Kategori: Politika

Yedinci Adam – Jean Mohr, John Berger

Batı ekonomileri kolla yapılan işlerin çoğunda niçin göçmen işçilere bağımlılık duyuyorlar? Bu emekçilere niçin makinelerin değiştirilebilir parçaları muamelesi yapılıyor? Bu insanları kendi ülkeleri ve ailelerinden ayrılıp da bu aşağılanmayı sindirmeye iten sebepler nelerdir? John Berger ile Jean Mohr Yedinci Adam adlı bu kitaplarında, göçmen işçilerin yaşadıkları deneyimlerin içine girip bu sorulara cevap bulmaya çalışıyorlar. İlk

okumak için tıklayınız

Giyotine kahkahalarıyla meydan okuyan kadın: Cezayirli Cemile “Ömür boyu hapistense idam daha özgürleştirici bir seçenektir”

Fransız sömürgesi altında Cezayir’de bir mahkeme. Cemile Bouhired yaralı ve işkence görmüş halde hakim karşısında. Karar: Giyotinle idam. Salonda herkes gözyaşlarına boğulurken, idam cezası verilen 22 yaşlarındaki orta boylu esmer kadın kahkahalarla gülmeye başlıyor ve herkesi şaşkına çeviren kahkahalarının ardından tarihe geçecek şu sözleri söylüyor:

okumak için tıklayınız

İktidarın Yurttaş Kane Modeli – Ulus Baker

1. İktidar ile “tutku” arasındaki bağın önemsizleşmesi Max Weber gibi birisini “rasyonelleşmenin”, iktidarın kimliksizleşmesinin modernlik sürecinin bir özelliği olduğunu varsaymaya götürmüştü. Michel Foucault da, aynı düşünceyi devam ettirerek “iktidarın deli ettiği” türünden bir varsayımın “disiplin toplumlarının” ve “iktidar teknolojilerinin” yaygınlaştığı modern yaşamda artık tutulamaz olduğu fikrine varıyordu.

okumak için tıklayınız

‘1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin?’

Gabriel Garcia Marquez’in deyişiyle “Bizim Fidel” 90 yıllık bir yaşamı geride bırakarak efsanevi insanlar arasına katıldı. Dünyanın dört bir tarafında adıyla hitap edilen ve “bizim” denilerek sahiplenilen çok az insan gördük. Bunun üzerinde durmakta fayda var, çünkü Sovyetler Birliği’nin 90’lı yıllarda çözülmesiyle birlikte, Küba’nın ayakta kalabilmesinin nedenlerinden biri, hatta en önemlisi bu sihirli sözcüktür.

okumak için tıklayınız

“Fidel ölürse mi? Fidel de bir fani ve hepimiz gibi bir zaman geldiğinde ölecek. Bu devrimi hep birlikte yaptık. Zaten hepimiz Fidel’iz.”

Fidel Castro Ruz: Köstebeği bekleyemeyen devrimci Fidel Castro ve yoldaşları 26 Temmuz 1953’te Moncada Kışlası’nı basarak diktatörlüğe son vermek için harekete geçtiğinde Küba solunun büyük kısmı bunu ‘Darbeci, maceracı ve umutsuz bir eylem’ olarak mahkum edecekti.

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney ile Behçet Necatigil’in ortaklaştığı görüş

Yılmaz Güney Kovboy mu?.. İşin aslına bakarsanız, Hollyvvood filmlerindeki hızlı silah çekme sahnelerinin tamamıyla uydurma olduğu ortaya çıkar. Kovboyların bellerindeki silahlar son derece kullanışsız ve iş görmez durumdaydılar.

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet ve Kızılderililer

Kristof Kolomb’u anlatmak üzere Oregon’un Porta ilçesinde derse giren Bili Bigelovv adlı öğretmen ön sırada oturan bir kız öğrencinin cüzdanını alır. Bu olay tüm sınıfın gözleri önünde olmuştur. Herkes şaşkındır!… Böylesine açık yapılan hırsızlığa bir anlam veremez çocuklar. Kız öğrenci tepki göstermek zorunda kalır: “Cüzdanımı aldınız”… Ve öğretmen derse başlar: “Hayır. Cüzdanını keşfettim!”

okumak için tıklayınız

Marks ve Tarih: Kutuplaşma – Immanuel Wallerstein

Genelde çoğu çözümlemeciler (özellikle de Marksist çözümlemeciler), Marx’ın tarih yazımıyla ilgili en çok belirsizlik taşıyan dü­şüncelerini vurgulama ve süreç içinde onun en özgün ve verimli düşüncelerini ihmal etme eğilimi göstermektedirler. Bu belki de şaşırmamamız gereken bir şeyse de işimizi hiç kolaylaştırmadığı açıktır.

okumak için tıklayınız

Fıtrat / İş Kazası Değil, Cinayet – İsmail Saymaz

“bağırsam ne yarar, nasılsa duymazlar ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm içimde cesetler ve daha ölmemişler var” Metin Altıok Türkiye’nin son otuz yıldır geçirdiği iktisadi dönüşüm, tüm çıplaklığıyla işçi ölümlerinde çıkar karşımıza. Başarılı gazeteci İsmail Saymaz, bu cinayet mahallerine dönüp bir kez daha bakıyor, cinayetin delillerinin izini sürüyor Fıtrat’ta…

okumak için tıklayınız

Foucault’yu Marx’la Okumak – Jacques Bidet

Marx ile Foucault’nun düşüncelerinin birbirine zıt olduğu, bağdaşamayacağı kabul edilir. Foucault’nun bir dönem Marksizme yakın dursa da sonrasında onu sert biçimde eleştirdiği, düşüncesinin temel kavramlarını Marksizme alternatif olmak üzere geliştirdiği bilinir. Yine de bu iki düşüncenin iletişime sokulması büsbütün imkânsız mıdır? Değilse bu iletişimin koşulları nelerdir? Dahası, böyle bir ilişkiden eleştirel düşünce adına elimize ne

okumak için tıklayınız

Sosyalizm ve İnsan Ruhu – Oscar Wilde “sosyalizm, bizi başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtaracaktır.”

“Sosyalizmin tesisinden elde edilecek en büyük kazanç, bizleri o pek sıkıcı şeyden, başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtarması olacaktır.” Oscar Wilde’ın bu açılış cümlesi, toplumsallığa değil de bireyselliğe vurgu yapan bir sosyalizm anlayışına karşılık geliyor. Kalabalıkların inanç ve değer yargılarının çoğu zaman mutlakiyetçi otoriteye yol açtığını çok erken bir tarihte görmüş olan Wilde, geleneksel ahlakçılıklara, din

okumak için tıklayınız

Max Horkheimer: Bugün toplumsal iktidar makinesinin ezici ağırlığı ile atomlaşmış kitlelerin güçsüzlüğü arasındaki oransızlık yaşanıyor.

Bugün, ütopyaya giden yolda en büyük engel, toplumsal iktidar makinesinin ezici ağırlığı ile atomlaşmış kitlelerin güçsüzlüğü arasındaki oransızlıktır. Geri kalan herşey —her yere sinmiş ikiyüzlülük, sahte teorilerle beslenen inanç, spekülatif düşüncenin gerilemesi, iradenin sakatlanması ya da korkunun baskısıyla sonuçsuz faaliyetler içinde dağılıp gitmesi— bu oransızlığın belirtileridir. Eğer felsefe insanların bu hastalıkları tanımasına yardımcı olursa, insanlığa

okumak için tıklayınız

Pablo Neruda: Gölge ile ışık arasındaki o çok eski öldürücü savaşımı bugün, bütün dehşeti ile görmekteyiz.

Cinayet Granada’da İşlendi Şu satırları yazdığım günlerde İspanya’da başarılı bir askeri darbenin bilmem kaçıncı yıl törenleri yapılmakta! Madrid’de, Franco maviler ve sırmalar içinde, etrafında koruyucuları, yanında Birleşik Amerika, İngiltere ve öteki ülkelerin büyükelçileri olduğu halde, askeri birliklerin geçit törenini izliyor. O günlerin savaşından habersiz gençlerden oluşmuş bu askeri birlikler.

okumak için tıklayınız

Gramsci’ci Pasif Devrim – Josef Kılçıksız

Türk siyaseti yeni bir momentum kazanmışken, acaba A. Gramsci’nin “pasif devrim” kavramıyla sosyo-politik süreçler açıklanabilir mi? Pasif devrim, gerçek yapısal değişimi erteleyen, kitlelerin siyasal sisteme tam katılımını/girişini yadsıyan, muhalefeti devlet aygıtına entegre eden, değişen güç dengesinin ve yönetici sınıfların, ideolojik konsensüsün veya organizasyonal tutumumun yokluğunda sınıf çatışmalarını yönetme stratejisinin adıdır.

okumak için tıklayınız

Jorge Luis Borges: “Milliyetçilik yalnızca olumlamalara ve şüpheyi ortadan kaldıran öğretilere izin verir; olumsuzlamalar ise fanatikliğin ve aptallığın bir türüdür”

Jorge Luis Borges “Futbol popülerdir; çünkü aptallık popüler,” demişti. Arjantinli yazarın bu “muazzam oyun”a karşı sergilediği tavır ilk bakışta günümüz futbol düşmanlarının ağızlarından düşürmediği laflara benziyor gibi. “Futbol sıkıcıdır. Çok fazla maç beraberlikle bitiyor. Sakatlanma numarası yapanlara da tahammülüm yok.”

okumak için tıklayınız