Kategori: Politika

NICCOLÒ MACHIAVELLI: Başkalarının silahlı gücü ve yazgıyla ele geçirilen yeni hükümdarlıklar

1. Yalnızca yazgılarıyla yalın yurttaşlıktan hükümdar olanlar, çok çaba göstermeden hükümdar olurken hükümdarlığı elde tutabilmek için oldukça zorlanırlar ve yol boyunca herhangi bir güçlükle karşılaşmazlar, çünkü kuş gibi uçarak ulaşırlar. Tüm güçlükler iktidara ulaşınca çıkar karşılarına. Böylesi bir durum ya para karşılığında ya da armağan olarak verilen iktidarlarda görülür. Yunanistan’da çoğunun başına konan devlet kuşunu

okumak için tıklayınız

NICCOLÒ MACHIAVELLI: Kendi askerleri ve becerisiyle elde edilen yeni hükümdarlıklar

Kendi askerleri ve becerisiyle elde edilen yeni hükümdarlıklar 1. Ben gerek hükümdarı, gerek devleti tümüyle yeni olan hükümdarlıklardan söz ederken çok önemli örnekler verirsem kimse şaşırmasın! İnsanlar başkalarının geçtiği yollardan geçerken ve girişimlerinde başkalarına öykünürken, yollardan sapmadan geçemediği ve öykündüğü insanların becerisine ulaşamadığı için, sağduyulu olanlar her zaman büyük insanların geçtiği yollardan geçmeli ve öykünülmeye

okumak için tıklayınız

NICCOLÒ MACHIAVELLI: İşgalden önce kendi yasalarıyla ayakta duran hükümdarlıklar ve kentler nasıl yönetilmelidir?

1. Dediğim gibi, kendi yasaları ve özgürlük içinde yaşamaya alışkın devletler ele geçirildiklerinde elde tutmanın üç yolu vardır: İlki onları ortadan kaldırmak; ikincisi gidip orada yerleşip oturmak; üçüncüsü vergiye bağlamak ve içeride sana yöre insanın dostluğunu sağlayacak az sayıda kişiden oluşmuş bir hükümet kurarak kendi yasalarıyla yaşamalarına izin vermektir. Ve o hükümet, o hükümdar tarafından

okumak için tıklayınız

Niccolò Machiavelli: Hangi nedenden ötürü İskender’in işgal ettiği Dareios Krallığı, İskender’in ölümünden sonra ardıllarına başkaldırmadı?

1. Yeni işgal edilmiş bir devletin elde tutulmasının ne kadar güç olduğunu bilenler, Büyük İskender’in[28] kısa zamanda Asya’ya egemen olması ve orayı işgal ettikten kısa bir süre sonra ölmesine karşın, ardıllarının hiçbir ayaklanmayla karşılaşmamış olmalarına şaşırabilirler. Gerçekte doğru olan İskender’in ölümünden sonra bir ayaklanmanın gelmesiydi. Ne ki, İskender’in ardılları işgal ettikleri toprakları elde tutmak için

okumak için tıklayınız

Niccolò Machiavelli’nin “Konuşmalar” ve “Hükümdar” adlı eserleri

Machiavelli 1513’te Konuşmalar’ı yazmaya başlar, ama ilk kitaptan sonra çalışmasını sürdürmez ve Hükümdar’ı yazmaya koyulur. Ardından gene Konuşmalar’a döner 1514-1521 tarihleri arasında ikinci ve üçüncü kitabı yazar. Konuşmalar, Tito Livio’nun ilk on kitabı üzerine yazmış olduğu değerlendirmeleri içerir. Livio, Roma tarihini yazmıştı bu kitapta. Machiavelli o kitaptan esinlenerek ülkesinin sorunlarına ışık tutmak istemişti, ama günceldeki

okumak için tıklayınız

ABD Başkanı Abraham Lincoln, iç savaşın başlangıcında köleliği savunurdu.

“Ben asla ve asla beyaz ve siyah ırkın sosyal ve politik eşitliğine yönelik hiçbir girişime sıcak bakmadım. Asla ve asla zencilere seçmen veya jüri üyesi olma hakkı verilmesine, onlara devlet kadrosu açılmasına veya beyaz insanlarla evlenme hakkı tanınmasına sıcak bakmadım. Bu gibi uygulamalara katılamam çünkü beyazlar üstün bir konumdadırlar. Fakat bu, siyahların her şeyden mahrum

okumak için tıklayınız

Bir parça yiyecek bulabileceğinizi bilmemek nasıl bir histir?

Biyolojik Yoksulluk Sınırı Binlerce yıldır insanlığın en büyük düşmanı olan kıtlıkla başlayalım. Yakın zamana kadar birçok insan, yaşamını biyolojik yoksulluk sınırında, yetersiz beslenme ve açlık tehdidi altında sürdürüyordu. Küçük bir hata ya da birazcık şanssızlık bir ailenin ya da bir köyün tamamının ölüm fermanı demekti. Şiddetli yağışlar hasadınıza zarar verir ya da keçi sürünüz yağmalanırsa

okumak için tıklayınız

Yuval Noah Harari: Kısırdöngüler, tarihi tesadüflerle oluşmuş hayali hiyerarşileri kalıcı hâle getirebilirler.

Amerika’da Temiz Olmak Modern Amerika’daki ırk hiyerarşisini sürdüren şey de benzer bir kısırdöngüdür. Avrupalı fatihler 16. yüzyıldan 18. yüzyıla dek, milyonlarca Afrikalı köleyi madenlerde ve çiftliklerde çalıştırmak üzere Amerika’ya getirdi. Bu köleleri Avrupa veya Doğu Asya yerine Afrika’dan getirme kararı üç temel etkene dayanıyordu. Birincisi, Afrika daha yakındı ve hâliyle köleleri Vietnam yerine Senegal’den ithal

okumak için tıklayınız

Sokrates: İçinde bir dürüstlük kıvılcımı olan bir insanın ölme ya da yaşama şansını hesaplamakla uğraşmaması gerekir

“İçinde bir dürüstlük kıvılcımı olan bir insanın ölme ya da yaşama şansını hesaplamakla uğraşmaması gerekir: Hesaplaması gereken biricik şey bir şeyi yaparken doğru mu yoksa eğri mi, iyi bir insan olarak mı yoksa kötü bir insan olarak mı davrandığıdır.” Sokrates’in Savunması Beni suçlayanların üzerinizde nasıl bir etki bıraktıklarını bilemem, Atinalılar; ama öylesine inandırıcı konuştular ki,

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali: Türkiye’de tam demokrasi ve tam basın hürriyeti varmış!

Amerikan milletvekilleri kendi hükümetlerinden sormuşlar: “Şu Türkiye’ye para verip yardım edelim, diyorsunuz ama, orası demokrasiden uzak, basın hürriyetinden mahrum bir memlekettir, bu nasıl olur?” Amerikan hükümeti de, siyaseti icabı cevap vermiş: “Yok efendim, Türkiye’de dehşetli bir demokrasi, mostralık bir basın hürriyeti vardır… Paramız ziyan olmaz!” der ya, Amerika bu, malını satacağı, gerekirse ateşe süreceği bir

okumak için tıklayınız

Burjuvalar neden korkuyorlar? Fyodor Dostoyevski

Peki ama niçin -dönüp dolaşıp aynı soruya geliyorum- evet niçin hâlâ bir şeyden korkuyor gibidir buıjuva? Büyük bir korku vardır sanki içinde. Nedir onu huzursuz eden? Yazarlar, palavracılar mı? Sanmam. İstese bir tekmede topunun tozunu attırır çünkü. Sağduyunun delilleri mi? Ama biliyorsunuz, sağduyu gerçeğe yenilmiştir. Dahası var, sağduyulu, bilgili insanların kendileri de günümüzde sağduyunun delili

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişine hangi isimler onay verdi?

O günkü meclis tutanaklarında 450 üyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oylamaya 323 milletvekilinin katıldığı ve 273 ‘evet’e karşı 48 ‘hayır’ oyu ile idam cezasının onaylandığı belirtiliyor. Ne var ki, oy kullananların veya oylamaya katılmayanların hangi partilerden olduğu yazılı değil. Bu tutanaktaki tüm isimleri TBMM arşivleri ile karşılaştıran Euronews Türkçe oylamada hangi partiden kimlerin ne yönde

okumak için tıklayınız

Meta Fetişizmi

META FETİŞİZMİ I “Meta fetişizmi”, bir kez mübadeleye girdikten sonra insanların emeğin ürünlerini nasıl yanlış kavradıklarını anlatır. Bu yanlış kavrayış, değer formlarına yaşadığımız dram içinde öncü roller verir.557 Değerin başkalaşımı; insanı, insanın üretici etkinliğini ve ürünlerini, bunların başına kapitalist toplumda neler geldiğini anlatan bir hikâyedir. Bu hikâyeyi cansız nesnelerin etkinliklerinin bir anlatısı olarak yanlış okumaya,

okumak için tıklayınız

Kapitalistin Yabancılaşması

KAPİTALİSTİN YABANCILAŞMASI Şu ana kadar yabancılaşma sanki öncelikle işçi sınıfına ait bir olguymuş gibi tartışıldı. Ancak, yabancılaşma insanlar ile canlı ve cansız doğa arasındaki bir dizi ilişki olarak alınırsa, o zaman proletaryada gözlemlenebilen birçok özellik, sadece birkaç değişiklikle diğer sınıflarda da bulunabilir. Proletaryanın yabancılaşması ve insanlığın geri kalanının yabancılaşması arasında Marx’ın gördüğü bağlantı şudur: “İnsanın

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idama giderken söyledikleri son sözleri

Deniz Gezmiş: Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler! Yusuf Aslan: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum! Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz! Biz halkımızın hizmetindeyiz! Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz! Yaşasın Devrimciler! Kahrolsun Faşizm! Hüseyin İnan:

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş, Hasretinden Prangalar Eskittim’in şiirlerinde hangi dizelerinin altını çizmişti?

Baba (…) Sen eskiden şiirden hoşlanırdın bilmiyorum şimdide hoşlanıyormusun. Ahmed Arif adlı bir şair var. Hasretinden prangalar eskittim” diyede bir kitap çıkardı bilgi yayınevinden. Onu alıp oku çok hoşuna gidecek. Bak sana ondan bir parça yazıyım. Akşam erken iner mahpushâneye / Ejderha olsan karetmez ne kavgada ustalığın / Nede çatal yürek civan oluşun / Karetmez,

okumak için tıklayınız

Deniz ‘in annesi idam kararını radyodan duyunca ne yaptı? Hamdi Gezmiş anlatıyor

“5 Mayıs Cuma günü yine okula gitmişti annem… Sabahçıydı. Sıkıyönetim vardı. İzin almak kolay değildi. Okulda müdürü, “Siz gidin hocam” demiş; izin vermişler. 5’ini 6’sına bağlayan gece evde baş başaydık. Oturduk radyonun başına bekledik sabaha kadar… Belki TRT vermez diye bir yandan Moskova Radyosu’nun Türkçe yayınını dinliyordum. Yok. Haber yok. Uzanmıştık, arada dalıyorduk; sonradan söyledi

okumak için tıklayınız

İşte Deniz ile Mahir’i buluşturan ilk eylem

Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı buluşturan ilk eylem 1963 yılında Hürriyet gazetesinin imza attığı bir yalan haber sonrasında gerçekleşti… Cumhuriyet gazetesinde “Deniz mektupları” başlıklı bir yazı dizisi kaleme alan Can Dündar, ilk yazısında Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı buluşturan ilk eylemi ve Gezmiş’in Ali Sami Yen Stadı’nın açılışında attlattığı büyük kazayı yazdı. Yazı şöyle: 1963

okumak için tıklayınız

Herkesin Bir Deniz Gezmiş Öyküsü Vardır (Aykırı Öyküler) – Atilla Keskin

Deniz Gezmiş’in arkadaşı olduğumu duyanlar bana hep, ‘kendilerinin başından’ geçen Deniz Gezmiş öyküleri anlatırlar. Şimdiye kadar rastgeldiğim benim yaşımda veya benim yaşıma yakın bir çok insandan Deniz Gezmiş öyküleri dinlemişimdir. Halkımızın efsane yaratma olayını çok duymuştum. Deniz öykülerinde de bu efsane yaratma olayı çok canlı olarak tekrar tekrar karşıma çıktı. Bu öykülerin büyük çoğunluğunun gerçekle

okumak için tıklayınız

Lenin: Tolstoy ve İşçi sınıfının mücadelesi

TOLSTOY VE İŞÇi SINIFININ MÜCADELESi Tolstoy egemen sınıfları olağanüstü bir güç ve içtenlikle yermiş ; günümüz toplumunun ayakta durmasına yardım eden kilise, adalet, militarizm, «yasal» evlilik, burjuva bilimi gibi tüm kurumların iç yalanını çarpıcı bir biçimde belgelemiştir. Böyle olmakla birlikte, Tolstoy’un öğretisi, yaşamla, emekle ve bugünkü düzenin mezar kazıcısı durumunda bulunan işçi sınıfının mücadelesiyle tam bir uyuşmazlık halindedir.

okumak için tıklayınız