Kategori: Politika

“İşçiler marş söyleyerek sahneye girerler.” 1 Mayıs Marşı / Şiiri – Sarper Özsan

Rutkay Aziz: “Dilden dile dolaşan ve nakaratı ile miting meydanlarını coşturmayı başaran ünlü 1 Mayıs marşı, özellikle 1970’li yılları yaşamayan kuşaklarca, yabancı bir marştan uyarlama olarak biliniyor. Oysa 1 Mayıs marşı, sözüyle bestesiyle bir Türkiyeli sanatçıya, Sarper Özsan’a ait. Özsan bir tiyatro oyunu için hazırladığı marşın hiç hesapta yokken nasıl bir eylem marşı haline geldiğini

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Üçüncü Dünya Savaşı ilk iki dünya savaşından ayrı özellikler taşıyacaktır.

Değişim Ünlü hukukçu L. Duguit, devletin tüzel kişiliğini yadsırken şöyle der: “Hiçbir tüzelkişiyle bir masada oturup yemek yemedim.” Bu söz burjuva devleti için çok büyük bir doğru payı taşımaktadır. Çünkü burjuva devletinin temelinde bütün kitleyi kavrayan “toplumsal sözleşme” varsayımı yoktur; halkın kan damarlarını kalın kalın kendi yüreğinden geçirmez; halkın örgütlenmiş bir bileşkesi değil, hakim sınıfların

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: Psikoloji bilgisi aristokrasi tarafından kullanılırsa, kötülüklerin yoğunlaşmasına yol açacaktır.

Psikoloji ve Politika Bu denemede psikolojinin yakın zamanda politika üzerindeki olası etkilerinin niteliği üzerinde durmak istiyorum. Bu anlamda, hem olumlu, hem olumsuz etkilerden söz etmek niyetindeyim. Politik fikirler mantığa dayanmazlar. Altın standardının kabulü gibi teknik bir konunun kararlaştırılmasının temelinde bile duygusallık vardır; ve psikanilizcilere göre, bu duygusallık kibar bir toplulukta dile getirilecek türden değildir. Yetişkin bir kişinin

okumak için tıklayınız

28/29 Ocak Karadeniz Katliamı / “15’ler” Aslında Kaç Kişiydi ve Kimlerdi? – Ahmet Kardam

Her yılın ocak ayı sonunda komünistler, sosyalistler, demokratlar, ilerici insanlar Ocak 1921’in 28’ini 29’una bağlayan gece Trabzon’a getirilip Sürmene açıklarında Karadeniz’in sularına gömülen Türkiye Komünist Partisi’nin başkanı Mustafa Suphi’yi ve beraberindeki yoldaşlarını çeşitli biçimlerde anarlar. Bu yılın 28/29 Ocak’ı, kuruluş aşamasındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin bu ilk “faili belli” katliamının 101. yıldönümü oluyor. Nâzım Hikmet bu toplu

okumak için tıklayınız

Düşünme Etiği – Fatmagül Berktay

“Dünyayı sadece çağdaşlarımızla değil bizden sonrakilerle de paylaşıyoruz ve onu yaşanabilir bir yer olarak inşa etmek, korumak ve geleceğe bırakmak sorumluluğumuz var,” diyor Fatmagül Berktay. “Dünya sevgisi, ona ihtimam gösterme, özgürlük aşkı gibi kavramlar politik etkinliğin temelini oluştururlar. Eğer kişi politikayla ilgiliyse veya politika teorisiyle uğraşıyorsa neredeyse otomatik olarak bu değerlerle ilgilenmek ve seçimler yapmak

okumak için tıklayınız

Kimliği Terennüm Etmek / Erivan Radyosu Kürtçe Yayını – Kamran Elend

Kamran Elend, Kimliği Terennüm Etmek – Erivan Radyosu Kürtçe Yayını’nda Kürt kimliğiyle Erivan Radyosu arasındaki güçlü ilişkiyi ele alıyor. Sovyetler’de yaşayan ve azınlık olan Kürtlerin Erivan Radyosu Kürtçe Servisi aracılığıyla Sovyetler dışındaki Kürtlere, özellikle de Türkiye’deki Kürtlere nasıl ulaştıklarını, Türkiye’deki Kürtlerin kendi sınırları dışında ama yine kendi dillerindeki bir dünyayla nasıl tanıştıklarını anlatıyor. Bunu yaparken,

okumak için tıklayınız

Kapitalist Bilinçdışı / Marx ve Lacan – Samo Tomsic

Karl Marx, Lacan’ın öğretilerinde bahsi geçen birçok kuramcıdan sadece biridir, diğer klasik düşünürler Lacan’ın yapıtlarında daha derin izler bırakmıştır – o zaman bunca etkilenme arasında Marx’a ayrıcalık tanımak niye? Kapitalist Bilinçdışı’nın başlangıç noktasını oluşturan varsayım, Marx’a göndermesinin Lacan’ın öğretisi içinde önemli bir gelişime işaret ettiği ve Freud’a ikinci bir geri dönüşü başlattığı düşüncesidir. Böylece vurgu

okumak için tıklayınız

Bildiğimiz Dünyanın Sonu – Immanuel Wallerstein

Marx’ın ve Engels’in Manifesto’yu yazmalarından bu yana geçen yüz elliyi aşkın yılda, Marksistlerin “kapitalizm krizi” ile ilişkileri, “Kurt var!” diye bağıran çobanın hikâyesine benzedi. O dev, sarsıcı ve yok edici kriz bir türlü gelmek bilmiyor. Marksistler de her geçici, kısmi krizi beklenen nihai kriz sanmaktan vazgeçmiyorlar. Wallerstein’in “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” saptaması, hayata belirlenmiş bir senaryo

okumak için tıklayınız

Dinin İktidarı İktidarın Dini – Hilafet, Siyaset ve İslâm (750-833) – Nagihan Doğan

“Din ve devletin ikiz kardeşler olması ne Kurânî bir tasvir ne de var olan gerçekliğin izahıdır. (…) Geçerliliğini ve kutsiyetini temel İslâmî kaynaklardan alan ideal devlet şekli olarak gösterilen hilafet de, aslında beşerî ve tarihsel bir müesseseden fazlası değildir. Ne temel İslâmî kaynaklar yeryüzünde tanrısal düzenin garantörü olarak hilafetten söz etmiş ne de din ile

okumak için tıklayınız

L’Ordino Nuovo’dan esarete Gramsci – Zeynep Altıok

9 Kasım 1926’da faşist rejim, Mussolini’ye yapılan bir saldırıyı neden göstererek olağanüstü hâl yasalarını uygulamaya koydu. Antonio Gramsci, parlamenter dokunulmazlığı olmasına rağmen diğer komünistlerle birlikte tutuklandı ve Roma hapishanesi Regina Coeli’ye götürüldü. Davada faşist rejiminin savcısı Michele Isgro, şöyle dedi: “Bu beynin çalışmasını yirmi yıl süreyle durdurmalıyız.” Gramsci’nin 1929-1935 arasında yazdığı “Hapishane Defterleri”ne bakacak olursak

okumak için tıklayınız

Türkiye İşçi Partisi Radyoda – Proletaryanın Büyülü Kutusu

13 Şubat 1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi, Türkiye siyasal tarihinin en önemli olaylarından biridir. TİP’in gelişip güçlenmesinde parti sözcülerinin efsanevi radyo konuşmalarının çok önemli bir yeri vardır. Türkiye proletaryasının sözcüleri, 1961-1971 döneminde, bambaşka bir dile, bambaşka bir seslenişe ve bambaşka bir içeriğe sahip konuşmalarıyla o zamana kadar devletin ağzı olan radyoyu ‘proletaryanın büyülü kutusu’na çevirmişlerdi.

okumak için tıklayınız

“Konya’da Kürt mü Var?” / Orta Anadolu Kürtleri ve Kürtlerin Siyasallaşması – Hacı Çevik

Konya’da Kürt mü var?” sorusu, Orta Anadolu taşrasındaki Kürt nüfusuna dair bilgisizliğin günlük dildeki ifadesi. Oysa Ankara, Konya, Kırşehir, Çankırı, Aksaray, Yozgat, Çorum, Amasya, Niğde ve Tokat’ın kimi ilçelerinde, kimisi 15. yüzyıla kadar uzanan zamanlardan beri yerleşikleşmiş Kürt toplulukları yaşıyor. Hacı Çevik “Konya’da Kürt mü Var?”da kademe kademe göçlerle oluşan Orta Anadolu Kürt topluluklarının toplumsal

okumak için tıklayınız

Faşist Kimdir? Emilio Gentile

“Faşizme dönüş, Umberto Eco’nun ‘Ebedi Faşizm’ başlıklı makalesiyle, büyük bir sükseyle yeniden tedavüle girdi. Bu makalenin okunma biçimi, yazarın, ‘ebedi faşizm en masum kisvelere bürünerek geri dönebilir’ ve ‘görevimizin onun maskesini düşürmek ve dünyanın her yerinde her gün ortaya çıkan yeni biçimlerinden her birine dikkat çekmek’ uyarısını yaparken söylediklerinin tam tersi etkiler yaratabilir diye düşünüyorum.”

okumak için tıklayınız

“Kürtler Aslında…” Uç Sağın Kürtlere Bakışı – Bayram Koca

“Uç sağ Kürt meselesini müstakil bir şekilde ele almak yerine komünizmle ilişkili, ‘komünist Kürtçülük’ olarak değerlendirmiş ve komünistlerin Türkiye’deki emellerine ulaşmak için Kürt meselesini ‘araç’ olarak kullandığını iddia etmiştir. ‘Komünist Kürtçülük’te vurgu daha çok ‘komünistlik’te olmuş, böylece Kürt meselesi ‘antikomünizm politikaları’ çerçevesinde çözülmeye çalışılmış ve bunda da devletle işbirliği içerisinde olunmuştur.” Türkiye’nin en temel demokrasi

okumak için tıklayınız

Küresel İktisadi Tarihçe, 1980-2009 – Oktar Türel

Elinizdeki kitap, küresel iktisadın neoliberal ideoloji güdümünde geçen 1980-2009 dönemini betimlemek ve irdelemek amacı ile yazılmış olup, giriş ve sonuç bölümleri dışında, başlıca üç kısımdan oluşmaktadır. Bu üç kısımda, anılan dönemdeki küresel iktisadi yönetişim mekanizması, uygulanan belli başlı iktisat politikaları ve dönemin iktisadi başarımı sırayla incelenmiştir. Birinci kısmın ilk bölümünde neoliberalizmin gelişmiş ve gelişmekte olan

okumak için tıklayınız

Askerî Harcamalar ve Ekonomi / Eleştirel Bir Yaklaşım – Adem Yavuz Elveren

“Kapitalizmin ve emperyalizmin tüm yaratıcı, yenileştirici gücünün; ‘yıkarken, inşa da edebilen’ dinamizminin tükendiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu ikili, son kırk yıl boyunca, dünya halklarını piyasa vahşetine ve yıkıma mahkûm etti. Batı toplumları, refah devletinin birikimlerini adım adım yitirdi. Devletin geleneksel işlevlerinin aşınmayan ana öğesi ‘savunma’ adı altındaki askerî harcamalar oldu. Adem Yavuz Elveren’in kitabı kapitalizmin

okumak için tıklayınız

Halkların Direniş ve Özgürleşme Günü Newroz, Nû-Roj, Novruz, Nevruz … kutlu olsun. Newroz Pîroz Be!

İnsan, topluluklar biçiminde yaşamaya başladığından bu yana toprakla ve doğayla başka türlü bir ilişki kurdu. Bu da zorunluydu. Varlığının kaynağı, bir parçası olduğu doğayla iç içe, üreterek, bölüşerek, birleşerek, üreyerek neslini devam ettirebilirdi. Her anını paylaştığı doğanın seslerini dinledi, renklerini belledi, farklı her türlü kokuyu ayırt etti. Kendisinden başka hayat süreçlerini gözledi. Geceyi, gündüzü, ayı,

okumak için tıklayınız

Barbarın Tarihi – Ezilenin Dini / Hikmet Kıvılcımlı’da Tarih ve Din – Canan Özcan Eliaçık

“Kıvılcımlı, Türkiye sosyalist hareketi içerisindeki en özgün düşünürlerden biri… Okul yıllarında pozitivizmden etkilenmiş olduğu ya da tarih tezi bağlamında romantik sosyalizm geleneğine yaklaşmış olduğu söylenebilse de Kıvılcımlı’yı herhangi bir kategoriye sokmak çok mümkün değil. Kendine özgü ve Türkiye koşullarına uygun bir sosyalizm anlayışı geliştirmeye çalışan… Kıvılcımlı’nın neredeyse hayatının son anlarına kadar Türkiye’de kalmış olması da

okumak için tıklayınız

Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde / İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar – Ayşe Buğra

Ayşe Buğra bu yeni çalışmasında, insanın en temel davranış biçimlerinden biri olan tüketimi, iktisadî, siyasî, sosyal ve kültürel dinamiklerin kesiştiği bir noktada inceliyor. İlk bakışta salt bireysel bir özellikmiş gibi görülen tüketim ilişkileri, ahlâkî ve siyasî boyutlarından soyutlanarak ele alınabilir mi? Buğra, bu soruya açık ve inandırıcı biçimde olumsuz yanıt verirken, iktisat bilimindeki tüketim kavramının

okumak için tıklayınız

Sosyal Politika Yazıları – Derleyenler: Ayşe Buğra / Çağlar Keyder

Küreselleşme, özellikle zengin ülke devletlerinin yerleşmiş sosyal güvenlik programlarını sürdürebilme kapasitesini tehdit ediyor. 1945 sonrası dönemde fabrikalar işlerken ve insanlar hayat boyu sürdürecekleri işlerde çalışırken, gerek patronlar gerekse refah devletleri cömert bir sosyal güvenlik platformunun oluşmasını kabullenmişlerdi. Eğitim bedavaydı, sağlık harcamalarının çoğunu devlet karşılıyordu, emekli maaşları güvenliydi, işsizlik sigortası da iyi işliyordu. Oysa son yirmi

okumak için tıklayınız