Kategori: Politika

Ortadoğu’da coğrafyanın siyaseti zorladığı bir dönemden geçildiğini söyleyen gazeteci Murat Yetkin, yeni kitabı “Meraklısı İçin Ortadoğu”yu anlattı.

Murat Yetkin: Ayakları yere basan bir Ortadoğu hikayesi anlatmak istedimOrtadoğu’da coğrafyanın siyaseti zorladığı bir dönemden geçildiğini söyleyen gazeteci Murat Yetkin, yeni kitabı “Meraklısı İçin Ortadoğu”yu anlattı. Gazeteci Murat Yetkin’in yeni kitabı “Meraklısı İçin Ortadoğu Kitabı”, geçtiğimiz haftalarda Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Türkiye odaklı bir Ortadoğu hikayesi anlatmak istediğini belirten Yetkin, çalışmasını “Akademik bir iddiası yok.

okumak için tıklayınız

Hasan Kılıç’ın ‘Devlet ve Borçla Yönetmek’ kitabı üzerinden devletin borçlanma politikasının güvenlik politikaları ve rıza üretmekle ilişkisini konuştuk.

Hasan Kılıç: ‘Borç ve güvenlik rızayı (yeniden) üreten iktidar aygıtlarına dönüşüyor’Hasan Kılıç’ın Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ‘Devlet ve Borçla Yönetmek’ kitabı üzerinden devletin borçlanma politikasının güvenlik politikaları ve rıza üretmekle ilişkisini konuştuk. Hasan Hocam öncelikle davetimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 2023 senesinde Hacettepe Üniversitesi’nde savunduğunuz Devlet ve Borçla Yönetmek adlı doktora teziniz Ayrıntı Yayınları

okumak için tıklayınız

Filistin Laboratuvarı, yayımlanmış Filistin kitapları arasında daha önce böylesine kapsamlı bir şekilde ele alınmamış olan İsrail’in silah sanayindeki hızlı yükselişini konu edinmekte.

Uzun yıllar Filistin’de yaşamış Yahudi gazeteci Antony Loewenstein, Filistin Laboratuvarı’nda İsrail’in silah sanayindeki hızlı yükselişini ‘içeriden’ biri olarak ilk kez bu denli kapsamlı ele alıyor. Okuduklarımız, kâbusu anlamlandırmamıza yetti. Bir yılı aşkın bir süredir bütün dünyanın gözü önünde Filistin’de yaşanan kıyım, katliam devam ederken, İsrail devleti tarafından her gün insanlık suçu işlenirken Avustralyalı gazeteci, yazar

okumak için tıklayınız

Guénard’a göre toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi sadece ahlaki bir zorunluluk değil, demokratik toplumların sürdürülebilirliği için de temel bir ihtiyaç.

Öncelikle merhaba, uzun zamandır düzenli olarak yazı yazmıyordum. Artı Gerçek’le geri dönmüş oldum. Dönerken de uzun zamandır gerçekten okumayı istediğim bir kitabı ele almak istedim. Amma velakin, seçtiğim kitabın bu kadar zor olduğunun farkında değildim. Hem okudum, hem dünyanın derdine yandım, hem de her sabah gördüğüm haberlerle işin içinden çıkmaya çalıştım. Türkiye gibi bir ülkede

okumak için tıklayınız

Charlotte Beradt, Rüyaların Üçüncü Reich’ı’nda bilinçaltına inen faşizmin yansımalarını âdeta “politik bir rüya tabiri kitabı”yla karşımıza getiriyor.

Hitler, Birinci Dünya Savaşı’ndan büyük bir yenilgiyle çıkan Almanya’da enkaza dönmüş kentlerde dolaştığı 1920’lerde ve iktidarı ele geçirdiği 1933’ten sonra, hayallerini tek bir başlık altında toplamıştı: Bin yıl sürecek Üçüncü Reich İmparatorluğu. 1930’larda gücünün zirvesine ulaşan Nasyonal Sosyalist Parti, Führer’in önderliğinde yenilmez-yıkılmaz Üçüncü Reich propagandasıyla kitleleri zehirlerken Nazilere sempatiyle bakanları da onlardan kuşku duyanları da

okumak için tıklayınız

Roma’nın krizlerle, savaşlarla ve ihtiyaçlarıyla mücadele etmek için bürokrasiden azade olarak yarattığı bir memurluktu diktatörlük, Roma içerisinde 400 yılda geldiği hal ise eli kolu bağlı bir tek adamlıktı.

Günümüzde diktatör ve tiran kelimeleri otorite, tek adamlık, zorbalık, tüm siyasi yetkileri toplayan gibi anlamları ifade etmek için kullanılabiliyor. Bunun önünde herhangi bir engel yok, ancak insanlığın gidişatında bu kapıya çıkmış olsa da bu kavramların kökensel ve tarihsel anlamda çok daha farklı bir yolculuğu var. Tiranın yolculuğu diktatörden çok daha farklı bir yol izliyor. Kökensel

okumak için tıklayınız

James Baldwin: İçinden geldiğimiz ve bir gün geri döneceğimiz o ürkünç karanlıktaki tek küçük fenerdir yaşam.

Harlem’de doğup büyüyen, beyaz ve homofobik ABD’lilerin ülkede yazdığı ayrımcılık tarihinin bizzat tanığı olan, hümanizmi savundukça anti-hümanistlerin hışmına uğrayan, dünyayı esir alan nefret söylemlerinin ve şiddet dalgasının karşısında konumlanırken ABD’de siyah ve eşcinsel olmanın güçlüklerini yaşayıp Fransa’ya giderek yersiz-yurtsuzlaşan, yeryüzünün beyaz ve siyah, köle ve efendi diye ikiye ayrılmasına başkaldıran James Baldwin’in doğumunun yüzüncü yılındayız.

okumak için tıklayınız

Tüketimin hızlandırılması ve kışkırtılmasıyla “kullan-at” tipi ürünler yaygınlaştırılarak insanın tüketim karşısında duyarsızlaşması ve eylemsizleşmesi sağlanıyor.

Günümüzde doğanın katledilişiyle ilgili yazılarda ve konuşmalarda en çok geçen sözcüklerden biri ‘kriz’ ve ‘sorun’dur. Bu, bilinçli bir yönlendirmeden başka bir şey değil aslında. Krizler ve sorunlar aşılabilir; oysa yok oluşun bir adım öncesinde yer almak, en iyimser yaklaşımla, telafi edilemez bedeller ödemeye hazır olmaktır. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan çevre ve doğa ile ilgili haberlere

okumak için tıklayınız

Başkasının felaketine susan ‘kötülüğün sıradanlığı’

Audrey Magee Yüzleşme adlı romanında Berlin’de yaşayan Katharina ve Rus cephesindeki Alman askeri Peter’ın hikâyesi üzerinden başkasının felaketine susan, onu görmezden gelen “kötülüğün sıradanlığı”nın hikâyesini ele alıyor. Gerisini yazarın kendisinden dinleyelim. Ötekileştirme ve faşizm Yüzleşme’de İkinci Dünya Savaşı’nda bir Alman olmayı ele alıyorsunuz. Bir İrlandalı olarak, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman olmak üzerine yazmanızın belirli bir

okumak için tıklayınız

Irk Kavramını Kim İcat Etti? Felsefi Düşüncede Irk ve Irkçılık – Robert Bernasconi

Irksal olarak kutuplaşmış bir ortamda, hiçbir insan, hatta dışardan gelmiş biri olsa bile, toplumun kıyısında bir yerde duramaz. Daha başlangıçta, kişinin gelip ortada görünmesi bile o toplumdaki yerini belirler – belki de fazlasıyla belirler. Albert Memmi’nin 1950’lerde Sömürgeleştiren ve Sömürgeleştirilen adlı eserinde üstünde durduğu bir noktayı yeniden ifade edersek, sömürgeci ilişkilerin hüküm sürdüğü bir ortama

okumak için tıklayınız

Tiranlara Karşı Özgürlüğün Savunulması

Tiranlara Karşı Özgürlüğün Savunulması (Vindiciae Contra Tyrannos) adlı ünlü risale 1579 yılında, Basel’de yayınlandı. Fransız otoritelerini şaşırtmak için ilk sayfada basım yeri Edinburgh ve yazarı “Stephanus Junius Brutus, bir Kelt” olarak gösterildi. Yazarın gerçek adı bugün bile bir tartışma konusudur. Bazı âlimler bu risalenin yazarının erişkin yaşamının büyük bölümünü Almanya’da ve Güney ülkelerinde gönüllü bir

okumak için tıklayınız

STEFAN ZWEIG: Balzac ve Napoléon

Onun kılıcıyla başlattığını, ben kalemimle tamamlayacağım. Böylesine büyük bir çöküşten sonra, bitmez tükenmez umutların enkazları altında bu sabırsız spekülatörün kendine inancını yitirmesi beklenirdi. Ancak sığındığı çatının üzerine çökmesiyle Balzac’ın hissettiği tek şey şu olmuştur: Yine özgürdür ve baştan başlayabilecektir. Babasından ve belki de çiftçi soyundan miras aldığı sarsılmaz canlılığı sayesinde bu felaketten etkilenmemiş ve hatalarının

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH: Amerika’nın Ve Doğu Hint Ülkelerine Ümit Burnu Üzerinden Bir Geçidin Keşfedilmesi İle Avrupa’nın Elde Ettiği Faydalar Üzerine

Avrupa’nın siyasal tutumundan Amerika sömürgelerinin elde ettiği faydalar işte bunlardır. Ya, Amerika’nın keşfedilip sömürge haline getirilmesinden Avrupa ne gibi faydalar elde etmiştir? Bu faydalar, birincisi, bir tek büyük ülke gibi düşünülünce, Avrupa’nın o büyük olaylardan elde ettiği genel faydalar; ikincisi, her sömürgeci ülkenin kendi sömürgelerinden, üzerlerinde kullandığı nüfuz ya da egemenlik dolayısıyla elde ettiği özel

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH: Bol bol iyi toprak ve işlerini kendi bildikleri gibi görme serbestliği, öyle görülüyor ki, bütün yeni sömürgelerde refahın en büyük iki nedenidir.

Yeni Sömürgelerin Refah Nedenleri Kimsesiz bir ülkeye ya da yerlilerin yeni yurt edinenlere kolay yer verdiği seyrek nüfuslu bir ülkeye el koyan uygar bir milletin sömürgecileri, zenginliğe ve yücelmeye doğru, herhangi bir başka insan topluluğundan daha tez yol alırlar. Vahşi ve barbar uluslar arasında nice yüzyılların geçmesiyle tarım ve öbür faydalı sanatlar üzerinde kendiliğinden gelişebilecek

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH:Yeni Sömürgeler Kurulmasının Nedenleri

Amerika ile Batı Hint Adaları’ndaki türlü Avrupa sömürgelerinde ilk yerleşme vesilesi olan düşünce eski Yunan ve Roma sömürgelerinin kurulmasına kılavuzluk eden düşünce gibi alabildiğine belirgin ve kolay anlaşılır değildi. Bütün çeşitli eski Yunan devletlerinden her birinin elinde, olmuşu bitmişi ufacık bir toprak vardı. Bunlardan birinde halk o toprağın kolayca besleyemeyeceği kadar arttı mı, bir kısmı,

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Siyasetçiler, insanları en iyi biçimde yönetmekle değil, daha çok onları oyuna getirmekle uğraşan kişiler olarak bilinirler

II. — Buna karşılık siyasetçiler, insanları en iyi biçimde yönetmekle değil, daha çok onları oyuna getirmekle uğraşan kişiler olarak bilinirler, ve genellikle, bilge kişiler olarak değil de usta kişiler olarak görülürler. Gerçekte, deneyin onlara öğrettiğine bakılırsa, insan durdukça kötülükler de duracaktır; demek ki siyasetçiler, insandaki kötülüğün gereğini yapmakla yükümlüdürler, ve bunu, etkinliği uzun bir deneyle

okumak için tıklayınız

Fransız İhtilali’nin Özgün Yönü Neydi?  Alexis De Tocqueville

Alexis de Tocqueville (1805-1859) hem edebiyat, hem siyasette seçkin kariyer sahibi bir Fransız asilzadesidir. 1831’de henüz genç bir memurken cezaevi reformu üzerine çalışmalar yapmak üzere Amerika’ya resmi bir ziyaret yapar ve bu geziyi dünyanın önde gelen demokrasisinin değerlendirmek üzere kullanır. Nitekim Tocqueville’in parlak edebi kariyerini, Amerika’da Demokrasi{3} (1835) adlı kitabı tesis eder. İkinci Fransız Cumhuriyeti’nin

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in parkasının sırrı

68 hareketinin simgesi Deniz Gezmiş’tir. Deniz’in simgesi ise tutuklandığında da üzerinde olan meşhur parkasıdır. İdamından sonra Deniz’in parkası, onun ideallerini paylaşan gençler arasında moda oldu. Deniz’in parkası üzerine bugüne dek birçok hikâye anlatıldı. Bazıları onu bir Amerikan askerinden zorla aldığını söyler. Bazıları ise Amerikan pazarından satın aldığını. Ancak parkanın gerçek hikâyesini kendisi de bir 68’li

okumak için tıklayınız

1 Mayıs’ın Doğumu: Haymarket Katliamı (1886)

Haymarket Olayı, 1 Mayıs 1886’da Louisville, Kentucky’de (ABD) başlayan işçi grevleri sonucu 4 Mayıs’ta yine aynı şehirdeki Haymarket Alanında meydana gelen olay. 1886’da Chicago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik iş günü için 1 Mayıs’ı grev ve 8 saat uygulamasını fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirledi. 1 Mayıs 1886’da, grev ve gösterilere yarım

okumak için tıklayınız