibêje : ” Li gor texmîna min, ez dibêjim ev bi hêstê zarokane re hezdike, nikane bi zimanê nihayîn vebêje.

okumak için tıklayınız

Ermeni Edebiyatı Numuneleri 1913 – Sarkis Srents

Aras Yayıncılık, 99 yıl önce Osmanlıca olarak yayımlanan Ermeni Edebiyatı Numuneleri?ni bir asır sonra bugün, Latin harfli Osmanlıca ve Türkçe olarak tekrar okuyucularla buluşturuyor. Ermeni Edebiyatı Numuneleri sekiz ünlü Ermeni yazardan on dört öykü içeriyor. Öyküleri Ermeniceden Osmanlıcaya çevirerek Servet-i Fünun dergisinde yayımlayan Sarkis Srents, dört ünlü Osmanlı aydınından aldığı beğence yazılarını da ekleyerek Numuneler?i

okumak için tıklayınız

Sorumlu Müdür – Osman Akyol

Osman Akyol’un “Sorumlu Müdür” adlı kitabı ilk öykü kitabı. Daha önce birçok dergide öyküleri yayımlanan Akyol; öykülerinde biçim ve içeriğe özen göstermiş, toplumsal bir yaklaşımla öykülerini bir solukta okumamızı sağlamıştır. Öykülerinde günlük yaşamımızda sıkça rastladığımız olay ve olguları ironik bir örgü içinde veren yazarımız; bizi öykülerinin içine çekmeyi başarmıştır. Salt bu yüzden; uzun bir öykü

okumak için tıklayınız

Sonsuz Unutuş – Kadir Aydemir

Yitik Ülke’nin, 80’ler ve 90’lar Kitabı’nın Yaratıcısından Edebiyat Ziyafeti. “Sonsuz Unutuş”, kurulduğu 2000 yılından beri binlerce okura sesini duyuran Yitik Ülke’nin yaratıcısı Kadir Aydemir’in “Aşksız Gölgeler” adlı kitabından sonra yayımlanan ikinci öykü kitabı… Rüyayla gerçeğin, uykuyla uyanışın, yalnızlıkla aşkın birbirine karıştığı büyülü, fantastik kısa öyküler… Şiirin gücüyle kaleme alınmış düşsel yolculuklar, kaçış ve karşılaşmalar… Edebiyatı

okumak için tıklayınız

Yokuştaki Salyangoz – Boris Ştrugatski, Arkadi Ştrugatski

Yokuştaki Salyangoz, biri cehaletin diğeri bürokrasinin hüküm sürdüğü bir dünyada insanca bir yaşamın ve bilginin hasretini çeken iki entelektüelin öyküsü. İki kahraman roman boyunca hiç karşılaşmazlar; ama Kandid?i bitmeyen arayışının başına, Pepper?i ise iktidar koltuğuna getiren yazgıları aynı tutku tarafından belirlenir: Karanlık ve gizemli orman. Kahramanların seçimlerinde, modern entelektüellerin yüz yüze olduğu iki alternatif, görmek

okumak için tıklayınız

“Aşkın Kükürt Kokusu”nda İlkay Tuna Öyküleri – Duran Aydın

Bence, ötesi şiir… Belki bir sözcük fazlası; ama koluna girilen, yanağına dokunulan bir imge; iyi kurgulanmış bir gözlem sonrası nadasa bırakılmış olan… Eğer az biraz bu işten anlıyorsak, İlkay Tuna her ne kadar bu yazdıklarına ?öykü? dese de, ötesi şiir… Büyük bir olasılıkla ?Aşkın Kükürt Kokusu?nu okuyan herkes aynı kanıya varıyordur: Olsun, öykülerinde İlkay Tuna

okumak için tıklayınız